<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:webfeeds="http://webfeeds.org/rss/1.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>Memorial Sağlık Grubu Basın Bültenleri</title>
        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/feed</link>
        <description><![CDATA[My feed description]]></description>
        <atom:link href="https://basinv1.lond.net/kategori/%7Bcategory_slug%7D/rss" rel="self"></atom:link>
                                                                <language>tr</language>
        <lastBuildDate>Tue, 28 May 2024 14:58:18 +0300</lastBuildDate>
                <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda löseminin 6 belirtisine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuklarda-loseminin-6-belirtisine-dikkat-1715</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuklarda-loseminin-6-belirtisine-dikkat-1715</guid>
            <description><![CDATA[<p>L&ouml;semi, kan h&uuml;crelerinin &uuml;retiminde ve işlevlerinde sorunlara yol a&ccedil;an bir t&uuml;r kanserdir. Genellikle beyaz kan h&uuml;cr]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>L&ouml;semi, kan h&uuml;crelerinin &uuml;retiminde ve işlevlerinde sorunlara yol a&ccedil;an bir t&uuml;r kanserdir. Genellikle beyaz kan h&uuml;crelerini etkiler, ancak diğer kan h&uuml;crelerini de g&ouml;r&uuml;lebilir. L&ouml;semi semptomları arasında; yorgunluk, enfeksiyonlara yatkınlık, kolay morarma veya kanama ve kemik ağrıları bulunur. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı l&ouml;semisi tedavi edilebilen bir hastalıktır.</p>

<p><strong>L&ouml;semi 2 farklı t&uuml;rde g&ouml;r&uuml;lebiliyor</strong></p>

<p>Kemik iliği v&uuml;cutta alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları yani kan &uuml;reten organdır. Kemik iliğinde &uuml;retilen bu h&uuml;creler farklılaşarak kontrols&uuml;z &ccedil;oğaldığında kemik iliği blast adı verilen kanser h&uuml;creleriyle kaplanır, g&ouml;revini yeri getiremez ve l&ouml;semi hastalığı oluşur. L&ouml;semiler, akut lenfoblastik l&ouml;semi ve akut miyeloblastik l&ouml;semi olarak iki ana gruba ayrılır. Akut lenfoblastik l&ouml;semi &ccedil;ocuklarda daha sık g&ouml;zlenmektedir.</p>

<p><strong>Bu risk fakt&ouml;rlerine dikkat!</strong></p>

<p>L&ouml;semin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte bir takım &ccedil;evresel ve genetik fakt&ouml;rler bulunmaktadır. Toksik, kimyasal maddelere maruz kalmak &ouml;zellikle boya sanayiinde &ccedil;ok kullanılan benzen maddesi, radyasyon maruziyeti &ccedil;evresel toksik fakt&ouml;rler arasında sayılabilir. Bir &ccedil;ocuğun kardeşinde, ikizinde veya ailesinde bir l&ouml;semi &ouml;yk&uuml;s&uuml; bulunuyorsa herhangi başka bir &ccedil;ocuğa g&ouml;re risk fakt&ouml;r&uuml; artmaktadır. Ayrıca &ccedil;ok ciddi ve ağır enfeksiyonlarla bağışıklık sistemi baskılanmış bir &ccedil;ocukta minik birka&ccedil; kanser h&uuml;cresi varsa kontrols&uuml;z bir şekilde &ccedil;oğalarak l&ouml;semiye neden olabilmektedir. Yani enfeksiyon l&ouml;seminin ortaya &ccedil;ıkışını hızlandırabilmektedir.</p>

<p><strong>Bu belirtileri mutlaka dikkate alın</strong></p>

<p>1. Kemik iliği tutulduğu zaman eklemlerde ve kemiklerde ağrı ilk belirti olabilir. Kemik ve eklem ağrıları, şişme ve ısı artması olabilir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kan kanseri ilk kemik iliğinde başlar. Bu sebeple romatizma ile de karışabilmektedir.</p>

<p>2. Kemik iliği g&ouml;revini yerine getiremediği ve alyuvar oluşturamadığı i&ccedil;in anemi yani kansızlık ortaya &ccedil;ıkabilir. &Ccedil;ocukta halsizlik, yorgunluk ve iştahsızlık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar 10 adet merdiveni &ccedil;ıktıktan sonra nefes nefese kalabilirler.</p>

<p>3. Akyuvarlar azaldığında ise &ccedil;ocuk enfeksiyonlara duyarlı hale gelebilmektedir. &Ccedil;ocuk ateşlenebilir ve bu ateş antibiyotik tedavisine yanıt vermez. Antibiyotik tedavisi ile d&uuml;zelmeyen ısrarlı ve y&uuml;ksek ateş l&ouml;seminin habercisi olabilir.</p>

<p>4. Trombosit &uuml;retimi d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde ise &ccedil;ocuk kanamaya meyilli olmaktadır. Ciltte noktasal tarzda peteşi denilen kanamalar oluşmaktadır. Ayrıca kolay morarma, purpura (kırmızımsı mor renkte, basmakla solmayan deri d&ouml;k&uuml;nt&uuml;s&uuml;), ekimoz (&ccedil;arpma, d&uuml;şme gibi bir travma sonucu deri altında kan birikmesi), burun ve diş eti kanamaları da g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.</p>

<p>5. Boyun, koltuk altı ve kasık b&ouml;lgesinde b&uuml;y&uuml;yen lenf bezleri de uyarıcı belirtilerden olabilir. Blast adı verilen kanserli h&uuml;creler lenf bezlerine yayıldığında lenf bezlerini b&uuml;y&uuml;tmektedir. Baş, boyun, koltuk altı ve kasık b&ouml;lgesinde antibiyotik tedavisi ile ge&ccedil;meyen, ısrarla b&uuml;y&uuml;yen 2 santimetrenin &uuml;zerindeki ve ağrısız lenf bezleri de mutlaka dikkate alınmalıdır.</p>

<p>6. Karaciğer dalak b&uuml;y&uuml;meleri karnı gererek karın ağrısına sebep olabilmektedir.</p>

<p>Bu tip bulgularından birini veya birka&ccedil;ını taşıyan bir &ccedil;ocuğa &ouml;ncelikle kan sayımı ve periferik yayma testi yapılması gerekmektedir. L&ouml;semin kesin tanısı ise kemik iliği incelemesi ile konmaktadır.</p>

<p><strong>L&ouml;semi tedavi edilebilen bir hastalıktır</strong></p>

<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı l&ouml;semisi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Uygun kemoterapi protokolleri ile Akut lenfoblastik l&ouml;semi tedavisinin başarısı olduk&ccedil;a y&uuml;ksektir. Akut miyeloblastik l&ouml;semide ise kemoterapi ve k&ouml;k h&uuml;cre transplantasyonu yapılmaktadır. Akut lenfoblastik l&ouml;semi tedavisinde kemoterapi protokolleri ind&uuml;ksiyon, konsolidasyon ve idame olarak &uuml;&ccedil; kısımdan oluşmaktadır. İnd&uuml;ksiyon kemoterapisi yaklaşık olarak bir ay s&uuml;rmektedir. Akut lenfoblastik l&ouml;semi tedavisinin ind&uuml;ksiyon ve konsolidasyon kısımları hastanede yatarak uygulanmaktadır. İlk altı ay yoğun kemoterapi s&uuml;recinden sonra idame kemoterapiye ge&ccedil;ilmelidir. Akut lenfoblastik l&ouml;semide toplam tedavi s&uuml;resi iki yıla ulaşmaktadır. Bu tedavi s&uuml;recinde ailelerin &ccedil;ok sabırlı olması gerekmektedir. Akut miyeloblastik l&ouml;semide ise kemoterapi bloklar halinde uygulanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 28 May 2024 14:58:18 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[En çok yaptırılan beş estetikten biri ‘’Burun Estetiği’’]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/en-cok-yaptirilan-bes-estetikten-biri-burun-estetigi-1709</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/en-cok-yaptirilan-bes-estetikten-biri-burun-estetigi-1709</guid>
            <description><![CDATA[<p>Y&uuml;z&uuml;n en &ccedil;ıkık yeri, bir başka deyişle odak noktası olan burnun daha iyi g&ouml;r&uuml;nmesi i&ccedil;in pek &ccedil;ok kişi estet]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Y&uuml;z&uuml;n en &ccedil;ıkık yeri, bir başka deyişle odak noktası olan burnun daha iyi g&ouml;r&uuml;nmesi i&ccedil;in pek &ccedil;ok kişi estetik uygulamalara başvuruyor. Bunlar arasında da cerrahi uygulamalar başı &ccedil;ekiyor. Kimi burnunun şeklini değiştirmek, kimi işlevselliğini artırmak, kimi de daha &ouml;nce ki burun ameliyatı sonrası gelişen problemden kurtulmak i&ccedil;in doktorun kapısını &ccedil;alıyor. İşte tam bu noktada burun estetiği ameliyatı &lsquo;&rsquo;Primer Rinoplasti&rsquo;&rsquo; ve &lsquo;&rsquo;Revizyon Rinoplasti&rsquo;&rsquo; olarak ikiye ayrılıyor.</p>

<p><strong>Burun Estetiğinde &lsquo;&rsquo;Primer Rinoplasti&rsquo;&rsquo;</strong></p>

<p>Burun şeklindeki istenmeyen kusurları d&uuml;zeltmek ya da burun fonksiyonlarını iyileştirmek i&ccedil;in yapılan ilk cerrahi m&uuml;dahale &lsquo;&rsquo;Primer Rinoplasti&rsquo;&rsquo; olarak adlandırılır. Ameliyat burun kemiklerinin kırılması, kıkırdakların yeniden şekillendirilmesi ve yumuşak dokuların d&uuml;zeltilmesi gibi teknikler kullanılarak ger&ccedil;ekleştirilir. Rinoplasti genellikle burnunun g&ouml;r&uuml;nt&uuml;s&uuml;nden memnun olmayan veya işlevsel sorunlar yaşayan kişilerin tercih ettiği bir estetik operasyondur. Ancak ameliyat kararı alınırken kişinin genel sağlık durumuna, burun anatomisine ve beklentilerine bakılır. En iyi ve etkili sonu&ccedil; i&ccedil;in burun estetiği ameliyatına uygun adayla cerrah arasında tedavi se&ccedil;enekleri doğru şekilde değerlendirilmelidir.</p>

<p>Rinoplasti sonrası iyileşme s&uuml;reci kişiden kişiye değişse de genellikle ilk birka&ccedil; hafta i&ccedil;inde belirgin bir iyileşme g&ouml;zlemlenir. Bu aşamada &ouml;dem ve morluklar normaldir ve birka&ccedil; hafta i&ccedil;inde azalması beklenir. Sonu&ccedil;lar ise genellikle ameliyat sonrası birka&ccedil; ay i&ccedil;inde ortaya &ccedil;ıkar ve burnun şekli de işlevi de zamanla daha da iyileşir.</p>

<p><strong>Burun Estetiğinde &lsquo;&rsquo;Revizyon Rinoplasti&rsquo;&rsquo;</strong></p>

<p>Revizyon rinopIasti ise daha &ouml;nce yapılan bir rinoplasti sonrası (burun estetiği) ortaya &ccedil;ıkan estetik veya işlevsel problemleri d&uuml;zeltmek i&ccedil;in yapılan ikinci cerrahi m&uuml;dahaledir. Bu t&uuml;r revizyonlar genellikle ilk rinoplastinin istenilen sonucu vermemesi, asimetri, nefes alma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; gibi sorunlarla ilişkilidir. Revizyon rinoplasti, daha karmaşık olabilir ve mutlaka deneyimli bir cerrah tarafından yapılması gerekir. Yani ortada hem başarısız olmuş bir ilk operasyon hem de o operasyonda deforme olmuş bir anatomik yapı vardır. Bu nedenle revizyon rinoplasti sonrası iyileşme de daha uzun s&uuml;rer.</p>

<p><strong>Burun estetiği ile ilgili bilinmesi gerekenler</strong></p>

<p>B&uuml;y&uuml;k k&uuml;&ccedil;&uuml;k her cerrahi operasyon kendi i&ccedil;inde riskler barındırır. T&uuml;m ameliyatlarda olduğu gibi estetik operasyon &ouml;ncesi de kişi bunun ciddi bir karar olduğunu aklında tutarak hareket etmeli, s&uuml;reci &ouml;nemsemeli ve ameliyatı ger&ccedil;ekleştirecek olan cerrahın tavsiyelerine harfiyen uymalıdır. Genel anestezi altında yapılan burun estetiği ameliyatları ortalama 4 saat s&uuml;rer ve operasyon sonrası ilk g&uuml;n y&uuml;ze soğuk uygulama yapılır. Hasta &ccedil;oğunlukla bir gece yatış sonrası taburcu edilir. Ameliyattan 2-3 g&uuml;n sonra gelişen &ouml;dem ve morluk sonraki g&uuml;nlerde yerini hızlı bir iyileşmeye bırakır. Ameliyat sonrası hastanın mutlaka uyması gereken kurallar ise şunlardır:</p>

<p><strong>1.&nbsp;</strong>Ameliyat sonrası, burun &ccedil;ok iyi korunmalı, darbe alması &ouml;nlenmeli, tehlikeli aktivitelerden ve spordan iki hafta kadar uzak durulmalıdır.</p>

<p><strong>2.&nbsp;</strong>İlk bir hafta aşırı y&uuml;z mimiklerinden ve g&uuml;lmekten ka&ccedil;ınılmalıdır.</p>

<p><strong>3.&nbsp;</strong>Ameliyat b&ouml;lgesi g&uuml;neşe maruz bırakılmamalıdır.</p>

<p><strong>4.&nbsp;</strong>Ameliyat sonrası alkolden ve sigaradan uzak durulmalıdır.</p>

<p><strong>5.&nbsp;</strong>Sağlıklı beslenilmeli ve mutlaka baş y&uuml;ksekte olacak şekilde dinlenilmelidir.</p>

<p><strong>6.&nbsp;</strong>Ameliyattan sonraki 6 hafta boyunca g&ouml;zl&uuml;k kullanılmamalı, sonrasında ise hafif &ccedil;er&ccedil;eveli olanlar tercih edilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 24 May 2024 15:10:30 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Sağlıksız beslenme kolon ve rektum kanserine davetiye çıkarıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/sagliksiz-beslenme-kolon-ve-rektum-kanserine-davetiye-cikariyor-1708</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/sagliksiz-beslenme-kolon-ve-rektum-kanserine-davetiye-cikariyor-1708</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde beslenme tarzının değişmesi ile birlikte son yıllarda kolorektal kanserlerde de artış g&ouml;r&uuml;lmektedir. D&uum]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde beslenme tarzının değişmesi ile birlikte son yıllarda kolorektal kanserlerde de artış g&ouml;r&uuml;lmektedir. D&uuml;nyada bir yıl i&ccedil;erisinde 1 milyon 900 bine yakın yeni kolorektal kanser vakası ve 950 bin kolorektal kanser kaynaklı &ouml;l&uuml;m vakası tespit edilmiştir. Kolon ve rektum kanseri yaşı ge&ccedil;tiğimiz yıllarda daha ileriyken, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gen&ccedil;ler arasında da bu kanser t&uuml;rlerine rastlanmaktadır.</p>

<p><strong>Kırmızı et, salam, sosis gibi işlenmiş etlere dikkat!</strong></p>

<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de kolerektal kanserlerde bir artışın nedenlerinden birinin de fast food ve işlenmiş etlerin t&uuml;ketimindeki artış olduğu g&ouml;zlemlenmektedir. &Uuml;lkemizde Akdeniz mutfağı yani sebze ve zeytinyağı ağırlıklı yemekler daha &ccedil;ok t&uuml;ketilirken, son d&ouml;nemde Akdeniz mutfağı unutulmaya y&uuml;z tutmuş durumdadır. Bunun yerini işlenmiş etler, hızlı ve kolayca yapılan fast foodlar almıştır. Kırmızı et, salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş etlerin t&uuml;ketilmesine bağlı olarak &uuml;lkemizde kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml;nde bir artış olduğu g&ouml;r&uuml;lmektedir. Şişmanlık ve hareketsizlik kolorektal kanserler i&ccedil;in negatif bir fakt&ouml;r olmakla birlikte, hareketli olmak kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml;ne yakalanma riskini azaltmaktadır.</p>

<p>Her g&uuml;n y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmak, d&uuml;zenli spor yapmak, Akdeniz tarzı, sebze ve zeytinyağı ağırlıklı beslenmek, kırmızı et, işlenmiş et ve t&uuml;ts&uuml;lenmiş etten uzak durmak kolorektal kanserlerden korunmak i&ccedil;in &ouml;nemlidir.</p>

<p><strong>Gaitada gizli kana bakan 683 merkez var</strong></p>

<p>Kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rleri kanserler erkeklerde daha fazla g&ouml;r&uuml;lmektedir. Sağlık Bakanlığı&rsquo;nın 2023 yılı verilerine g&ouml;re d&uuml;nyada 1 milyon 900 bine yakın kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;r&uuml; vakası tespit edilmektedir. Bilinen yıllık vakanın 950 bini ise hayatını kaybetmektedir.</p>

<p>Kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rleri, t&uuml;m&ouml;r&uuml;n tarafına g&ouml;re belirtileri değişmektedir. Sağ kolon t&uuml;m&ouml;rleri sol kolon t&uuml;m&ouml;rlerinden farklı olmaktadır. Sağ kalın t&uuml;m&ouml;rleri daha &ccedil;ok anemi dediğimiz kansızlıkla kendini belli etmekte ve hastalar genellikle halsizlikle doktora başvurmaktadır. Sol kolon daha dar ve t&uuml;m&ouml;r daraltıcı lezyonlar yaptığı i&ccedil;in kabız ve ishal atakları yaşanmaktadır. Yani hasta 3-5 g&uuml;n kabız 3-5 g&uuml;n ishal oluyorsa sol kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml;nden ş&uuml;phelenmek gerekmektedir.</p>

<p>Kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rleri &ouml;nlenebilen bir hastalık ve bu konuda birtakım tedbirler almak gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı&rsquo;nın uygulaması olan Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM), Ana &Ccedil;ocuk Sağlığı gibi benzer kuruluşlarda gaitada gizli kan testi yapılmaktadır. T&uuml;rkiye&rsquo;de gaitada gizli kana bakan yaklaşık 683 tane merkez bulunmaktadır. Bu test &uuml;cretsiz olarak iki yılda bir yapılmakta ve &ccedil;ok basit bir şekilde kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml; varlığı &ouml;nceden tespit edilmektedir. Gaitada gizli kanı pozitif olanlara Sağlık Bakanlığı kolonoskopi &ouml;nermekte ve 10 yılda bir kolonoskopi yapılması istenmektedir. Eğer ailede birinci derecede akrabalarda kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml; varsa hastanın riski 6 ila 8 kat arttığı i&ccedil;in yakınının kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml;ne yakalandığı yaştan 10 yıl geriden başlıyor. &Ouml;rneğin babası 50 yaşındayken kolon t&uuml;m&ouml;r&uuml; olmuşsa oğlunun 40 yaşında kolonoskopi yaptırması, kendini tarattırması gerekmektedir.</p>

<p><strong>Vakalardaki artışın nedenleri ve g&uuml;ncel tedaviler masaya yatırıldı</strong></p>

<p>Kolon ve rektum kanserinde son yıllarda g&ouml;r&uuml;len &ouml;nemli artış ve tanı- tedavideki g&uuml;ncel uygulamalar Memorial &amp; Cleveland Clinic Cerrahi G&uuml;nleri&rsquo;nde konuşuldu. Memorial ve T&uuml;rk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği ortaklığında &lsquo;Memorial -Cleveland Clinic Cerrahi G&uuml;nleri&rsquo; d&uuml;zenlendi. Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi&rsquo;nde 4&rsquo;&uuml;nc&uuml;s&uuml; ger&ccedil;ekleştirilen programda a&ccedil;ılış konuşmasını Kolon rektum Cerrahi, Proktoloji ve Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ediz Altınlı, T&uuml;rk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Y&ouml;netim Kurulu &Uuml;yesi Fahrettin Acar, Memorial Sağlık Grubu CEO&rsquo;su Bora Ulud&uuml;z, Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi Direkt&ouml;r&uuml; Sevim Şuekinci yaptı. Alanında uzman doktorların katıldığı sempozyumda kolerektal ve proktolojik cerrahide g&uuml;ncel yaklaşımlar konuşuldu.Kolorektal kanserlerde robotik cerrahi uygulamaları, ameliyatsız tedavi y&ouml;ntemleri, rejeneratif &ndash; tıp k&ouml;k h&uuml;cre tedavileri gibi g&uuml;ncel yaklaşımların paylaşıldığı sempozyum iki g&uuml;n boyunca yurtdışı ve yurt i&ccedil;inden gelen doktorlar birbirlerine deneyimlerini aktardı.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 23 May 2024 17:10:30 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Nefes egzersizleri psikolojik travmaların çözülmesinde fayda sağlıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/nefes-egzersizleri-psikolojik-travmalarin-cozulmesinde-fayda-sagliyor-1705</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/nefes-egzersizleri-psikolojik-travmalarin-cozulmesinde-fayda-sagliyor-1705</guid>
            <description><![CDATA[<p>Travma, beden ve ruh a&ccedil;ısından &ouml;nemli yaralanma belirtileri bırakan bir etki sonucu oluşan yerel yara olarak tanımlanıyor. Psikolojik t]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Travma, beden ve ruh a&ccedil;ısından &ouml;nemli yaralanma belirtileri bırakan bir etki sonucu oluşan yerel yara olarak tanımlanıyor. Psikolojik travma ise, kişinin beklemediği bir olaya sınırlarını zorlayan bir şekilde maruz kalması olarak biliniyor. Duygu ve d&uuml;ş&uuml;ncelerin oluşturduğu kalıpları kırmak ve huzurlu bir yaşam i&ccedil;in nefes egzersizleri &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>İyileşmenin ilk adımı doğru nefes almak</strong></p>

<p>Nefes egzersizlerinin temel amacı doğru nefes almayı &ouml;ğrenmektir. Daha iyi bir stres y&ouml;netimi, psikolojik travmalarla m&uuml;cadele, daha iyi akciğer fonksiyonları veya kaliteli uyku nefes egzersizleriyle birlikte sağlanabilmektedir. İyileşmenin ilk adımı doğru nefes alarak başlamaktadır.</p>

<p><strong>Yoğun stresli d&ouml;nemlerde nefes egzersizleri &ouml;nem taşıyor</strong></p>

<p>Yaşanan travmalar sonrasında veya stresli d&ouml;nemlerde nefes egzersizleri &ouml;nem taşımaktadır. Doğru nefes teknikleri hem psikolojik hem de fiziksel rahatlama sağlamaktadır. Panik atak, anksiyete, sosyal fobi veya psikolojik travmalar sırasında nefes egzersizleri hastanın rahatlamasını ve sağlıklı d&uuml;ş&uuml;nerek hareket edebilmesini sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Nefes egzersizinin temelinde sakin kalabilmek var</strong></p>

<p>Nefes egzersizlerine başlarken sakin kalmak &ouml;nemlidir. Sakinliği koruyarak yavaş&ccedil;a nefesi kontrol etmek hastayı sakinleştirmektedir. Nefes egzersizine başlarken bu adımları uygulamak daha rahat bir s&uuml;re&ccedil; ge&ccedil;irmeye yardımcı olacaktır;</p>

<p>&middot; Diyafram nefesi alabilmek i&ccedil;in dik bir konumda olunmalı</p>

<p>&middot; Nefesi tamamen boşaltıp sonra burundan nefes alınmalı</p>

<p>&middot; Karın b&ouml;lgesi ve diyafram şişmeli</p>

<p>&middot; Sırta doğru genişleterek nefes alıp verilmeli</p>

<p>&middot; Hafif bir kuvvetle sanki hava ka&ccedil;ıran bir balon gibi &ldquo;ssss&rdquo; sesiyle kesiksiz olarak nefes verilmeye &ccedil;alışılmalı</p>

<p>&middot; Nefes bitene kadar s&uuml;rd&uuml;r&uuml;p ve bu b&ouml;lgedeki kaslar hissedilmeli</p>

<p>&middot; G&uuml;n i&ccedil;erisinde tekrar ederek başlangı&ccedil; seviyesindeki egzersizleri &ccedil;alışmalı</p>

<p>&middot; Baş d&ouml;nmesi olmaması i&ccedil;in 10 dakikalık aralar verip dinlenilerek devam edilmeli</p>

<p>&middot; Nefes egzersizlerinin bu konuda uzman kişilerden &ouml;ğrenilip uygulanması &ouml;nem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 22 May 2024 14:41:39 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Ritim bozukluğunda kalp pili ile yaşamın püf noktaları]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ritim-bozuklugunda-kalp-pili-ile-yasamin-puf-noktalari-1701</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ritim-bozuklugunda-kalp-pili-ile-yasamin-puf-noktalari-1701</guid>
            <description><![CDATA[<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde artış g&ouml;steren kalp rahatsızlıkları ve beraberinde gelen sağlık sorunları yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Kalpte ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde artış g&ouml;steren kalp rahatsızlıkları ve beraberinde gelen sağlık sorunları yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Kalpte ritim bozukluğunu tetikleyen nedenler ve sağlıksız yaşam alışkanlıkları da ritim problemleri ve kalp hastalığı riskini artırıyor. Kalbin normal ritminin dışında atması ile oksijen azalıyor, tıkanan damarlar ile kalp krizi riski oluşabiliyor. Kişide bayılma hissi, g&ouml;ğ&uuml;s sıkışması, nefes darlığı, aşırı yorgunluk ve kalp ağrısı belirtileriyle ortaya &ccedil;ıkan kalpte ritim bozukluklarında vakit kaybedilmeden doktora başvurulması gerekiyor. Kalp pili takılması gerekli g&ouml;r&uuml;len kişiler i&ccedil;in artık yeni bir hayat başlıyor. Bu d&ouml;nemde bazı &ouml;nemli noktalara dikkat edilmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılması &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>Kalp ritim bozukluğu hayat ritminizi bozmasın</strong></p>

<p>Ritim bozukluğu toplumda yaygın g&ouml;r&uuml;len bir hastalıktır. Genellikle &ccedil;arpıntı şeklinde bir hisse neden olur. Ayrıca bayılma, nefes darlığı, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı gibi kalple ilgili diğer belirtiler de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Hatta bazen ilk ortaya &ccedil;ıkışı ani &ouml;l&uuml;m şeklinde olabilmektedir. Ritim bozuklukları doğuştan olabileceği gibi sonradan da oluşabilmektedir. Bir&ccedil;ok ritim bozukluğunda hayati tehlike olmamaktadır. Ancak bir kısmı ciddi sonu&ccedil;lara varabilen &ouml;l&uuml;mc&uuml;l ritim bozuklukları g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Ritim bozukluğunun tanısının erken d&ouml;nemde konması ve uygun tedavinin planlanması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Ritim bozukluğu temel olarak ani başlayıp ani sonlanabilmektedir. Hayati tehlikeye neden olmasalar da uzun s&uuml;reli kalp hızının uygunsuz zamanlarda artması kişide olumsuz bir tabloya yol a&ccedil;abilmektedir. Bu nedenle panik atak gibi psikolojik problemlerin oluşması s&ouml;z konusu olabilmektedir. Kalp ritim bozukluğu erken tanı ile tedavi edilebilmektedir. Kalp ritim bozukluğu tedavi edilirken sorunun altında yatan neden belirlenmelidir ve ardından ila&ccedil; tedavisi uygulanmaktadır. İla&ccedil;lar ile birlikte doktor kontrolleri sağlanmakta ve kişilerin yaşam kalitelerinde ortaya &ccedil;ıkan b&uuml;t&uuml;n olumsuz durumların ortadan kaldırılması ama&ccedil;lanmaktadır. Tedavi se&ccedil;enekleri genel olarak; kalp ritim ila&ccedil;ları ( antiartimik ila&ccedil;lar ), kateter ablasyonu, kalıcı kalp pillerinin takılması, kalp ameliyatları gibi y&ouml;ntemlerdir.</p>

<p><strong>Ritim bozukluğu ve kalp pili tedavisi nasıl yapılmalı?</strong></p>

<p>Ritim bozukluğunun tanısı elektrokardiyografi, 24 saatlik ritim Holter ve bazen de elektrofizyolojik &ccedil;alışma ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bir kısmına herhangi bir tedavi gerekmezken gerekli durumlarda ila&ccedil; tedavisi, ablasyon ve bazen de kalp pilleri ile tedavi gerekli olabilmektedir. Kalp pillerinin bazı t&uuml;rlerinde ani &ouml;l&uuml;mleri engellemek amacıyla şok verme &ouml;zellikleri bulunmaktadır. &Ouml;l&uuml;mc&uuml;l ritim bozukluğu geliştiğinde otomatik olarak k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir elektrik akımı ile ritim bozukluğu d&uuml;zelmektedir. Hastaların bir kısmına da kalp zayıflığı nedeniyle kalp pili takılır ve birka&ccedil; ay i&ccedil;inde hastaların kalp zayıflığı neredeyse tamamen d&uuml;zelebilmektedir. Kalıcı kalp pilleri, kalbin ritmini d&uuml;zenleyen ve oluşturan, kalpte şok etkisi oluşturabilen, &ouml;l&uuml;mc&uuml;l risk oluşturabilecek kalp yetmezliği tedavisinde takılmaktadır. Kalp pilleri kalbin d&uuml;zensiz attığını ve ritmin yavaş veya hızlı olduğunu algılamaktadır. Kalp pilleri takıldıktan sonra kalbe sinyal g&ouml;ndermekte, bu sinyal kalbin normal hızında atması gerektiğini iletmektedir. Kalp pillerinde jenerat&ouml;r denilen kısım elektriksel mesajların kalbe taşınmasında kullanılan kablolar ile kalp atışını kontrol etmektedir.</p>

<p><strong>Kalp pili ile sağlıklı bir yaşam i&ccedil;in dikkat edilmesi gerekenler</strong></p>

<p>Kalp ritmini d&uuml;zenleyen ve kalp yetmezliği, kalp b&uuml;y&uuml;mesi, kalp kasının tedavisinde kullanılan tedavi y&ouml;ntemlerinden biri olan kalp pilleri, uzun s&uuml;reli tedavi sağlayabilmektedir. Kalp pilleri takılmış bireylerde yaşam şeklinde yapılan değişiklikler ile daha sağlıklı bir s&uuml;re&ccedil; izlenebilmektedir. Kalp pili ile yaşamda dikkat edilmesi gerekenler ise;</p>

<p>&middot; Kalp pili ile yaşayan hastalar ağır y&uuml;k taşımaktan, tempolu egzersiz ve sporlardan ka&ccedil;ınmalı, sağlıklı yaşamaya &ccedil;alışmalı, işlenmiş ve doymamış yağlardan uzak kalmaya &ouml;zen g&ouml;stermelidir.</p>

<p>&middot; Havalimanı ve AVM gibi toplu mekanlarda elektriksel cihazlardan ge&ccedil;erken mutlaka kalp pili takıldığı belirtilmelidir. Kalp pili takıldığına dair bir kimlik veya belge taşımaya &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir.</p>

<p>&middot; Elektriksel bir akım g&uuml;c&uuml; olan kalp pilleri elektronik aletler ile etkileşime girebilmektedir. Bu nedenle t&uuml;m elektronik cihazlar ile etkileşime girme riski unutulmamalıdır.</p>

<p>&middot; Kalp pillerinin de bir &ouml;mr&uuml; bulunmaktadır. Ortalama olarak 6-15 yıl arasında mutlaka sık sık doktor g&ouml;zetiminde gerekli kontrolleri sağlanmalıdır. Gerekli g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; durumlarda kalp pilleri değiştirilmelidir.</p>

<p>&middot; Her 3 ay veya 6 ayda bir doktor kontrol&uuml; yaptırılıp kalp pili kontrol edilmeli, rutin kontrolleri aksatılmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 21 May 2024 17:56:09 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Obezite ile gelen 14 hastalığa dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/obezite-ile-gelen-14-hastaliga-dikkat-1697</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/obezite-ile-gelen-14-hastaliga-dikkat-1697</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; (WHO) obeziteyi &lsquo;&rsquo;Sağlık i&ccedil;in risk oluşturacak miktarda, fazla veya anormal yağ birikimi]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; (WHO) obeziteyi &lsquo;&rsquo;Sağlık i&ccedil;in risk oluşturacak miktarda, fazla veya anormal yağ birikimi&rdquo; olarak tanımlıyor. Fazla kilo ve obezite hastalığı; metabolik, kardiyovask&uuml;ler, ortopedik, psikiyatrik bir&ccedil;ok rahatsızlığa yol a&ccedil;abiliyor. Hareketsiz bir yaşam tarzı ve v&uuml;cudun ihtiyacından fazla kalori almak obezite hastalığının ana nedenleri arasında yer alıyor. Kullanılan ila&ccedil;lar ve &ccedil;eşitli hastalıklar da obeziteye yol a&ccedil;abiliyor.</p>

<p><strong>Rakamlar giderek &uuml;rk&uuml;t&uuml;c&uuml; hale geliyor</strong></p>

<p>Mart 2023 tarihinde yayınlanan D&uuml;nya Obezite Atlası&rsquo;nda 2035 yılında 4 milyara yakın insanın kilo fazlalığı ve obeziteden etkileneceği &ouml;ng&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. İzole olarak obezite penceresinden bakıldığında ise aynı periyotta bu oranın %14&rsquo;ten %24&rsquo;e &ccedil;ıkacağı, 2035 yılında yaklaşık 2 milyar yetişkin, &ccedil;ocuk ve adolesanın etkileneceği değerlendirilmektedir. Obezite rakamlarındaki en hızlı y&uuml;kselme &ccedil;ocuklar ve adolesanlarda yani gelişme &ccedil;ağındaki bireylerde g&ouml;r&uuml;lmekte; 2020&rsquo;den 2025&rsquo;e gelindiğinde erkek &ccedil;ocuklarda %10&rsquo;dan %20&rsquo;ye y&uuml;kseleceği, 2020&rsquo;den 2025&rsquo;e gelindiğinde kız &ccedil;ocuklarda %8&rsquo;den %18&rsquo;e y&uuml;kseleceği hesaplanmaktadır. Bu tablolar eşliğinde obezitenin nedenlerini ve etkilerini tanımak, buna g&ouml;re &ouml;nlem almak &ouml;nemlidir.</p>

<p><strong>Bir&ccedil;ok fakt&ouml;r obezite gelişimine yol a&ccedil;ıyor</strong></p>

<p>Obezitenin nedeni &ccedil;oğunlukla hareketsiz (sedanter) yaşam tarzı ve artmış kalori alımıdır. Bununla birlikte, obezitenin hormonal nedenleri de araştırılmalıdır.Kilo alımı yaşı, kilo alımı ile ilişkilendirilen olaylar, ge&ccedil;mişteki kilo verme &ccedil;abaları, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, ge&ccedil;mişte ve g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kullanılan ila&ccedil;lar, bedensel aktivite (egzersiz) durumu ve sigara bırakma &ouml;yk&uuml;s&uuml; değerlendirilmelidir. Obezite tanım ve derecelendirmesi beden kitle indeksi (BKİ)&rsquo;ne dayanarak &ldquo;BKİ= Ağırlık (kg)/Boy (m2 )&rdquo; form&uuml;l&uuml; ile değerlendirilir. Beden kitle indeksine g&ouml;re obezite dereceleri aşağıdaki gibidir:</p>

<p><strong>Yetişkinlerde Gruplar (Beden Kitle İndeksi -BKİ, kg/m2)</strong></p>

<p>Zayıf &lt;18,50</p>

<p>Normal 18,5 &ndash; 24,99</p>

<p>Fazla kilolu 25,00 &minus; 29,99</p>

<p>Obeziteli &ge;30,00</p>

<p>Hafif obeziteli 30,00 &minus; 34,99</p>

<p>Orta derecede obeziteli 35,00 &minus; 39,99</p>

<p>Morbid obeziteli 40,00 &ndash; 49,99</p>

<p>S&uuml;per obeziteli &ge;50,00</p>

<p><strong>Obezite beraberinde bir&ccedil;ok sağlık sorununu da getiriyor</strong></p>

<p>Sağlığı olumsuz etkileyen kompleks ve multifakt&ouml;riyel bir hastalık olarak kabul edilen obezite, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde &ouml;nlenebilir &ouml;l&uuml;mlerin sigaradan sonra gelen ikinci en &ouml;nemli nedenidir. Obezite pek &ccedil;ok sağlık sorununa zemin hazırlamaktadır. Bunlar başlıca ş&ouml;yle sıralanabilir</p>

<p>1. Tip 2 diyabet ve prediyabet</p>

<p>2. Kalp-damar hastalıkları</p>

<p>3. Hipertansiyon</p>

<p>4. Hiperlipidemi</p>

<p>5. Beyin damar hastalıkları</p>

<p>6. &Ccedil;eşitli kanserler</p>

<p>7. Obstr&uuml;ktif uyku-apne sendromu</p>

<p>8. Karaciğer yağlanması</p>

<p>9. Gastro&ouml;zofageyal refl&uuml;</p>

<p>10. Safra yolları hastalığı</p>

<p>11. Polikistik over sendromu</p>

<p>12. İnfertilite yani kısırlık</p>

<p>13. Osteoartroz ( Eklem aşınması)</p>

<p>14. Depresyon</p>

<p><strong>Kilo almanın &ouml;nemli nedenlerinden biri kullanılan ila&ccedil;lar</strong></p>

<p>Kadınlarda, erkeklerle kıyaslandığında daha y&uuml;ksek oranda v&uuml;cut yağ y&uuml;zdesi vardır. Yetişkin hayatta erkeklerle kıyaslandığında kadınlar daha &ccedil;ok yağdan kilo almaya meyillidirler. İns&uuml;lin grubu, sulfonil&uuml;re grubu, glitazon grubu, glukokortikoid grubu ve antipsikotik gruptaki ila&ccedil;ların kullanımı kilo almaya neden olabilir. Fizik muayenede guatr olması hipotiroidiyi d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. Proksimal kas g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;, aydede y&uuml;z&uuml; ve/veya ciltte menekşe renkli &ccedil;atlaklar Cushing Sendromu&rsquo;nu d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;r&uuml;r. Kadında akne veya t&uuml;ylenme artışında polikisitik over sendromu ( PKOS) a&ccedil;ısından değerlendirme yapılmalıdır. Hastanın &ouml;yk&uuml;s&uuml;nden, fizik muayenesinden ve başlangı&ccedil; kan testlerinden yola &ccedil;ıkarak ileri değerlendirme yapmak da gerekebilir. Hipotalamik obezite, b&uuml;y&uuml;me hormonu eksikliği ve hipogonadizm gibi durumlarda hipotalamus-hipofiz aksı da değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Obezite &ouml;nlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır</strong></p>

<p>Obezite &ouml;ncelikle &ouml;nlenebilir, daha sonrasında da tedavi edilebilir bir toplum sağlığı problemidir. Erken &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde ve yetişkinliğe ge&ccedil;iş d&ouml;nemindeki &ccedil;ocuklarda obezite sıklığının artması bu hastalıkla toplum olarak m&uuml;cadele edilmesi gerekliliğini net bir şeklide ortaya koymaktadır. Kim tarafından tanımlanırsa tanımlansın; global bir epidemi olarak kabul edilmektedir. Obezite hastalığı i&ccedil;in tarama y&uuml;ksek riskli hastaların tespit edilmesini sağlar. Y&uuml;ksek riskli hasta grubu b&ouml;ylelikle sağlık riskleri, yaşam tarzı değişiklikleri, obezite tedavi se&ccedil;enekleri ve sağlık risklerinin azaltılması konusunda profesyonel destek alabilir. Kilo fazlası veya obeziteli olan bireyler muayene edilmeli ve laboratuvar testleri istenmelidir. Bu kombine değerlendirme; obezitenin tipini ve ciddiyetini, oluşturduğu sağlık risklerini ve tedavi se&ccedil;enekleri konusundaki yol planını belirlemede yardımcı olur. Obeziteli bireyin tedavisinde damgalayıcı (stigmatizma) diyalogları kullanmamak gerekmektedir. Kural koyucular, g&ouml;n&uuml;ll&uuml; kuruluşlar, eğitim unsurları, sağlık otoriteleri yani toplumun t&uuml;m unsurları bu gittik&ccedil;e artan sağlık problemi i&ccedil;in g&uuml;&ccedil;lerini birleştirerek ellerinden geleni yapmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 20 May 2024 17:48:07 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[‘Hayata Devam’ Sergisi Memorial Bahçelievler’de…]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/hayata-devam-sergisi-memorial-bahcelievler-de-1696</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/hayata-devam-sergisi-memorial-bahcelievler-de-1696</guid>
            <description><![CDATA[<p>Ressam Banu Sağnak Erten&rsquo;in, farklı teknikler kullanarak yaptığı resimlerden oluşan &lsquo;Hayata Devam&rsquo; sergisinin simgesel omurgasını]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Ressam Banu Sağnak Erten&rsquo;in, farklı teknikler kullanarak yaptığı resimlerden oluşan &lsquo;Hayata Devam&rsquo; sergisinin simgesel omurgasını &lsquo;keşişler&rsquo; oluşturuyor. Sanat&ccedil;ının kesişlerden ilham alarak &ccedil;ağdaş bir yorum getirdiği eserleri, keşişlerin d&uuml;nyasına atıfta bulunuyor ve zaman i&ccedil;indeki yolculuklarını izlememize olanak sağlıyor. Sanat&ccedil;ının, tuval &uuml;zerine yağlı boyayla &uuml;rettiği se&ccedil;kin sergisinde, pek &ccedil;ok k&uuml;lt&uuml;r &ouml;ğesinden yararlanarak hayata ge&ccedil;irdiği 13 farklı yapıt bulunuyor. Sanat&ccedil;ı, tablolarında kullandığı duygusal ve ruhsal bağlamlardan yola &ccedil;ıkarak, ziyaret&ccedil;ileri i&ccedil;sel bir yolculuğa davet ediyor. Serginin simgesi yeşil kelebek, organ bağışı ile ikinci yaşamına kavuşan hastaları ve &ldquo;yeniden doğuşu&rdquo; simgeliyor.</p>

<p><strong>10 Haziran&rsquo;a kadar g&ouml;r&uuml;lebilecek</strong></p>

<p>Serginin, 22 Mayıs &Ccedil;arşamba g&uuml;n&uuml; Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi Sanat Galerisi&rsquo;ndeki a&ccedil;ılış lansmanında,&nbsp;<strong>&lsquo;Organ Bağışında Farkındalık&rsquo;</strong>&nbsp;panel programı da yer alacak. Organ bağışı farkındalığına dikkat &ccedil;ekmek amacıyla, Banu Sağnak Erten&rsquo;in moderat&ouml;rl&uuml;ğ&uuml;nde d&uuml;zenlenecek panelde, Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. K. Yal&ccedil;ın Polat, organ bağışı ve organ nakline dair merak edilen soruları yanıtlayacak.</p>

<p>Organ bağışı farkındalığına dikkat &ccedil;ekmek, organ nakli bekleyen hastalara umut olabilmek ve toplumda organ bağışı bilinci oluşturmak amacıyla d&uuml;zenlenen lansmana, organ nakli sonrası yeniden hayata tutunan nakil hastaları ile yakınları da katılacak. Sergideki eserlerin satışından elde edilecek gelirin bir kısmı ise Organ Nakli Bilin&ccedil;lendirme ve Geliştirme Derneği&rsquo;ne aktarılacak.</p>

<p>T&uuml;m sanatseverlere a&ccedil;ık olacak sergi, 10 Haziran&rsquo;a kadar Memorial Bah&ccedil;elievler Sanat Galerisi alanında ziyaret edilebilecek.</p>

<p><strong>Program:</strong></p>

<p>11.30 Kokteyl</p>

<p>&middot; 12.00 Organ Bağışı S&ouml;yleşisi</p>

<p>&middot; 12.30 Sergi Ziyareti</p>

<p>Yer: Memorial Bah&ccedil;elievler Sanat Galerisi</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 20 May 2024 17:37:22 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Erkeklerde varikoselin 4 belirtisine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/erkeklerde-varikoselin-4-belirtisine-dikkat-1694</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/erkeklerde-varikoselin-4-belirtisine-dikkat-1694</guid>
            <description><![CDATA[<p>Gen&ccedil;, erişkin erkeklerde g&ouml;r&uuml;len varikosel, testisin toplayıcı damarlarının şişerek genişlemesi ve b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanım]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Gen&ccedil;, erişkin erkeklerde g&ouml;r&uuml;len varikosel, testisin toplayıcı damarlarının şişerek genişlemesi ve b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanır. Ağrıya da sebep olabilen bu rahatsızlık, erkek kısırlığının &ouml;nemli sebeplerinden birini oluşturur ve modern y&ouml;ntemlerle tedavi şansı y&uuml;ksek bir rahatsızlıktır. Bu nedenle belirtiler konusunda dikkatli olunmalı ve vakit kaybedilmeden doktora başvurulmalıdır.</p>

<p><strong>D&uuml;ş&uuml;k dereceli varikoselde şikayet yoksa tedaviye de gerek olmayabilir</strong></p>

<p>Toplayıcı damarlarının şişerek genişlemesi ve b&uuml;y&uuml;mesi testiste ısı artışına sebep olur. Isı artışı sperm &uuml;retiminin azalmasına veya sperm kalitesini bozarak infertilite yani kısırlığa neden olabilir. Varikosel i&ccedil;in testislerde g&ouml;r&uuml;len varik&ouml;z ven yani varis denebilir.</p>

<p>Gen&ccedil; erkeklerde g&ouml;r&uuml;len varikoselin neden olduğu tam olarak belirlenememekle birlikte, genellikle erkek kısırlığının araştırılması sırasında tanı konulmaktadır. Varikosel hayati tehlike oluşturmaz, hi&ccedil;bir şikayete yol a&ccedil;mıyorsa tedavi edilmesine de gerek olmamaktadır. Hastaların doktora başvurma nedenleri kısırlık dışında nadiren de olsa ağrı hissetmeleridir. Fiziki muayene ve radyolojik g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme ile varikoselin seviyesi belirlenmektedir. Kısırlık şikayeti varsa g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemeyle eş zamanlı olarak sperm parametreleri de kontrol edilmektedir. Varikosel testisleri olan herkesi her yaşta etkileyebilir. Kişiler genellikle gen&ccedil;lik yıllarında varikoselin farkına varırlar. Varikoselin cinsel organlara kan akışının arttığı ergenlik d&ouml;nemiyle ilgili olabileceğinden ş&uuml;phelenilmektedir. Bazı durumlarda varikosel testisin d&uuml;zg&uuml;n bir şekilde b&uuml;y&uuml;mesini engelleyebilir, bir testisin diğerine g&ouml;re daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k olabilir.</p>

<p><strong>Varikoselde olası belirtiler şu şekildedir;</strong></p>

<p><strong>Ağrı:</strong>&nbsp;Donuk bir ağrı veya rahatsızlık. Genellikle ayakta dururken veya g&uuml;n&uuml;n ilerleyen saatlerinde daha sık olur. Uzanmak &ccedil;oğu zaman ağrıyı hafifletir.</p>

<p><strong>Skrotumda kitle:</strong>&nbsp;Varikosel yeterince b&uuml;y&uuml;kse, testisin &uuml;zerinde &quot;solucan torbası&quot; benzeri bir kitle g&ouml;r&uuml;lebilir. Daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir varikosel g&ouml;r&uuml;lemeyecek kadar k&uuml;&ccedil;&uuml;k olabilir ancak dokunulduğunda fark edilebilir.</p>

<p><strong>Farklı b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kteki testisler:</strong>&nbsp;Etkilenen testis diğer testislerden belirgin şekilde daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k olabilir.</p>

<p><strong>Kısırlık:</strong>&nbsp;Varikosel &ccedil;ocuk sahibi olmada zorluklara neden olabilir ancak t&uuml;m varikoseller kısırlığa neden olmaz.</p>

<p><strong>Cerrahi m&uuml;dahale &ouml;nemli</strong></p>

<p>Sperm kalitesi d&uuml;ş&uuml;k olan t&uuml;m varikosellerde &ccedil;ocuk sahibi olmak isteniyorsa ameliyat &ouml;nerilmektedir. Varikosel tedavisi her hasta i&ccedil;in gerekli olmayabilir, varikoseli olup &ccedil;ocuk sahibi olan hastalar da bulunmaktadır. Tedavi hastanın şikayetlerine, sperm kalitesine ve sperm &uuml;retimine g&ouml;re belirlenmektedir. Varikoselin cerrahi dışı tedavisi bulunmamaktadır. İki farklı ameliyat se&ccedil;eneği vardır; a&ccedil;ık ameliyat vemikroskopik varikoselektomi.</p>

<p><strong>Ameliyat i&ccedil;in modern teknolojiler kullanılıyor</strong></p>

<p>Mikroskopik varikoselektomi uzun zamandır yapılanvarikoselektomi ameliyatının insan g&ouml;z&uuml;n&uuml;n g&ouml;rebileceği detayı 40 kat yaklaştırarak g&ouml;rmesini sağlayan bir mikroskop ile yapılmasıdır. Klasikvarikoselektomi ameliyatlarında başarı şansı %85 civarındayken mikroskopik varikoselektomi ameliyatlarında başarı oranı daha da y&uuml;kselmekte, komplikasyon ve n&uuml;ks ihtimali d&uuml;şmektedir. Hastalar ameliyat g&uuml;n&uuml; veya 1 g&uuml;n sonra taburcu olmaktadır, 10 g&uuml;n i&ccedil;inde hastanın yara yerinde iyileşme ger&ccedil;ekleşmektedir. Bir ay boyunca ağır iş yapılmaması &ouml;nerilmektedir. 3 aydan itibaren sperm kalitesinde d&uuml;zelme sağlanmakta, 6 aydan sonra da maksimum etki g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 17 May 2024 18:30:53 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Yüksek tansiyona iyi gelecek 7 yaşam tarzı değişikliği]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yuksek-tansiyona-iyi-gelecek-7-yasam-tarzi-degisikligi-1687</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yuksek-tansiyona-iyi-gelecek-7-yasam-tarzi-degisikligi-1687</guid>
            <description><![CDATA[<p>Hipertansiyon, kalpten v&uuml;cuda taşınan kanın atardamarlara uyguladığı kuvvetin y&uuml;ksek olduğu yaygın bir durumdur. Y&uuml;ksek tansiyon adı]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Hipertansiyon, kalpten v&uuml;cuda taşınan kanın atardamarlara uyguladığı kuvvetin y&uuml;ksek olduğu yaygın bir durumdur. Y&uuml;ksek tansiyon adıyla da bilinen hipertansiyon kontrol altına alınmadığında; kalp hastalıkları, inme, b&ouml;brek hastalığı, ani &ouml;l&uuml;m gibi ciddi sonu&ccedil;lara yol a&ccedil;abilir. Y&uuml;z g&uuml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; olan ise tanısı kolay konulabilir, &ouml;nlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. Y&uuml;ksek tansiyon genellikle herhangi bir belirti vermez ve bir&ccedil;ok kişi bu hastalığa sahip olduğunu bilmeyebilir. Bunu bilmenin tek yolu kan basıncını kontrol ettirmekten ge&ccedil;er.</p>

<p><strong>Ciddi sağlık sorunlarına yol a&ccedil;abilir!</strong></p>

<p>Kalp atarken &ouml;l&ccedil;&uuml;len kan basıncına sistolik tansiyon, kalbin yumuşadığında &ouml;l&ccedil;&uuml;len kan basıncına diyastolik tansiyon denir. Normal şartlar altında sistolik tansiyon 120mmhg ya da 12, diyastolik tansiyon 80mmhg ya da 8 altında olması gerekir. Bu değerlerin &uuml;zerindeki tansiyon hipertansiyon olarak kabul edilir. Yeterli d&uuml;zenli fiziksel aktivite yapmamak gibi sağlıksız yaşam tarzı se&ccedil;imleri nedeniyle ortaya &ccedil;ıkabilir. Diyabet ve obezite gibi belirli sağlık durumları da y&uuml;ksek tansiyon gelişme riskini artırabilir. Tedavi edilmeyen y&uuml;ksek tansiyon; kalp krizi, fel&ccedil; ve diğer ciddi sağlık sorunları riskini artırır.</p>

<p><strong>Evde yapılan d&uuml;zenli &ouml;l&ccedil;&uuml;mler &ouml;nemli</strong></p>

<p>Evde kan basıncı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nde, kol i&ccedil;in uygun manşonlu ve onaylı otomatik tansiyon &ouml;l&ccedil;&uuml;m aleti kullanılır. Ev &ouml;l&ccedil;&uuml;mleri en az beş g&uuml;n yapılmalıdır. Kan basıncı, sabah ve akşam saatlerinde ve her seferinde en az ikişer kez &ouml;l&ccedil;&uuml;lmelidir. Evde kan basıncı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; en az beş dakika dinlendikten sonra yapılmalı ve &ouml;l&ccedil;&uuml;mden &ouml;nceki 30 dakika i&ccedil;inde sigara veya kahve i&ccedil;ilmemeli, egzersiz yapılmamalıdır. Bir dakika arayla iki &ouml;l&ccedil;&uuml;m alınarak bu iki &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;n ortalaması kaydedilmelidir. Kan basıncı &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nde kullanılacak otomatik tansiyon &ouml;l&ccedil;&uuml;m cihazının koldan &ouml;l&ccedil;&uuml;m yapan cihaz olması &ouml;nemlidir. Bilekten &ouml;l&ccedil;&uuml;m yapan cihazlar evde kan basıncı takibinde &ouml;nerilmemektedir.</p>

<p><strong>Herhangi bir neden olmadan ortaya &ccedil;ıkabilir</strong></p>

<p>Erişkinlerde g&ouml;r&uuml;len hipertansiyon şikayetlerinin %90-95 gibi b&uuml;y&uuml;k bir oranında tanımlanabilir bir neden yoktur. Tanımlanabilir bir nedeni olmayan bu hipertansiyon t&uuml;r&uuml;ne birincil (primer) hipertansiyon denir. Daha nadir g&ouml;r&uuml;len ve altta yatan bir nedene bağlı ortaya &ccedil;ıkan hipertansiyona ise ikincil hipertansiyon denir.</p>

<p>Bu tabloya yol a&ccedil;an tıbbi durumlar arasında; b&ouml;brek hastalıkları, b&ouml;brek&uuml;st&uuml; bezi t&uuml;m&ouml;rleri, b&ouml;breğe giden kan damarlarında doğuştan gelen kusurlar, tiroid hastalıkları ve obstr&uuml;ktif uyku apnesi yer alır. Bazı hallerde de doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı ila&ccedil;ları, ağrı kesiciler, kortizon i&ccedil;eren ila&ccedil;lar, meyan k&ouml;k&uuml; şurubu, kokain ve amfetamin gibi yasa dışı uyuşturucu ila&ccedil;lar y&uuml;ksek tansiyona neden olabilir.</p>

<p><strong>Yaşam tarzında değişiklikler yapmak fayda sağlayabilir</strong></p>

<p>Toplum sağlığı a&ccedil;ısından erişkin bireyin kan basıncı hangi evrede olursa olsun uygun yaşam tarzı değişiklikleri &ouml;nerilmelidir. Eğer bireyin kan basıncı artmış ise (sistolik 120&ndash;139 mmHg, diyastolik 80&ndash;89 mmHg) bu &ouml;neriler ısrarla vurgulanmalıdır. Hastanın y&uuml;ksek tansiyonu var ise yaşam tarzı değişikliği &ouml;nerileri mutlaka uygulanmalıdır.</p>

<p><strong>Aşağıdaki &ouml;nerileri uygulayın;</strong></p>

<p>1.&nbsp;<strong>İdeal v&uuml;cut ağırlığını koruyun:</strong>&nbsp;Hasta fazla kilolu ise uygun kiloya inmesi &ouml;nerilmeli veya en azından kilo vermesi (ağırlığının en az %5&ndash;10&rsquo;u kadar kilo kaybı) teşvik edilmelidir.</p>

<p>2.&nbsp;<strong>Tuz kısıtlaması yapın:</strong>&nbsp;G&uuml;nl&uuml;k sodyum alımı 2&ndash;2.4 g (5&ndash;6 g tuz) ile sınırlandırılmalıdır. T&uuml;rkiye&rsquo;de genel pop&uuml;lasyonda yapılan SALTURK &ccedil;alışmaları g&uuml;nl&uuml;k tuz t&uuml;ketiminin olduk&ccedil;a y&uuml;ksek olduğunu (yaklaşık 15 g/g&uuml;n) ve bunun hipertansiyon ile ilişkisini g&ouml;stermiştir.</p>

<p>3.&nbsp;<strong>Sağlıklı beslenin:</strong>&nbsp;Hipertansiyon hastalarının beslenmesinde ağırlıklı olarak sebze ve meyve, az yağlı besinler, tam tahıl, sebze kaynaklı protein ve haftada en az iki kez balık yer almalıdır. &Ccedil;abuk t&uuml;ketilen, işlenmiş ve aşırı yağ, rafine şeker ve tuz i&ccedil;eren yiyeceklerin t&uuml;ketiminden ka&ccedil;ınılmalıdır.</p>

<p>4.&nbsp;<strong>Sigarayı bırakın:</strong>&nbsp;Hipertansiyonu olan hastaların sigara kullanmaması, kullanıyor ise mutlaka bırakması tavsiye ve teşvik edilmelidir. Sigara bırakma kalp damar hastalıklarını azaltmada en etkili &ouml;nlemlerden biridir.</p>

<p>5.&nbsp;<strong>Alkol kısıtlaması yapın ya da kullanmayın:</strong>&nbsp;Hipertansiyonu olan hastaların alkol kullanması &ouml;nerilmez. Eğer kullanıyorlarsa erkekler i&ccedil;in en fazla 20&ndash;30 g/g&uuml;n ( g&uuml;nde 2 kadeh), kadınlar i&ccedil;in en fazla 10&ndash;20 g/g&uuml;n (g&uuml;nde 1 kadeh) ile sınırlanmalı ve daha fazla miktarda alkol t&uuml;ketmemeleri &ouml;ğ&uuml;tlenmelidir.</p>

<p>6.&nbsp;<strong>Hareketli yaşayın:</strong>&nbsp;Hastalara yaşına ve fiziksel durumuna uygun şekilde d&uuml;zenli fiziksel aktivite/egzersiz yapması salık verilmelidir. Genel olarak haftada en az beş kez 30 dakikadan az olmayan aktivite &ouml;nerilmektedir. Buna ek olarak g&uuml;n boyunca da hareketli bir yaşam &ouml;ğ&uuml;tlenmelidir.</p>

<p>7.&nbsp;<strong>Stres y&ouml;netimine &ouml;nem verin:</strong>&nbsp;Davranışların d&uuml;zenlenmesi ve gevşeme teknikleri hakkında &ouml;nerilerde bulunulmalıdır.</p>

<p>Yaşam tarzı değişikliklerine rağmen kan basıncı y&uuml;ksek seyreden hastalara ila&ccedil; tedavisi başlanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 16 May 2024 15:49:30 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bu 4 belirti huzursuz bacak sendromu habercisi olabilir]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-4-belirti-huzursuz-bacak-sendromu-habercisi-olabilir-1685</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-4-belirti-huzursuz-bacak-sendromu-habercisi-olabilir-1685</guid>
            <description><![CDATA[<p>Bacaklarda oluşan ağrı ile birlikte bir&ccedil;ok belirtiye yol a&ccedil;an huzursuz bacak sendromu, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde her 100 kişiden 5&rsq]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Bacaklarda oluşan ağrı ile birlikte bir&ccedil;ok belirtiye yol a&ccedil;an huzursuz bacak sendromu, g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde her 100 kişiden 5&rsquo;inde g&ouml;r&uuml;lmekle birlikte kadınlarda daha &ccedil;ok g&ouml;zlemleniyor. İlerleyen tablolarda gece ağrılarıyla birlikte uyku d&uuml;zeni bozulabiliyor ve daha sonra hastalarda y&uuml;r&uuml;me bozuklukları ortaya g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Genellikle akşam saatlerinde ortaya &ccedil;ıkan ve gece ağrısıyla kendini g&ouml;steren bu sendrom, bacaklarda ağrı, uyuşma, kaşıntı, karıncalanma problemlerine de neden olabiliyor.</p>

<p><strong>Bahar aylarında şikayetler artıyor</strong></p>

<p>Yapılan araştırmalar sonucunda bahar aylarında huzursuz bacak sendromu vakalarında artış olduğu g&ouml;zlemlenmektedir. Bahar ayına giren huzursuz bacak sendromlu bireylerde artan semptomlar sonucunda ruhsal değişimlere eşlik eden depresyon belirtileri, mutsuzluk, yorgunluk, sosyal aktivitelere karşı isteksizlik ve kaygı bozuklukları olabilmektedir. Depresyonu tetikleyen bu belirtilere sahip kişiler daha &ouml;nceki d&ouml;nemlerde yaşadıkları uykusuzluk problemi ile birlikte seyreden depresyon durumuyla birlikte yaşamsal aktivitelerde olumsuz s&uuml;re&ccedil;ler yaşayabilmektedir. Huzursuz bacak sendromunda erken tanı ve teşhis i&ccedil;in doktor kontrollerinin d&uuml;zenli olarak yapılması olduk&ccedil;a &ouml;nem taşımaktadır. İlerleyen semptomlu kişilerde bu durum y&uuml;r&uuml;me bozukluklarına eşlik edebilmektedir. Bu y&uuml;zden mutlaka doktor kontrolleriyle birlikte bu s&uuml;re&ccedil; doğru y&ouml;netilebilmelidir.</p>

<p><strong>Huzursuz Bacak Sendromunun 4 Belirtisi</strong></p>

<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde iş hayatındaki uzun s&uuml;re oturma durumu, hareketsiz yaşam, spor ve egzersizleri belirli bir rutin i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleştirmemekten kaynaklanabilen huzursuz bacak sendromu, gen&ccedil; yaşlarda da g&ouml;r&uuml;lmektedir. Huzursuz bacak sendromuna eşlik eden 4 belirti ş&ouml;yle sıralanmaktadır:</p>

<p>1. Uzanırken oluşan ya da uzun s&uuml;re hareketsiz oturma pozisyonlarına gelişen, bacaklarda karıncalanma hissine eşlik eden uyuşma</p>

<p>2. Huzursuzluk hissine eşlik eden psikolojik bacak uyuşma d&uuml;ş&uuml;ncesinden dolayı bacakları s&uuml;rekli olarak hareket ettirme isteği, hareket ettirince uyuşmanın azalacağı d&uuml;ş&uuml;ncesi ile otururken bile istemsiz bacak oynatma</p>

<p>3. Gece uyurken oluşan şiddetli bacak ağrıları, uykuyu b&ouml;len kramplar ve uzanır pozisyonda uyuşma hissine eşlik eden diz seğirmeleri</p>

<p>4. Bacaklarda oluşan uyuşmadan dolayı uyku esnasında hareket istemi oluşması, tekme atma isteğiyle birlikte uykudan uyanma, uyku d&uuml;zensizliklerine eşlik eden semptomlar.</p>

<p><strong>D&uuml;zenli egzersizler hastalara iyi geliyor</strong></p>

<p>Spor ve d&uuml;zenli egzersizlerle sağlıklı bir yaşam s&uuml;rd&uuml;rmek huzursuz bacak sendromu hastaları i&ccedil;in &ouml;nemlidir. V&uuml;cudumuzun g&uuml;n i&ccedil;indeki y&uuml;k&uuml;n&uuml; taşıyan bacaklar, spor aktivitelerinde de sık&ccedil;a hareket etmekte ve huzursuz bacak sendromuna neden olan hareketsizliği sonlandırmaktadır. Hareket eden bacak kasları ve kemiklerde ortaya &ccedil;ıkan kasılmalarda azalmakta ve huzursuz bacak sendromuyla ortaya &ccedil;ıkan gece kasılmaları da sona erebilmektedir. Huzursuz bacak sendromunda her g&uuml;n yapılan y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler de son derece faydalı olabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 15 May 2024 13:59:38 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Göz tembelliği çocuğun sosyal gelişimine zarar veriyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/goz-tembelligi-cocugun-sosyal-gelisimine-zarar-veriyor-1684</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/goz-tembelligi-cocugun-sosyal-gelisimine-zarar-veriyor-1684</guid>
            <description><![CDATA[<p>Bebeklerde ve &ccedil;ocuklarda daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lebilen g&ouml;z tembelliği, erken d&ouml;nemde tedavi edilmezse ileri yaşlarda kalıc]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Bebeklerde ve &ccedil;ocuklarda daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;lebilen g&ouml;z tembelliği, erken d&ouml;nemde tedavi edilmezse ileri yaşlarda kalıcı g&ouml;rme azlığına yol a&ccedil;abiliyor. O s&uuml;re&ccedil;te tedavi i&ccedil;in ge&ccedil; kalınmış olabiliyor ve bu da bireylerin t&uuml;m yaşamlarını olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle bebeklerin ve &ccedil;ocukların detaylı g&ouml;z muayenesi olması ve d&uuml;zenli takiplerin aksatılmaması &ouml;nem taşıyor.</p>

<p>Ambliyopi, halk arasında g&ouml;z tembelliği olarak bilinen hastalık, bir yapısal bozukluk bulunmamasına rağmen erken &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde g&ouml;rme duyusunun normal gelişiminin engellenmesi sonucunda bir g&ouml;zde, nadiren de her iki g&ouml;zde ortaya &ccedil;ıkan g&ouml;rme azlığıdır. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağında fark edilip tedavi edilemeyen g&ouml;z tembelliği, erişkin d&ouml;nemde artık tedavisi m&uuml;mk&uuml;n olmayan kalıcı g&ouml;rme azlığı, &uuml;&ccedil; boyutlu g&ouml;rme yeteneğinin kaybı ve g&ouml;z kayması ile sonu&ccedil;lanır. Yapılan araştırmalar bir g&ouml;z&uuml; tembel olan kişilerin travmaya bağlı olarak sağlam g&ouml;zlerini kaybetme risklerinin arttığını ortaya koymuştur.</p>

<p><strong>G&ouml;rsel sistem gelişimi 10 yaşa kadar devam ediyor</strong></p>

<p>G&ouml;z tembelliğinin toplumda g&ouml;r&uuml;lme sıklığı %2-4 oranındadır. Yenidoğan bebeklerin g&ouml;rmesi g&ouml;rsel sistemleri geliştik&ccedil;e artar. G&ouml;rsel sistemin gelişimi erken &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde &ouml;zellikle ilk 2 yılda &ccedil;ok hızlıdır ve bu gelişim 9-10 yaşına kadar devam eder. Normal bir g&ouml;rsel gelişim i&ccedil;in bu s&uuml;re&ccedil;teki &ccedil;ocuklarda her iki g&ouml;zde de g&ouml;rmenin eşit ve iyi olması gerekir. Bu s&uuml;re&ccedil;teki bir &ccedil;ocukta normal g&ouml;rsel gelişimi bozacak her t&uuml;rl&uuml; durum g&ouml;z tembelliği ile sonu&ccedil;lanacaktır. Bu nedenle g&ouml;z tembelliğinin erken tanısı ve tedavisi &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p>

<p><strong>G&ouml;z tembelliğine yol a&ccedil;an nedenler</strong></p>

<p>- Kırma kusurları (Bir g&ouml;zde diğer g&ouml;ze oranla daha y&uuml;ksek bir kırma kusurunun olması veya her iki g&ouml;zde y&uuml;ksek kırma kusurunun olması)</p>

<p>- Şaşılık</p>

<p>- G&ouml;rsel uyaran yokluğu ya da zayıflığı (G&ouml;z bebeğini &ouml;rten kapak d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, g&ouml;z&uuml;n saydam tabakasında bulanıklık, doğumsal katarakt vb. )</p>

<p>- Ailede g&ouml;z tembelliği ya da şaşılık varlığı</p>

<p>- Premat&uuml;re doğum ya da d&uuml;ş&uuml;k doğum ağırlığı da birer risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r</p>

<p><strong>Hastalığı aile fark edemeyebilir</strong></p>

<p>G&ouml;z tembelliğinin ebeveynler tarafından tespit edilebilmesi olduk&ccedil;a g&uuml;&ccedil;t&uuml;r. &Ouml;zellikle kırma kusuruna bağlı bir g&ouml;z tembelliğinde kayma yok ise aile durumu fark edemeyebilir. Keza &ccedil;ocuklar, tembellik &ccedil;oğu zaman bir g&ouml;zlerinde olduğundan ve diğer g&ouml;zleri de iyi g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nden g&ouml;rme azlığından yakınmazlar.</p>

<p><strong>G&ouml;rme bozukluğu sosyal gelişime de olumsuz yansıyor</strong></p>

<p>Sağlıklı ve iyi g&ouml;ren g&ouml;zler &ccedil;ocuğun gelişiminde kritik &ouml;neme sahiptir. G&ouml;rme bozukluğu &ccedil;ocukta v&uuml;cut ve denge gelişiminin yanı sıra algılama, iletişim becerileri ve sosyal gelişimi de olumsuz y&ouml;nde etkileyebilecek &ccedil;ok ciddi bir durumdur. Bunun i&ccedil;in &ccedil;ocuğa periyodik olarak g&ouml;z muayenesi yapılmalıdır. &Ccedil;ocuklarda erken g&ouml;z muayenesi g&ouml;z problemlerinin erken tanısının yanı sıra bazı sistemik hastalıklara ait ipu&ccedil;larının yakalanabilmesi a&ccedil;ısından da &ouml;nem taşır.</p>

<p><strong>G&ouml;z tembelliğinin tedavi s&uuml;reci ile ilgili bilmeniz gerekenler</strong></p>

<p>- İlk aşama, tembelliğe yol a&ccedil;an nedenin ortadan kaldırılmasıdır. Kapak d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, katarakt gibi durumlar gerekli girişimlerle en kısa zamanda d&uuml;zeltilmeli, kırma kusurları i&ccedil;in hemen uygun g&ouml;zl&uuml;k ya da bazı durumlarda kontakt lens verilmelidir.</p>

<p>- Bu y&ouml;ntemlerle g&ouml;rme istenen d&uuml;zeyde artırılamıyorsa iyi g&ouml;ren g&ouml;ze belirli s&uuml;relerle kapama yapılarak &ccedil;ocuğun tembel g&ouml;z&uuml;n&uuml; kullanmaya zorlanması hedeflenir. Kapama s&uuml;resi ve kapama s&uuml;resinin ne kadar devam edileceği &ccedil;ocuğun yaşı ve tembelliğin derinliğine g&ouml;re hekim tarafından belirlenir.</p>

<p>&middot; Kapama tedavisine uyum sağlanamadığı durumlarda ise bazı damlalar ya da g&ouml;zl&uuml;k camları ile sağlam g&ouml;z&uuml;n g&ouml;rmesi bozularak &ccedil;ocuk tembel g&ouml;z&uuml;yle g&ouml;rmeye zorlanır.</p>

<p>- Tedavinin başarısında hekim, aile ve &ccedil;ocuk arasındaki uyum ve işbirliği &ccedil;ok &ouml;nemlidir.</p>

<p>- Tedavi ile g&ouml;z tembelliği d&uuml;zelse bile n&uuml;ksetme olasılığı nedeniyle &ccedil;ocuklar 10-12 yaşa kadar yakın takipte olmalıdır.</p>

<p>- G&ouml;z tembelliği tedavisindeki arayışlar ve araştırmalar devam etmektedir ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde hala en etkin tedavi y&ouml;ntemi kapamadır. G&ouml;z tembelliğinde tedaviye ne kadar erken yaşta başlanırsa başarı oranı o kadar y&uuml;ksektir.</p>

<p><strong>T&uuml;m bebekler mutlaka g&ouml;z muayenesinden ge&ccedil;meli</strong></p>

<p>Yeni doğan bebeklerde g&ouml;zlerin saydam ve paralel olduğu kontrol edilmeli; &ccedil;ocuk doktoru, aile hekimi ya da aile tarafından aksi bir durum fark edilirse mutlaka bir g&ouml;z hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır. T&uuml;m bebekler hayatlarının ilk yılında bir g&ouml;z hekimi tarafından muayene edilmiş olmalıdır. Bu ilk muayeneyi takiben t&uuml;m &ccedil;ocuklara sırasıyla 3-3,5 yaş civarında, 5 yaşında ve sonrasında da 1-2 yıllık aralıklarla g&ouml;z muayenesi yapılmalıdır. G&ouml;z hekimi bu muayenelerde bebeğin ya da &ccedil;ocuğun kırılma kusurunun derecesini &ouml;l&ccedil;erek g&ouml;z tembelliği gelişme riski olan &ccedil;ocukları daha yakın takibe alacak ve tembellik gelişimini de &ouml;nlemiş olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 14 May 2024 14:32:01 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kronik böbrek yetmezliğinin bu belirtilerine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kronik-bobrek-yetmezliginin-bu-belirtilerine-dikkat-1677</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kronik-bobrek-yetmezliginin-bu-belirtilerine-dikkat-1677</guid>
            <description><![CDATA[<p>B&ouml;brekte, sebebine bakılmaksızın 3 aydan daha fazla s&uuml;ren fonksiyon kaybı yaşanması kronik b&ouml;brek yetmezliği olarak tanımlanıyor. T&]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>B&ouml;brekte, sebebine bakılmaksızın 3 aydan daha fazla s&uuml;ren fonksiyon kaybı yaşanması kronik b&ouml;brek yetmezliği olarak tanımlanıyor. T&uuml;rkiye&rsquo;de her 20 yetişkinden 1&rsquo;inin kronik b&ouml;brek hastası olduğu biliniyor. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla g&ouml;r&uuml;len bu hastalığa yakalanma riski ileriyaşla birlikte belirgin &ouml;l&ccedil;&uuml;de artıyor. Sigara kullanımı, diyabet ve hipertansiyon, b&ouml;brek taşı varlığı ve aile &ouml;yk&uuml;s&uuml; gibi risk fakt&ouml;rlerine bağlı olarak gelişebilen kronik b&ouml;brek hastalığı erken evrelerinde &ccedil;ok fazla belirti vermediğinden sinsi bir hastalık olarak nitelendiriliyor. Kişide b&ouml;brek hastalığını d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;recek işaretlerin başında ise sık idrara &ccedil;ıkma, idrarda kan, k&ouml;p&uuml;kl&uuml; idrar, ayakta ve ayak bileklerinde şişlik, yorgunluk ve uykusuzluk geliyor.</p>

<p><strong>Yetmezlik sessiz sedasız ilerliyor</strong></p>

<p>Sessiz ve derinden ilerleyen, son evrelere kadar neredeyse hi&ccedil; belirti vermeyen ya da belirtileri başka hastalıklarla karıştırılan kronik b&ouml;brek yetmezliği tedavi edilmezse hastalar i&ccedil;in diyalize ve b&ouml;brek nakline kadar uzanan ciddi bir tablo ortaya &ccedil;ıkabilir. &Ccedil;oğu yetişkin, b&ouml;brek hastası olduğunu bilmeden hayatına devam ederken, bu sinsi hastalık her ge&ccedil;en g&uuml;n biraz daha ilerlemektedir. Bu t&uuml;r bir durumda kalmamak i&ccedil;in 60 yaş &uuml;st&uuml; kişilerin, ailesinde b&ouml;brek yetmezliği &ouml;yk&uuml;s&uuml; olanların, tansiyon ve şeker hastalarının mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları tavsiye edilmektedir.</p>

<p><strong>B</strong><strong>elirtiler varsa uzmana başvurun</strong></p>

<p>Hastalığın kesin tanısı tıbbi tetkiklerde konulsa da, kişide kronik b&ouml;brek yetmezliğini d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;recek bazı belirtilerden s&ouml;z edilebilir:</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Sık idrara &ccedil;ıkma:</strong>&nbsp;Her zamankinden daha sık ve &ouml;zellikle geceleri idrara &ccedil;ıkma</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Kanlı ve k&ouml;p&uuml;kl&uuml; idrar:</strong><u>&nbsp;</u>İdrarda kan g&ouml;r&uuml;lmesi ya da &ccedil;ırpılmış yumurta benzeri k&ouml;p&uuml;kl&uuml; idrar</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Ayak ve ayak bileklerinde şişlik:</strong>&nbsp;B&ouml;brek işlevlerinin azalması ve sodyum tutulumunun artması nedeniyle ayak ve ayak bileklerinde şişme</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Yorgunluk ve uykusuzluk:</strong>&nbsp;B&ouml;brek işlevlerinin azalmasına bağlı olarak kandaki kirliliğin artmasıyla ortaya &ccedil;ıkan halsizlik, yorgun hissetme ve uyuyamama</p>

<p><strong>&middot;&nbsp;</strong><strong>Cilt kuruluğu ve kaşıntı</strong></p>

<p><strong>&middot;&nbsp;</strong><strong>İştahsızlık</strong></p>

<p><strong>&middot;&nbsp;</strong><strong>Kas krampları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hastalığın seyri yavaşlatılabiliyor</strong></p>

<p><strong>Tedavinin ilk aşaması</strong>proteinden ve tuzdan kısıtlı diyete uyulması ile başlamaktadır.B&ouml;breklere binen y&uuml;k&uuml; azaltmak ve b&ouml;brek hasarını &ouml;nlemek i&ccedil;in d&uuml;ş&uuml;k proteinli ve az tuzlu beslenmenin &ccedil;ok etkili olduğu bilinmektedir. Diyabetik hastada hedef kan şekeri d&uuml;zeylerine ulaşılması, hipertansif hastada ise etkin kan basıncı kontrol&uuml; sağlanması tedavideki temel ilkeler olarak &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. T&uuml;m bunlarla birlikte sağlık kontrollerini aksatmamak ve uzman hekimin tavsiyelerine uymak da hastalığın bir sonraki evreye ge&ccedil;işini yavaşlatabilmekte hatta bazen durdurmaktadır. Ayrıca s&uuml;rekli g&ouml;zetim altında olmak kronik b&ouml;brek hastalığı evreleri ilerledik&ccedil;e gelişen anemi (kansızlık), kemik mineral metabolizma bozuklukları, dislipidemi ve kardiyovask&uuml;ler hastalıkların da erken tanı ve tedavisine olanak sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Son evrede tek se&ccedil;enek nakil</strong></p>

<p>Zaman i&ccedil;inde kronik b&ouml;brek yetmezliğinin ileri evrelerinde b&ouml;brekte işlev kaybı oluşmakta ve bu tablo da kişiyi organ nakline g&ouml;t&uuml;rebilmektedir. Eğer t&uuml;m değerlendirmeler sonucu b&ouml;brek nakli a&ccedil;ısından uygunluğu tespit edilir ve d&ouml;rd&uuml;nc&uuml; dereceye kadar akrabaları arasından uyumlu bir canlı verici &ccedil;ıkarsa tedavide nakil s&uuml;recine ge&ccedil;ilmektedir. Bir yakını olmayanlar ise kadavradan nakil i&ccedil;in organ bekleme listesine dahil edilir. B&ouml;brek nakli sonrası kişi sağlıklı bir yaşama kavuşabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 13 May 2024 15:11:49 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bağırsaklardaki emilim bozukluğunun 4 belirtisi]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bagirsaklardaki-emilim-bozuklugunun-4-belirtisi-1673</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bagirsaklardaki-emilim-bozuklugunun-4-belirtisi-1673</guid>
            <description><![CDATA[<p>Gıdaların i&ccedil;eriğindeki maddelerden birine karşı sindirim sisteminin verdiği reaksiyon veya bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya &ccedil;ıka]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Gıdaların i&ccedil;eriğindeki maddelerden birine karşı sindirim sisteminin verdiği reaksiyon veya bazı hastalıklara bağlı olarak ortaya &ccedil;ıkan iltihap nedeniyle gelişen malabsorbsiyon, sindirim sisteminin d&uuml;zenli &ccedil;alışmasını engelliyor. Emilim bozukluğu olarak bilinen malabsorbsiyon sendromu, bağırsakların besin bileşenlerini yeterince sindirememesine ya da emilmemesine neden oluyor. Malabsorbsiyon nedeniyle sindirimin bozulması ise daha bir&ccedil;ok sorunu da beraberinde getiriyor.</p>

<p><strong>Besinler tam olarak sindirilemiyor</strong></p>

<p>Malabsorbsiyon sendromu, alınan besinlerin v&uuml;cutta etkili bir şekilde emilmesini engelleyen bir sindirim bozukluğudur. Bu bozukluk nedeniyle besin maddelerinin sindirimi ve emilimi tam olarak ger&ccedil;ekleşmez. İnce bağırsakta besinlerin, vitaminlerin ve eser elementlerin emiliminin bozulması sonucu ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bir&ccedil;ok nedeni olan malabsorbsiyon sendromunda emiliminin &ccedil;oğunun ger&ccedil;ekleştiği ince bağırsağın zarı yani mukozası zarar g&ouml;r&uuml;r. Malabsorbsiyon, hazımsızlığa ve hatta yetersiz beslenmeye yol a&ccedil;abilmektedir. Yemek yedikten sonraki s&uuml;re&ccedil;te v&uuml;cudun vitamin ve minerallerden fayda sağlaması beklenir. Ancak malabsorpsiyon sendromu varsa, sindirim s&uuml;recinin sonunda yenilen besinlerden fayda elde edilmez.</p>

<p><strong>Emilemeyen besinler dışkıyla atılır</strong></p>

<p>Sindirim s&uuml;recinde emilemeyen t&uuml;m besinler dışkı yoluyla atılacaktır. Malabsorpsiyon sendromu olanlarda genellikle yan etki olarak g&ouml;r&uuml;len ishal, tabloyu daha da k&ouml;t&uuml;leştirmektedir. İshal nedeniyle besinler v&uuml;cuttan &ccedil;ok kısa s&uuml;rede dışkıyla atılmaktadır. Kısa vadede malabsorpsiyon nedeniyle belirli yiyeceklerin sindirilememesinden dolayı gastrointestinal rahatsızlıklara yani &ccedil;oğunlukla ishal, gaz, şişkinliğe neden olacaktır. Zamanla, v&uuml;cutta emilemeyen besinlerin eksikliği bir&ccedil;ok soruna yol a&ccedil;acaktır. Makrobesinlerin (protein, yağlar veya karbonhidratlar) herhangi birinin eksikliği, kas kaybı ve bağışıklık sisteminin &ccedil;&ouml;kmesine sebep olur. Mikro besinleri (vitaminler ve mineraller) yeterli d&uuml;zeyde alamamak ise g&ouml;z, kemik, cilt ve sa&ccedil;ları olumsuz etkilemektedir.</p>

<p><strong>Belirtiler dikkate alınmalı</strong></p>

<p>Malabsorpsiyon sendromu, hazımsızlığın yanı sıra bir&ccedil;ok semptom ve şikayetle kendini belli etmektedir.</p>

<p>1. Karın ağrısı.</p>

<p>2. Karın b&ouml;lgesinde şişkinlik ve aşırı gaz oluşumu.</p>

<p>3. Mide bulantısı ve kusma.</p>

<p>4. İshal ve yağlı dışkılama yani steatore</p>

<p>Belirtilerin ardından zamanla yetersiz beslenmenin bazı sonu&ccedil;ları ortaya &ccedil;ıkmaktadır.</p>

<p>&middot; Aşırı kilo kaybı olması</p>

<p>&middot; Kas erimesi</p>

<p>&middot; Sık tekrarlanan enfeksiyon varlığı</p>

<p>&middot; V&uuml;cutta kolayca oluşabilecek morarmalar</p>

<p>&middot; Kuru cilt ve cilt lezyonları</p>

<p>&middot; Sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi</p>

<p>&middot; &Ouml;dem yani şişlik</p>

<p>&middot; Baş d&ouml;nmesi</p>

<p>&middot; Sinirlilik, ilgisizlik ve yorgunluk hali</p>

<p>&middot; Gece k&ouml;rl&uuml;ğ&uuml; (A vitamini eksikliği)</p>

<p>&middot; Zayıf kemikler ve kemik ağrısı ve kemik kırığı (D vitamini eksikliği)</p>

<p>&middot; Diş eti kanaması ve burun kanaması (K vitamini eksikliği)</p>

<p>&middot; Unutkanlık, baş d&ouml;nmesi, ağız &ccedil;evresi yaralar (B12 vitamini eksikliği)</p>

<p>&middot; &Ccedil;ocuklarda ise b&uuml;y&uuml;menin gecikmesi</p>

<p><strong>Emilim bozukluğunun nedeni belirlenmeli</strong></p>

<p>Bir&ccedil;ok hastalık malabsorbsiyon sendromuna yani emilim bozukluğuna neden olabilmektedir.</p>

<p>&middot; &Ccedil;&ouml;lyak hastalığı</p>

<p>&middot; Crohn hastalığı gibi iltihabi barsak hastalıkları</p>

<p>&middot; Radyoterapi yani ışın tedavisine bağlı ortaya &ccedil;ıkan bağırsak hastalıkları</p>

<p>&middot; Whipple hastalığı</p>

<p>&middot; Kistik fibrozis</p>

<p>&middot; Pankreas travması veya alkole bağlı pankreas yetmezliği</p>

<p>&middot; Parazit ya da bağırsak kurdu enfeksiyonları.</p>

<p><strong>Kandaki mineral ve vitaminlere bakılmalı</strong></p>

<p>T&uuml;m hastalardatam kan sayımı ve biyokimya testlerinin ardından emilimi bozulan demir, vitamin B12, folik asit ve D vitamininin v&uuml;cuttaki d&uuml;zeyleri &ouml;l&ccedil;&uuml;l&uuml;r.Yağ malabsorpsiyonu tanısı i&ccedil;in dışkıda yağın varlığı aranır.Yine kanda &ccedil;&ouml;lyak i&ccedil;in testlere bakılabilir. Dışkı incelemesinde pankreas enzim yetersizliği i&ccedil;in fekal elastaz ve iltihabi bağırsak hastalığı i&ccedil;in fekal kalptrotektin bakılabilir. Gerekirse hastalara endoskopi ve kolonoskopi yapılarak biyopsi de alınabilir. Tedaviye başlamadan emilim bozukluğuna neden olan asıl hastalığın bulunması gerekir. &Ouml;rneğin bu duruma Crohn hastalığına sebep oluyorsa ve ila&ccedil;larla Crohn hastalığı tedavisi edilirse emilim bozukluğu da d&uuml;zelir. Benzer şekilde bu tabloya &ccedil;&ouml;lyak hastalığı sebep oluyorsa ve diyetten gl&uuml;ten &ccedil;ıkartılırsa sorun &ccedil;&ouml;z&uuml;l&uuml;r. Bu s&uuml;re&ccedil;te hastaya kalsiyum, D vitamini, demir, folik asit ve B12 gibi &ouml;nemli vitamin ve mineral takviyeleri verilmektedir. Kilo kaybından dolayı hastaya y&uuml;ksek kalorili diyetler uygulanabilir. Pankreas hasarı olan kişilerde ise pankreastan salgılanan enzimlerin yeterli d&uuml;zeyde olmaması nedeniyle hastalara pankreas enzimi i&ccedil;eren ila&ccedil;lar verilmektedir. Tedavinin yetersiz olduğu durumlarda ise total parenteral n&uuml;trisyon (TPN) denilen damardan beslenme y&ouml;ntemine başvurulmaktadır. Bu y&ouml;ntem, hastaya damar yoluyla gerekli besinlerin verildiği bir uygulamayı i&ccedil;erir. Serumlar hastaya &ouml;zel olarak hazırlanmaktadır. Gerekli olan kalori, vitamin ve mineraller hastanın ihtiyacına g&ouml;re ayarlanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 10 May 2024 14:08:25 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Pankreas kanserinde yeni umut: Fosfor 32]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/pankreas-kanserinde-yeni-umut-fosfor-32-1668</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/pankreas-kanserinde-yeni-umut-fosfor-32-1668</guid>
            <description><![CDATA[<p>Son yıllarda g&ouml;r&uuml;lme oranı hızla artış g&ouml;steren pankreas kanseri hayati riske neden olan agresif kanserlerin başında geliyor. Geneti]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda g&ouml;r&uuml;lme oranı hızla artış g&ouml;steren pankreas kanseri hayati riske neden olan agresif kanserlerin başında geliyor. Genetik sebepler, sigara kullanımı, aşırı kilo, diyabet ve y&uuml;ksek kolesterol, hi&ccedil;bir belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyebilen pankreas kanserine neden olan risk fakt&ouml;rleri arasında yer alıyor.Ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tanı- tedavi y&ouml;ntemlerindeki bazı gelişmeler pankreas kanseri hastalarının tedavi edilebilme ihtimalini &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de artırabiliyor. Bu y&ouml;ntemlerden biri de Memorial Şişli Hastanesi&rsquo;nde uygulanmaya başladı. İleri evre ve cerrahi tedaviye uygun olmayan pankreas kanseri hastalarına Endoskopik Ultrasonografi(EUS) eşliğinde t&uuml;m&ouml;r dokusuna enjekte edilen Radyoaktif Fosfor (P32), sağlıklı pankreas ve &ccedil;evre dokulara zarar vermeden kanserli dokuyu &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de kontrol altına alarak hastaya hem cerrahi tedavi imkanı sağlıyor hem de yaşam s&uuml;resini &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de artırabiliyor.</p>

<p><strong>Sarılık ve karın ağrısı pankreas kanseri belirtisi olabilir</strong></p>

<p>Pankreas kanseri, organın bulunduğu yer nedeniyle belirti vermeden ilerleyebilmektedir. Bu durumda pankreas kanserinin erken tanı imkanını azaltabilmekte, tedavi imkanını da kısıtlayabilmektedir. İleri evrelere gelen pankreas kanserinin en &ouml;nemli belirtisi sarılıktır. Sarılığın dışındakarın ağrısı, kilo kaybı ve iştahsızlık da pankreas kanserinin &ouml;nemli belirtileri arasında bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Endoskopik Ultrasonografi (EUS) ile erken teşhis edilebiliyor</strong></p>

<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;ze kadar bir&ccedil;ok pankreas kanseri teşhisi tesad&uuml;fen rastlanan lezyonlar ile konulabiliyordu. Ancak g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki teknolojik gelişmelerle pankreas kanserinin erken evrede teşhis edilmesine olanak sağlayabilmektedir.Hastalık tanısında kullanılan y&ouml;ntemlerin başında Bilgisayarlı Tomografi, MR ve EUS gelmektedir. Bu y&ouml;ntemler arasında Endoskopik Ultrasonografi (EUS) &ouml;zellikle son yıllarda pankreas hastalıklarında en sık kullanılan y&ouml;ntemlerden biridir. Ucunda ultrason cihazı yerleştirilmiş &ouml;zel bir endoskopi aleti olan EUS cihazı sayesinde, ağız yolu ile mideye ve ince bağırsaklara girilerek bu alanlardan yapılan ultrason incelemesi ile pankreas &ccedil;ok daha net olarak değerlendirilebilmektedir. Bu y&ouml;ntem hem pankreasın &ccedil;ok detaylı olarak değerlendirilmesi hem de aynı zamanda kitlelerden bir iğne yardımı ile biyopsi alınması imkanını sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Hastanın yaşam kalitesi ve s&uuml;resi artabiliyor</strong></p>

<p>Pankreas kanserinin en &ouml;nemli tedavi se&ccedil;eneği cerrahi ve sonrasında yapılan kemoterapidir. Ancak lokal ileri evre pankreas kanserleri bu tedavi y&ouml;ntemlerine imkan vermeyebilmektedir. Bu durumdaki yani cerrahi tedaviye uygun olmayan pankreas kanseri hastalarının tedavisinde kemoterapi ile kombine olarak Endoskopik Ultrasonografi (EUS) eşliğinde t&uuml;m&ouml;r dokusu i&ccedil;erisine</p>

<p>Radyoaktif Fosfor (P-32) enjekte edilerek kanserli t&uuml;m&ouml;r, sağlıklı pankreas ve &ccedil;evre dokular zarar vermeden tedavi edilebilmektedir. Radyoaktif Fosfor(P32) tedavisi sonrası hasta cerrahi tedavi i&ccedil;in uygun aşamaya gelerek yaşam s&uuml;resinde &ouml;nemli artmaya neden olabilmektedir. Son birka&ccedil; yıldır Avrupa&rsquo;nın gelişmiş &uuml;lkelerinde kullanılmaya başlanan Radyoaktif Fosfor(P32) uygulamasının kliniksonu&ccedil;larına g&ouml;re tedavi sonrası lokal hastalık kontrol oranı %90 bulunmuş, hastaların 1/4&rsquo;&uuml;nde tedavi sonrası cerrahi rezeksiyon uygulanabilmiştir. Aynı &ccedil;alışmanın sonu&ccedil;larına g&ouml;re hastalardaki ortalama sağ kalım s&uuml;resi artmıştır.</p>

<p><strong>Radyoaktif Fosfor(P32) sağlıklı h&uuml;crelere zarar vermiyor</strong></p>

<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de ilk olarak pankreas kanseri tedavisinde uygulanan endoskopik ultrasonografi (EUS) eşliğinde Radyoaktif Fosfor (P-32) tedavisi &ouml;zellikle lokal ileri olan yani v&uuml;cutta herhangi bir yayılımı olmayan ancak &ccedil;evre dokulara yakın komşuluk nedeni ile ameliyata uygun olmayan hastalarda tercih edilen bir y&ouml;ntemdir. EUS y&ouml;ntemi ile pankreastaki kitle saptanır ve kitlenin merkezine bir iğne yardımı ile ulaşılır. Ardından t&uuml;m&ouml;r dokusunun merkezine iğne yardımı ile Radyoaktif Fosfor(P32) enjekte edilir. Bu radyoaktif maddeden yayılan ışınların uygulama noktasının birka&ccedil; santim &ccedil;evresindeki alandaki dokuyu &ouml;ld&uuml;rmesi ama&ccedil;lanır. Bu tedavinin en b&uuml;y&uuml;k avantajlarından biri t&uuml;m&ouml;re &ouml;zg&uuml;, hedefe y&ouml;nelik bir tedavi y&ouml;ntemi olmasıdır. Sağlıklı dokulara ve v&uuml;cudun diğer organ ve h&uuml;crelerine zarar vermemektedir. Bu y&ouml;ntem daha uzun bir sağ kalım sağlamanın yanında, yaşam kalitesinin artırılmasını, t&uuml;m&ouml;r&uuml;n k&uuml;&ccedil;&uuml;lmesini, yayılımının azaltılmasını, ameliyata uygun olmayan hastaların cerrahi uygulanabilir hale getirilmesini de ama&ccedil;lamaktadır. Ayrıca bu tekniğin gelecekte farklı kanser t&uuml;rlerinde de kullanılabileceği &ouml;ng&ouml;r&uuml;lmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 08 May 2024 15:13:22 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Yumurtalık kanserine neden olan 9 risk faktörü]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yumurtalik-kanserine-neden-olan-9-risk-faktoru-1666</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yumurtalik-kanserine-neden-olan-9-risk-faktoru-1666</guid>
            <description><![CDATA[<p>Yumurtalık yani over kanseri jinekolojik kanserler i&ccedil;inde daha az g&ouml;r&uuml;lmesine rağmen en &ouml;l&uuml;mc&uuml;l jinekolojik kanser ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Yumurtalık yani over kanseri jinekolojik kanserler i&ccedil;inde daha az g&ouml;r&uuml;lmesine rağmen en &ouml;l&uuml;mc&uuml;l jinekolojik kanser olarak nitelenmektedir. Bunun nedeni hastalığın erken d&ouml;nemde herhangi bir belirti vermemesi ve erken tanı i&ccedil;in g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde etkili bir tarama y&ouml;nteminin olmamasıdır. Hastalarda erken evrelerde belirgin bir şikayet ortaya &ccedil;ıkmadığı i&ccedil;in, yumurtalık kanserinde tanı genellikle ileri evrede konulmaktadır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde yumurtalık (over) kanseri i&ccedil;in yeterince etkili bir tarama y&ouml;ntemi bulunmasa da; 40 yaşından itibaren, menopoz sonrası ve genetik olarak yatkınlığı bulunan (ailesinde meme ve yumurtalık kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; olan) kadınların d&uuml;zenli olarak kontrol yaptırmaları &ouml;nerilmektedir.</p>

<p><strong>Obezite &ouml;nemli bir risk fakt&ouml;r&uuml;</strong></p>

<p>Yumurtalık kanseri gelişiminde; ilerlemiş yaş, genetik, erken yaşta adet g&ouml;rme, y&uuml;ksek yumurtlama d&ouml;ng&uuml;s&uuml; sayısı, ge&ccedil; menopoz, kısırlık, beslenme alışkanlığı, obezite (&ouml;zellikle BMI 30 ve &uuml;zeri olanlar), sigara kullanımı etkili olan fakt&ouml;rlerdir. Genetik profil bakımından &ouml;zellikle BRCA1 ve BRCA2 ile ilgili pozitif aile &ouml;yk&uuml;s&uuml; g&ouml;r&uuml;lmesi &ouml;nemli risk fakt&ouml;r&uuml; oluşturmaktadır. Over kanserlerinin yaklaşık %15&rsquo;i ailesel, %85&rsquo;i rastlantısaldır. Ailede meme ve yumurtalık kanseri varlığı riski artırır. &Ccedil;ağımızın &ouml;nde gelen sorunlarından olan obezite, meme ve endometrium gibi hormon ile ilişkili kanserlerde risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Obezite, artmış over kanseri riski ile de ilişkilidir.</p>

<p><strong>Yumurtalık kanserine neden olabilecek risk fakt&ouml;rleri ş&ouml;yle sıralanmaktadır:</strong></p>

<p>1. İleri yaş</p>

<p>2. Genetik fakt&ouml;rler</p>

<p>3. Erken adet yaşı</p>

<p>4. Artmış yumurtlama d&ouml;ng&uuml;s&uuml; sayısı</p>

<p>5. Menopoza ge&ccedil; girme</p>

<p>6. Kısırlık</p>

<p>7. Sağlıksız beslenme alışkanlıkları</p>

<p>8. Obezite</p>

<p>9. Sigara ve t&uuml;t&uuml;n bağımlılığı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Belirti vermediği i&ccedil;in genellikle ileri evrede fark ediliyor</strong></p>

<p>Yumurtalık kanseri hastalarının az bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde şikayet olmadan jinekolojik muayene ve ultrasonografik inceleme ile overde değişik b&uuml;y&uuml;kl&uuml;kte kitle saptanabilir. Ancak hastaların b&uuml;y&uuml;k bir kısmında karında ele gelen kitle ve karın şişkinliği nedeniyle başvuru olur. Hastalık fark edildiğinde ne yazık ki t&uuml;m&ouml;r karın i&ccedil;erisine yayılmış ve evre ilerlemiştir. Bu hastalarda yapılan muayene, ultrasonografik inceleme ve diğer g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemlerinde, batın i&ccedil;erisinde kitle ve assit saptanır. Serum CA125 d&uuml;zeyi &ccedil;oğu ileri evre olguda y&uuml;ksek saptansa da, serum t&uuml;m&ouml;r belirte&ccedil; d&uuml;zeyinin d&uuml;ş&uuml;k olması, kitlenin k&ouml;t&uuml; huylu olmadığını g&ouml;stermez. Serum t&uuml;m&ouml;r belirte&ccedil; d&uuml;zeyi tanıdan &ccedil;ok, hastalığın izlemi i&ccedil;in kullanılır.</p>

<p><strong>Tedavi başarısı giderek artıyor</strong></p>

<p>Over kanseri hastalarında, başarılı sitored&uuml;ktif cerrahi ve kombine kemoterapi uygulamaları sayesinde 5 yıllık sağ kalım oranı son otuz yılda y&uuml;kselmiştir. Ameliyatta ama&ccedil; b&uuml;t&uuml;n t&uuml;m&ouml;r&uuml;n ve metastazlarının &ccedil;ıkarılmasıdır. Geride hastalıklı doku bırakmamak kemoterapinin etkinliğini ve sağ kalımı artırır. Hastaların yarıdan fazlasında tedavi sonrasında ne yazık ki hastalık tekrarlamakta ve platin bazlı kemoterapiye diren&ccedil; gelişmektedir.</p>

<p><strong>Kitlenin yeri ve b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; &ouml;nem taşıyor</strong></p>

<p>Yumurtalıkta kitle tanısı ile ilk akla gelen, overe ait kitle lezyonları ve sıklıkla da neoplazileridir. Fakat işlevsel kistler, yangısal kitleler, endometriozis ya da dış gebelik olasılıkları daima akılda tutulmalıdır. Fizik muayene sırasında pelviste tespit edilen kitle; over, uterus, tuba, bağırsak ya da &uuml;riner sisteme ait olabilir. Pelvik muayenede kitlenin lokalizasyonu, b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;, şekli, kistik ya da solid kıvamda oluşu, hareketli ya da sabit oluşu, hassasiyetin tek ya da iki taraflı oluşu ve birlikte assit ( asit, karında sıvı birikmesi) gibi &ouml;zellikler belirlenmelidir. Kitlenin b&uuml;y&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; de iyi veya k&ouml;t&uuml; olma olasılığı a&ccedil;ısından &ouml;nemlidir. İyi huylu lezyonlar daha &ccedil;ok mobil olma eğiliminde olup, &ccedil;evre dokuyla yapışık değildir. Karında assit varlığı k&ouml;t&uuml; huylu hastalıkları akla getirir.</p>

<p><strong>40 yaşından sonra rutin kontrol şart!</strong></p>

<p>Over kanseri erken evrelerde spesifik belirtiler vermemesine rağmen karnın alt ya da yan kısmında ağrı, karında doygunluk/şişlik hissi, iştahsızlık, bulantı/kusma, kabızlık, yorgunluk, sık idrara &ccedil;ıkma gibi şikayetler g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Hamilelik ve doğum kontrol hapı kullanımı, yumurtlamayı erteleyerek over y&uuml;zey epiteli tamirini ortadan kaldırdığından, over kanseri riskini azaltır. Halen over kanseri i&ccedil;in yeterince etkili bir tarama y&ouml;ntemi bulunmamaktadır. Ancak 40 yaşından itibaren, menopoz sonrası ve genetik olarak yatkınlığı bulunan, ailesinde meme ve yumurtalık kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; olan kadınların d&uuml;zenli olarak kontrol yaptırması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 07 May 2024 15:31:04 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Alerjik rinit en sık astımla birlikte görülüyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/alerjik-rinit-en-sik-astimla-birlikte-goruluyor-1667</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/alerjik-rinit-en-sik-astimla-birlikte-goruluyor-1667</guid>
            <description><![CDATA[<p>Polenler bitkilerin &ccedil;oğalmasına aracılık eden protein yapısındaki &ccedil;i&ccedil;ek tozlarıdır ve alerjiye neden olur. Polenlere karşı ale]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Polenler bitkilerin &ccedil;oğalmasına aracılık eden protein yapısındaki &ccedil;i&ccedil;ek tozlarıdır ve alerjiye neden olur. Polenlere karşı alerji gelişiminde kişinin genetik yatkınlığının yanı sıra polenin alerjenik yapısı da etkilidir. Alerjiye en &ccedil;ok neden olan polenler k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;aplı ve protein yapısı g&uuml;&ccedil;l&uuml; olanlardır. Bahar aylarının gelmesiyle &ccedil;oğalan polenler bir&ccedil;ok alerjik hastalığın nedeni arasında yer alabilir.</p>

<p><strong>İlkbahar polenlerin en yoğun olduğu mevsimdir</strong></p>

<p>Polenler ağa&ccedil;ların ve diğer bitkilerin &ccedil;i&ccedil;eklenme d&ouml;neminde havaya sa&ccedil;ılır. En sık bahar aylarında &ccedil;oğalsalar da yıl boyu polen yayan bitkiler vardır. &Ouml;zellikle T&uuml;rkiye&rsquo;de &ccedil;ok yaygın olan fındık ağacı şubat ayından itibaren polen yaymaya başlar ve nisan ortasına kadar devam eder. Huş ağacı da yine sık dikilen bir ağa&ccedil;tır ve sıklıkla alerjik nezleye neden olur. &Ccedil;ayır-&ccedil;imen polenleri ilkbaharda başlar ve sonbahar-kışa kadar havada olmaya devam eder. Tahıl polenleri baharda başlar ve yaz sonuna kadar şikayetlere neden olabilir. Servi ağa&ccedil;ları da &uuml;lkemiz i&ccedil;in &ouml;nemli bir alerjik polen kaynağıdır ve ilkbahardan kışa kadar polen yayar. Zeytin ağacı poleni ilkbaharın &ouml;nemli alerji nedenidir. Pelin otu, yapışkan &ccedil;am otu gibi yabani otlar ilkbahardan sonbahara kadar polen yayar ve yine ciddi alerjiye neden olur; bu polenlerin &ccedil;apı k&uuml;&ccedil;&uuml;k olduğundan saman nezlesi yani alerjik nezlenin yanı sıra astıma da neden olabilen tehlikeli polenlerdir. Sıklıkla neredeyse b&uuml;t&uuml;n polenlerin havada bulunduğu mevsim ilkbahardır.</p>

<p><strong>Polenler en sık alerjik rinite neden oluyor</strong></p>

<p>Polenlere bağlı en sık gelişen alerjik hastalıklar alerjik rinit (bahar alerjisi, saman nezlesi), alerjik konjonktivit ve astımdır.Nadir de olsa anafilaksi ismi verilen sistemik reaksiyon, poleniyle benzer alerjenik yapıya sahip olan meyveler de duyarlı kişilerde polen meyve sendromu ya da polen besin sendromu ismi verilen meyvenin yenilmesiyle ortaya &ccedil;ıkan dudak, dil ve boğazda şişme, ileri seviyede ise anafilaksi oluşabilir.Alerjik rinit;</p>

<p>&middot; Burunda akıntı, kaşıntı ve tıkanıklık,</p>

<p>&middot; Hapşırma,</p>

<p>&middot; Geniz akıntısı ve geniz kaşıntısı ile seyreden, burnun kronik bir hastalığıdır.</p>

<p><strong>Alerji testleri doğru tanı i&ccedil;in &ouml;nem taşıyor</strong></p>

<p>Saman nezlesi ya da mevsimsel alerjik nezleye tanı koyarken hastanın şikayetlerinin ayrıntılı olarak dinlenmesi tanının ilk basamağıdır. Şikayetlerin aynı d&ouml;nemlerde tekrar etmesi, burunda kaşıntı, hapşırık, akıntı, tıkanıklık, boğazda genizde kaşıntı, g&ouml;zlerde kaşıntı sulanma kızarıklık olması bu şikayetlerin &ouml;zellikle polen mevsimlerinde ortaya &ccedil;ıkması, i&ccedil; ortamdan &ccedil;ok dış ortamda artması tanıda &ouml;nemlidir. Hastanın hikayesi ile saman nezlesinden ş&uuml;phelenildiyse ciltte ya da kandan alerji testleri yaparak tanıyı doğrulamak gerekir. Fizik muayenede burun i&ccedil;inin akut d&ouml;nemde damarlarda artış, kronik d&ouml;nemde soluk g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;, nemli olması, burun konkaların şiş-&ouml;demli olması, g&ouml;zlerdeki kızarıklık, burun &uuml;st&uuml;ndeki &ccedil;izgilenme, g&ouml;z &ccedil;evresinde renk koyulaşması gibi bulgular tanıda yardımcıdır.</p>

<p><strong>Astımı olanların y&uuml;zde 80&rsquo;inde alerjik rinit g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>Alerjik rinit sıklıkla astımla birlikte g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Alerjik rinitli hastaların yaklaşık %40&rsquo;ında astım g&ouml;r&uuml;l&uuml;rken astımlı hastaların yaklaşık %80&rsquo;ninde alerjik rinit vardır. Alerjik nezleyle birlikte &ouml;ks&uuml;r&uuml;k, nefes darlığı, hırıltı-hışıltı, g&ouml;ğ&uuml;ste baskı hissi, sabaha karşı bu şikayetlerle uyanma varsa astımdan ş&uuml;phelenmek gerekir ve mutlaka alerji hastalıkları ve g&ouml;ğ&uuml;s hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.</p>

<p><strong>Polen alerjisi besin alerji sendromunu yol a&ccedil;abiliyor</strong></p>

<p>Polen alerjisi olan hastalarda bazı meyve ve sebzeleri yemekle dudakta, dilde kaşınma-şişme meydana gelebilir, buna besin alerji sendromu denir. Polenlerle meyve-sebzelerin ortak alerjen yapısına bağlı olarak ortaya &ccedil;ıkar. Bazen bu durum &ccedil;ok daha şiddetli olabilir ve alerjinin en ağır şekillerinden olan anafilaksiyle neden olabilir. &Ouml;rneğin; huş ağacı poleni alerjisi olan kişide elma, kabuklu yemişleri yemekle; lateks alerjisi olan kişide muz, ananas, kestane gibi besinler yendiğinde besin alerji sendromları oluşabilir.</p>

<p><strong>Aşı tedavileri alerjiyi tamamen ortadan kaldırabiliyor</strong></p>

<p>Alerjik rinit tedavisinde kullanılan ila&ccedil;lar genel olarak alerji belirtilerini gideren alerji hapları (antihistaminik ila&ccedil;lar) ve kortizon burun spreyleri, hem burun hem astım belirtileri i&ccedil;in kullanılan l&ouml;kotrien maddesini bloke eden montelukast i&ccedil;eren haplar, burun tıkanıklığını gideren burun spreyleri ve haplardır. Alerji aşıları ise alerjiyi tamamen ortadan kaldırabilen doğru uzmanlar tarafından uygulandığında alerjiyi tamamen iyileştirebilen tedavileridir. Covid-19 pandemisi nedeni ile maske kullanımı alerjik nezle şikayetlerini ve bu şikayetlerle alerji polikliniklerine baş vuran hasta sayısını azalttı, bu da maskenin polen alerjisinde koruyucu etkisini bir kez daha net olarak g&ouml;sterdi.</p>

<p><strong>Alerjik rinitten bu 6 &ouml;neri ile korunun</strong></p>

<p>Her &uuml;lkenin her b&ouml;lgenin kendine &ouml;zel polen haritası olmalıdır ve kişi bu haritaya bakarak kendi şikayetlerinin ortaya &ccedil;ıktığı ve arttığı d&ouml;nemi bilmelidir.Polen alerjisine bağlı alerjik rinitte alınacak tedbirler arasında şunlar yer alır;</p>

<p>1. &Ouml;zellikle r&uuml;zgarlı ve a&ccedil;ık havalarda dışarı &ccedil;ıkarken maske, şapka, g&ouml;zl&uuml;k takılmalı,</p>

<p>2. Eve girildiğinde kıyafetler değiştirilmeli, duş alınmalı,</p>

<p>3. R&uuml;zgarlı ve sıcak havalarda pencere a&ccedil;ık uyunmamalı,</p>

<p>4. Ev sabah saatleri yerine &ouml;ğleden sonra havalandırılmalı, r&uuml;zgarlı havalarda pencere a&ccedil;ılmamalı,</p>

<p>5. Bahar aylarında ara&ccedil;la seyahat ederken camlar a&ccedil;ılmamalı, i&ccedil; ortam havası sirk&uuml;le edilmeli,</p>

<p>6. Ara&ccedil;larda mutlaka polen filtresi olmalı, bu filtrelerin bakımı ve değişimi d&uuml;zenli yapılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 07 May 2024 15:33:42 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[“Astım Eylem Planınızı” Oluşturun]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/astim-eylem-planinizi-olusturun-1664</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/astim-eylem-planinizi-olusturun-1664</guid>
            <description><![CDATA[<p>Astım, d&uuml;nyada 260 milyondan fazla insanı etkileyen, her yıl &ccedil;oğu &ouml;nlenebilir 450 binden fazla &ouml;l&uuml;mden sorumlu olan, yay]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Astım, d&uuml;nyada 260 milyondan fazla insanı etkileyen, her yıl &ccedil;oğu &ouml;nlenebilir 450 binden fazla &ouml;l&uuml;mden sorumlu olan, yaygın, kronik ancak bulaşıcı olmayan hastalıklardan biridir. Bilimsel &ccedil;alışmalara g&ouml;re &uuml;lkemizde erişkinlerdeki astım g&ouml;r&uuml;lme sıklığının %1.2-9.4 arasında, astım benzeri belirti g&ouml;r&uuml;lme oranının ise %9.8-27.3 arasında olduğu bildirilmiştir. Hastaların yaşam kalitesini olduk&ccedil;a d&uuml;ş&uuml;ren astım hastalığı erken tanı, doğru tedavi planlaması ve alınabilecek kişisel &ouml;nlemlerle kontrol altına alınabilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle bu yılki D&uuml;nya Astım G&uuml;n&uuml;&rsquo;n&uuml;n de teması olan &ldquo;Astım Eğitimi G&uuml;&ccedil;lendirir&rdquo; yaklaşımıyla, &ouml;zellikle astımlı kişilerin hastalıklarını y&ouml;netmeleri ve ne zaman tıbbi yardıma başvurmaları gerektiğinin altı &ccedil;izilmektedir.</p>

<p><strong>Ağır solunum yetmezliğine neden olabilir</strong></p>

<p>Astım; nefes darlığı, hışıltı, hırıltı, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k, g&ouml;ğ&uuml;ste baskı hissi gibi belirtiler ve bu şikayetlerin varlığı, sıklığı ve yoğunluğunun aynı hastada zaman i&ccedil;inde değişken olması ile karakterize bir hastalıktır. Bu tablonun nedeni solunum yollarında iltihaplanma ve daralma olmasıdır. Hastalar atak dışında kendilerini iyi hissediyor olabilir. Belirtiler viral solunum yolu enfeksiyonları, irritan ya da alerjen maruziyeti, egzersiz gibi fakt&ouml;rler ile tetiklenebilir ve tedavi ile ya da kendiliğinden d&uuml;zelme g&ouml;sterebilir. Bazen de hastaneye yatışı gerektirecek kadar ağır solunum yetmezliklerine neden olabilir.</p>

<p><strong>İyi hissettiğinizde ila&ccedil;ları kesmeyin!</strong></p>

<p>Astım tanısı alan hastalar, ila&ccedil;larını mutlaka tarif edildiği şekilde ve sıklıkta kullanmalı, kontrollerine d&uuml;zenli gitmeli ve hekimin haberi olmadan ila&ccedil;ları kesmemeli/dozunu azaltmamalıdır. Astım hastalarının tedavisinde en sık karşılaşılan sorun; hastanın kendisini iyi hissettiği i&ccedil;in ila&ccedil;larını kesmesi ve ataklarla, solunum şikayetleri ile yeniden başvurmasıdır. Astım i&ccedil;in verilen inhaler (solunum yoluyla uygulanan) ila&ccedil;lar atağı kontrol altına almanın yanı sıra, d&uuml;zenli kullanıldığında tekrar atak ge&ccedil;irmeyi engelleyen ila&ccedil;lardır. Mutlaka hekim kontrol&uuml;nde doz artışı veya doz azaltılması yapılmalıdır.</p>

<p><strong>Dışarı &ccedil;ıkarken sa&ccedil;larınızı toplayın</strong></p>

<p>Astıma duyarlılığı olan bazı hastalarda şikayetler hava kirliliği, sigara dumanı, egzersiz, ev tozu akarları, polen, kedi k&ouml;pek gibi evcil hayvan deri d&ouml;k&uuml;nt&uuml;leri gibi fakt&ouml;rlerle artabilir. Bu kişilerin mutlaka duyarlılığı olan etkenlere maruziyetini en alt d&uuml;zeye indirmeleri istenir. &Ouml;rneğin sigara i&ccedil;ilmemesi, sigara i&ccedil;ilen ortamda durulmaması, polen alerjilerinde g&uuml;n&uuml;n belirli saatlerinde dışarı &ccedil;ıkılmaması ve o saatlerde evin havalandırılmaması, dışarı &ccedil;ıkılması gerekiyor ise sa&ccedil;ların toplanması ve maske takılması gibi &ouml;nerilere dikkat edilmelidir. Eğer ki maruziyet engellenemiyorsa ek ila&ccedil;lar hekim kontrol&uuml;nde tedaviye eklenebilir.</p>

<p><strong>Kapalı ortamlarda maske takmaya devam edin!</strong></p>

<p>Pandemi d&ouml;neminden sonra herkesin maskeleri bir kenara kaldırmasıyla viral &uuml;st yolunum yolu enfeksiyonlarının g&ouml;r&uuml;lme sıklığı artmıştır. Bu enfeksiyonlar astım hastalarının atak ge&ccedil;irmelerine, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k nefes darlığı gibi şikayetlerinde k&ouml;t&uuml;leşmeye sebep olabilmektedir. Bu y&uuml;zden &ouml;ncelikle kalabalık ortamlarda, hastanede, otob&uuml;ste, toplu taşıma ara&ccedil;larında, konserde, tiyatroda kendi sağlıkları i&ccedil;in mutlaka maske takılmalıdır. Aynı zamanda astım gibi kronik solunum yolu rahatsızlıkları olan kişilerin her sezon mutlaka grip aşılarını yaptırmaları &ouml;nerilmektedir.</p>

<p><strong>Doğru tanı, doğru ila&ccedil; tedavide başarıyı sağlıyor</strong></p>

<p>Doğru tanı, doğru ila&ccedil; kullanımı, sigara i&ccedil;ilmemesi, uygun egzersizler, alerjenlerden uzak kalınması, grip aşısı olmak gibi &ouml;nlemler ile astım kontrol altına alınabilir bir hastalıktır. Ancak yine de her hasta olası bir astım atağında ne yapacağının belirtildiği yazılı bir &ldquo;astım eylem planı&rdquo; oluşturmalıdır. Hekiminiz ile hazırladığınız bu planda astım atağı sırasında ne yapmanız gerektiği, hangi ilacı hangi dozda alacağınız belirlenmeli, hangi durumlarda acil yardım ve hastane başvurusu gerektiği a&ccedil;ık&ccedil;a anlatılmalıdır. Yazılı bir astım eylem planınızın olması hem olası bir atakta ne yapacağınızı bilmenizi ve atağı y&ouml;netebilmenizi hem de atak ilerlemeden m&uuml;dahale etmenizi sağlayacaktır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 06 May 2024 14:41:34 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Tiroid kanserinin 5 belirtisini önemseyin]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/tiroid-kanserinin-5-belirtisini-onemseyin-1660</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/tiroid-kanserinin-5-belirtisini-onemseyin-1660</guid>
            <description><![CDATA[<p>Soluk borusunun her iki tarafına doğru uzanan ve kelebek şekline benzetilen tiroid, hormon salgılama ve v&uuml;cudun metabolizmasının d&uuml;zenlen]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Soluk borusunun her iki tarafına doğru uzanan ve kelebek şekline benzetilen tiroid, hormon salgılama ve v&uuml;cudun metabolizmasının d&uuml;zenlenmesi gibi işlevleri olan, hayati &ouml;nem taşıyan bir organdır. Dolaşım, sindirim, &uuml;reme ve sinir sistemlerinin d&uuml;zenli &ccedil;alışmasında etkilidir. Bu sistemler tiroidin salgıladığı hormonlardan etkilenir ve tiroid bezi d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışmadığı zaman metabolik sorunlar ortaya &ccedil;ıkabilir. Tiroid nod&uuml;lleri yaygın olarak g&ouml;r&uuml;l&uuml;r, genellikle kanser değildir ancak yaş, cinsiyet ve radyasyona maruz kalmak tiroid kanseri riskini etkileyebilir.</p>

<p><strong>Boğazda şişlik ve yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; varsa&hellip;</strong></p>

<p>Tiroid nod&uuml;lleri tiroid h&uuml;crelerinin anormal bir şekilde b&uuml;y&uuml;mesi veya &ccedil;oğalması ile oluşmaktadır. Tiroid nod&uuml;lleri tek veya birden &ccedil;ok olabilir, nod&uuml;llerin i&ccedil;leri katı ya da sıvı olabilir. &Ccedil;oğu zaman iyi huylu olan bu tiroid nod&uuml;llerinin oluşmasına guatr hastalığı denilmektedir. Tiroid nod&uuml;llerinin i&ccedil;erisinde nadiren de olsa kanser h&uuml;cresi g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Tiroid kanseri olarak tanımlanan bu hastalık ilerlediği durumlarda dışarıdan şişlik ve yumru şeklinde g&ouml;r&uuml;lebilir, yemek borusuna baskı yapabilir. Belirtiler arasında genellikle buna bağlı olarak şişlik, yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;, nefes darlığı ve ses kısıklığı yer alır.</p>

<p><strong>Tiroid kanseri b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e şunlara neden olabilir;</strong></p>

<p>1. Boyunda deriden hissedilebilen bir yumru (nod&uuml;l)</p>

<p>2. Ses kısıklığının artması da dahil olmak &uuml;zere seste değişiklikler</p>

<p>3. Yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;</p>

<p>4. Boyunda şişmiş lenf d&uuml;ğ&uuml;mleri</p>

<p>5. Boyun ve boğazda ağrı</p>

<p><strong>Kadınlarda daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>Tiroid kanseri kadınlarda erkeklere g&ouml;re daha fazla g&ouml;r&uuml;lmektedir. Sebebi tam olarak bulunamamış olsa da, &ouml;strojen hormonunun etkilediği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Ailesel fakt&ouml;rler, baş boyun &ccedil;evresine alınan radyoterapi tedavilerin etkili olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Tiroid kanserinde kan tahlilleri ve boyun yani tiroid ultrasonuna bakılır. Troid nod&uuml;llerinde ş&uuml;pheli bir durum varsa ince iğne aspirasyon biyopsisi ile kanser h&uuml;cresi varlığı kontrol edilir. Eğer ş&uuml;pheli kanser h&uuml;cresi varsa ameliyat sırasında alınan par&ccedil;anın biyopsisi yapılarak tanı tam konur. Tiroid biyopsisi t&uuml;m d&uuml;nyada tanı koymak i&ccedil;in kullanılan en g&uuml;venilir y&ouml;ntemdir. Biyopsisi yapılan hastalara detaylı boyun taraması ile haritalama yapılmakta, ş&uuml;pheli lenf bezi ve metastaz olup olmadığı kontrol edilmektedir.</p>

<p><strong>Cerrahide ses tellerini korumak b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor</strong></p>

<p>Tiroid kanserinin tedavi y&ouml;ntemlerinde ilk sırada cerrahi yer almaktadır. Burada tiroid bezinin tamamının ya da etkilenen kısmının &ccedil;ıkarılması hedeflenmektedir. Boyundaki lenf bezlerinde tutulum varsa bunların temizlenmesi gerekir. Tiroid kanseri ameliyatları boyun b&ouml;lgesinden yaklaşık &uuml;&ccedil; santimlik bir kesi ile ger&ccedil;ekleştirilir. Bu kesi ile tiroid bezinin bir kısmı veya tamamı alınır. Burada lenf bezleri ile ilgili bir tutulum varsa lenf bezi temizliği de yapılır. Bu ameliyatlarda ses tellerinin korunması &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bu y&uuml;zden ses sinirlerini korumak i&ccedil;in &ouml;zel sinir koruyucu monit&ouml;rler kullanılır. Bu sayede ameliyatta olası bir cerrahi komplikasyon yaşanmadan ses telleri ve sinirleri korunmuş olur.</p>

<p><strong>Ameliyattan sonra ek tedaviye ihtiya&ccedil; duyulabilir</strong></p>

<p>Biyopside alınan par&ccedil;aların incelenmesi sonucunda tedavi planlanır. Ameliyat sonrasında, bazı tiroid kanseri t&uuml;rlerinde radyoaktif iyot tedavisi (atom tedavisi) adı verilen ek bir tedaviye gerek duyulabilir. Bu tedaviye gereksinim kararı, patoloji sonucu ve hastalığın tekrarlama riskine g&ouml;re takip eden hekim tarafından verilir. Genellikle, tedaviden belli bir s&uuml;re &ouml;nce tiroid ilacını kesip &ouml;zel bir diyet yapmak gerekmektedir. Tedavi, etrafa radyasyon yayma olasılığı nedeni ile radyasyonu ge&ccedil;irmeyen bir ortamda verilir ve tedaviden sonra &ccedil;evresindekilerin etkilenmesini &ouml;nlemek amacıyla bir s&uuml;re radyasyon tedbirleri alması gerekir. Tiroid ameliyatından sonra &ouml;m&uuml;r boyu, hem v&uuml;cudun tiroid hormonu ihtiyacını karşılamak hem de hastalığın tekrar etmesini &ouml;nlemek amacıyla ağızdan tiroid hormonu tedavisi verilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 03 May 2024 14:44:15 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Çocuklarda hırçınlık, demir eksikliği işareti olabilir]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuklarda-hircinlik-demir-eksikligi-isareti-olabilir-1657</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuklarda-hircinlik-demir-eksikligi-isareti-olabilir-1657</guid>
            <description><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağında en sık g&ouml;r&uuml;len sağlık problemlerinin başında demir eksikliği anemisi geliyor. Yenidoğan d&ouml;neminde sık]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağında en sık g&ouml;r&uuml;len sağlık problemlerinin başında demir eksikliği anemisi geliyor. Yenidoğan d&ouml;neminde sıklıkla g&ouml;r&uuml;lmekle birlikte, hastalığın ortaya &ccedil;ıkmasında beslenmede yapılan hatalar da &ouml;nemli rol oynuyor.</p>

<p><strong>Yenidoğanlarda 6. aydan itibaren demir ihtiyacı artar</strong></p>

<p>Demir eksikliği anemisinin &uuml;&ccedil; temel noktası bulunmaktadır. En sık g&ouml;r&uuml;len şekli alım azlığı iken gastrointestinal sistemler ile enfeksiyon ve t&uuml;ketime bağlı kayıplara da rastlanır. Kan kaybına yol a&ccedil;an enfeksiyonlar da bir başka etken olarak &ouml;ne &ccedil;ıkar. Anne s&uuml;t&uuml;nde demir olsa da ilk aylarda &ccedil;ocuğun hızlı b&uuml;y&uuml;mesi nedeniyle &ouml;zellikle altıncı aydan itibaren demir eksikliği ortaya &ccedil;ıkmakta ve ihtiyacın karşılanması zor olmaktadır.</p>

<p>Ortalama 3 kilo 300 gram d&uuml;nyaya gelen bir bebek bir yaşında 9-10 kilo olur. Bu da &uuml;&ccedil; kat artış anlamına gelir. Bu artış hızına uygun vitamin-mineral t&uuml;ketimi ile beslenme şekli her zaman ihtiyacı karşılamayabilir. &Ouml;zellikle anne s&uuml;t&uuml; tam verilmiyorsa, inek s&uuml;t&uuml;yle beslenme s&ouml;z konusuysa ve beslenmede hata yapılıyorsa bu durum daha net ortaya &ccedil;ıkar.</p>

<p><strong>Demir ilacını &ccedil;ocuğunuza verirken bu hatalara d&uuml;şmeyin</strong></p>

<p>Yeterli demir alınmasına karşın birtakım beslenme hataları da kayıplara yol a&ccedil;abilir. &Ouml;rneğin; &ccedil;ay, s&uuml;t &uuml;r&uuml;nleri ve tok karnına ila&ccedil; kullanımı demir emilimini ya da faydasını azaltabilir. T&uuml;ketim sorunları ise en sık enfeksiyonlar nedeniyle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Doğumdan sonraki ilk iki yılda bağışıklık sisteminin tam gelişmiş olmaması, anaokulu, kreş gibi kalabalık ortamlarda bulunmak mikropla temas enfeksiyona yol a&ccedil;abilir. &Ccedil;ocukta demir kaybına yol a&ccedil;an kansızlık, &ccedil;ocukta solukluk yani kansızlık denilen tablonun yanı sıra iştahsızlık, uykusuzluk ve huzursuzluğa da neden olur.</p>

<p><strong>Terlikleri ve duvarları yalayan &ccedil;ocuklara dikkat</strong></p>

<p>Demir eksikliği anemisinin boyutu arttık&ccedil;a &ccedil;ocuklarda evdeki saksıların diplerindeki ya da dışarıdaki toprakları yeme, terlikleri ve duvarları yalama gibi anormal davranışlar g&ouml;r&uuml;lmeye başlar. Sonrasında tabloya; huzursuzluk, gelişim bozukluğu, fiziki muayenede ortaya &ccedil;ıkan kalp yetmezliğine giden nabzın artması, karaciğerde b&uuml;y&uuml;me gibi semptomlar da eklenir. Eğer demir eksikliği anemisi uzun s&uuml;rerse okul d&ouml;neminde unutkanlık, hır&ccedil;ınlık, uykusuzluk ile iştahsızlık &ouml;nemli bir boyut kazanır.</p>

<p><strong>Aileler bu konuda bilin&ccedil;li olmalı</strong></p>

<p>Demir eksikliği belirtilerinin g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &ccedil;ocuklara ilk olarak ayrıntılı bir kan testi uygulanır. Demir eksikliği tanısı alan &ccedil;ocukların tedavisi yaş ve kiloya g&ouml;re değişmekle birlikte, g&uuml;nde 3-5 mg demir takviyesine başlanır. Uygulanan ila&ccedil;lar gastrointestinal sistemde hızla emilen formda olduğu i&ccedil;in tedavi en az bir-iki ay s&uuml;rer. Tedavinin en &ouml;nemli amacı; ailelere demirin nasıl ve hangi gıdalarla verileceğini &ouml;ğretmek olmalıdır. Bunun i&ccedil;in şu kurallara dikkat edilmelidir:</p>

<p>&middot; A&ccedil; karnına alınacak denildiğinde bir&ccedil;ok aile bazen yemekten hemen &ouml;nceki &lsquo;a&ccedil;lık&rsquo; halini d&uuml;ş&uuml;nmektedir. Oysa s&ouml;z konusu a&ccedil;lık, iki &ouml;ğ&uuml;n arasıdır.</p>

<p>&middot; Tedavinin beşinci g&uuml;n&uuml;nde kanda demirin etkili olmasını g&ouml;steren bir h&uuml;crenin &ccedil;oğalıp &ccedil;oğalmadığı kontrol edilir. Bunun i&ccedil;in testler ihmal edilmemelidir. Eğer y&uuml;kselme varsa tedavinin doğru yolda olduğu anlaşılır.</p>

<p>&middot; Belirli aralıklarla demir d&uuml;zeylerinin kontrol edilmesiyle değerler normale gelene dek tedaviye devam edilmelidir.</p>

<p>&middot; Demir tedavisinin ihmal edilmesi halinde enfeksiyonlarda artış, bağışıklık sistemi ile ruh sağlığı bozukluklarında artış g&ouml;r&uuml;leceği unutulmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 02 May 2024 14:07:48 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bilinçsiz retinol kullanımı cilde zarar verebiliyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bilincsiz-retinol-kullanimi-cilde-zarar-verebiliyor-1653</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bilincsiz-retinol-kullanimi-cilde-zarar-verebiliyor-1653</guid>
            <description><![CDATA[<p>Retinol, cilt sağlığını destekleyen ve gen&ccedil;leştirici etkilere sahip A vitaminin bir formudur. Kırışıklıkları azaltır, cilt tonunu d&uuml;zel]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Retinol, cilt sağlığını destekleyen ve gen&ccedil;leştirici etkilere sahip A vitaminin bir formudur. Kırışıklıkları azaltır, cilt tonunu d&uuml;zeltir ve cildin yenilenmesini teşvik eder. Aynı zamanda akne tedavisinde de kullanılabilir. Retinol doğru zamanda ve doğru şekilde kullanılmazsa ciltte ciddi tahrişe ve kızarıklığa neden olabilir.</p>

<p><strong>Retinol&uuml;n cilde bir&ccedil;ok faydası bulunuyor</strong></p>

<p>Retinol derideki serbest radikalleri azaltır, h&uuml;creleri yeniler, kolajen sentezini artırır ve ince kırışıklıkları azaltarak derinin daha gen&ccedil; ve parlak g&ouml;r&uuml;nmesini sağlar. Sıklıkla yaşlanma karşıtı (anti-aging) ama&ccedil;lı kullanılır, ayrıca akne (sivilce) tedavisinde, komedon (siyah nokta ve beyaz nokta) tedavisinde ve g&ouml;zeneklerin sıkılaşması amacıyla da tercih edilmektedir. Hatta uzun s&uuml;reli ve d&uuml;zenli kullanıldığı takdirde deri kanseri riskini azalttığı da bilinmektedir. Doğru zamanda ve doğru şekilde kullanıldığında olduk&ccedil;a başarılı sonu&ccedil;lar veren retinol&uuml;n mutlaka bir hekim kontrol&uuml;nde kullanılması gerekmektedir. Hekim tavsiyesi olmadan kullanan kişilerde ciddi irritasyon, kızarıklık, kuruluk, yanma hissi başta olmak &uuml;zere &ccedil;eşitli sorunlar sıklıkla g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p>

<p><strong>Cildin ihtiyacına g&ouml;re kullanım yaşı değişebiliyor</strong></p>

<p>Retinole yaşlanma karşıtı ama&ccedil;lı kullanılacaksa 30&lsquo;lu yaşlardan sonra başlanabilir. Ancak kişinin cilt kalitesi d&uuml;ş&uuml;kse, lekeli ve p&uuml;r&uuml;zl&uuml; ise geniş g&ouml;zenekleri varsa ve kırışıklıkları erken yaşlarda başlamışsa daha erken de kullanılabilir. Eğer retinol akne veya siyah nokta (komedon) tedavisi amacıyla kullanılacaksa ergenlik yaşlarında dahi tercih edilebilir.</p>

<p><strong>Retinole başlamak i&ccedil;in genellikle kış ayları &ouml;neriliyor</strong></p>

<p>İlk defa retinol kullanılacaksa kış aylarının tercih edilmesi uzmanlar tarafından &ouml;nerilmektedir. M&uuml;mk&uuml;nse en d&uuml;ş&uuml;k konsantrasyonlarla başlamak, olası yan etkileri minimalize etmek ve hasta uyumunu artırmak i&ccedil;in yararlı olabilir. Retinol &uuml;r&uuml;nleri %0,025- %0,1 arasında değişen konsantrasyonlarda bulunmaktadır. Kişinin &uuml;r&uuml;n&uuml; tolere edebilmesiyle orantılı olarak konsantrasyonlarda kademeli artışlar yapılabilir. Tedavinin ilk 2-6 haftasında &uuml;r&uuml;n&uuml;n uygulandığı yerlerde kızarıklık, kaşıntı ve yanma hissi, kuruma ve soyulma gibi belirtiler sıklıkla g&ouml;r&uuml;lmektedir ancak bu durum şiddetli olmadığı takdirde normaldir. Derinin retinole alıştırılması i&ccedil;in haftada 2 -3 kere s&uuml;r&uuml;lerek başlanabilir.</p>

<p><strong>Retinol sonrası cilt g&uuml;neşe karşı daha duyarlı oluyor</strong></p>

<p>Retinol kullanımındaki bir diğer &ouml;nemli nokta ise gece kullanılması gerektiğidir. Retinol cildin hassasiyetini artırabilir ve g&uuml;neşe karşı daha duyarlı hale getirebilir. Bu nedenle, retinol kullanırken g&uuml;neş kremi kullanmak cildi UV ışınlarına karşı korur ve olası yan etkileri &ouml;nler. Mutlaka deri tipine uygun bir nemlendirici ve en az 30 fakt&ouml;rl&uuml; (tercihen 50 fakt&ouml;rl&uuml;) bir g&uuml;neş koruyucu krem kullanmalıdırlar. G&uuml;neş kremi kullanılmadığında g&uuml;neş ışınlarına temas durumunda deride ciddi kızarıklık, tahriş ve hatta yanıklara kadar varabilen olumsuzluklar oluşabilir.</p>

<p><strong>G&uuml;l hastalığı olanlar retinol kullanırken &ccedil;ok dikkatli olmalı</strong></p>

<p>Bazı istisnalar olsa da herkes retinol kullanabilir ama retinol&uuml; en &ccedil;ok deri tipi karma, yağlı ve akneye eğilimli kişiler kullanmaktadır. Hassas deri tipine sahip bireyler (&ouml;rneğin g&uuml;l hastalığı olanlar) retinol kullanacaksa &ccedil;ok dikkatli bir şekilde kullanmalıdırlar. Kısa s&uuml;relerle ve d&uuml;ş&uuml;k konsantrasyonlarla başlanmalı, deri iyi nemlendirilmeli ve g&uuml;neşten korunma asla ihmal edilmemelidir. Y&uuml;z b&ouml;lgesi i&ccedil;in tercih edilen &uuml;r&uuml;nlerin g&ouml;z &ccedil;evresine, burun deliklerinin &ccedil;evresine ve dudak &ccedil;evresine s&uuml;r&uuml;lmemesi gerekmektedir. G&ouml;z &ccedil;evresi i&ccedil;in &ouml;zel &uuml;retilmiş retinoll&uuml; &uuml;r&uuml;nler ayrıca bulunmaktadır. Gebeler ve emziren annelerin ise retinoll&uuml; &uuml;r&uuml;nleri kullanmaları &ouml;nerilmemektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 30 Apr 2024 13:48:08 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Ani kalp çarpıntısında 5 önemli belirtiye dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ani-kalp-carpintisinda-5-onemli-belirtiye-dikkat-1649</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ani-kalp-carpintisinda-5-onemli-belirtiye-dikkat-1649</guid>
            <description><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının g&ouml;r&uuml;lme yaşı g&uuml;n&uuml;m&uuml;z koşullarıyla birlikte gen&ccedil; yaşlara kadar iniyor. Stres, aşırı yoğun duygu]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıklarının g&ouml;r&uuml;lme yaşı g&uuml;n&uuml;m&uuml;z koşullarıyla birlikte gen&ccedil; yaşlara kadar iniyor. Stres, aşırı yoğun duygular ve iş yaşamındaki tempo kalp atışlarını etkileyip kalp rahatsızlıklarına neden olabiliyor. Kalp &ccedil;arpıntıları ise kalbin normalden fazla atması yani kalp atım hızının saniyede 100 atımın &uuml;st&uuml;ne &ccedil;ıkmasıyla g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Taşikardi yani ani kalp &ccedil;arpıntıları kişinin sağlığını olumsuz etkiliyor ve g&uuml;nl&uuml;k yaşam d&uuml;zenini bozabiliyor. Kalp &ccedil;arpıntısına eşlik eden bazı belirtilere de dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Bu belirtileri &ouml;nemseyin</strong></p>

<p>Taşikardi hastalığı kişilerin sağlığını olumsuz etkileyebilmektedir. Stres, aşırı tempo, ağır egzersiz ve sporlar, yorgunluk, &uuml;z&uuml;nt&uuml;, panik atağa bağlı gelişebilen kalp &ccedil;arpıntıları nedeniyle taşikardi ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Taşikardi bireylerde ilk olarak &ccedil;arpıntıyla sinyal vermekte ve devamında bu belirtiler ortaya &ccedil;ıkmaktadır:</p>

<p>1. Kalp &ccedil;arpıntısıyla birlikte oluşan mide bulantısı</p>

<p>2. Aşırı g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı, kalp ağrısı</p>

<p>3. Yorgunluk ile seyreden aşırı g&uuml;&ccedil;s&uuml;z hissetme</p>

<p>4. Bayılma hissi ve bayılma yaşanması</p>

<p>5. Baş d&ouml;nmesi ve bilin&ccedil; kaybı yaşanması</p>

<p><strong>&Ccedil;ay ve kahve t&uuml;ketiminizi sınırlayın</strong></p>

<p>Kalp, v&uuml;cut i&ccedil;in gerekli olan oksijen ile zenginleşen kanı organlara ulaştırarak kalp atımını sağlamaktadır. Normal d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml; ger&ccedil;ekleştiremeyen kalpte aşırı kalp &ccedil;arpıntısı oluşabilmektedir. Bu &ccedil;arpıntıları tetikleyen besinler ve sıvılar ile kalp atım hızı &ccedil;oğalmaktadır. &Ouml;zellikle g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde sık sık t&uuml;kettiğimiz &ccedil;ay ve kahveler kalp atım hızımızı ve kalp ritmimizi etkileyebilmektedir. Taşikardi ve kalp rahatsızlığı yaşayan bireyler &ccedil;ay ve kahve t&uuml;ketimlerinde &ccedil;ok dikkatli olmalı ve olabildiğince az t&uuml;ketmeyi tercih etmeliler. Hipertansiyon, aritmi, taşikardi ve kalp rahatsızlıkları olan kişiler kahve t&uuml;ketimi sonrasında &ccedil;arpıntı yaşabilmektedir. Kan basıncını artıran kahve, aşırı t&uuml;ketildiği takdirde sağlıklı bireylerde de zamanla &ccedil;arpıntıya bağlı rahatsızlıklara neden olabilmektedir.</p>

<p><strong>Taşikardi yaşam kalitenizi olumsuz etkilemesin</strong></p>

<p>Kalbin, kas dokusu oksijen ihtiyacı duymaktadır. Bu oksijen ihtiyacı karşılanmadığı takdirde oksijen a&ccedil;ığı ile kişilerde h&uuml;cre azalması, h&uuml;cre &ouml;l&uuml;m&uuml; ya da oksijen azlığı sonucunda ilerleyen kalp krizi riski oluşabilmektedir. Taşikardi ile oluşan, kalp atım hızının artışı kalp i&ccedil;indeki oksijeni t&uuml;ketebilmektedir. Yeteri kadar kan pompalayamayan kalpte taşikardi ile kalp krizi de gelişebilmektedir.</p>

<p><strong>Ge&ccedil; kalmadan tanı ve tedavi y&ouml;ntemi belirlenmeli</strong></p>

<p>Gerekli tetkik ve muayenelerle taşikardi tanısı konulduktan sonra, tedavi y&ouml;ntemlerinden biri olan kalp atım hızını yavaşlatmayı ama&ccedil;layan, vagus adı verilen sinirin uyarılması i&ccedil;in vegal manevra tekniğinin uygulanması sağlanmaktadır. Vegal manevra tekniği kullanılarak kontrol altına alınamayan kalp &ccedil;arpıntıları antiaritmik ila&ccedil;larla kontrol altına alınmaktadır. Doktorlar tarafından yazılan ila&ccedil; tedavileri kalbin &ccedil;alışma hızını normal seyrine d&ouml;nd&uuml;rmeyi sağlamaktadır. İla&ccedil;lar ile sonu&ccedil; alınamayan taşikardi vakalarında kateter ablasyon ile &ccedil;arpıntıya neden olan damarlara yakılma işlemi uygulanarak sinyal ge&ccedil;işine son verilmektedir. Aritmi rahatsızlığı bulunan bireyler i&ccedil;in tanı ve tedavi s&uuml;reci olduk&ccedil;a &ouml;nemli olabilmektedir. Zaman kaybetmeden tanı ve tedavi s&uuml;resine d&acirc;hil olan kişilerde yaşam kalitesi bozulmamakta, g&uuml;nl&uuml;k rutine kısa s&uuml;rede d&ouml;n&uuml;ş sağlanmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 29 Apr 2024 14:05:40 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Gençlerde nedeni bilinmeyen bayılmalara dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/genclerde-nedeni-bilinmeyen-bayilmalara-dikkat-1644</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/genclerde-nedeni-bilinmeyen-bayilmalara-dikkat-1644</guid>
            <description><![CDATA[<p>Beyin dolaşımının, beyne az kan gitmesi nedeniyle kısa s&uuml;reli bozulmasına bağlı olarak gelişen ge&ccedil;ici bilin&ccedil; kaybı &ldquo;bayılm]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin dolaşımının, beyne az kan gitmesi nedeniyle kısa s&uuml;reli bozulmasına bağlı olarak gelişen ge&ccedil;ici bilin&ccedil; kaybı &ldquo;bayılma&rdquo; olarak tanımlanıyor. Toplumda g&ouml;r&uuml;lme oranı %3 olanbayılmaların bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; epilepsi n&ouml;betlerine bağlı bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; de &ouml;zellikle ileri yaşlarda kalpteki elektrik sistemi arızaları nedeniyle yavaş atım ya da bazı hızlı atım şeklindeki ritim bozukluklarına bağlı olarak ortaya &ccedil;ıkıyor. Ancak &ouml;zellikle gen&ccedil;lerde g&ouml;r&uuml;len refleks bayılmalar en sık olanları olarak biliniyor ve ayrı bir grupta değerlendiriliyor.</p>

<p>Kan basıncının ve beyin dolaşımının sağlanmasından sorumlu olan refleks mekanizmaların ge&ccedil;ici olarak bozulmasının tıp dilinde &ldquo;vazo vagal senkop&ldquo; olarak bilinen bayılmalara neden olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;yor. En sık vazo vagal senkop nedenleri ayakta uzun s&uuml;re kalma, kalabalık ortam, sıcaklık, ağrı veya heyecan olarak &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. Ayrıca işeme, dışkılama, &ouml;ks&uuml;r&uuml;k ve g&uuml;lme gibi durumsal nedenler de bazen bayılmalara neden olabiliyor.Ancak &ouml;zellikle gen&ccedil;lerde sık g&ouml;r&uuml;len ve &lsquo;&rsquo;vazo vagal senkop&rsquo;&rsquo; olarak adlandırılan refleks bayılmaların dikkatle değerlendirilmesi ve uygun tedavi i&ccedil;in altta yatan sebebin mutlaka doğru tespit edilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>Epilepsi hastası sanılan, gereksiz yere ila&ccedil; kullanan &ccedil;ok sayıda kişi var</strong></p>

<p>&lsquo;&rsquo;Kan basıncının ve beyin dolaşımının sağlanmasından sorumlu olan refleks mekanizmaların ge&ccedil;ici olarak bozulmasının tıp dilinde &ldquo;vazo vagal senkop&ldquo; olarak tanımlanan bayılmalara neden olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir&rsquo;&rsquo; diyen Prof. Dr. Ali Oto nedeni bilinmeyen bayılmalarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>&lsquo;&rsquo;Hasta, kalbinde herhangi bir yapısal bozukluğu olmamasına, beyin ya da sinir sistemi problemleri yaşamamasına rağmen idrar yaparken, g&uuml;lerken, &ouml;ks&uuml;r&uuml;rken, kan g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde, k&ouml;t&uuml; haber aldığında ya da &ccedil;ok fazla ayakta durduğunda aniden bayılabilir. &Ouml;zellikle resmi t&ouml;renlerde sık&ccedil;a rastlanan bayılmalar bu durumun &ouml;rnekleri arasındadır. Mevcut tabloda kan bacaklarda g&ouml;llenir, beyne kan akımı azalır ve kan basıncı ani bi&ccedil;imde d&uuml;şer. Kabaca kalbin sinirleri ile ilgili dengesizlik ve buna bağlı refleks uyumsuzluk gelişir, hasta aniden yere yığılır. Kan basıncı d&uuml;zelip,kalp hızı normale d&ouml;n&uuml;nce ise hızla d&uuml;zelir, bilinci tamamen eski haline d&ouml;ner.&rsquo;&rsquo;</p>

<p>Bu t&uuml;r bayılmalara daha &ccedil;ok gen&ccedil; bireylerde rastlandığını s&ouml;yleyen Prof. Dr. Oto, bayılmanın altta yatan pek &ccedil;ok sebebe bağlı olabileceğinin altını &ccedil;izerek, burada &ouml;nemli olanın hastanın alanında uzman kardiyologlar tarafından değerlendirilerek doğru tanı alması olduğunu belirtti. &Ccedil;ok sayıda hastanın yanlış tanı nedeniyle &ouml;m&uuml;r boyu gereksiz ila&ccedil; kullanımına maruz kalabildiğini ve epilepsi hastası sanıldığını vurguladı.</p>

<p><strong>Hastaya eğik masa testiyle &lsquo;&rsquo;Vazovagal Senkop&rsquo;&rsquo; tanısı konuluyor</strong></p>

<p>Prof. Dr. Ali Oto Cardio Memory&rsquo;24 bilimsel toplantısında kardiyolojik ve n&ouml;rolojik değerlendirmelerinde bir bulguya rastlanamayan ve &lsquo;&rsquo;vazo vagal senkop&rsquo;&rsquo; t&uuml;r&uuml; bayılmalar kapsamında değerlendirilen hastalara eğik masa testiyle tanı konulduğunu s&ouml;yledi. Tıp dilinde &#39;&#39;head up tilt&rsquo;&rsquo; ya da &lsquo;&rsquo;tilt table&rsquo;&rsquo; testi olarak da adlandırılan test ile hastanın 45 derece eğimli masaya yatırıldığını, bir s&uuml;re bu pozisyonda tutulup, ara ara ila&ccedil; verilerek bayılmasının kontroll&uuml; bi&ccedil;imde tetiklendiğini belirtti. &lsquo;&rsquo;&Ouml;zel protokollerle yapılan bu test, refleks bayılmaların hem tanısında hem de tedavisinin belirlenmesinde olduk&ccedil;a &ouml;nemli bilgiler vermektedir&rsquo;&rsquo; dedi.</p>

<p><strong>İla&ccedil;la tedavi edilemeyen vakalar i&ccedil;in &lsquo;&rsquo;Kardiyon&ouml;ral Ablasyon&rsquo;&rsquo; devreye giriyor</strong></p>

<p>Refleks bayılmaların tedavisinde yakın zamana dek bazı genel destekleyici &ouml;nerilerle (susuz kalmama, uzun s&uuml;re ayakta kalmama, kompresyon &ccedil;orapları vb.) bazı ila&ccedil;ların ve egzersizlerin &ouml;nerildiğini s&ouml;yleyen Prof. Dr. Oto, ancak buna rağmen d&uuml;zelemeyen ve bayılması devam eden hastalar olduğunu ve bu grup hastaların tedavisinde ise son birka&ccedil; yıldır yeni bir y&ouml;ntemin başarıyla uygulandığını aktararak, ş&ouml;yle devam etti:</p>

<p>&lsquo;&rsquo;Kardiyon&ouml;ral Ablasyon adı verilen bu y&ouml;ntem sayesinde kalbe gelen sinir u&ccedil;larının toplandığı b&ouml;lgelere radyofrekans enerjisi verilerek kalpteki sinir sistemi dengesizliği ortadan kaldırılır, b&ouml;ylece bayılmalar kontrol altına alınır. Lokal anestezi ile kasıktan girilerek, herhangi bir operasyona gerek kalmadan g&uuml;n&uuml;birlik işlem olarak yapılan bu y&ouml;ntemle hastalar aynı g&uuml;n normal hayatlarına geri d&ouml;nebilirler. Se&ccedil;ilmiş hastalarda uygulanan ve başarılı olan &lsquo;&rsquo;kardiyon&ouml;ral ablasyon&rsquo;&rsquo; bayılma tedavisinde yeni bir &ccedil;ığır a&ccedil;mıştır.&rsquo;&rsquo;</p>

<p><strong>Cardio Memory&rsquo;24 Kalp Sağlığının &Uuml;nl&uuml; İsimlerini Bir Araya Getirdi</strong></p>

<p>Memorial Ankara Hastanesi Konferans Salonu&rsquo;nda d&uuml;zenlenen toplantıda kardiyolojideki gelişmelerin ve yeniliklerin yanı sıra, farklı vakalara y&ouml;nelik yaklaşımlar ele alındı. Memorial Sağlık Grubu&rsquo;ndan değerli kardiyologlar ile T&uuml;rkiye&rsquo;nin &ccedil;eşitli b&ouml;lgelerinden alanında &ouml;nc&uuml; hekimlerin katıldığı bilimsel toplantıda ilgin&ccedil; vaka sunumları ve kalp damar hastalıklarına karşı m&uuml;cadelede ilham olabilecekdeneyimler de paylaşıldı.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 26 Apr 2024 14:04:33 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Robotik diz protezi ameliyatının önemli 5 avantajı]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/robotik-diz-protezi-ameliyatinin-onemli-5-avantaji-1643</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/robotik-diz-protezi-ameliyatinin-onemli-5-avantaji-1643</guid>
            <description><![CDATA[<p>İnsan v&uuml;cudundaki en b&uuml;y&uuml;k ve en g&uuml;&ccedil;l&uuml; eklemlerden biri olan diz ekleminde ortaya &ccedil;ıkan deformasyon zamanla ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan v&uuml;cudundaki en b&uuml;y&uuml;k ve en g&uuml;&ccedil;l&uuml; eklemlerden biri olan diz ekleminde ortaya &ccedil;ıkan deformasyon zamanla hareketi kısıtlayabiliyor. Teknolojik gelişmeler sayesinde ilerleyen robotik diz cerrahisi ise hem hastalara hem de ameliyatı yapan cerrahi ekibe &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de konfor sağlıyor. Ameliyat sırasında robotik cerrahiyle protezler en doğru şekilde konumlandırılırken, cerrahi sonrasında hasta a&ccedil;ısından ortaya &ccedil;ıkan bir&ccedil;ok avantaj yaşam konforunu y&uuml;kseltiyor.</p>

<p><strong>İleri evre diz kire&ccedil;lenmesinde başarı y&uuml;ksek</strong></p>

<p>Hareketli bir eklem olan diz; bağ, kıkırdak, kas ve sinir sistemine bağlı bir yapıdır. Herhangi bir travma, artrit veya başka bir sorun nedeniyle hareketinin kısıtlanması &ccedil;oğu zaman cerrahiyi ka&ccedil;ınılmaz hale getirir. Robotik diz cerrahisi sayesinde, y&uuml;ksek doğrulukta protezin yerleştirilmesi sağlanmaktadır. Kemiklerin hassas kesimleri yapılarak, bilgisayar kontroll&uuml; cihazlar kullanılmaktadır. &Ouml;zellikle ileri evre diz osteoartritli (kire&ccedil;lenme) yetişkinler i&ccedil;in bir tedavi se&ccedil;eneği olan robotik diz cerrahisi kişiye &ouml;zel tasarlanıp yapılmaktadır.</p>

<p><strong>&Uuml;&ccedil; boyutlu modelleme ile planlama yapılıyor</strong></p>

<p>Bu 3 boyutlu model &ouml;nceden planlama yapmak i&ccedil;in kullanılır. Yani yazılım kullanılarak ameliyat &ouml;ncesi planlama yapılmaktadır. Planlamaya g&ouml;re cerrahi sırasında robotik kol kullanılarak kemik kesileri ger&ccedil;ekleştirilir. Ameliyatın tamamı cerrahın y&ouml;netimindedir. Ameliyat i&ccedil;inde yeniden d&uuml;zenlemeler yapılabilmektedir. Cerrah daha &ouml;nceden yapılan planlama ile ger&ccedil;ek zamanlı ameliyat alanının izd&uuml;ş&uuml;mlerini yazılım aracılığı ile eşleştirerek robotik kolu kullanarak ameliyatı yapar.</p>

<p><strong>Kişiye &ouml;zel olarak yapılan diz cerrahisi</strong></p>

<p>Yapılan bir araştırmada implantların kişiselleştirilmiş bir cerrahi plan doğrultusunda daha doğru şekilde yerleştirildiği belirlenmiştir. Ameliyatın, implantı diz eklemine konumlandırmak i&ccedil;in ameliyat sırasında robot kolunu y&ouml;nlendiren ortopedi cerrahı tarafından ger&ccedil;ekleştirildiğinin anlaşılması &ouml;nemlidir. Robotik kol ameliyat yapmaz, kendi başına karar vermez veya cerrah robotik kolu y&ouml;nlendirmeden hareket etmez. Sistem sayesinde cerrahın ameliyat sırasında planda gerektiği gibi ayarlamalar yapmasına da olanak tanır. Total diz protezi ameliyatları, diz kire&ccedil;lenmesi olan hastalarda uzun yıllardır başarı ile uygulanan bir y&ouml;ntemdir.</p>

<p><strong>Robotik diz cerrahisinin avantajları</strong></p>

<p>Diz protezi ameliyatlarında robotik cerrahinin avantajları ise şunlardır;</p>

<p>1. Kişiye &ouml;zel kemik kesileri yapılarak aşırı kesilerden ka&ccedil;ınılmaktadır.</p>

<p>2. Yumuşak doku hasarı daha azdır.</p>

<p>3. İmplantların konumlandırılmasının en doğru şekilde yapılır.</p>

<p>4. Ameliyat sonrası ağrı seviyesi d&uuml;ş&uuml;k, iyileşme daha hızlıdır.</p>

<p>5. Hastanede kalış s&uuml;resi daha kısadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 25 Apr 2024 15:01:26 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Yetişkinlere ve seyahat planlayanlara aşı tavsiyeleri]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yetiskinlere-ve-seyahat-planlayanlara-asi-tavsiyeleri-1640</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yetiskinlere-ve-seyahat-planlayanlara-asi-tavsiyeleri-1640</guid>
            <description><![CDATA[<p>Her yıl Nisan ayının son haftası &ldquo;D&uuml;nya Bağışıklama Haftası&rdquo; olarak kutlanıyor. Sağlıklı ve uzun bir insan &ouml;mr&uuml;ne sağlık]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Her yıl Nisan ayının son haftası &ldquo;D&uuml;nya Bağışıklama Haftası&rdquo; olarak kutlanıyor. Sağlıklı ve uzun bir insan &ouml;mr&uuml;ne sağlıklı &ccedil;evre, su ve gıda, antibiyotikler ve aşıların katkısının b&uuml;y&uuml;k olduğu biliniyor. Aşılar hedefledikleri hastalıklara karşı bağışıklık oluşmasına katkıda bulunuyor, pek &ccedil;ok rahatsızlığın ortaya &ccedil;ıkmasını &ouml;nl&uuml;yor veya hafif ge&ccedil;irilmesini sağlıyor. Hem yetişkinlerde hem de &ccedil;ocuklarda olmak &uuml;zere farklı yaşlarda &ccedil;eşitli aşılar uygulanıyor. Bununla birlikte farklı seyahat rotalarında da belirli aşıların uygulanması toplum sağlığı i&ccedil;in &ouml;nem arz ediyor.</p>

<p><strong>Aşılama her yıl milyonlarca hayat kurtarıyor</strong></p>

<p>Her yıl &ouml;nlenebilir hastalıklara devletler tarafından milyarlarca dolar harcanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri&rsquo;nde yapılan bir &ccedil;alışmada grip, zat&uuml;rre, zona ve boğmaca gibi aşıyla &ouml;nlenebilir hastalıklara harcanan para miktarı 26 milyar dolar olarak hesaplanmıştır. Aslında basit aşılarla &ouml;nlenebilecek bu hastalıklar hem hastanelere hem de doktorlara tedavi &ccedil;abası ile birlikte hastalara da maliyet olarak d&ouml;n&uuml;ş yapmaktadır.</p>

<p>Zat&uuml;rre ile gribe bağlı hastaneye yatış ve hayat kaybının 65 yaş ve &uuml;zerinde 6 kat kadar arttığı belirlenmiştir. Yaş ilerledik&ccedil;e zat&uuml;rre ve gribe bağlı yan etkiler artmakta, ancak zat&uuml;rre aşısı yapılan kişilerde hastalık daha rahat atlatılmakta ve hastaneye yatış veya &ouml;l&uuml;m oranı azalmaktadır.</p>

<p>Zat&uuml;rre aşısı &ouml;zellikle 65 yaş ve &uuml;zeri sağlıklı bireylerle birlikte; kalp ve diyabet hastaları, akciğerde kronik bronşiti olanlar, herhangi bir nedenle v&uuml;cut direncini baskılayan ila&ccedil; kullananlar, organ nakli hastaları, kemik iliği nakli hastaları ya da l&ouml;semi, lenfoma veya kanser gibi nedenlerle kemoterapi alan kişilerde de aşılamanın &ouml;nemi y&uuml;ksektir. Grip aşısı da benzer hastalar gruplarında yapılırsa hastaneye yatış ve hayat kaybı en aza indirilmektedir. Her yıl ekim ayında grip aşısının yaptırılması &ouml;nerilmektedir.</p>

<p><strong>65 yaş &uuml;zeri i&ccedil;in zona aşısı yaptırılabilir</strong></p>

<p>Her d&ouml;neme ve yaşa g&ouml;re farklı aşılar bulunmaktadır. Tetanoz, difteri, boğmaca, &ccedil;ocuk felci, kızamık, meningokok, Hepatit B, su &ccedil;i&ccedil;eği, influenza (grip) ve pn&ouml;mokok aşıları hastanın yaşı ve tıbbi &ouml;zelliklerine g&ouml;re g&uuml;ncel olması gereken, spesifik olarak seyahat ile ilişkili olmayan rutin aşılardır. &Uuml;lkemizde &ccedil;ocukluk d&ouml;nemi aşı takviminde 13 hastalığa karşı rutin aşı uygulaması yapılmaktadır. Bunlar; difteri, boğmaca, tetanoz, &ccedil;ocuk felci, hepatit B, hepatit A, H. influenza tip B, t&uuml;berk&uuml;loz, kızamık, kabakulak, kızamık&ccedil;ık, su&ccedil;i&ccedil;eği ve pn&ouml;mokoktur (zat&uuml;rre) aşılarıdır.</p>

<p>Sadece rutin aşılar değil, &ouml;nerilen ancak aşılama takviminde bulunmayan aşılar da bulunmaktadır. Onlardan biri de Zona aşısıdır. Zona hastalığında &ccedil;ok ağrılı ve &ouml;zellikle 65 yaş ve &uuml;zeri, v&uuml;cut direnci baskılanmış hastalarda zona sonrası yaygın enfeksiyonla da ikincil bakteriyel enfeksiyonlar g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. &Ouml;zellikle ağrı aylarca s&uuml;rebilmektedir. Su&ccedil;i&ccedil;eği vir&uuml;s&uuml;n&uuml;n dozu artırılarak hazırlanan zona aşısı, 65 yaş &uuml;zerindeki yetişkinlere &ouml;nerilmektedir. &Uuml;lkemizde canlılığı zayıflatılmış y&uuml;ksek doz vir&uuml;s i&ccedil;eren zona aşısı mevcuttur, yakın d&ouml;nemde vir&uuml;s proteini ile hazırlanan inaktif aşının da kullanıma girmesi beklenmektedir. Bu yeni aşının v&uuml;cut direnci baskınlanmış hastalarda daha g&uuml;venle kullanımının m&uuml;mk&uuml;n olduğu ve daha iyi bağışıklık yanıtı oluşturduğu bildirilmektedir. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağında su&ccedil;i&ccedil;eği ge&ccedil;irilmiş olsa bile, zona vir&uuml;s&uuml; sinir u&ccedil;larında tekrar aktive olup yeniden ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Bu s&uuml;re&ccedil;teki hasarı ve ağrıyı en aza indirebilmek i&ccedil;in zona aşısı yaptırılması &ouml;nerilmektedir.</p>

<p><strong>Seyahate gitmeden &ouml;nce aşılamaya &ouml;nem verin!</strong></p>

<p>Seyahatler sırasında gidilen &uuml;lke ve b&ouml;lgelerde &ccedil;eşitli hastalık etkenleriyle karşı karşıya kalınmaktadır. Seyahate &ccedil;ıkmadan &ouml;nce gidilecek b&ouml;lgede g&ouml;r&uuml;len hastalıkların ve korunma yollarının &ouml;ğrenilmesi ve bu &ouml;nlemlerin seyahat &ouml;ncesinde, seyahat sırasında ve gerekiyorsa sonrasında uygulanması &ccedil;ok &ouml;nemlidir ve hayat kurtarıcı olabilmektedir. Sağlıklı su ve gıda t&uuml;ketimi, hijyen koşulları, sivrisinek ve kene gibi b&ouml;ceklerden korunmak seyahatler sırasında da pek &ccedil;ok hastalığa yakalanma riskini &ouml;nlemektedir. Bu hastalıkların bazılarından korunmanın en etkili yolu ise aşılardır.</p>

<p>Hastanın yaşı, gidilecek b&ouml;lge, dahil olunacak etkinlikler ve maruz kalınacak risklere g&ouml;re tifo, HepatitA,HepatitB,Japon ensefaliti,kuduz, meningokok ACWY, meningokok B, influenza (grip),t&uuml;berk&uuml;loz, sarı humma, Dengue ateşi,kene k&ouml;kenli ensefalit aşıları se&ccedil;ilerek &ouml;nerilmektedir.</p>

<p>Bazı &uuml;lkelere girerken &uuml;lkeye veya uluslararası sağlık d&uuml;zenlemelerine g&ouml;re zorunlu olan aşılar sarı humma, meningokok ACWY ve &ccedil;ocuk felci aşılarıdır. Kızamık gibi hastalıklarda k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklar y&uuml;ksek riskli bir b&ouml;lgeye gidiyorsa aşı i&ccedil;in uygun olan en k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaşta aşılanması gerekebilmektedir. Canlı aşılar aynı g&uuml;n veya 28 g&uuml;n arayla uygulanmalıdır. Tifo, &ccedil;ocuk felci ve rotavirus gibi oral canlı aşılar herhangi bir zamanda uygulanabilir. Sarı humma aşısı ve kızamık aşısının yeterli bağışıklık yanıt oluşturması i&ccedil;in bu iki aşı arasında bir ay olması &ouml;nerilmektedir.</p>

<p>Karaciğer hastalığı olan veya bağışıklığı baskılanmış hastalara, gidilecek b&ouml;lgeden bağımsız olarak Hepatit A aşısı uygulanması &ouml;nerilmektedir. &Ccedil;ocuk felci bazı &uuml;lkelerde varlığını s&uuml;rd&uuml;rmektedir. Bu b&ouml;lgelere seyahat edenlerin aşıları g&uuml;ncellenmiş olmalıdır. Bazı &uuml;lkeler &uuml;lkeye giriş koşulu olarak &ccedil;ocuk felci aşısı ve uluslararası aşı sertifikası isteyebilmektedir.</p>

<p>Seyahat aşıları ş&ouml;yle sıralanabilir:</p>

<p><strong>Sarı humma:</strong>Afrika ve G&uuml;ney Amerika&rsquo;da sarı humma g&ouml;r&uuml;len b&ouml;lgelere seyahat eden 9 aylık ve 9 aydan b&uuml;y&uuml;k kişilere &ouml;nerilir. &Ccedil;oğu kişide tek doz aşı uzun s&uuml;reli bir bağışıklık oluşturur ve genellikle hatırlatma dozu uygulanması gerekli değildir.</p>

<p><strong>Meningokok:</strong>Bakterileri salgınlara, beyin zarlarını etkileyen menenjit gibi ciddi infeksiyon, sakatlık ve &ouml;l&uuml;mlere neden olabilir. Meningokok aşısı kışla, yurt gibi kalabalık ortamlarda bulunanlar, bazı bağışıklık yetmezliğine neden olan hastalık ve tedavi durumlarında uygulanmaktadır. Meningokok taşıyıcılığı ve hastalığının daha sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; Sahra altı Afrika&rsquo;da menenjit kuşağı olarak adlandırılan &uuml;lkeler gibi b&ouml;lgelere seyahatlerde bu aşının uygulanması &ouml;nerilir. Bu b&ouml;lgede Aralık-Haziran d&ouml;neminde risk daha y&uuml;ksektir. Hac ve umre ziyaretlerine gidenlerin meningokok aşısı yaptırması ve meningokok aşısı yapıldığını g&ouml;steren kayıt bulunması zorunludur.</p>

<p><strong>Tifo:</strong>Tifo t&uuml;m d&uuml;nyada g&ouml;r&uuml;len bir hastalıktır. Ortadoğu, Kuzey Afrika, Batı Afrika, G&uuml;ney Asya, Orta ve G&uuml;ney Amerika&rsquo;da daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Hastalığın sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; b&ouml;lgelere seyahat edenlere, &ouml;zellikle bu b&ouml;lgelerde bir aydan fazla kalınacaksa tifo aşısı uygulanması &ouml;nerilir.</p>

<p><strong>Hepatit A:</strong>Hastalığın sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;lke ve b&ouml;lgelere gidenlere uygulanır. Seyahatten 4 hafta &ouml;nce uygulanması tercih edilir. 6 ay sonra bir hatırlatma dozu yapılır.</p>

<p><strong>Kuduz:</strong>Riski y&uuml;ksek olan bazı b&ouml;lgelere seyahat edenler, veterinerler gibi bazı meslek mensupları ve gidilen b&ouml;lgede aşı ve tıbbi bakıma ulaşamayabilecek olanlara ilgili hekim &ouml;nerisiyle seyahatten &ouml;nce &ouml;nleyici olarak 4 doz kuduz aşısı yapılabilir. Kuduz ş&uuml;pheli temas durumunda ek doz uygulanabilir.</p>

<p><strong>Kolera:</strong>Kolera hastalığı bazı Afrika ve Asya &uuml;lkeleri, Orta ve G&uuml;ney Amerika &uuml;lkelerinde g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Bu b&ouml;lgelere giden herkese bu aşının uygulanması &ouml;nerilmez. Sağlıklı gıda ve su t&uuml;ketimi ve hijyen kurallarına uyması ile hastalık riski &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k olacaktır. Kolera aşısı ağızdan 7-14 g&uuml;n arayla iki kez uygulanmakta ve &ouml;zellikle ilk 6 ayda y&uuml;ksek d&uuml;zeyde koruma sağlamaktadır. Herhangi bir &uuml;lkeye giriş i&ccedil;in kolera aşısı zorunlu değildir.</p>

<p><strong>Hepatit B:</strong>&Uuml;lkemizde rutin &ccedil;ocukluk aşıları i&ccedil;indedir. Bağışık olmayan herkes i&ccedil;in &ouml;nerilen bir aşıdır. Hepatit B&rsquo;nin daha sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; &uuml;lkelere seyahat edilecekse, kan ve v&uuml;cut sıvıları teması ve cinsel temas olasılığı bulunan durumlarda &ouml;zellikle yapılması &ouml;nerilir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 24 Apr 2024 16:39:06 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Adet döngüsü ile ilgili bu 5 duruma dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/adet-dongusu-ile-ilgili-bu-5-duruma-dikkat-1633</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/adet-dongusu-ile-ilgili-bu-5-duruma-dikkat-1633</guid>
            <description><![CDATA[<p>Adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ndeki bozukluklar genelde s&uuml;re veya kanama miktarı ile ilgili olabiliyor. Her kadında farklı yaşanan sorunlar sık a]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ndeki bozukluklar genelde s&uuml;re veya kanama miktarı ile ilgili olabiliyor. Her kadında farklı yaşanan sorunlar sık adet g&ouml;rme, seyrek adet g&ouml;rme, fazla adet kanaması, az adet kanaması, ara kanama ve durmayan adet kanaması şeklinde g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Adet problemlerinde ila&ccedil;la veya cerrahi yollarla tedavi uygulanabiliyor.</p>

<p><strong>25 g&uuml;nden sık veya 35 g&uuml;nden uzun aralıklı adet kanamasına dikkat!</strong></p>

<p>D&uuml;zensiz adetten s&ouml;z etmek i&ccedil;in &ouml;ncelikle d&uuml;zenli adetin hangi sınırlar i&ccedil;inde olduğunu bilmek gerekmektedir. Her ay adet g&ouml;ren kadında d&uuml;zenli adet olduğu s&ouml;ylenebilmektedir. 28 g&uuml;n aralarla kanamanın olması ideal s&uuml;re olarak bilinmektedir fakat bu aralık 25 ile 35 g&uuml;n arasında değişebilmektedir. 25 g&uuml;nden daha sık adet olan kadınlarda sık adet g&ouml;rme, 35 g&uuml;nden uzun aralıklarla adet olanlarda ise seyrek adet g&ouml;rme s&ouml;z konusudur. Fazla adet kanaması normalden farklı ve bazen pıhtılar ile beraber olabilirken, az adet ise genelde normalde var olan adet miktarının azalması şeklinde ilerlemektedir. Ara kanama iki adet arasında kanamanın olması halidir.</p>

<p><strong>Her kadında farklı d&ouml;ng&uuml; olabilir</strong></p>

<p>Her kadının yapısına, metabolizmasına ve d&ouml;ng&uuml;s&uuml;ne g&ouml;re değişen adet s&uuml;re&ccedil;leri olabilmektedir. Bu s&uuml;re&ccedil;ler ş&ouml;yle sıralanabilir;</p>

<p>1-&nbsp;<strong>Sık adet kanaması:</strong>Menopoz &ouml;ncesi yıllarda ve ergenlik &ccedil;ağında sıklıkla rastlanır. Yumurtlamanın seyrek olması ile beraberdir.</p>

<p>2-&nbsp;<strong>Seyrek adet g&ouml;rme:</strong>Normal bir bulgu da olabilir. Sebebinin ortaya &ccedil;ıkarılması amacıyla hormonal testlerin yapılması gerekmektedir. Hormonal dengesizliklerden tiroid bezinin az &ccedil;alışması ve prolaktin hormonu y&uuml;ksekliği en sık saptanan problemdir. Hormonal sorun bulunmuyorsa, bebek isteği yoksa ve t&uuml;ylenme gibi sorunlar g&ouml;r&uuml;lm&uuml;yorsa basit adet d&uuml;zenleyici ila&ccedil;lar ile tedavi edilebilir.</p>

<p>3-&nbsp;<strong>Şiddetli adet kanaması:</strong>Genelde bitkin bırakır ve uzun s&uuml;rerse kansızlığa sebep olabilir. Altında yatan sebepler rahim i&ccedil; zarındaki sorunlar ve rahim i&ccedil;inde veya yakınında yerleşenmiyomlardır.Tanı i&ccedil;in muayene ve ultrasonografinin yanında, hem tanı hem de tedavi amacıyla k&uuml;retaj yapmak gerekebilir. Aynı şekilde tanı ve tedavi amacıylahisteroskopi gerekebilir. Tedavi sebebe g&ouml;re ila&ccedil; tedavisi veya operasyondur. Buna ilaveten kansızlık saptanmışsa onun i&ccedil;in de ayrıca bir tedavi planlanmaktadır.</p>

<p>4-&nbsp;<strong>Ara kanamalar:</strong>Her zaman bir problemle beraber olmayabilir. Korunma hapları alan kadınlarda &ouml;zellikle ilk 1&ndash;2 ay ara kanama olabilir. Korunma amacıyla spiral kullanan kadınlarda da saptanabilir. 3 aydan sıklıkta olması araştırmayı gerektirir. Altta yatan sebepler arasında hormonal sorunlar, rahim i&ccedil;i polipleri ve miyomlar sayılabilir.</p>

<p>5-&nbsp;<strong>S&uuml;rekli ve durmayan kanamalar:</strong>Şiddetli kanamalar s&ouml;z konusu olduğunda başlıca sebepleri arasında miyomlar ve polipler gelir. Bu durum k&ouml;t&uuml; huylu hastalıklar a&ccedil;ısından da tetkik gerektirmektedir. Bu nedenle kısa s&uuml;rede araştırma yapılmalı ve tedavi planlanmalıdır. Miyom veya polip saptanmışsa onların &ccedil;ıkarılması ve rahim i&ccedil; zarından par&ccedil;a alınarak patolojik tetkik istenmesi gerekir. Menopoza yakın kadınlarda ve menopoz sonrası g&ouml;r&uuml;len s&uuml;rekli kanamalarda ise rahim kanserinin d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmesi gereklidir. Bu nedenle ciddiye alınmalı ve zaman kaybetmeden tetkik ve tedavi uygulanmalıdır.</p>

<p><strong>Adet d&uuml;zensizliği ila&ccedil;la ya da cerrahiyle d&uuml;zenlenebilir</strong></p>

<p>Adet d&uuml;zensizliğinin tedavisi d&uuml;zensizliğin nedeninin tespitiyle doğru orantılı olmaktadır. &Ouml;ncelikle altta yatan sebepler araştırılmalı ve probleme neden olan durum d&uuml;zeltilmelidir. Sık adet kanaması olan bir kadının d&ouml;ng&uuml;s&uuml; ila&ccedil;la kontrol altına alınabilmektedir. Seyrek adet kanaması g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde yapılan araştırmalar ve testler sonucunda ila&ccedil; tedavisine başlanmakta hem hormonlar hem de adet kanaması d&ouml;ng&uuml;s&uuml; d&uuml;zene sokulmaktadır. Şiddetli adet kanaması yaşayanlarda sorun miyom kaynaklı ise histeroskopi veya cerrahi işlemler yapılması gerekebilmektedir. Hormonal tedavi ve hormonlu spiral uygulanması se&ccedil;enekleri de bulunmaktadır. Tedaviye cevap vermeyen kanamalarda ise rahmin alınması iyi bir se&ccedil;enek olabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 19 Apr 2024 16:17:18 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Çocukları kafa travmasından korumak için ailelere düşen 8 görev]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuklari-kafa-travmasindan-korumak-icin-ailelere-dusen-8-gorev-1631</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuklari-kafa-travmasindan-korumak-icin-ailelere-dusen-8-gorev-1631</guid>
            <description><![CDATA[<p>Kafa yaralanmaları &ccedil;ocuklarda sakatlık ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n ilk 5 nedeni arasında yer almaktadır. Kafa travması; kafa derisi, kafatası, ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Kafa yaralanmaları &ccedil;ocuklarda sakatlık ve &ouml;l&uuml;m&uuml;n ilk 5 nedeni arasında yer almaktadır. Kafa travması; kafa derisi, kafatası, beyin ya da kafadaki diğer doku ve kan damarlarına verilen her t&uuml;rl&uuml; hasardır. Travma sonrası beyin hasarının eşlik ettiği durumlar travmatik beyin hasarı olarak tanımlanabilir. Kafa travması kafadaki bir darbe, morarma veya kesik kadar hafif olabilir veya beyin sarsıntısı, derin bir kesik veya a&ccedil;ık yara, kırık kafatası kemikleri, i&ccedil; kanama veya beyinde hasar gibi ciddi durumlar da doğurabilir.</p>

<p><strong>Bebeklerde d&uuml;şme nedeni ile sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>&Ccedil;ocuklar yaşa g&ouml;re 4 gruba ayrılacak olursa; ilk iki yaş bebeklik, 2-7 yaş erken &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı (oyun &ccedil;ağı), 7- 14 yaş okul &ccedil;ağı, 14-18 yaş adolesan &ccedil;ağıdır. Bebeklik d&ouml;neminde her ne kadar aktiviteleri az da olsa, bu d&ouml;nemde kafa travmalarının genellikle pusetten d&uuml;şme, yataktan d&uuml;şme, kardeşinden ya da &ccedil;ocuğu taşıyan birisinden kaynaklı ihlal veya hata sonrası ortaya &ccedil;ıktığı g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocuklar oyun oynarken kafaya darbe alabiliyor</strong></p>

<p>Erken &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı olan 2-7 yaş arası d&ouml;nem kafa travmalarının en sık g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; d&ouml;nemdir. Bu yaş grubunda &ccedil;ocuklar genellikle birtakım olayların sonucunu d&uuml;ş&uuml;nemedikleri i&ccedil;in oyun oynarken kafaya darbe alma durumu sıklıkla meydana gelebilir. 7-14 yaş arası &ccedil;ocuklar ise kendilerini daha iyi koruyabildikleri i&ccedil;in &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde g&ouml;r&uuml;len travmalar yerini &ouml;n g&ouml;r&uuml;lemeyen daha şiddetli kafa travmalarına bırakabilir.</p>

<p><strong>Sıcak havalarda daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>Gen&ccedil;lerde kafa travması riski y&uuml;ksektir. Kafa yaralanmaları erkeklerde kızlara g&ouml;re iki kat daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Kafa yaralanmaları, &ccedil;ocukların bisiklete binme, tekerlekli paten veya kaykay gibi a&ccedil;ık hava etkinliklerinde &ccedil;ok aktif olduğu bahar ve yaz aylarında daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Futbol, hokey ve basketbol gibi sporlarla uğraşan &ccedil;ocuklarda da beyin sarsıntısı riski daha y&uuml;ksektir.</p>

<p><strong>Kafada şişme veya morarma var mı hemen bakılmalı</strong></p>

<p>Evde &ccedil;ocuğunuz d&uuml;ş&uuml;p kafasına bir darbe aldığında &ouml;ncelikle genel kontrol yapılmalıdır. &Ccedil;arptığı yerde şişme veya morarma olup olmadığına hızlıca bakılmalıdır. &Ccedil;ocuğun kendini ifade edip edemediği, baş ağrısı veya kusma olup olmadığı, uykuya meyil durumu, kol bacak hareketlerinin normal olup olmadığı dikkatlice kontrol edilmelidir. Bu belirtilerin olmadığı durumlarda d&uuml;ş&uuml;k şiddetli bir kafa travması s&ouml;z konusudur. Şişlik oluşan durumlarda travma b&ouml;lgesine soğuk uygulama yapılabilir ve &ccedil;ocuk g&ouml;zlemlenir. Belirtilerden biri veya birka&ccedil;ı varsa zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kafa travmasını hafif-orta-şiddetli şeklinde derecelendirmenin ardından hastanede klinik muayene ve g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme tetkikleri yapılır. Gerekli m&uuml;dahalenin yapılması sonrası travmanın durumuna g&ouml;re cerrahi de dahil olmak &uuml;zere gerekli tedavi planı oluşturulur.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocukları kafa travmasından korumak i&ccedil;in ailelerin dikkat etmesi gerekenler</strong></p>

<p>1. K&uuml;&ccedil;&uuml;k yaş grubunda &ccedil;ok fazla hoplatma- zıplatma-sallama gibi bebeklerin d&uuml;şebileceği ya da beyin sarsıntısının ortaya &ccedil;ıkabileceği hareketleri yapmayın.</p>

<p>2. &Ccedil;ocuklar i&ccedil;in g&uuml;venli oyun ortamları sağlamaya &ouml;zen g&ouml;sterin.</p>

<p>3. G&uuml;venli bir spor dalı se&ccedil;in. Antren&ouml;rlerin kafa travmalarından sakınmak adına doğru spor tekniklerini &ouml;ğrettiğinden ve uyguladığından emin olun. Ayrıca ilgili spor tesisinde ilk yardımı ve beyin sarsıntısı durumunda ilk yaklaşımı bilen kişilerin olması hususuna &ouml;nem verin.</p>

<p>4. &Ccedil;ocukların herhangi bir araca binerken emniyet kemeri taktıklarını kontrol edin. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukların yaşlarına ve kilolarına uygun oto koltuğu veya y&uuml;kseltici koltukta yolculuk yapmalarını sağlayın.</p>

<p>5. &Ccedil;ocukların spor yaparken, bisiklete binerken, paten yaparken, kaykay &uuml;zerindeyken veya kayak yaparken daima doğru kaskı taktığından emin olun.</p>

<p>6. Evdeki b&uuml;y&uuml;k eşyaların &ccedil;ocuğun &uuml;zerine d&uuml;şebilecek durumda olanlarını sabitlemeyi ihmal etmeyin.</p>

<p>7. &Ouml;zellikle k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaş grubu &ccedil;ocukların merdivene ulaşımını engelleyecek tedbirler alın.</p>

<p>8. &Ccedil;ocukların tezgah ve masa gibi y&uuml;ksek yerlere ulaşmaması i&ccedil;in &ccedil;&ouml;z&uuml;mler &uuml;retin.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 18 Apr 2024 16:32:06 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Yeni nesil doku testleri organ reddi riskini azaltıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yeni-nesil-doku-testleri-organ-reddi-riskini-azaltiyor-1628</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yeni-nesil-doku-testleri-organ-reddi-riskini-azaltiyor-1628</guid>
            <description><![CDATA[<p>Organ naklinin başarılı bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilmesinde &ouml;nemli rol&uuml; bulunan ve s&uuml;recin sacayağını oluşturan transplant imm&]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Organ naklinin başarılı bir şekilde ger&ccedil;ekleştirilmesinde &ouml;nemli rol&uuml; bulunan ve s&uuml;recin sacayağını oluşturan transplant imm&uuml;nologları, nakil &ouml;ncesi don&ouml;r ile alıcı arasındaki uyumu saptayan lenfosit &ccedil;apraz karşılaştırma testi ve bunun d&uuml;nyada hata payını en aza indiren tekniğini, uygulamalı olarak masaya yatırdı.</p>

<p>İki g&uuml;n s&uuml;ren ve 6 ayrı oturumda d&uuml;zenlenen kursun onur konuklarından biri; Kanada Nova Scotia b&ouml;lgesinde yer alan Dalhousie &Uuml;niversitesi&#39;ndepatoloji ve transplant imm&uuml;nolojisi alanlarındaki akademik &ccedil;alışmalarının yanı sıra Kanada B&ouml;brek Dağıtım Sistemini de y&ouml;neten Prof. Dr. Robert Liwski&rsquo;ydi. Kanada&rsquo;da, transplantasyon imm&uuml;nolojisi konusunda yenilikler getirmiş bir grubun kurucusu ve lideri olan Prof. Dr. Liwski&rsquo;nin, akım sitometrik y&ouml;ntemle laboratuvar ortamında ger&ccedil;ekleştirdiği demonstrasyon da katılımcılara canlı olarak sunuldu.</p>

<p>Memorial Şişli Hastanesi Doku Tipleme ve İmm&uuml;noloji B&ouml;l&uuml;m Başkanı, HİTİD Derneği Kurucu Y&ouml;netim Kurulu &Uuml;yesi Prof. Dr. Emel Ekşioğlu Demiralp, solid organ nakillerinde son derece kritik olan lenfosit &ccedil;apraz karşılaştırma testinin, Prof. Dr. Liwski&rsquo;nin &lsquo;Halifax&rsquo; y&ouml;ntemiyle b&uuml;y&uuml;k bir gelişim g&ouml;sterdiğini s&ouml;yledi. Prof. Liwski tekniğinin uygulanmasıyla, hedefe y&ouml;nelik ve riski minimum d&uuml;zeye indirgeyen sonu&ccedil;lar elde ettiklerini de dile getiren Prof. Dr. Demiralp, testin laboratuvarda uygulandığı &ouml;rneklerin de paylaşıldığı kursta, organ nakli kararındaki en &ouml;nemli adımlardan biri olan &ccedil;apraz karşılaştırma testinin d&uuml;nyada geldiği son noktayı ş&ouml;yle anlattı:</p>

<p><strong>Lenfosit &Ccedil;apraz Karşılaştırma (&lsquo;crossmatch&rsquo;) testi ile organ nakli kararı veriliyor</strong></p>

<p>&ldquo;Organ nakli kararında bize y&ouml;n g&ouml;steren &ccedil;apraz karşılaştırma testine y&ouml;nelik g&uuml;ncellemeyi bizim laboratuvarımız aracılığıyla &uuml;lkemize duyurmaktan mutluyuz. Transplant imm&uuml;nologları olarak, hastaya organ nakli yapılıp yapılmayacağı y&ouml;n&uuml;nde karar veriyoruz. Bunu yaparken de antijen ve antikor ilişkilerini tanımlayabilmek ve olası bir ret reaksiyonunu &ouml;ng&ouml;rebilmek i&ccedil;in bu testten yararlanıyoruz. &Ccedil;apraz karşılaştırma testi yapmamızın nedenini ş&ouml;yle a&ccedil;ıklayabiliriz: &Ouml;rneğin b&ouml;brek naklinde, vericinin b&ouml;breğinin h&uuml;crelerini aynı HLA&rsquo;yı taşıdığı i&ccedil;in alıcının kanındaki lenfositler karşılıyor gibi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;yoruz. Hastanın serumunda buradaki h&uuml;crelere karşı bir reaksiyon varsa, onun b&ouml;breğine karşı da bu reaksiyonu verecektir. Bunun olup olmayacağını belirliyoruz. Organ reddi riskinin bulunup bulunmadığını da bu sayede ortaya &ccedil;ıkarıyoruz. Bu testlerin de son derece iyi ve incelikle değerlendirir olması gerekiyor. Testlerdeki gelişmeler daha net karar almamıza da yardımcı oluyor. İki g&uuml;nl&uuml;k toplantımızda bu mesajları vermeye &ccedil;alıştık.&rdquo;</p>

<p><strong>Organ reddi riski azalıyor</strong></p>

<p>&Ccedil;apraz karşılaştırma testinin, akım sitometrik y&ouml;ntemle d&uuml;nyada 90&rsquo;lı, &uuml;lkemizde 2000&rsquo;li yıllarından bu yana yapıldığını da dile getiren Prof. Dr. Demiralp, &ldquo;Lenfosit &ccedil;apraz karşılaştırma testi, diğer kesin sonu&ccedil;lu testlerden farklı olarak kısmi işlevsel bir test ve canlı h&uuml;cre ile &ccedil;alışılıyor. Bu nedenle yanlış pozitif ya da yanlış negatif sonu&ccedil; verme olasılığı var. Biz Memorial Doku Tipleme ve İmm&uuml;noloji Laboratuvarı olarak lenfosit &ccedil;apraz karşılaştırma testini 18 yıldır akım sitometrik olarak yapıyoruz. Ancak son bir yıla yakın zamandır Prof. Dr. Liwski&rsquo;nin geliştirdiği ve kolaylaştırdığı bu y&ouml;ntem ile daha kısa s&uuml;rede sonu&ccedil; alıyoruz. Nakil bekleyen hastalara, daha kısa s&uuml;rede duyarlılığı artmış bir y&ouml;ntemle hizmet vermeye başladık. Kurslarımızı da, bu tekniğin T&uuml;rkiye&rsquo;deki t&uuml;m laboratuvarlarda da uygulanabilirliğine dikkat &ccedil;ekmek &uuml;zere d&uuml;zenliyoruz. Kanada&rsquo;da yıllardır kullanılan, laboratuvarımızda da kullanmaya başladığımız bu y&ouml;ntem, hasta ve verici se&ccedil;imlerinin daha incelikli olarak analizine olanak sağlayacak ve organ reddi riskini en aza indirecektir&rdquo; a&ccedil;ıklamasında bulundu.</p>

<p>Kursun bir diğer &ouml;nemli konuğu da Prof. Dr. Mehmet Tevfik Dorak&rsquo;dı. Halen, Kingston &Uuml;niversitesi&rsquo;ndeki akademik &ccedil;alışmaları ile uluslararası arenada adından s&ouml;z ettiren ve kendisini genetik epidemiyolog olarak tanımlayan Prof. Dorak,HLA kompleks gen b&ouml;lgesi odaklı iki konuşmasıyla, insan genomundaki HLA b&ouml;lgesi genetik değişkenlerinin hastalıklara yatkınlıklarla g&ouml;sterdiği ilişkileri anlattı.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 17 Apr 2024 21:35:11 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bu yöntem çocuklarda alt ıslatmaya iyi geliyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-yontem-cocuklarda-alt-islatmaya-iyi-geliyor-1625</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-yontem-cocuklarda-alt-islatmaya-iyi-geliyor-1625</guid>
            <description><![CDATA[<p>Alt ıslatma, &ccedil;ocuklar arasında sık&ccedil;a karşılaşılan problemlerin başında geliyor. Aileler i&ccedil;in olduğu kadar, &ccedil;ocuklar i&c]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Alt ıslatma, &ccedil;ocuklar arasında sık&ccedil;a karşılaşılan problemlerin başında geliyor. Aileler i&ccedil;in olduğu kadar, &ccedil;ocuklar i&ccedil;in de olduk&ccedil;a zor bir durum olarak biliniyor. &Ouml;zellikle akranları arasına karışamama ve i&ccedil;e kapanıklık ile sonu&ccedil;lanabiliyor. &Ccedil;ocuklarda alt ıslatmanın pek &ccedil;ok tedavi ve rehabilitasyon y&ouml;ntemi bulunuyor. &lsquo;&rsquo;Pelvik Taban&rsquo;&rsquo; rehabilitasyonu bunlar arasında en hızlı ve kalıcı sonu&ccedil; veren y&ouml;ntemlerden biri olarak kabul ediliyor.</p>

<p><strong>Uyanma bozuklukları, mesane sorunları ya da enfeksiyonlar neden olabiliyor</strong></p>

<p>&Ccedil;ocuklarda sık g&ouml;r&uuml;len sorunlardan biri en&uuml;rezis adı verilen alt ıslatma problemidir. Gece alt ıslatmaya &ldquo;en&uuml;rezis nokturna&rdquo; g&uuml;nd&uuml;z ve gece alt ıslatmaları &ldquo;en&uuml;rezis diurna&rdquo; olarak tanımlanır. Bu bozukluk &ccedil;ocuklarda pek &ccedil;ok sebebe bağlı olabilir. Organik problemler, psikolojik sebepler, mesane problemleri ve sinirsel problemlere bağlı yaşanabilir. Ancak kabaca tarif etmek gerekirse genetik fakt&ouml;rler, uyanma bozuklukları, mesane ile ilgili sorunlar, enfeksiyonlar ya da birtakım hormonal sorunlar nedeniyle gelişen alt ıslatmaya en&uuml;rezis diyebiliriz. Alt ıslatma problemlerinin yaklaşık %95&rsquo;inde herhangi bir sebep bulunamayabilir. Ancak altta yatan sebebin aydınlatılması hedefe y&ouml;nelik tedavi ve rehabilitasyon a&ccedil;ısından hem hekimi hem de hastayı ciddi bi&ccedil;imde rahatlatacaktır.</p>

<p>En &ouml;nemli sorunsa sebebi tespit edilemeyen alt ıslatma sorunlarının y&ouml;netilmesidir. &Ccedil;ocuklarda alt ıslatmanın sebebi ne olursa olsun bunu tek y&ouml;nl&uuml; ele almak m&uuml;mk&uuml;n değildir. Dolayısıyla alt ıslatan bir &ccedil;ocuğu bir b&uuml;t&uuml;n olarak ele almak yani n&ouml;rolojik, psikolojik, fizyolojik problemlerinin olup olmadığı y&ouml;n&uuml;yle değerlendirip tedavi ve rehabilitasyonu da o şekilde planlamak gerekir.</p>

<p><strong>6 yaş sonrası &ccedil;ocukların %10&rsquo;u alt ıslatma sorunuyla karşı karşıya</strong></p>

<p>Alt ıslatma sorunu &ccedil;ocukluk &ccedil;ağında gerek aileyi gerekse &ccedil;ocuğu en fazla ilgilendiren &uuml;riner sistem sorunlarından bir tanesi olarak karşımıza &ccedil;ıkmaktadır. İdrar kontrol&uuml; &ccedil;ocuktan &ccedil;ocuğa değişiklik g&ouml;stermekle birlikte beklenen ise 2 ila 4 yaş arasında bu yetinin kazanılmasıdır. Ancak bunun zaman zaman uzadığı g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. En fazla gece alt ıslatma sorunu şeklinde ortaya &ccedil;ıkar ve yaklaşık 6 yaşına kadar toparlanabilir. Ancak buna rağmen giderek azalan bir &ouml;l&ccedil;&uuml;de olmakla birlikte 6 yaş sonrasında yaklaşık %10 &ccedil;ocuğun alt ıslatma sorunuyla karşı karşıya olduğunu s&ouml;yleyebiliriz. Kız &ccedil;ocukları alt ıslatma sorunu konusunda erkek &ccedil;ocuklardan biraz daha iyi durumdadır. &Uuml;lkemizde yapılan &ccedil;alışmalarda erkek &ccedil;ocuklarının yaklaşık %15&rsquo;i alt ıslatma sorunuyla karşı karşıya iken, kızlarda bu oran yaklaşık %10&rsquo;dur.</p>

<p><strong>B&uuml;y&uuml;k &ccedil;oğunluğu uyanma bozukluklarına bağlı</strong></p>

<p>&Ccedil;ocuklarda alt ıslatmanın pek &ccedil;ok sebebi tespit edilmiş olmakla birlikte &ouml;zellikle gece altını ıslatan &ccedil;ocukların b&uuml;y&uuml;k bir kısmının uyku derinliğinden kaynaklı alt ıslattıkları bilinmektedir. Uyku derinliği ile birlikte &ccedil;ocuklardaki mesane kapasitesinin d&uuml;ş&uuml;k olması, mesane doluluk hissinin yeterince uyandırıcı olmaması gibi sebeplerle &ccedil;ocuklar gece altını ıslatabilirler. Ancak genel itibariyle bakıldığında &ccedil;ocuklarda mesane kaslarının yeterince olgunlaşmamış olması, b&ouml;brek ve idrar sistemindeki yapısal sorunlar, &ouml;zellikle psikolojik alt yapı, stres ve kaygı sorunları, &ccedil;ocuğun sosyabilitesini ilgilendiren problemler, duygu durum bozuklukları ve şeker hastalığı gibi problemler neden olmaktadır. &Ouml;te yandan en &ouml;nemli sıkıntılardan bir tanesi de aşırı aktif mesane adı verilen n&ouml;rojenik arka planı olan tablodur. D&uuml;ş&uuml;k mesane kapasitesiyle seyreden durumlar &ccedil;ocuklarda alt ıslatma sorunlarıyla kendini g&ouml;sterebilir.</p>

<p><strong>İla&ccedil; tedavilerinden yeterli başarı sağlanamıyor</strong></p>

<p>Alt ıslatan bir &ccedil;ocuğun tedavisindeki en &ouml;nemli şey etrafındaki insanların kendisini anladığını ve onunla birlikte hareket ettiği hissini uyandırmaktır. Dolayısıyla &ccedil;ocuğu su&ccedil;layıcı ve baskı unsuru oluşturucu tutum, davranış ve y&ouml;ntemlerden ka&ccedil;ınmak gerekir. Alt ıslatmanın tedavisine başlarken doğal olarak sebebi aydınlatmak son derece &ouml;nemlidir. Daha sonra tedavinin nasıl şekillendirileceği hekim hasta ve aile tarafından değerlendirilmelidir. Tedaviye ilişkin; medikal, psikolojik ve egzersiz tedavileri gibi birtakım y&ouml;ntemler olmakla birlikte alt ıslatma s&ouml;z konusu olduğunda ila&ccedil; tedavilerinin &ccedil;ok başarılı olduğu s&ouml;ylenemez. Dolayısıyla &ccedil;ocuklarda olabildiğince kısa s&uuml;re ila&ccedil; tedavisi se&ccedil;enekleri kullanıldıktan sonra eğer tedaviye yanıt alınamazsa diğer y&ouml;ntemleri g&uuml;ndeme getirmek gerekir.</p>

<p><strong>Rehabilitasyon s&uuml;recinde &ccedil;ocuğa eğlenceli g&ouml;revler veriliyor</strong></p>

<p>Alt ıslatma sorununun akılcı y&ouml;netimi konusunda pek &ccedil;ok se&ccedil;enek bulunmaktadır. Bunlar yaşam tarzı d&uuml;zenlemelerinden, tuvalet eğitimi ya da işeme okullarına kadar geniş bir skalada değerlendirilir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde alt ıslatan &ccedil;ocuklarda sonu&ccedil;ları ve uygulama şekilleri itibariyle en fazla yanıt alınan y&ouml;ntemlerden bir tanesi pelvik taban eğitimi ve rehabilitasyonu y&ouml;ntemidir. Pelvik taban karın boşluğunun sonunu d&ouml;şeyen mesaneyi, rektumu, karın i&ccedil;i organları ve cinsel organları yerinde tutan ve bir hamak gibi &ouml;zelleşmiş bir grup kas ve bağdan oluşmaktadır. İşte bu &ldquo;pelvik taban&rdquo; denilen olduk&ccedil;a karmaşık ve işlevsel bir grup kasın kullanımının &ouml;ğrenilmesi veya geliştirilmesi, mesane kaslarının kullanımının &ouml;ğrenilmesi ve geliştirilmesi ile mesane kapasitesini artırmaya, sfinkter kontrol&uuml;ne y&ouml;nelik yapılan bir &ldquo;biofeedback&rdquo; y&ouml;ntemidir. Bu y&ouml;ntemle &ccedil;ocuklara hem mesane kaslarının kontrol&uuml; &ouml;ğretilmekte, hem de pelvik taban kaslarının g&uuml;&ccedil;lendirilerek sfinkter kontrol&uuml; &uuml;st d&uuml;zeye &ccedil;ıkarılmaktadır. Bir başka form&uuml;le g&ouml;re ise d&uuml;ş&uuml;k mesane hacmi durumunda mesane kapasitesinin artırılması hedeflenmektedir. Y&ouml;ntem, ağrısız ve &ccedil;ocuğu eğlenceli birtakım g&ouml;rsel bilgisayar destekli oyunlara y&ouml;nlendirerek yapılmaktadır. Rehabilitasyon programı &ouml;zel eğitimli &uuml;roterapist tarafından ve &ouml;zel cihazlarla &ccedil;ocukları pelvik taban kaslarını kullanarak yapabilecekleri eğlenceli g&ouml;revlerin i&ccedil;erisinde tutmak suretiyle yapılmaktadır. Bu y&ouml;ntemle tedavi edilen &ccedil;ocuklarda 6 ila 10 seanslık bir rehabilitasyon programı sonrası son derece y&uuml;ksek bir başarı oranı yakalanmaktadır.</p>

<p><strong>Kabızlık ve alt ıslatma birbiriyle bağlantılı sorunlar</strong></p>

<p>Pelvik taban kaslarının normal fonksiyonlarını g&ouml;rebilmeleri a&ccedil;ısından kasların kasılma ve gevşeme aktivitelerinin normal olması ve aynı zamanda karın i&ccedil;i basıncı artıran diğer kaslarla belli bir harmoni i&ccedil;erisinde &ccedil;alışabilmesi gerekir. &Ccedil;ocuklarda &ouml;zellikle dışkılama sorunlarıyla giden kabızlık alt ıslatmayla &ccedil;ok yakın ilişki i&ccedil;erisindedir. Dolayısıyla karın kaslarıyla pelvik taban kasları arasındaki harmoninin de yeniden kurulması alt ıslatma rehabilitasyonu ve tedavisinde pelvik taban kaslarının &ouml;nemini daha da artırmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 16 Apr 2024 15:34:31 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Her 100 kişiden 13’ü böbrek taşı rahatsızlığı yaşıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/her-100-kisiden-13-u-bobrek-tasi-rahatsizligi-yasiyor-1621</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/her-100-kisiden-13-u-bobrek-tasi-rahatsizligi-yasiyor-1621</guid>
            <description><![CDATA[<p>B&ouml;brek taşı t&uuml;m insanlarda en sık rastlanan rahatsızlıkların başında geliyor. Ge&ccedil;mişte erkeklerde daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;le]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>B&ouml;brek taşı t&uuml;m insanlarda en sık rastlanan rahatsızlıkların başında geliyor. Ge&ccedil;mişte erkeklerde daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len b&ouml;brek taşlarıyla; genetik ve b&ouml;lgesel fakt&ouml;rler, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla protein- tuz t&uuml;ketimi ve fazla kilolar nedeniyle g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kadınlarda da yaygın olarak karşılaşılıyor. &Uuml;lkemizde yaşayan her 100 kişiden 12-13&rsquo;n&uuml;n hayatının bir d&ouml;neminde karşılaştığı b&ouml;brek taşları zamanında tedavi edilmediği takdirde b&ouml;brek yetmezliği gibi hayati risklerle sonu&ccedil;lanan rahatsızlıklara neden olabiliyor.</p>

<p><strong>&Uuml;lkemiz b&ouml;brek taşı riskini artıran coğrafi b&ouml;lgenin tam ortasında bulunuyor</strong></p>

<p>B&ouml;brek taşının oluşumundaki en &ouml;nemli sebeplerden birisi genetik ve b&ouml;lgesel fakt&ouml;rlerdir. &Uuml;lkemiz de b&ouml;brek taşına neden olan coğrafi b&ouml;lgelerin tam ortasında bulunmaktadır. Bu durum da her bireyi b&ouml;brek taşı oluşma riski ile karşı karşıya bırakmaktadır. Y&uuml;ksek coğrafi risk fakt&ouml;r&uuml;n&uuml;n yanında g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde hızla yaygınlaşan sağlıksız beslenme ve hareketsiz yaşamın neden olduğu aşırı kilolar, yetersiz sıvı alımı, gereğinden fazla t&uuml;ketilen protein, karbonhidrat, tuz t&uuml;ketimi de b&ouml;brek taşı riskini birka&ccedil; kat daha artırabilmektedir.</p>

<p><strong>Asitli i&ccedil;eceklerden uzak durun</strong></p>

<p>B&ouml;brek taşı kanda bulunan ve b&ouml;brekler yoluyla v&uuml;cuttan atılan bazı minerallerin idrarda &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n azalması ve idrarda birikmesiyle oluşmaktadır. T&uuml;m hastalıklarda olduğu gibi b&ouml;brek taşı riski altında olan kişilerinde taş oluşmadan &ouml;nce bazı &ouml;nlemler alması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır. &Ouml;yle ki ailesinde taş hastalığı hikayesi olan kişiler başta olmak &uuml;zere t&uuml;m bireylerin b&ouml;brek taşı oluşma riskini en aza indirmesi i&ccedil;in bol su t&uuml;ketmesi gerekmektedir. Bol su ve sıvı t&uuml;ketmek b&ouml;brek sağlığını koruyarak b&ouml;brek taşı oluşma riskini de azaltmaktadır. Ancak sıvı t&uuml;ketiminin asitli i&ccedil;eceklerle olmaması gerekir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; asitli i&ccedil;ecekler taş oluşumu riskini artırabilmektedir. PH oranı y&uuml;ksek suların tercih edilmesinin dışında egzersiz ve kilo kontrol&uuml; de b&ouml;brek taşı oluşumunun &ouml;nlenmesinde b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır.</p>

<p><strong>Bı&ccedil;ak saplanır tarzda ağrılar b&ouml;brek taşı habercisi olabilir</strong></p>

<p>B&ouml;brek taşı olan hastalarda en sık g&ouml;r&uuml;len şikayet sırt ve bel ağrısıdır. B&ouml;brek taşı; taşın olduğu b&ouml;brek tarafındaki uzun s&uuml;ren ağrılar ya da bı&ccedil;ak saplanır tarzdaki şiddetli ağrılar ile kendisini belli etmektedir.Ayrıca idrar yaparken yanma, idrar renginde değişiklik, bulantı, kusma ve ateş de b&ouml;brek taşının belirtisi olabilir.</p>

<p><strong>Zamanında tedavi edilmeyen b&ouml;brek taşı b&ouml;brek yetmezliğine neden olabiliyor</strong></p>

<p>Bir b&ouml;brek taşı tespit edildiğinde, tedavi planlamasındaki en &ouml;nemli fakt&ouml;r taşın boyutu ve b&ouml;brekteki yeridir. Taşın boyutu ne kadar b&uuml;y&uuml;kse, hastanın taşı kendiliğinden d&uuml;ş&uuml;rme şansı o kadar azdır. Tıbbi cihazlardaki ve lazer teknolojisindeki gelişmeler sayesinde b&ouml;brek taşlarının cerrahi tedavisinde artık kapalı endoskopik y&ouml;ntemler kullanılmaktadır.</p>

<p><strong>B&ouml;brek taşları herhangi bir cerrahi işlem olmadan lazerle temizlenebiliyor</strong></p>

<p>Kişiye g&ouml;re planlanan b&ouml;brek taşı ameliyatları g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki teknolojik imkanlarla tedavi edilebilmektedir. B&uuml;k&uuml;lebilir ve ince aletler ile dış idrar yolundan girilerek lazer yardımıyla b&ouml;brekteki taşlar kırılabilmektedir. Fleksibl URS isimli bu tedavi sonrası hastanın hastanede yatış s&uuml;resi genellikle bir g&uuml;nd&uuml;r. En b&uuml;y&uuml;k avantajlarından biri işlemin herhangi bir cerrahi kesi olmadan idrar kanalından girilerek yapılmasıdır. Bu sayede hastalar evlerine ve sosyal hayatlarına daha kısa s&uuml;rede d&ouml;nebilmektedir. &Ouml;zellikle endoskopik taş cerrahisindeki tecr&uuml;benin artması ve teknolojideki ilerlemelerle birlikte bu y&ouml;ntemle b&ouml;brekte 2-3 cm&#39;ye kadar olan taşların tamamen kırılarak &ccedil;ıkarılması m&uuml;mk&uuml;n olmaktadır. &Ccedil;oğunlukla b&uuml;y&uuml;k ve karmaşık b&ouml;brek taşlarının tedavisinde ise perk&uuml;tan nefrolitotomi tercih edilmektedir. B&ouml;breğin i&ccedil;ine sırt b&ouml;lgesinden k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir t&uuml;p yerleştirilir. &Ouml;zel aletler yardımıyla bu t&uuml;pten b&ouml;brek taşına ulaşılır ve taşlar lazer veya ses dalgaları ile kırılarak v&uuml;cut dışına alınır. Son zamanlarda hastanın ve taşın &ouml;zelliklerine g&ouml;re gerekirse bu iki y&ouml;ntem aynı anda da uygulanabilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 15 Apr 2024 14:02:50 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Ramazan Bayramı'nda sağlıklı kalmanın 11 kuralı]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ramazan-bayrami-nda-saglikli-kalmanin-11-kurali-1614</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ramazan-bayrami-nda-saglikli-kalmanin-11-kurali-1614</guid>
            <description><![CDATA[<p>Yeterli ve dengeli beslenme hayatın her d&ouml;neminde &ouml;nemli olduğu gibi Ramazan Bayramı s&uuml;recinde de b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor.]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Yeterli ve dengeli beslenme hayatın her d&ouml;neminde &ouml;nemli olduğu gibi Ramazan Bayramı s&uuml;recinde de b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Aile ziyaretlerinin &ouml;ne &ccedil;ıktığı bayram s&uuml;resince kurulan sofralarda keyifli sohbetler eşliğinde birbirinden g&uuml;zel yemekler t&uuml;ketiliyor. Ramazan ayında g&uuml;nl&uuml;k &ouml;ğ&uuml;n sayısının azalması ve beslenme d&uuml;zeninde meydana gelen değişiklikler sonrası bayram ile birlikte &ouml;ğ&uuml;n sayısının artması, sofrada ge&ccedil;irilen zamanın uzaması sonucu porsiyonların fark etmeden b&uuml;y&uuml;mesi ve yapılan her yemeğin tadına bakma isteği, yemek bitiminde tıka basa doyup nefes almakta dahi zorluk &ccedil;ekmemize neden olabiliyor. Bunun sonucunda mide yanmaları ve bağırsak problemleri a&ccedil;ığa &ccedil;ıkabiliyor, kilo alımı da ka&ccedil;ınılmaz oluyor.</p>

<p><strong>Bayram ikramlıklarına dikkat!</strong></p>

<p>Geleneksel olarak bayramda ikram edilen şeker, &ccedil;ikolata ve hamur işleri (b&ouml;rek, baklava vb) gibi besinler kan şekerini hızla y&uuml;kselten, enerji i&ccedil;eriği y&uuml;ksek gıdalardır. Bu besinleri, bayramda sık t&uuml;ketmek sindirim sistemi problemlerine ve kan şekerinin hızlı y&uuml;kselmesine neden olarak &ccedil;eşitli rahatsızlıklara yol a&ccedil;abilir. Kişilerin bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri, aşırıya ka&ccedil;mamaları, yeterli ve dengeli beslenme ilkelerini unutmamaları gerekmektedir.</p>

<p><strong><u>Dikkat Edilmesi Gerekenler</u></strong></p>

<p><strong>1. </strong>Ramazan ayının bitmesi ile birlikte t&uuml;ketilecek besinlerin miktarı birden artırılmamalıdır. &Ouml;ğ&uuml;n araları ortalama 3 saat olacak şekilde d&uuml;zenlenebilir.</p>

<p><strong>2. </strong>Bayram sabahı hafif bir kahvaltı ile g&uuml;ne başlanmalıdır. Kahvaltıda kızartma, kavurma y&ouml;ntemleriyle pişirilmiş besinler yenilmemelidir. Domates, salatalık, maydanoz, taze biber vb. &ccedil;iğ sebzeler bolca t&uuml;ketilmeli, az yağlı peynir ve kaliteli protein kaynağı yumurta tercih edilmelidir.</p>

<p><strong>3.</strong> Besinler, iyi &ccedil;iğnenmeli ve hızlı t&uuml;ketilmemelidir. Masada minimum 20 dakika ge&ccedil;irildiğinden emin olunmalıdır.</p>

<p><strong>4. </strong>Sindirim sisteminin d&uuml;zenli &ccedil;alışması ve kabızlıktan korunmak i&ccedil;in lif (posa) i&ccedil;eriği y&uuml;ksek olan sebze, meyve ve kurubaklagiller t&uuml;ketilmelidir. Yetişkin bireyler imkanlar dahilinde g&uuml;nde 5 porsiyon sebze ve meyve t&uuml;ketmelidirler. Lif (posa) i&ccedil;eriği y&uuml;ksek bu besinler aynı zamanda kan şekerinin de hızla y&uuml;kselmesini engellerler.</p>

<p><strong>5. </strong>Ramazan bayramı s&uuml;resince mide ve bağırsak rahatsızlıkları yaşanmaması i&ccedil;in şeker ve şekerli gıdaların (tatlılar, &ccedil;ikolata vb) gereğinden fazla t&uuml;ketimine dikkat edilmeli, &ccedil;evrenin ısrarcı tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden m&uuml;mk&uuml;n olduğunca uzak kalınmalıdır.</p>

<p><strong>6. </strong>Bayramda tatlı t&uuml;ketimi &ccedil;ok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine s&uuml;tl&uuml; tatlılar k&uuml;&ccedil;&uuml;k porsiyonlar olarak t&uuml;ketilmelidir. Devam eden tatlı isteğini dengelemede tar&ccedil;ından destek alabilirsiniz. İ&ccedil;erisinde bulunan fenolik bir bileşil olan sinnamil aldehit, h&uuml;crelerin glikoz kullanımını artırır. Bu sayede kan şekerinin d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesine yardımcı olur. Kan şekerinizi dengelemek ve tatlı isteğinizin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;mek i&ccedil;in s&uuml;tla&ccedil; gibi tatlılarınızın &uuml;zerine ara &ouml;ğ&uuml;n olarak alabileceğiniz s&uuml;t&uuml;n i&ccedil;ine, aralarda aldığınız &ccedil;aylara veya suyunuza toz veya kabuk tar&ccedil;ın ekleyebilirsiniz.Ayrıca fazla miktarda &ccedil;ikolata ve tatlı t&uuml;ketiminin &ccedil;ocuklarda ishal ve kusmaya neden olabileceği unutulmamalıdır.</p>

<p><strong>7. </strong>&Ouml;ğ&uuml;nlerde sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş etlerden ve kızartma gibi fazla yağlı yemeklerden ka&ccedil;ınılmalıdır. Bayram sofralarında hafif salatalar ve zeytinyağlılar olmasına &ouml;zen g&ouml;sterin.</p>

<p><strong>8. </strong>Ramazan ayı boyunca su ve sıvı t&uuml;ketimi yetersiz kalmış olabilir.B&ouml;brek başta olmak &uuml;zere b&uuml;t&uuml;n organlarımızın sağlıklı &ccedil;alışabilmesi i&ccedil;in yeteri kadar su t&uuml;ketimine ihtiyacımız bulunmaktadır. Bu nedenle, v&uuml;cutta oluşan sıvı kaybının yerine konması i&ccedil;in kg başına 30-35 ml litre su t&uuml;ketilmelidir. &Ouml;rneğin 70 kg bir bireyin t&uuml;keteceği su miktarı g&uuml;nde ortalama 2,5 litredir. Sıvı t&uuml;ketimini artırabilmek i&ccedil;in &ouml;ğ&uuml;nlere ayran, taze sıkılmış meyve suyu, şekersiz limonata ve komposto gibi sıvı gıdalar eklenebilir. Ayrıca fazla &ccedil;ay ve kahve t&uuml;ketiminin sıvı kaybını artıracağı unutulmamalıdır.</p>

<p><strong>9. </strong>Ramazan boyunca gece kalkıp sahur yemeği yemek, bu aydan sonra gece yeme alışkanlığı şeklinde s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lmemelidir.</p>

<p><strong>10.</strong> Bayramlarda kalp, şeker ve tansiyon hastalarının beslenmelerine daha fazla &ouml;nem g&ouml;stermesi gerekmektedir.Yapılan ikramlara hayır denilmesi gerektiği unutulmamalı hatta şeker hastaları ara &ouml;ğ&uuml;nlerini yanlarında taşımalıdır.</p>

<p><strong>11. </strong>Sağlıklı beslenmenin en b&uuml;y&uuml;k tamamlayıcısı fiziksel aktivitelerdir. G&uuml;n i&ccedil;erisinde aldığınız kaloriyi dengelemek, yağ yakımını kolaylaştırmak ve t&uuml;m sistemlerinizin sağlığını korumasını kolaylaştırmak i&ccedil;in egzersizlerle beslenmenizi tamamlamanız gerekir. Bayram s&uuml;resince ağır egzersizlerezaman ayırmak zor olabilir. G&uuml;nl&uuml;k hareketlerinizi artırmak i&ccedil;in bayram sabahları tempolu y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler yapabilir, bayram ziyaretlerine y&uuml;r&uuml;yerek gidebilir ve asans&ouml;r yerine merdiven kullanabilirsiniz.Fiziksel aktiviteyle birlikte kan şekeriniz ve kolesterol&uuml;n&uuml;z d&uuml;şecek, bağırsak hareketleriniz artacaktır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 08 Apr 2024 17:30:41 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Doğayı sev, kalbini koru!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/dogayi-sev-kalbini-koru-1610</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/dogayi-sev-kalbini-koru-1610</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nyada erken &ouml;l&uuml;m ve sakatlıkların yarısından fazlasını kalp - damar hastalıkları ve kanser oluşturuyor, &uuml;stelik bu oran gider]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyada erken &ouml;l&uuml;m ve sakatlıkların yarısından fazlasını kalp - damar hastalıkları ve kanser oluşturuyor, &uuml;stelik bu oran giderek artıyor. Yapılan araştırmalar &ccedil;evresel fakt&ouml;rlerin genel sağlık &uuml;zerinde &ccedil;ok etkili olduğunu her ge&ccedil;en g&uuml;n g&ouml;steriyor. Doğal alanlarda zaman ge&ccedil;irmek zihinsel fonksiyonları d&uuml;zenliyor, enflamasyonu azaltıyor, kan basıncını d&uuml;ş&uuml;r&uuml;yor, uykuyu iyileştiriyor hatta yara iyileşmesini bile hızlandırıyor. T&uuml;m bunların sonucunda kalp hastalıklarına yakalanma riski de azalmış oluyor. Yani doğaya değer vermek, yeşili korumak sadece ruh d&uuml;nyasına değil, kalp sağlığına da iyi geliyor. Kalp sağlığı i&ccedil;in bakış a&ccedil;ımızı değiştirmemiz gerekiyor. Yeşili seven kalbini koruyor.</p>

<p><strong>Kalp damarlarının i&ccedil;inde mikroplastiklere rastlandı!</strong></p>

<p>Kalp krizi, fel&ccedil; ve bir&ccedil;ok kanserin genel sebebi ortaktır. En yaygın riskler arasında y&uuml;ksek tansiyon, kolesterol y&uuml;ksekliği, kan şekerinin artışı, duman solunması (sigara, egzoz, fabrika bacası, k&ouml;m&uuml;r isi vb), hareketsizlik, stres, uykusuzluk ve k&ouml;t&uuml; beslenme yer alır. Sağlıksız beslenme altı &ccedil;izilmesi gereken &ccedil;ok &ouml;nemli bir konuyken, &ccedil;evre kirliliğinin daha b&uuml;y&uuml;k riskler doğurabileceği yapılan araştırmalar sonucunda ortaya konmuştur. Nature dergisinin Mart 2024 sayısında damar plaklarının i&ccedil;inde mikroplastiklerin saptandığı raporlanmıştır.</p>

<p><strong>Yeşin alan arttık&ccedil;a, kalp hastalığı g&ouml;r&uuml;lme sıklığı d&uuml;ş&uuml;yor</strong></p>

<p>Plak yapısı damar i&ccedil;inde oluşan bir yara olarak betimlenmektedir. Uzun d&ouml;nemli sonu&ccedil;ları belirsiz olsa da mikroplastiklerin damar tıkanıklığının ana s&uuml;r&uuml;c&uuml;s&uuml; olan enflamasyonu artıracağını varsaymak gerekir. Yani mikroplastikler kalp damarlarının i&ccedil;ine kadar girmiş durumdadır. &Ccedil;evre kirliliği ile sağlık arasındaki ilişki son 20 yıldır giderek daha fazla dikkat &ccedil;eken bir hal almıştır. Mart 2024&rsquo;te yayınlanan bir &ccedil;alışmada bilim insanları internette yer alan sokak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lerini kullanarak mahallelerdeki yeşil alan miktarını saptamış, yapay zeka vasıtasıyla da yarım milyon g&ouml;r&uuml;nt&uuml; incelenmiştir. Mahallede yeşil alan miktarı arttık&ccedil;a kalp hastalığı g&ouml;r&uuml;lme sıklığının %60&rsquo;a kadar azaldığı dikkat &ccedil;ekmiştir.</p>

<p><strong>Kalp sağlığını bozan &ccedil;evre kirliliği &ccedil;eşitleri aşağıdaki gibidir;</strong></p>

<p><strong>Ses kirliliği:</strong>Trafik veya havaalanı kaynaklı ses kirliliğinde her 10 dB artış kalp krizi ve fel&ccedil; riskini artırmaktadır. Havaalanı yakınında yaşamak, s&uuml;rekli y&uuml;ksek sese maruz kalındığından ılımlı tansiyon y&uuml;ksekliği kadar riski artırdığı saptanmıştır. Bu durumun uyku kalitesinin bozulmasından ve stresi tetiklemesinden kaynaklı olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.</p>

<p><strong>Hava kirliliği:</strong>Hava kirliliği &ccedil;evresel risk fakt&ouml;rlerinin en yaygını ve tehlikesidir. Hava kirliliği &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml;nde milyonda saptanan par&ccedil;acık (PM) değeri ile belirlenir. PM2.5 değeri 25&rsquo;i aştığında sağlıksız bir hava solumaya başlarız. Değer y&uuml;kseldik&ccedil;e krize neden olan plakların oluşumunu ve yırtılma riskini de artırır. T&uuml;rkiye&rsquo;de bazı b&ouml;lgelerde 100&rsquo;l&uuml; değerler sıklıkla g&ouml;r&uuml;lmektedir. PM2.5 80&rsquo;i ge&ccedil;tiğinde g&uuml;nde 5 sigara eşdeğeri risk yaratmaktadır.</p>

<p><strong>K&uuml;resel ısınma:</strong>D&uuml;nyamızın ateşi ortalama 1 derece y&uuml;kseldiğinde k&uuml;resel d&uuml;zeyde kalp hastalıkları %3 artar. Sıcak hava dalgaları yaşlılar, bebekler, d&uuml;şk&uuml;n hastalar i&ccedil;in &ouml;l&uuml;mc&uuml;l olabilmektedir.</p>

<p><strong>Tarım ila&ccedil;ları ve kimyasallar:</strong>&nbsp;7500 hastanın 10 yıllık takibinde tarım ila&ccedil;larına maruz kalanlar ve kalmayanlar arasında kalp damar hastalığı sıklığında anlamlı bir artış saptanmıştır. Ağır metaller ve bazı kimyasalların damar tıkanıklığını hızlandırdığı zaten bilinmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 05 Apr 2024 15:16:48 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[İnfertilite tedavisi ile gebelik serüveni için 6 tavsiye]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/infertilite-tedavisi-ile-gebelik-seruveni-icin-6-tavsiye-1607</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/infertilite-tedavisi-ile-gebelik-seruveni-icin-6-tavsiye-1607</guid>
            <description><![CDATA[<p>Her &ccedil;iftin anne ve baba olma hayalinin ger&ccedil;ekleşebilmesi i&ccedil;in ge&ccedil;en s&uuml;re aynı olmayabiliyor. &Ccedil;iftlerde gene]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Her &ccedil;iftin anne ve baba olma hayalinin ger&ccedil;ekleşebilmesi i&ccedil;in ge&ccedil;en s&uuml;re aynı olmayabiliyor. &Ccedil;iftlerde genel olarak belirli bir s&uuml;re&ccedil; sonrasında doğal yollarla gebelik elde edilemediğinde &ccedil;eşitli tedavi y&ouml;ntemleri uygulanabiliyor. Aşılama ya da t&uuml;p bebek tedavisi sonrası başarı elde edildiğinde gebeliğin sağlıklı bir şekilde devam ettirilmesi, doğumun da konforla yapılması &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>İnfertilite ( kısırlık ) bu belirtileri g&ouml;sterebiliyor</strong></p>

<p>D&uuml;zenli ger&ccedil;ekleşemeyen adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml; ile yumurtlama olamama durumu infertilite belirtilerini g&ouml;stermektedir. İnfertilite ilk olarak d&uuml;zenli şekilde adet olmayan ve belirli bir s&uuml;re i&ccedil;inde istenen gebeliğin ger&ccedil;ekleşemediği durumlarda belirti vermektedir. Hormon bozuklukları, polikistik over, &ccedil;ikolata kistleri, miyomlar ve poliplerde infertiliteyi etkileyebilmektedir. İnfertilite bazen hi&ccedil;bir belirti vermemekle birlikte bazen de şu belirtileri g&ouml;sterebilmektedir.</p>

<p>&middot; Ağrılı adet d&ouml;nemleri veya d&uuml;zensiz adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;</p>

<p>&middot; Kilo alma, ani kilo artışı</p>

<p>&middot; Ciltte sivilcelenme ve cilt değişiklikleri</p>

<p>&middot; G&ouml;ğ&uuml;s b&ouml;lgesinde ve &ccedil;enede erkek tipi kıllanma</p>

<p>&middot; Sa&ccedil;larda aşırı d&ouml;k&uuml;lme ve seyrelme</p>

<p><strong>İnfertilite ( kısırlık ) sonrası tedavi bi&ccedil;imi &ccedil;ok &ouml;nemli</strong></p>

<p>&Ccedil;iftlerde normal yollardan gebe kalamama durumu psikolojik a&ccedil;ıdan yıpratıcı bir s&uuml;re&ccedil; olsa da, bu durumun tespiti i&ccedil;in doktor kontrollerini mutlaka d&uuml;zenli bir şekilde ger&ccedil;ekleştirmek gerekmektedir. Kontroller sonrasında infertilite ( kısırlık ) tanısı alan kadınlar i&ccedil;in tedavi s&uuml;re&ccedil;leri belirlenmekte ve uygun tedavi y&ouml;ntemine başvurulmaktadır. İnfertilite tedavisinde ilk akla gelen aşılama veya t&uuml;p bebek tedavisi olabilmektedir. T&uuml;p bebek tedavisinde &ouml;ncelikli olarak belirli kriterler g&ouml;zetilmeli ve yumurta rezervleri, tedavi uygulanacak anne adayının yaşı, ka&ccedil; yıllık birliktelik sonucunda gebelik ger&ccedil;ekleşmediği, aşılama s&uuml;recine dahil olup olmadığına da mutlaka bakılmaktadır. T&uuml;m bu etkenler sonrasında &uuml;remeye yardımcı olan tedavi bi&ccedil;imi ile infertilite ortadan kalkabilmektedir. Gebelik s&uuml;recine adım atan ebeveyn adayları i&ccedil;in mucizevi olabilecek sonu&ccedil;lar ile sağlıklı, mutlu ve bilin&ccedil;li hamilelik s&uuml;reci başlamaktadır.</p>

<p>Anne adaylarının tedavi s&uuml;reci sonrasında başlayan bu yolculukta bazı &ouml;nemli noktalara dikkat etmesi &ouml;nemlidir. Bu sayede hem annenin hem de bebeğin sağlığı korunabilir.</p>

<p><strong>İnfertilite ( kısırlık ) tedavisi ve gebelik ser&uuml;veniniz i&ccedil;in 6 tavsiye</strong></p>

<p>1. Hafif egzersizler ile v&uuml;cudunuzu doğuma hazırlayın.</p>

<p>2. Doğru nefes egzersizlerini doktorunuzdan &ouml;ğrenerek, nefesinizi kullanmayı &ouml;ğrenin.</p>

<p>3. Sık sık ama &ccedil;ok tempolu olmayacak şekilde g&uuml;nl&uuml;k y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerinizi ger&ccedil;ekleştirin.</p>

<p>4. Beslenme d&uuml;zeninizi doktor &ouml;nerileri ile d&uuml;zenleyerek sağlıklı ve yeteri kadar beslenin.</p>

<p>5. Bilin&ccedil;li doğum hakkında bilgi sahibi olup, bol bol kitap okuyarak doğum ile ilgili endişe, kaygı ve korkularınızdan arının. Unutmayın ki bu fizyolojik bir durum.</p>

<p>6. Bol su ve sıvı t&uuml;ketiminizi aksatmayın. Aşırı kilo almaktan ka&ccedil;ının.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 04 Apr 2024 14:55:31 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kanserden korunmak için risk faktörlerinizi gözden geçirin]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kanserden-korunmak-icin-risk-faktorlerinizi-gozden-gecirin-1596</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kanserden-korunmak-icin-risk-faktorlerinizi-gozden-gecirin-1596</guid>
            <description><![CDATA[<p>İnsan v&uuml;cudu milyarlarca h&uuml;creden oluşuyor. Sağlıklı bir v&uuml;cutta h&uuml;creler yavaş ve d&uuml;zenli bir şekilde yenilenirken, kanse]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan v&uuml;cudu milyarlarca h&uuml;creden oluşuyor. Sağlıklı bir v&uuml;cutta h&uuml;creler yavaş ve d&uuml;zenli bir şekilde yenilenirken, kanser, bu h&uuml;crelerin anormal ve kontrols&uuml;z bir şekilde b&uuml;y&uuml;mesiyle ortaya &ccedil;ıkan hastalıklar olarak biliniyor. H&uuml;crelerin bu kontrols&uuml;z b&uuml;y&uuml;mesi, t&uuml;m&ouml;r adı verilen bir yumru veya kitlenin oluşmasına neden olabiliyor. Kanserin yaşam kalitesi ve s&uuml;resini olumsuz etkilememesi i&ccedil;in her ge&ccedil;en g&uuml;n bilimsel &ccedil;alışmalar yapılıyor ve yeni y&ouml;ntemlerle hasta konforu artırılıyor.</p>

<p><strong>Kanserde zemin hazırlayan 10 risk fakt&ouml;r&uuml;</strong></p>

<p>Kanserle m&uuml;cadelede aktif rol &uuml;stlenen bir&ccedil;ok kuruluşun ve bilim insanlarının ger&ccedil;ekleştirdiği araştırmalardan elde edilen bulgulara g&ouml;re, kanserin gelişmesinde &ccedil;eşitli fakt&ouml;rler vardır. Bunlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir;</p>

<p>1. Sigara ve t&uuml;t&uuml;n kullanımı</p>

<p>2. Alkol</p>

<p>3. Fiziksel aktivite eksikliği</p>

<p>4. Beslenme alışkanlıkları veya kilo kontrols&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;</p>

<p>5. Aile ge&ccedil;mişi ve genetiği</p>

<p>6. Kronik iltihap</p>

<p>7. Hormonlar</p>

<p>8. İmm&uuml;nosupresyon (Bağışıklık sistemi bozukluğu)</p>

<p>9. Yaş</p>

<p>10. &Ccedil;evresel fakt&ouml;rlere maruziyet (radyasyon, g&uuml;neş ışınları, kimyasal fakt&ouml;rler, vir&uuml;s veya enfeksiyonlar)</p>

<p>Kanser &ccedil;evresel fakt&ouml;rlerin tetiklemesiyle gelişebilecek bir hastalık olmasının yanı sıra kalıtsal olarak da aktarılmaktadır. &Ouml;zellikle birinci dereceden yakınlarının medikal &ouml;yk&uuml;lerinde bu hastalıkla ilgili bir ge&ccedil;miş varsa, kişinin hastalığa yakalanma ihtimalinin diğerlerine kıyasla y&uuml;ksek olduğu anlamına gelmektedir. Kansere yakalanmamak i&ccedil;in yapılması gereken, diğer risk fakt&ouml;rlerini en aza indirgemektedir.</p>

<p>Alkol sigara gibi zararlı &uuml;r&uuml;nlerin t&uuml;ketilmemesi, d&uuml;zenli spor alışkanlığı, dengeli ve sağlıklı beslenme gibi hususlarda dikkat edilmesi, hem kansere yakalanma oranının azaltılmasına hem de yaşam kalitesinin artmasına olanak sağlamaktadır.</p>

<p>Ayrıca &ccedil;evresel fakt&ouml;rlerin etkileri de kanser &uuml;zerinde etkili olmaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilgisayar, akıllı telefonlar, tabletler vb. cihazlar ile g&uuml;n i&ccedil;erisinde &ccedil;ok fazla etkileşim kurulmaktadır. Bu doğal olarak radyasyon maruziyetini, buna bağımlı olarak da kansere yakalanma oranını artırmaktadır. Yine aynı şekilde insanoğlunun ekosisteme verdiği zarar kendilerine kanser başta olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok hastalığın etkeni olarak geri d&ouml;nmektedir. Basit bir &ouml;rnek verecek olunursa, ozon tabakasının delinmesi zararlı g&uuml;neş ışınları ile maruziyete neden olmuştur. Kısacası, kansere yakalanmamak i&ccedil;in kalıtımımızı değiştirmek şuan ki şartlarda m&uuml;mk&uuml;n değildir. Fakat yaşam kalitemizi artıracak faaliyetlerde bulunmamız, kendimize dikkat etmemizin yanı sıra ekosisteme zararı en aza indirgememiz bu hastalığa yakalanma oranının d&uuml;şmesini sağlayacaktır.</p>

<p><strong>Teknoloji gelişiyor, tedavi y&ouml;ntemleri değişiyor</strong></p>

<p>Kanserle tedavide en geleneksel ve yaygın olarak kullanılan 3 ana y&ouml;ntem mevcuttur. Bunlar cerrahi y&ouml;ntem, kemoterapi/immunoterapi ve radyoterapi olarak sıralanmaktadır. Cerrahi y&ouml;ntemde ana ama&ccedil; t&uuml;m&ouml;rl&uuml; b&ouml;lgenin ameliyat ile temizlenmesidir. Kemoterapi veya imm&uuml;noterapide ise hastalığın seyrine g&ouml;re tedavi planı yapılarak hastaya belirli dozlarda ila&ccedil; verilir. Cerrahi y&ouml;ntemin uygulanmasından sonra yine hastalığın seyrine g&ouml;re kemoterapi/ imm&uuml;noterapi ve radyoterapi uygulanmasına gerek kalmazken, bazı durumlarda bu tedavi y&ouml;ntemlerinin kombine bir şekilde kullanılması gerekebilmektedir. Kanser tedavisi konusunda bilim insanları tarafından farklı tedavi stratejileri geliştirilmeye devam etmektedir. Bunlar akıllı ila&ccedil;ların geliştirilmesi, dokuya/hedefe y&ouml;nelik ila&ccedil; taşıyıcı sistemlerin geliştirilmesi, yeni nesil ila&ccedil; form&uuml;lasyonlarının geliştirilmesi, hormon tedavi uygulamaları olarak sıralanabilir. Ayrıca son yıllarda nanoteknoloji alanında, kanser tedavisi &uuml;zerinde &ouml;nemli gelişmeler yaşanmaktadır.</p>

<p><strong>Kişiye &ouml;zel tedavi y&ouml;ntemi yaklaşımları uygulanıyor</strong></p>

<p>Her hastanın uygulanan tedavi y&ouml;ntemine, aynı şekilde yanıt vermesi m&uuml;mk&uuml;n değildir. Ancak araştırma sonu&ccedil;ları genele g&ouml;re belirlenmektedir. &Ouml;rneğin mesane kanseri i&ccedil;in incelenen bir araştırmada, yeni nesil ilacın uygulandığı hasta grubunun sağ kalım oranının, diğer gruba kıyasla yaklaşık 2 kat arttığı g&ouml;zlenmiştir. Başka bir &ccedil;alışmada safra yolu kanseri &uuml;zerine etkili olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len bir ila&ccedil; araştırılmıştır. Safra yolu kanserinin standart tedavisinde bulunan kemoterapi ila&ccedil;larıyla birlikte bir &ccedil;alışma ilacı da eklenmiş ve iki ayrı kol oluşturulmuş, hastalar bu &ccedil;alışma kollarına rastgele atanarak, ila&ccedil; etkinliği araştırılmıştır. Sağ kalım oranları incelendiğinde &ccedil;alışma ilacında sağ kalım 12.7 ay iken, kontrol grubunda bu oran 10.9 ay olarak belirlenmiştir. B&ouml;ylelikle her hastada kişiye &ouml;zel olarak uygulanan ve geliştirilen yeni nesil ila&ccedil;lar kanserle m&uuml;cadelede ve hastaların sağ kalım oranlarında b&uuml;y&uuml;k bir pozitif etki g&ouml;stermiştir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 29 Mar 2024 14:52:34 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Reflünün sık görülen 8 belirtisine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/reflunun-sik-gorulen-8-belirtisine-dikkat-1594</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/reflunun-sik-gorulen-8-belirtisine-dikkat-1594</guid>
            <description><![CDATA[<p>Gastro&ouml;zofagiyel refl&uuml; yani halk arasındaki adıyla refl&uuml; hastalığı mide i&ccedil;eriğinin yukarıya, yemek borusuna doğru geri ka&cce]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Gastro&ouml;zofagiyel refl&uuml; yani halk arasındaki adıyla refl&uuml; hastalığı mide i&ccedil;eriğinin yukarıya, yemek borusuna doğru geri ka&ccedil;ması olarak biliniyor. Hastalar genel olarak durumlarını &lsquo;&rsquo;yediklerim ağzıma geliyor&rsquo;&rsquo; c&uuml;mlesiyle &ouml;zetliyor. Ancak kişi tanı konmuş refl&uuml;s&uuml; olmamasına rağmen, yemeği fazla ka&ccedil;ırdığı i&ccedil;in de benzer şikayetlerle karşılaşabiliyor. İşte bu nedenle uzmanlar refl&uuml;y&uuml; fizyolojik ve patolojik olarak ikiye ayırıyor. Fizyolojik refl&uuml; yaşam tarzı değişiklikleri ile ortadan kalkabiliyorken, patolojik refl&uuml; ise uzun vadede Barrett &Ouml;zofagusu&rsquo;yla birlikte adenokanser riskine yol a&ccedil;abileceğinden tedavi edilmesi b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>Refl&uuml; sadece yediklerinizin ağzınıza gelmesi ile g&ouml;r&uuml;lmez</strong></p>

<p>Refl&uuml;yle ilgili son d&ouml;nem &ccedil;alışmalar gelişmiş ve gelişmekte olan &uuml;lkelerde hastalığın g&ouml;r&uuml;lme sıklığının her ge&ccedil;en g&uuml;n arttığını ortaya koydu. Yani bir başka deyişle refl&uuml; ş&uuml;phesiyle sağlık kurumlarına başvuranların sayısı &ouml;nceki yıllara oranla arttı. Hemen her yaşta rastlanabilen refl&uuml;n&uuml;n en sık g&ouml;r&uuml;len belirtileri ise ş&ouml;yle sıralanabilir;</p>

<p>1. Ağrılı yutma ve yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;</p>

<p>2. Besinlerin ağza gelmesi</p>

<p>3. Boğazda takılma hissi</p>

<p>4. Yemek borusunda yanma</p>

<p>5. Kronikleşmiş &ouml;ks&uuml;r&uuml;k</p>

<p>6. Ses kısıklığı</p>

<p>7. Hırıltılı solunum</p>

<p>8. Bulantı ve kusma</p>

<p>Kişinin yaşam kalitesini bozan ve &ouml;zellikle yemek sonrası baş g&ouml;steren bu belirtiler bazen uykudan uyandıracak kadar ağır seyredebilir; dahası sırtta, boyunda, &ccedil;enede, kollarda ve g&ouml;ğ&uuml;ste ağrıya neden olabildiği gibi kalp krizi belirtileri ile de karıştırılabilmektedir.</p>

<p><strong>Tanı i&ccedil;in her zaman endoskopi şart değil</strong></p>

<p>Refl&uuml;n&uuml;n tanısı &ccedil;oğunlukla klinik olarak konur. Hasta refl&uuml;ye ait şikayetlerinden bahsettiğinde hekimin y&ouml;nelttiği sorular eşliğinde refl&uuml; tanısına ulaşılır. Bazen de tedaviden tanıya gidilir. İla&ccedil; re&ccedil;ete edilen hastanın şikayetleri geriler ise kontrol muayenesinde refl&uuml; tanısı konulur. Yani endoskopi her zaman, her hasta i&ccedil;in gerekli değildir. Ancak uzun s&uuml;reli refl&uuml;s&uuml; olanlarda hastalığın derecesini, yemek borusundaki tahribatı ya da kalıcı değişiklikleri, &uuml;lser ve yara varlığını tespit edebilmek i&ccedil;in endoskopi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Bunun yanı sıra hasta 50 yaşını ge&ccedil;miş ve yeni başlayan bir yutma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml; yaşıyorsa, ağızdan ya da makattan kanama, b&uuml;y&uuml;k abdestte gizli kan testinde pozitiflik, tedavi edilemeyen demir eksikliği anemisi, devam eden s&uuml;rekli kusmalar, ani gelişen kilo kaybı ya da iştahsızlıkla karşı karşıya ise endoskopik değerlendirmenin mutlaka yapılması gerekir. Ayrıca birinci derece akrabalarda yemek borusu ya da mide kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; varlığında da mutlaka endoskopi &ouml;nerilir.</p>

<p>Refl&uuml; tanısında kullanılan bir diğer y&ouml;ntem de Ph Metre&rsquo;dir. Yemek borusuna asit ka&ccedil;ışı olup olmadığı hastanın burnundan yerleştirilen &ccedil;ok ince bir hortumla değerlendirilir. 24 saat s&uuml;ren izlem sırasında, s&ouml;z konusu hortum ve bağlı olduğu makine yardımıyla yemek borusundaki asit seviyesi &ouml;l&ccedil;&uuml;lerek geriye doğru ka&ccedil;ış olup olmadığı net şekilde ortaya konur. Ancak eğer refl&uuml;ye ait cerrahi bir m&uuml;dahale planlanıyor ya da hekim uzun s&uuml;reli refl&uuml;s&uuml; olan hastada komplikasyon gelişmiş olması endişesi taşıyor ise endoskopi ve PH Metre birlikte de kullanılabilir.</p>

<p><strong>Sal&ccedil;alı ve yağlı yemekler ile &ccedil;ikolata t&uuml;ketimi şikayetleri artırabilir</strong></p>

<p>Refl&uuml; tanısı alan hastanın tedavisinde ilk aşama yaşam tarzı değişiklikleri ve diyettir. Fazla kilolularda kilo verme, yatak başının y&uuml;kseltilmesi, gece yatmadan 2 saat &ouml;nce yeme i&ccedil;menin kesilmesi ilgili şikayetleri azaltacaktır. &Ouml;zellikle &ccedil;ikolata, sal&ccedil;a, yağlı ve baharatlı yiyecekler, kafeinli ve asitli i&ccedil;ecekler, &ccedil;iğ sebze-meyveler ile sigara ve alkol mide asidini artırdıkları i&ccedil;in uzak durulmalıdır. Eğer beslenmede bunlara yer verilecek ise gece refl&uuml;s&uuml;nden korunabilmek adına akşam saatlerinde ve birlikte t&uuml;ketmemeye &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir. Ayrıca refl&uuml;s&uuml; olan hasta sıkı kemer ve korse de kullanmamalıdır &ccedil;&uuml;nk&uuml; karın i&ccedil;i basın&ccedil; artar ise refl&uuml; k&ouml;t&uuml;leşir. Ancak t&uuml;m bu yaşam tarzı değişikliklerine rağmen hastanın şikayetleri ge&ccedil;miyor ise mutlaka ila&ccedil; tedavisine başlanmalıdır. Bu noktada hekim tarafından proton pompa inhibit&ouml;r&uuml; denilen ila&ccedil;lar ya da antiasit şuruplar re&ccedil;ete edilebilir.</p>

<p><strong>İla&ccedil; tedavisi yetersiz kaldığında endoskopik ve cerrahi y&ouml;ntemlere başvurulabilir</strong></p>

<p>Medikal tedaviye de yanıt vermeyen hastalarda ise sonraki aşamaları d&uuml;ş&uuml;nmek gerekir. Bunlardan biri endoskopik, diğeri ise cerrahi y&ouml;ntemlerdir. Cerrahi y&ouml;ntemler (ameliyat) sadece yemek borusu ile kapak&ccedil;ık arasındaki gevşeklik &ccedil;ok ilerlemiş hastalarda d&uuml;ş&uuml;n&uuml;l&uuml;r. Kapak&ccedil;ık gevşekliği &ccedil;ok ilerlememiş ve o b&ouml;lgede herhangi bir fıtık kesesi oluşmamış hastalar i&ccedil;inse g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde en &ccedil;ok başvurulan y&ouml;ntemlerin başında endoskopik refl&uuml; tedavisi gelir.</p>

<p><strong>Stretta ile radyofrekans dalgaları kullanılarak, ameliyatsız tedavi m&uuml;mk&uuml;n</strong></p>

<p>Stretta adı verilen ve son d&ouml;nemde olduk&ccedil;a pop&uuml;ler hale gelen radyofrekans ablasyon y&ouml;nteminde, ağızdan girilen bir kateter yardımıyla b&ouml;lgede radyofrekans dalgaları kullanılarak sıkılaşma sağlanır, mide asidinin geriye ka&ccedil;ışı engellenir. Daha &ccedil;ok mide kapak&ccedil;ığı a&ccedil;ıklığı 3 cm&rsquo;in altında olan gen&ccedil; hastalara uygulanabilmektedir. Ortalama yarım saat s&uuml;ren bu ameliyatsız y&ouml;ntem sayesinde hasta aynı g&uuml;n taburcu olabilir. &Ouml;zellikle yaşam tarzı değişikliği, diyet ve ila&ccedil; tedavisiyle iyileşemeyen gen&ccedil; hastaları refl&uuml;n&uuml;n uzun vadeli risklerinden korumak i&ccedil;in endoskopik tedaviler mutlaka d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmelidir.</p>

<p><strong>Stretta kimlere uygulanmaz?</strong></p>

<p>Endoskopik olarak ger&ccedil;ekleşen radyofrekans ablasyon y&ouml;nteminde kullanılan akım karaciğer kistleri ve kalp ritim bozuklukları gibi hastalıkların tedavisinde yıllardır g&uuml;venle kullanılıyor olmasına rağmen şu kişilere uygulanmaz:</p>

<p>&middot; 3 cm&rsquo;den b&uuml;y&uuml;k mide fıtığı olanlar</p>

<p>&middot; Yemek borusunda ileri derecede hasar ya da h&uuml;cresel değişimi bulunanlar</p>

<p>&middot; Akalazya hastaları</p>

<p>&middot; 18 yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;kler</p>

<p>&middot; Hamileler</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 28 Mar 2024 14:33:32 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Gastroenteroloji Doktorlarından Dikkat Çeken Farkındalık: Gastro Şef]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gastroenteroloji-doktorlarindan-dikkat-ceken-farkindalik-gastro-sef-1590</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gastroenteroloji-doktorlarindan-dikkat-ceken-farkindalik-gastro-sef-1590</guid>
            <description><![CDATA[<p>Memorial Ataşehir Hastanesi&rsquo;nden Prof. Dr. Z&uuml;leyha Akkan &Ccedil;etinkaya, Uz. Dr. Şule Namlı Ko&ccedil; ve Triaj Hekimi Uz. Dr. Sakibe ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Memorial Ataşehir Hastanesi&rsquo;nden Prof. Dr. Z&uuml;leyha Akkan &Ccedil;etinkaya, Uz. Dr. Şule Namlı Ko&ccedil; ve Triaj Hekimi Uz. Dr. Sakibe Yıldız, Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi&rsquo;nden Prof. Dr. Salih Boğa, Prof. Dr. Emre Yıldırım, Memorial Şişli Hastanesi&rsquo;nden Prof. Dr. Birol Baysal, Prof. Yaşar &Ccedil;olak&rsquo;ın yanı sıra Hemşire &Ccedil;ağla Eren ve Umut Karamızrak, kansere karşı sağlıklı beslenme farkındalığına y&ouml;nelik tabaklar hazırladı.&nbsp;</p>

<p>Hem g&ouml;ze hem mideye hitap eden birbirinden g&uuml;zel tabakların kıyasıya m&uuml;cadele ettiği etkinlikte, kolon kanserinde erken tanın &ouml;nemine vurgu yapan toplumsal farkındalık mesajları verildi ve doktorlar, &ldquo;Kolon Kanserine Karşı Kontrol Sende&rdquo; dedi.</p>

<p>Aralarında; oyuncu, sunucu ve gurme Anıl Kurtuldu&rsquo;nun da olduğu j&uuml;ri &uuml;yelerinin, farklı lezzetler arasında karar vermekte zorlandığı sunumlar, gecenin birinciliğini paylaştı. En lezzetli, en yaratıcı ve aynı zamanda en sağlıklı tabakların yarıştığı &nbsp;finalde &ldquo;sağlıklı beslenme&rdquo; kazandı.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 27 Mar 2024 15:31:55 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Mevsim geçişlerinde gripten korunmanın 15 kuralı]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/mevsim-gecislerinde-gripten-korunmanin-15-kurali-1583</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/mevsim-gecislerinde-gripten-korunmanin-15-kurali-1583</guid>
            <description><![CDATA[<p>Hava koşullarındaki değişiklikler temel olarak bağışıklık ve kas-iskelet sistemine y&ouml;nelik problemlere işaret edebiliyor. V&uuml;cut belli bir]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Hava koşullarındaki değişiklikler temel olarak bağışıklık ve kas-iskelet sistemine y&ouml;nelik problemlere işaret edebiliyor. V&uuml;cut belli bir iklime alışıyor ve hava aniden değiştiğinde buna uyum sağlamaya &ccedil;alışması gerekiyor. Araştırmalar hastalıkların asıl nedeninin sıcaklık değişimi değil, bazı vir&uuml;slerin bu esnada &ccedil;oğalması olduğunu g&ouml;steriyor. Hava sıcaklık değerlerinin g&uuml;n boyunca değiştiği mevsim ge&ccedil;işlerinde kişilerin kendini koruması daha zor olabiliyor. Bu d&ouml;nemlerde en sık karşılaşılan grip, doğru tedavi edilmezse sin&uuml;zit, orta kulak iltihabı gibi &ouml;nemli sağlık sorunlarını beraberinde getirebiliyor ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor.</p>

<p>&Ouml;zellikle 65 yaş &uuml;st&uuml; kişiler,kronik kalp, akciğer, b&ouml;brek ve şeker hastaları, kanser hastaları ve sağlık &ccedil;alışanları gibi risk grubunda bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiği gibi, gripten korunma yollarını bilmek de b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>1 metrelik mesafe grip bulaşması i&ccedil;in riskli alandır</strong></p>

<p>Y&uuml;ksek ateş, baş ağrısı, yaygın v&uuml;cut ağrısı ile seyreden gribe, influenza vir&uuml;sleri neden olur. Hastalığın bulaşıcılığı, belirtilerin g&ouml;r&uuml;lmesinden 1 g&uuml;n &ouml;nce başlar ve 7 g&uuml;n s&uuml;resince devam edebilir. Enfeksiyon esasen &ouml;ks&uuml;rme, hapşırma, konuşma ve solunum yolu salgılarının ağız, burun mukozası ve g&ouml;ze teması ile yayılır. &Ouml;ks&uuml;r&uuml;k ya da hapşırık sırasında ağız ellerle kapatıldığında vir&uuml;s ellere, oradan da dokunulan &ccedil;eşitli y&uuml;zeylere bulaşır. Hasta olmayan insanlar bu y&uuml;zeylere elle temas eder, ellerini ağızlarına, burunlarına ve g&ouml;zlerine temas ettirir ve hastalık etkenini alırlar. Bir metrelik mesafe bulaşma i&ccedil;in riskli alandır. Vir&uuml;s 0-4 &deg;C arasında haftalarca canlılığını s&uuml;rd&uuml;rebildiği i&ccedil;in kış aylarında daha sık enfeksiyon oluşturur.</p>

<p><strong>İstirahat etmek gerekiyor</strong></p>

<p>Gribal enfeksiyon tedavisinde burnun a&ccedil;ık tutulması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşır. Burun kapalı olduğunda sin&uuml;sler boşalmadığından grip tedavisi daha zor olan sin&uuml;zit enfeksiyonuna neden olabilir. Grip ayrıca &ouml;staki borusu tıkanıklığına da yol a&ccedil;arak orta kulak enfeksiyonlarına da d&ouml;n&uuml;şebilir. Bu nedenle grip mutlaka uzman doktor g&ouml;zetiminde tedavi edilmelidir. Grip tedavisinde istirahat etmek olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. İstirahat s&uuml;resinin bulaşmayı &ouml;nlemek i&ccedil;in hastalık belirtilerinin ge&ccedil;mesinden bir g&uuml;n sonrasına kadar s&uuml;rmesi gerekir.</p>

<p><strong>Zencefilli ballı &ccedil;ayın g&uuml;c&uuml;nden faydalanın</strong></p>

<p>Antioksidanlar a&ccedil;ısından zengin ve antiinflamatuar &ouml;zelliklere sahip, besin a&ccedil;ısından yoğun gıdalar, bağışıklığınızı g&uuml;&ccedil;lendirmenize ve sizi değişen hava koşullarından hastalanmaktan korumanıza yardımcı olabilir. Koyu yapraklı yeşillikler, meyveler, somon balığı ve tatlı patates gibi yiyecekler yiyin. Badem, ceviz ve Antep fıstığı gibi kuruyemişler de mevsim ge&ccedil;işlerinde bağışıklığınızı g&uuml;&ccedil;lendirebilir. Ayrıca yine bazı i&ccedil;ecekler g&uuml;&ccedil;l&uuml; bağışıklık i&ccedil;in gereklidir. &Ouml;rneğin zencefil &ccedil;ayı, vir&uuml;sleri uzak tutmaya ve soğuk algınlığı semptomlarının solunum yolu hastalıklarına ilerlemesini &ouml;nlemeye yardımcı olan anti-inflamatuar &ouml;zelliklere sahiptir. Balın antibakteriyel &ouml;zellikler taşıdığı ve &ouml;zellikle sıcak &ccedil;ayla karıştırıldığında boğaz ağrısını hafifletmeye yardımcı olduğu g&ouml;sterilmiştir.</p>

<p><strong>Tavuk &ccedil;orbası olmazsa olmaz!</strong></p>

<p>Tavuk &ccedil;orbası hastalık durumunda akla gelen ilk şeydir. Besin a&ccedil;ısından yoğun &ccedil;orbalar, bağışıklık sağlığını destekleyen ve sin&uuml;s basıncını hafifletmeye yardımcı olan (&ouml;zellikle mevsimsel alerjiler i&ccedil;in) &ccedil;eşitli vitamin ve mineraller taşır. Sodyum a&ccedil;ısından zengin &ccedil;orbalar da boğaz ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir. Sebze bazlı &ccedil;orbalar/et suları da aynı derecede etkili olmaktadır ve bu &ccedil;orbaların her zaman et &uuml;r&uuml;nleri i&ccedil;ermesi gerekmez.</p>

<p><strong>Gribe yakalanmamak i&ccedil;in bu &ouml;nerilere dikkat edin;</strong></p>

<p>1. Mevsim ge&ccedil;işlerinde hava sıcaklığına aldanmayın, tedbirli giyinin</p>

<p>2. Gribal enfeksiyonu olan kişilerle yakın temas halinde bulunmayın</p>

<p>3. Eğer gripseniz avu&ccedil; i&ccedil;inize hapşırmayın. Tek kullanımlık kağıt mendil ya da pe&ccedil;eteyle ağzınızı kapatın</p>

<p>4. Sigara i&ccedil;meyin</p>

<p>5. El hijyenine &ouml;zen g&ouml;sterin. Ellerinizi ş&uuml;pheli y&uuml;zeylere temastan hemen sonra yıkayın</p>

<p>6. Beslenme d&uuml;zeninize &ouml;zen g&ouml;sterin, yukarıda belirtilen besinler a&ccedil;ısından zengin bir beslenme planı oluşturun</p>

<p>7. Ilık su ve bir tutam tuzla gargara yapın</p>

<p>8. C vitamininden zengin portakal, greyfurt, kırmızı tatlı biber gibi besinler t&uuml;ketin</p>

<p>9. Bağışıklığınızı kuvvetlendirmek i&ccedil;in d&uuml;zenli egzersiz yapın</p>

<p>10. &Ccedil;inko a&ccedil;ısından zengin besinler t&uuml;ketin</p>

<p>11. Kendi eşyalarınızı ve yemeğinizi başkalarıyla paylaşmayın</p>

<p>12. Uyku d&uuml;zeninize dikkat edin. Ge&ccedil; yatmayın ve g&uuml;nde ortalama 7-8 saat uyuyun</p>

<p>13. Bol sıvı alın. G&uuml;nde ortalama 2,2.5 lt su t&uuml;ketmeye &ouml;zen g&ouml;sterin</p>

<p>14. Doktorunuzun uygun g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; vitamin takviyelerinden kullanın</p>

<p>15. Gribe yakalandıysanız başkalarını korumak i&ccedil;in maske takın</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 25 Mar 2024 15:03:16 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Karaciğer hastalıklarında ileri endoskopi konforlu iyileşme sağlıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/karaciger-hastaliklarinda-ileri-endoskopi-konforlu-iyilesme-sagliyor-1580</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/karaciger-hastaliklarinda-ileri-endoskopi-konforlu-iyilesme-sagliyor-1580</guid>
            <description><![CDATA[<p>Karaciğer ve safra yolu hastalıkları d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde olduk&ccedil;a yaygın g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Teknolojinin ilerlemesi ile bir]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer ve safra yolu hastalıkları d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde olduk&ccedil;a yaygın g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte bu hastalıkların tanı tedavi s&uuml;re&ccedil;lerinde &ouml;nemli gelişmeler yaşanıyor. Endoskopi ve ultrasonografinin tek bir cihazda birleştirilmesiyle uygulananEUS yani endoskopik ultrasonografi, sindirim sistemi hastalıklarında tanı tedavi s&uuml;recini kolaylaştırıyor. Bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemiyle gerekli durumlarda işlem esnasında biyopsi alınarak patolojik inceleme sağlanabiliyor.</p>

<p><strong>Y&uuml;ksek frekanslı ses dalgalarıyla teşhis ger&ccedil;ekleştiriliyor</strong></p>

<p>EUS yani endoskopik ultrasonografi, y&uuml;ksek frekanslı ses dalgaları ile karaciğer, safra kesesi, pankreas gibi organlardan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;ler elde edilmesini sağlayan bir cihazdır. Sindirim sisteminin alt tabakalarını ve &ccedil;evre dokuları da incelemeye imkan tanımaktadır. Bu hastalık ve durumlar i&ccedil;in EUS teknolojisi kullanılmaktadır.</p>

<p>&middot; Yemek borusu kanseri</p>

<p>&middot; Mide kanseri</p>

<p>&middot; Rektum kanseri</p>

<p>&middot; Safra yolu kanseri</p>

<p>&middot; Pankreas kanseri tanısı</p>

<p>&middot; Biyopsi alınması</p>

<p>&middot; Kanserin erken evrede saptanması</p>

<p>&middot; Ameliyat sonrası takipte n&uuml;ks bulgularının araştırılması</p>

<p>&middot; Ameliyat &ouml;ncesinde ışın tedavisi yani radyoterapi verildiyse t&uuml;m&ouml;r &ccedil;apındaki gerilemenin araştırılması</p>

<p>&middot; Rektum etrafındaki komşu organlarda (prostat, mesane, vajina) lenf bezlerinde ve damarlarda kanser tutulumunun incelenmesi ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n derecesinin (T1, T2, T3, T4) belirlenmesinde kullanılabilmektedir.</p>

<p><strong>Endoskopik y&ouml;ntemler hastaya hızlı bir iyileşme s&uuml;recinin yolunu a&ccedil;ıyor</strong></p>

<p>Karaciğer ve safra yolları hastalıklarındaki endoskopik ultrasonografiyle hastalıkların tanısı konulmakta ve tedavi ger&ccedil;ekleştirilmektedir. Kolanjiyoskopi yani ERCP safra yollarının g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenmesine ve karaciğerin i&ccedil;inde gezinmeye olanak sağlamaktadır. Endoskopik bir ara&ccedil;la safranın aktığı ince bağırsak b&ouml;l&uuml;m&uuml;nden safra yollarına girilerek bu kısmın g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. ERCP ile safra yollarındaki darlık, taş, t&uuml;m&ouml;r gibi tabloların tanınmasını ve tedavisinin sağlanmasını ama&ccedil;lanmaktadır. B&ouml;ylelikle hasta b&uuml;y&uuml;k bir cerrahi işleme gerek kalmadan endoskopik işlemler ile konforlu bir s&uuml;re&ccedil; ge&ccedil;irerek normal hayatına geri d&ouml;nebilmektedir.</p>

<p><strong>Yeni y&ouml;ntemler vakalarla anlatıldı</strong></p>

<p>Son yıllarda başarılı sonu&ccedil;ları ile &ouml;ne &ccedil;ıkan endoskopik uygulamalar konusunda uluslararası &ccedil;apta bir organizasyon d&uuml;zenlendi. Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi İleri Endoskopi Merkezi&rsquo;nde 4. kez d&uuml;zenlenen Karaciğer Akademisi&rdquo;ne farklı &uuml;lkelerden 120 doktor katıldı. Prof. Dr. Yusuf Ziya Erzin, Prof. Dr. A. Emre Yıldırım ve Prof. Dr. Salih Boğa tarafından d&uuml;zenlenen akademide, karaciğerin endoskopi ile birleştirildiği endohepatoloji kavramı başlığı incelendi. Karaciğerde normalde kesitsel y&ouml;ntemler kullanılırken teknolojinin gelişmesiyle son d&ouml;nemde sık&ccedil;a kullanılan EUS yani endoskopik ultrasonografinin karaciğer hastalıklarının tedavisindeki rol&uuml; ve g&uuml;ncel yaklaşımlar canlı vakalar eşliğinde paylaşıldı. D&uuml;nyada bu alandaki &ccedil;alışmaları ile tanınan, Marsilya &Uuml;niversitesi&rsquo;nden Prof. Dr. Marc Barthet&rsquo;nin de katılımcı olarak yer aldığı akademide vakalar &uuml;zerinde yeni teknolojiyle hem tanı hem de tedavi y&ouml;ntemleri g&ouml;sterildi.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 22 Mar 2024 13:50:49 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[19. Memorial Uluslararası Çocuk Resim Yarışması Başvuruları Başladı]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/19-memorial-uluslararasi-cocuk-resim-yarismasi-basvurulari-basladi-1579</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/19-memorial-uluslararasi-cocuk-resim-yarismasi-basvurulari-basladi-1579</guid>
            <description><![CDATA[<p>T&uuml;m d&uuml;nya &ccedil;ocuklarının katılımına a&ccedil;ık olarak her yıl farklı tema ile ger&ccedil;ekleştirilen yarışmanın bu yılki konusu &l]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>T&uuml;m d&uuml;nya &ccedil;ocuklarının katılımına a&ccedil;ık olarak her yıl farklı tema ile ger&ccedil;ekleştirilen yarışmanın bu yılki konusu &ldquo;Sporu Seviyorum&rdquo;...</p>

<p><strong>&Ccedil;ocuklar hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml; sevdikleri spor ile birleştiriyor</strong></p>

<p>&ldquo;Sporu Seviyorum&rdquo; konulu resim yarışması, bu yıl &ccedil;ocukların yaratıcılıklarını harekete ge&ccedil;irmenin yanı sıra spora ve sanata olan duyarlılığı arttırmayı, gelecek sporcuların ve sanat&ccedil;ıların yetişmesine pozitif bir g&uuml;&ccedil; olmayı ama&ccedil;lıyor.</p>

<p>&Ccedil;ocukların zihinsel gelişiminde &ouml;nemli bir rol&uuml; olan resim sanatını &ouml;ğrencilere sevdirmek ve geleceğin sanat&ccedil;ılarının yetişmesine katkı sağlamak amacıylad&uuml;zenlenen yarışma; okul &ouml;ncesi, ilkokul ve ortaokul d&uuml;zeyindeki &ouml;ğrencilere y&ouml;nelik olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; ayrı kategoride hazırlanıyor. Yarışmaya, pastel boya kullanarak &ccedil;izilen &ccedil;alışmalar ile3 Mayıs 2024 tarihine kadar katılım sağlanabiliyor.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocukların Resimleri 1 Yıl Boyunca Hastanede Sergilenecek</strong></p>

<p>&Ccedil;ocukların motivasyonunu artırmak ve hayal g&uuml;c&uuml;n&uuml; sergilemelerine olanak sağlamak amacıyla ger&ccedil;ekleştirilen yarışmada dereceye giren &ouml;zg&uuml;n eserler, 1 yıl boyunca Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi&rsquo;nde sergilenme imk&acirc;nına sahip olacak.</p>

<p>Yarışma ile ilgili detaylı başvuru bilgilerinewww.memorial.com.tr web sitesi &uuml;zerinden ulaşılabilirsiniz.</p>

<p><strong>Başvuru Koşulları</strong></p>

<p>1. Yarışma okul &ouml;ncesi, ilkokul ve ortaokul olmak &uuml;zere &uuml;&ccedil; kategoride yapılacaktır.</p>

<p>2. Resimler, 35cm x 50cm &ouml;l&ccedil;&uuml;lerinde resim kağıdına, pastel boya ile yapılacaktır.</p>

<p>3. Resimlerin sağ arka k&ouml;şesine yarışmacının adı soyadı, yaşı, okulu, velisinin adı soyadı ve telefonu yazılmalıdır. Her yarışmacı sadece bir kez yarışmaya katılma hakkına sahiptir.</p>

<p>4. Yarışmaya katılan resimler, eser sahiplerine iade edilmeyecektir. Sadece dereceye giren eserler 1 yıl i&ccedil;inde talep edilmesi durumunda eser sahiplerine verilebilir.</p>

<p>5. Yarışmacılar resimlerini, 3 Mayıs Cuma g&uuml;n&uuml;ne kadar Memorial Ataşehir, Bah&ccedil;elievler, Şişli, Ankara, Antalya, Diyarbakır, Dicle, Kayseri Hastanelerine elden veya posta yoluyla ulaştırabilirler.</p>

<p>6. Kazananlar 13 Mayıs Pazartesi g&uuml;n&uuml; www.memorial.com.tr &rsquo;den duyurulacaktır</p>

<p><strong>&Ouml;d&uuml;ller</strong></p>

<p>&middot; Birinci: Bisiklet</p>

<p>&middot; İkinci: Vestel V Tab Z1 A 64GB 10.1&#39;&#39; IPS Tablet</p>

<p>&middot; &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml;: Vestel Akıllı Uyku Işığı</p>

<p>&middot; D&ouml;rd&uuml;nc&uuml;: Vestel V23 Minidots Beyaz Kulaki&ccedil;i Kulaklık</p>

<p>&middot; Mansiyon: Akademi &Ccedil;ocuk Eğitim Set</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 21 Mar 2024 16:39:43 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[İdrar renginiz içilen su miktarını ortaya çıkarabilir]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/idrar-renginiz-icilen-su-miktarini-ortaya-cikarabilir-1577</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/idrar-renginiz-icilen-su-miktarini-ortaya-cikarabilir-1577</guid>
            <description><![CDATA[<p>İnsan v&uuml;cudunun %60&rsquo;ı sudan oluşuyor. İ&ccedil;erdiği mineraller, biyokimyasal reaksiyonların ger&ccedil;ekleşmesinde ve sistemlerin uyu]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan v&uuml;cudunun %60&rsquo;ı sudan oluşuyor. İ&ccedil;erdiği mineraller, biyokimyasal reaksiyonların ger&ccedil;ekleşmesinde ve sistemlerin uyumlu &ccedil;alışmasında rol alıyor. &nbsp;V&uuml;cut sıvılarının yani kan, mide salgısı, t&uuml;k&uuml;r&uuml;k, idrar, eklem sıvısı ve beyin omurilik sıvısının b&uuml;y&uuml;k kısmını su oluşturuyor. İnsan v&uuml;cudu i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli faydaları olan su olmazsa kişi sadece 3-4 g&uuml;n hayatta kalabiliyor. Su, insan hayatı i&ccedil;in oksijenden sonra en &ouml;nemli ikinci ihtiya&ccedil; olarak g&ouml;steriliyor. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; kanın %83&rsquo;&uuml;, kemiklerin %22&rsquo;si, beynin ve kasların %75&rsquo;i sudan oluşuyor. Ter, t&uuml;k&uuml;r&uuml;k, idrar gibi v&uuml;cut sıvılarının &uuml;retimi, atıkların atılması, suda eriyen besinlerin emilimi, eklemlerin ve g&ouml;z&uuml;n kayganlaşması, v&uuml;cut ısının d&uuml;zenlenmesi su ile m&uuml;mk&uuml;n oluyor.</p>

<p><strong>Su h&uuml;creleri besliyor</strong></p>

<p>Suyun en &ouml;nemli g&ouml;revlerinden biri toksinlerin v&uuml;cuttan uzaklaştırıp, h&uuml;crelerin beslenmesine yardımcı olmaktır. Kan basıncı ve v&uuml;cut ısınının d&uuml;zenlenmesini sağlamaktadır. Ağız, &uuml;st solunum yolları ve akciğerin nemlenmesine yardımcı olarak solunuma destek olmaktadır. Su besinlerin sindirilmesine yardımcı olur, kabızlığı &ouml;nler ve bağırsakların &ccedil;alışmasında, b&ouml;breklerin &ccedil;alışmasında etkilidir ve taş oluşumunu &ouml;nlemektedir. Su yeterli i&ccedil;ildiği s&uuml;rece &ouml;dem atılmasına yardımcı olmaktadır.</p>

<p><strong>Yeterli su i&ccedil;mek cilt sağlığını koruyor</strong></p>

<p>G&uuml;nde 2-3 litre arası su i&ccedil;mek sadece v&uuml;cuda iyi gelmekle kalmamakta aynı zamanda cilt sağlığının korunmasında da etkin rol oynamaktadır. Sa&ccedil;larda d&ouml;k&uuml;lme ve kepeklenmeyi azaltırken, kilo vermek isteyenlerde yağ yakımına yardımcı olarak metabolizmayı hızlandırabilmektedir.</p>

<p>Eklem sıvısında bulunan su ile eklem kayganlığı artar, ağrılar azalır. Beyin fonksiyonları su ile d&uuml;zenlenir, unutkanlık ve strese iyi gelmektedir. Refl&uuml;, gastrit veya ağız kokusu olan kişilerin şikayetlerinin azalmasında suyun payı b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r.</p>

<p><strong>İdrar rengi i&ccedil;ilen su miktarını ortaya &ccedil;ıkarıyor</strong></p>

<p>İklim, fiziksel aktivite ve ek hastalıklar ile birlikte herkesin g&uuml;nl&uuml;k 2-3 litre arasında su t&uuml;ketimi tavsiye edilmektedir. Bazı hastalıklarda; grip, ishal, idrar yolu enfeksiyonnda, gebelikte veya emzirme d&ouml;neminde su t&uuml;ketiminde artış &ouml;nerilmektedir. &Ouml;zellikle idrar renginin koyu olması yeterli su i&ccedil;ilmediğinin g&ouml;stergesi olabilmektedir.</p>

<p>Normal idrarın rengi sarının her tonudur. İdrara rengini veren, &uuml;rokrom maddesidir. A&ccedil;ık sarı veya suya yakın renk &ccedil;ok sıvı t&uuml;ketildiğini ve idrar yoğunluğunun en d&uuml;ş&uuml;k seviyede olduğunu g&ouml;sterirken, en koyu sarı ise sıvının az t&uuml;ketildiğini veya b&ouml;breğe az sıvı geldiğini işaret etmektedir. Koyu sarı idrar ile karşılaşan kişilerin su t&uuml;ketimini artırması &ouml;nerilmektedir.</p>

<p>Kalp yetmezliği veya b&ouml;brek yetmezliği gibi durumlarda doktorun &ouml;nereceği şekilde su t&uuml;ketimi &ouml;nerilmektedir. Aşırı su i&ccedil;me isteği ve susuzluk hissi, şeker hastalığı, hormonal bozukluklar veya b&ouml;brek hastalıklarını işaret edebilmektedir. Bu gibi şikayetlerde bir uzmana başvurmak &ouml;nerilmektedir. Suyun aşırı t&uuml;ketilmesi olumsuz sonu&ccedil;lara neden olabilmektedir.</p>

<p>Normal koşullardan fazla su i&ccedil;ilmesi b&ouml;breklerin aşırı &ccedil;alışmasına, v&uuml;cuttaki sodyum, potasyum ve bir&ccedil;ok mineral dengesinin bozulmasına neden olabilmektedir. V&uuml;cuttaki t&uuml;m işlevsel faaliyetler olumsuz bir şekilde etkilenebilmektedir. Bu nedenle yeterli kadar su i&ccedil;mek sağlığımız i&ccedil;in &ouml;nemlidir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 21 Mar 2024 14:48:01 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bahar yorgunluğundan kurtulmak için 8 öneri]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bahar-yorgunlugundan-kurtulmak-icin-8-oneri-1573</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bahar-yorgunlugundan-kurtulmak-icin-8-oneri-1573</guid>
            <description><![CDATA[<p>Bahar mevsiminin gelmesiyle beraber bir&ccedil;ok kişide halsizlik, eklem ağrıları ve s&uuml;rekli uyku isteği gibi şikayetler ortaya &ccedil;ıkıyo]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Bahar mevsiminin gelmesiyle beraber bir&ccedil;ok kişide halsizlik, eklem ağrıları ve s&uuml;rekli uyku isteği gibi şikayetler ortaya &ccedil;ıkıyor. Bahar yorgunluğu olarak adlandırılan bu durum insan metabolizmasında ger&ccedil;ekleşen bazı değişimlerden kaynaklanıyor. Bahar ayları bazı kişiler i&ccedil;in daha &ccedil;ok spor yapma, hayatı d&uuml;zene sokma, sağlıklı beslenme gibi durumları &ccedil;ağrıştırsa da, pek &ccedil;ok kişide isteksizlik, kaygı ve hatta depresyona bile yol a&ccedil;abiliyor.</p>

<p>Bu t&uuml;r problemlerden kurtulabilmek i&ccedil;in ilk olarak beslenme alışkanlıklarının ve fiziksel aktivitenin g&ouml;zden ge&ccedil;irilmesi, g&uuml;nl&uuml;k yaşam rutininde k&uuml;&ccedil;&uuml;k değişiklikler yapılması ge&ccedil;iş mevsiminin daha kolay atlatılması i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Memorial Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Dyt. Berna Ertuğ, bahar yorgunluğunu atlatmak i&ccedil;in &ouml;nerilerde bulundu.</p>

<p><strong>Bahar mevsimini kolay ge&ccedil;irmek i&ccedil;in aşağıdaki &ouml;nerileri uygulayın;</strong></p>

<p><strong>1- Yeterli ve dengeli beslenin:</strong>G&uuml;n&uuml;n en &ouml;nemli &ouml;ğ&uuml;n&uuml; kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. Besin &ccedil;eşitliliğine &ouml;nem verin ve tek tip beslenmekten ka&ccedil;ının. B&uuml;t&uuml;n besin gruplarını i&ccedil;eren bir &ouml;ğ&uuml;n t&uuml;ketmeye &ccedil;alışın. &Ouml;rneğin bir &ouml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml;z&uuml; kıymalı sebze yemeği veya tavuklu salata, 1 su bardağı ayran ve 1 dilim ekmek şeklinde hazırlayarak besin &ccedil;eşitliliğini sağlayabilirsiniz. Beyaz undan yapılmış besinler yerine kepek, &ccedil;avdar, tam buğdaydan yapılmış tahıllı besinleri tercih edin.</p>

<p><strong>2- Az az sık sık beslenin:</strong>D&uuml;zensiz t&uuml;ketilen &ouml;ğ&uuml;nler, uzun s&uuml;re a&ccedil;lıklar kan şekerinin dengesiz d&uuml;şmesine ve y&uuml;kselmesine neden olabileceği i&ccedil;in bahar yorgunluğu belirtileri daha k&ouml;t&uuml; hale gelebilir. Dolayısıyla g&uuml;nde 3 ana, 3 ara &ouml;ğ&uuml;n olacak şekilde az az sık sık 6 &ouml;ğ&uuml;n t&uuml;ketmeye &ccedil;alışın. Kendiniz 3-4 saatten fazla a&ccedil; bırakmamaya &ouml;zen g&ouml;sterin. T&uuml;kettiğiniz miktarlara yani porsiyonlarınıza dikkat etmeye &ccedil;alışın.</p>

<p><strong>3- Susamadan su i&ccedil;in:</strong>Havaların ısınmasıyla oluşabilecek su kayıplarını &ouml;nlemek ve mevsimsel değişikliğe bağlı dolaşım problemlerinden kurtulmak i&ccedil;in bol bol su t&uuml;ketin. Susamadan su i&ccedil;meyi alışkanlık haline getirmeye &ccedil;alışın. G&uuml;nl&uuml;k 2-3 lt (10-15 su bardağı) su t&uuml;keterek dolaşım sistemini daha d&uuml;zenli hale getirmiş ve toksinlerden kurtulmayı sağlamış olursunuz.</p>

<p><strong>4- Alkol t&uuml;ketimine dikkat edin:</strong>Mevsim ge&ccedil;işlerinde y&uuml;ksek miktarlarda t&uuml;ketilen alkol problemlerinizin daha &ccedil;ok artmasına neden olur. Bu nedenle alkol t&uuml;ketimini sonlandırın ya da sınırlandırın.</p>

<p><strong>5- Kontroll&uuml; kafein t&uuml;ketin:</strong>G&uuml;n i&ccedil;erisinde yorgunluğu atmak, uyanık kalmak i&ccedil;in sık&ccedil;a t&uuml;ketilen &ccedil;ay, kahve gibi kafeinli i&ccedil;ecekler kontrol altında tutulmalıdır. Y&uuml;ksek miktarlarda alınan kafein kalp &ccedil;arpıntısına ve v&uuml;cuttan su kaybına neden olabileceği i&ccedil;in &ouml;zellikle mevsim değişikliğindeki sıkıntıları tetiklememek adına kafein alımı minimumda olmalıdır. Kahve, &ccedil;ay, asitli i&ccedil;ecekler gibi kafeinli i&ccedil;ecekler yerine rahatlatıcı &ouml;zelliğinden dolayı bitki &ccedil;aylarını tercih edebilirsiniz.</p>

<p><strong>6- Yeterli ve d&uuml;zenli C vitamini alın:</strong>G&uuml;n i&ccedil;erisinde &ouml;zellikle C vitamini i&ccedil;eren sebze ve meyve t&uuml;ketimini artırın. Beslenmenize brokoli, ıspanak, yeşil sivri biber, maydanoz gibi yeşil yapraklı sebzeler ve portakal, kivi, kuşburnu, greyfurt gibi meyveler ekleyin.</p>

<p><strong>7- Uyku d&uuml;zenine &ouml;zen g&ouml;sterin:</strong>Uykusuzluk ve d&uuml;zensiz uyuma kendinizi daha yorgun hissetmenize neden olur. D&uuml;zenli uyku saatleri g&uuml;n i&ccedil;erisinde daha enerjik hissetmenize yardımcı olacaktır. G&uuml;nde 6-8 saat uyumaya &ccedil;alışın.</p>

<p><strong>8- Fiziksel aktivitenizi artırın:</strong>Haftada 3 g&uuml;n yapılan tempolu y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler, y&uuml;zme, gevşeme egzersizleri yorgunluğa karşı korur. Spor yapmaya vaktiniz yoksa aktif yaşam tarzı i&ccedil;in y&uuml;r&uuml;yerek gidebileceğiz yerlere araba kullanmama, asans&ouml;r yerine merdivenleri tercih etme gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;k aktivitelerle de fiziksel aktivitenizi artırabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 20 Mar 2024 13:48:00 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Çikolata kistinin 7 belirtisine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cikolata-kistinin-7-belirtisine-dikkat-1569</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cikolata-kistinin-7-belirtisine-dikkat-1569</guid>
            <description><![CDATA[<p>&Ccedil;ikolata kisti hastalığı olarak da bilinen endometriozis, rahim i&ccedil; zarı dokusunun yani endometriumun rahim dışındaki organlarda bulun]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ikolata kisti hastalığı olarak da bilinen endometriozis, rahim i&ccedil; zarı dokusunun yani endometriumun rahim dışındaki organlarda bulunması şeklinde ifade ediliyor. Bu doku karın i&ccedil;inde yumurtalık, rahim kanalı, karın i&ccedil; zarı, bağırsaklar, idrar kesesi veya vajina ya da g&ouml;bekte bulunabiliyor. Adet zamanında rahim i&ccedil; zarında meydana gelen kanama ile beraber şikayetler ortaya &ccedil;ıkabiliyor.</p>

<p><strong>Kasık ve karın ağrısı yaşayanlar dikkat!</strong></p>

<p>Endometriozis, adet kanının karın i&ccedil;ine d&ouml;k&uuml;lmesi ve endometrium dokusunun tutunarak gelişmesi ile oluşabildiği gibi, karın i&ccedil; zarı h&uuml;crelerinin değişime uğramasıyla ile de oluşabilmektedir. Endometriozis bulunan kadınlarda en sık şikayet karın ve kasık ağrısıdır. Bu ağrı adet ağrısı şeklinde olabildiği gibi, adet s&uuml;reci dışında da kendini g&ouml;sterebilmektedir. &Ouml;zellikle bağırsaklar ve idrar kesesi gibi genital organlar dışındaki tutulumlarda adet zamanında kanlı dışkılama ve ağrı, idrarda kanama gibi belirtiler olabilir.</p>

<p>1. Cinsel ilişki sırasında ağrı</p>

<p>2. Tuvalete &ccedil;ıkıldığı sırada ağrı</p>

<p>3. Karında şişlik, bulantı ve kusma</p>

<p>4. Aşırı kanama</p>

<p>5. Kısırlık</p>

<p>6. Adet d&ouml;neminde artan halsizlik, yorgunluk veya ishal</p>

<p>7. İdrarda kanama</p>

<p>gibi belirtiler &ccedil;ikolata kisti hastalığının en sık rastlanan belirtileri arasında yer almaktadır.</p>

<p>Endometriozis olan kadınların yaklaşık % 36&rsquo;sı hamile kalmakla ilgili zorluklar yaşayabilmektedir. Hastalık rahim kanallarını etkilemişse karın i&ccedil;inde yapışıklıklara sebep olur, ayrıca yumurtalık kistlerine yol a&ccedil;arak bebek sahibi olmayı engelleyici rol oynayabilmektedir. Endometriozisli kadınlarda yumurta ile spermin birleşmesini engelleyen bazı maddelerin de salgılandığı bilinmektedir. Endometriozis doğurganlığı devam eden kadınların yaklaşık % 20&rsquo;sinde, infertil yani bebeği olmayan kadınların ise % 25&ndash;30&rsquo;unda saptanabilmektedir.</p>

<p><strong>Hem tanı hem de tedavide laparoskopi kullanılabilir</strong></p>

<p>Endometriozis tanısı muayene ve ultrasonografiyle her zaman konamayabilir. Ancak yumurtalıklarda &ccedil;ikolata kisti saptanırsa tanı kolaylaşmaktadır. Derin dokularda yerleşen endometriozisin tanısında ise bu b&ouml;lgeye spesifik MR incelemesi gerekebilmektedir. Kesin tanı laparoskopi ile konulmaktadır. Karın zarında g&ouml;r&uuml;len kırmızı veya kahverengi endometriozis odakları, organlar arasında yapışıklıklar ve yumurtalıklarda &ccedil;ikolata kistleri saptanabilir. Diğer organ tutulumlarında bağırsaklarda yapışıklıklar ve idrar kesesinde kanayan odaklar izlenebilmektedir. Tedavi se&ccedil;eneklerinde cerrahi ve ila&ccedil; tedavisi mevcuttur. İla&ccedil; tedavileri hastalığın semptomlarını azaltmak veya cerrahi yapılmışsa tekrarını &ouml;nlemek ama&ccedil;lı yapılabilmektedir. Cerrahi tedavide laparoskopi tercih edilmektedir. Laparoskopide &ouml;ncelikle tanı konulduktn sonra cerrahi olarak endometriozis odaklarının &ccedil;ıkarılması, organlar arasındaki yapışıklıkların a&ccedil;ılması ve &ccedil;ikolata kistlerinin &ccedil;ıkarılması adımları uygulanmaktadır. &Ccedil;ikolata kisti &ouml;n tanısı alan ileri yaştaki kadınlarda gerekirse yumurtalıkların alınması veya histerektomi yani rahim ile yumurtalıkların &ccedil;ıkarılması tercih edilebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 19 Mar 2024 14:31:53 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Şeker hastaları için Ramazan reçetesi]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/seker-hastalari-icin-ramazan-recetesi-1566</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/seker-hastalari-icin-ramazan-recetesi-1566</guid>
            <description><![CDATA[<p>Ramazan ayında oru&ccedil; tutmak ortalama 13 saat kadar a&ccedil;lık gerektiriyor. &Ouml;zellikle diyabet hastalarının bu ayda &ccedil;ok dikkatli]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayında oru&ccedil; tutmak ortalama 13 saat kadar a&ccedil;lık gerektiriyor. &Ouml;zellikle diyabet hastalarının bu ayda &ccedil;ok dikkatli olması ve sağlıklarını korumak i&ccedil;in bazı &ouml;nerileri uygulaması &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>Değişen beslenme şekli şeker hastalarını etkileyebilir</strong></p>

<p>Şeker hastalarının bir kısmı Ramazan ayında oru&ccedil; tutmak istemektedirler. Hastalığın tipi (Tip 1 ve Tip 2 ), ciddiyeti ve kullanılan ila&ccedil;lara g&ouml;re hastalara farklı &ouml;nerilerde bulunulabilmektedir. &Ouml;zellikle değişen beslenme şekli ve uzun s&uuml;reli su t&uuml;ketememe hastalarda &ouml;nemli sorunlara neden olabilmektedir. Şeker hastaları oru&ccedil; tutarken şeker y&uuml;ksekliği (hiperglisemi), şeker d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; (hipoglisemi) , diyabetik ketoasidoz, sıvı kayıpları ve tansiyon d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; gibi durumlarla karşılaşabilmektedirler.</p>

<p><strong>İns&uuml;lini dengelemeyi &ouml;ğrenerek oru&ccedil; tutabilirsiniz</strong></p>

<p>D&uuml;ş&uuml;k riskli hasta grupları Ramazan &ouml;ncesi verilen eğitim ve destekle oru&ccedil; tutabilmektedirler. Kontrol altında diyabeti olan, oral antidiyabetik ve tek doz bazal ins&uuml;lin alan hastaların yakın takiple oru&ccedil; tutabilecekleri belirtilmektedir. Kullanılan ila&ccedil;lara g&ouml;re bazı yan etkiler ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Bulantı, kusma, midede yanma, şişkinlik veya şeker d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Hekimlere danışarak Ramazan&rsquo;da kullanılan ila&ccedil;ların dozları ve grupları değiştirilebilir. G&uuml;nde tek &ouml;ğ&uuml;n uzun etkili ins&uuml;lin kullanan hastaların ins&uuml;lin dozları azaltılabilmektedir. Hastanın beraberinde kullandığı tansiyon, kolesterol gibi ila&ccedil;ların da dozları ve saatleri ayarlanmaktadır.</p>

<p><strong>Riskli gruplar dikkat etmeli!</strong></p>

<p>&Ccedil;oklu ins&uuml;lin tedavisi alan tip 1 ve 2 diyabet hastaları, gebeler, kontrols&uuml;z diyabeti olanlar, b&ouml;brek ve kalp yetmezliği olanlar, yoğun fiziksel aktivite gerektiren iş yapanlar, son 3 ay i&ccedil;inde diyabetik ketoasidoz yaşayan hastalar ve kanser tedavisi alan hastaların oru&ccedil; tutması &ouml;nerilmemektedir.</p>

<p>Y&uuml;ksek riskli şeker hastaları ısrarla oru&ccedil; tutmak isterse acil durumlar konusunda bilgilendirilmeli, şeker y&uuml;ksekliği ve d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml; gibi durumlarda oru&ccedil; bozmaları gerektiği belirtilmelidir. Kronik hastalığı olan bireylerin oru&ccedil; tutmamaları dini kurumların da onayladığı bir durumdur.</p>

<p><strong>Bu besinlerle tok kalabilirsiniz</strong></p>

<p>Şeker hastaları iftar ve sahur arasındaki s&uuml;reyi iyi değerlendirmelidir. Hastalardaki sıvı kayıpları olumsuz sonu&ccedil;lar doğurabilir. &Ouml;zellikle iftara bol suyla başlanmalı ve sahura kadar yeterli (1,5-2litre) sıvı alımı sağlanmalıdır. Şekerli i&ccedil;eceklerden ka&ccedil;ınılmalıdır. &Ccedil;ay, kahve gibi kafein i&ccedil;eren i&ccedil;eceklerin idrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; etkisi bulunmakta olup, bu i&ccedil;ecekler de az t&uuml;ketilmelidir.</p>

<p>Hastalar iftarda bol karbonhidratlı besinlerden ka&ccedil;ınması &ouml;nerilmektedir. Gerekirse iftar ve sahur arasına d&uuml;ş&uuml;k kalorili ara bir &ouml;ğ&uuml;n eklenebilmektedir. İftarda &ccedil;orba hafif kahvaltılıklar ve salatayla başlanıp ana &ouml;ğ&uuml;ne ge&ccedil;ilebilir. İftarda ekmek, pide, makarna, pilav gibi karbonhidrat i&ccedil;eriği y&uuml;ksek olan besinlerden ka&ccedil;ınmak gerekmektedir. Tatlı t&uuml;ketimini en aza indirerek, t&uuml;ketilecekse de s&uuml;tl&uuml; tatlılardan k&uuml;&ccedil;&uuml;k porsiyonlar t&uuml;ketilebilir. Protein i&ccedil;eriği y&uuml;ksek besinler g&uuml;n i&ccedil;inde tok kalmaya yardımcı olabilir. Sahurda peynir, s&uuml;t, yumurta, yoğurt gibi besinler g&uuml;n i&ccedil;inde daha uzun s&uuml;re tokluk oluşturabilir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 18 Mar 2024 15:01:34 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Sağlığınız için bu 17 hatayı yapmayın]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/sagliginiz-icin-bu-17-hatayi-yapmayin-1564</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/sagliginiz-icin-bu-17-hatayi-yapmayin-1564</guid>
            <description><![CDATA[<p>Hayatın koşuşturması i&ccedil;inde, farkında olmadığımız kimi davranışlarımız sağlığımıza zarar verebiliyor.</p>

<p>İşte sağlığımızı bozan 17 ha]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatın koşuşturması i&ccedil;inde, farkında olmadığımız kimi davranışlarımız sağlığımıza zarar verebiliyor.</p>

<p>İşte sağlığımızı bozan 17 hata!</p>

<p>1.&nbsp;<strong>Uzun s&uuml;re g&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; ortamda bulunmak:</strong>&nbsp;G&uuml;r&uuml;lt&uuml;l&uuml; ortamlar, y&uuml;ksek sesle m&uuml;zik dinlemek, ani ve şiddetli sesler i&ccedil; kulak yapılarını geri d&ouml;n&uuml;ş&uuml;ms&uuml;z olarak bozabilmektedir. Kulaklıkla m&uuml;zik dinlerken sesin 80-90 desibeli aşmaması ve iki saati ge&ccedil;memesi &ouml;nerilmektedir.</p>

<p>2.&nbsp;<strong>Hareketsizlik ya da aşırı egzersiz yapmak:</strong>&nbsp;D&uuml;zenli egzersiz yapmak sağlığımızı bir&ccedil;ok a&ccedil;ıdan olumlu y&ouml;nde etkiler. Kalp damar hastalıkları, diyabet ve kanser riski azalır. Haftada en az 150 dakika kalp hızını artıracak y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, bisiklete binmek gibi aerobik egzersizler haftada 1-2 g&uuml;n de kişiye uygun ağırlık kaldırma hareketleri &ouml;nerilmektedir. Ancak aşırı egzersiz yapıldığında istenmeyen etkiler de ortaya &ccedil;ıkabilir. Kas ve eklemlerde zorlanma ve yıpranma, hormon dengesizliği, bağışıklık sisteminde zayıflama uzun s&uuml;re ağır egzersiz sonrası g&ouml;r&uuml;lebilen durumlardır.</p>

<p>3.&nbsp;<strong>Uzun s&uuml;redir kullanılan ila&ccedil;ların aniden kesilmesi:</strong>&nbsp;Kronik hastalıkların tedavisinde kullanılan ila&ccedil;ların birdenbire bırakılması v&uuml;cudumuzda ani tepkilere yol a&ccedil;abilir. &Ouml;zellikle hipertansiyon, kalp hastalıkları ve n&ouml;rolojik hastalıkların tedavisinde verilen ila&ccedil;ların aniden kesilmesinin ciddi sonu&ccedil;ları olabilir.</p>

<p>4.&nbsp;<strong>Vitamin ve destek &uuml;r&uuml;nlerinin kontrols&uuml;z kullanımı:</strong>&nbsp;Son yıllarda sayıları gittik&ccedil;e artan destek &uuml;r&uuml;nlerinin uzun s&uuml;re ve doktor kontrol&uuml; olmadan kullanımı istenilen etkinin tam tersini yapabilir. Vitamin ve minerallerin v&uuml;cudumuzda birikim &ouml;zelliğini dikkate almadan y&uuml;ksek dozda ve uzun s&uuml;re kullanılması kaş yapayım derken g&ouml;z &ccedil;ıkarmaya sebep olabilir. En iyisi, bu t&uuml;r &uuml;r&uuml;nleri almadan &ouml;nce doktorunuzla g&ouml;r&uuml;ş&uuml;p gerekli tetkiklerin yapılması, ihtiyacınıza uygun desteklerin kullandığınız diğer ila&ccedil;larla etkileşimini de g&ouml;zeterek verilmesidir.</p>

<p>5.&nbsp;<strong>Yeteri kadar uyumamak:</strong>&nbsp;Bazen iş ve sosyal hayat uğruna uykumuza yeteri kadar zaman ayıramayabiliyoruz. Ancak, uyku mental ve fiziksel sağlığımız i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli. Uyku yetersizliğinde bağlı halsizlik, anksiyete, dikkat bozukluğu, depresyon daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r, bağışıklık azalacağı i&ccedil;in enfeksiyonlara yatkınlık artar. Ayrıca, fiziksel stresin de artması ile hipertansiyon, kalp hastalıkları ve diyabet gibi hastalıkların kontrol&uuml; de zorlaşmaktadır.</p>

<p>6.&nbsp;<strong>Az su i&ccedil;mek:</strong>&nbsp;V&uuml;cudumuzun yaklaşık ⅔ &uuml; sudan oluşmaktadır. Bu durum bile suyun organizma i&ccedil;in ne kadar &ouml;nemli olduğunu g&ouml;sterir. B&ouml;breklerimizin toksik maddeleri kandan uzaklaştırabilmesi başta olmak &uuml;zere t&uuml;m hayati işlevler i&ccedil;in su gereklidir. Gerekli olan g&uuml;nl&uuml;k su miktarını kişinin fiziksel &ouml;zellikleri, mevsim, ortam sıcaklığı gibi fakt&ouml;rler belirlerse de ortalama olarak 1,5-2,5 litredir.</p>

<p>7.&nbsp;<strong>Kısa s&uuml;rede fazla alkol t&uuml;ketimi:</strong>&nbsp;Tatil, kutlama ve partilerde kısa bir zaman dilimi i&ccedil;erisinde fazla alkol alınması sindirim sistemimizin zarar g&ouml;rmesine, mide kanamalarına, karaciğer hasarına hatta alınan miktara bağlı olarak alkol komasına sebep olabilir.</p>

<p>8.&nbsp;<strong>Aşırı temizlik &uuml;r&uuml;n&uuml; kullanımı:</strong>&nbsp;Ev temizliğinde kullanılan kimyasal maddeler de akciğer ve cilt sağlığımız i&ccedil;in tehdit oluşturabilmektedir. Bu maddelerin fazla kullanıldığı ortamlardaki havanın solunması akciğer fonksiyonlarında azalmaya yol a&ccedil;tığı g&ouml;sterilmiştir. &Ouml;zellikle sprey şeklindeki kullanılan &uuml;r&uuml;nlerde bu daha belirgin olmaktadır. Bunun i&ccedil;in &ccedil;eşitli kimyasal maddeler kullanılarak yapılan temizlik sırasında ortamın havalandırmasına dikkat edilmeli ya da toksik etkisi olmayan doğal &uuml;r&uuml;nler tercih edilmelidir.</p>

<p>9.&nbsp;<strong>G&uuml;neşte uzun s&uuml;re kalmak:</strong>&nbsp;Ozon tabakasının zarara g&ouml;rmesi ile g&uuml;neşin ultraviyole ışınlarının zararlı etkileri arttığı bilinmektedir. Koruyucu kullanmadan uzun s&uuml;re g&uuml;neşe maruz kalmak cildin erken yaşlanmasına, cilt kanserlerine davetiye &ccedil;ıkarmak anlamına geliyor. Bunun yanında, &ouml;zellik hipertansiyon hastalarında ani tansiyon y&uuml;kselmeleri ve beyin kanaması riski de daha fazla olmaktadır.</p>

<p>10.&nbsp;<strong>Uzun s&uuml;re hareketsiz kalmak:</strong>&nbsp;Masa başında uzun s&uuml;re hareketsiz kalmak omurgamıza binen y&uuml;k&uuml; arttırmaktadır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ayakta durma ve uzanmaya oranla oturma esnasında omurgaya binen basın&ccedil; daha y&uuml;ksektir. Bunun sonucunda boyun, sırt ve bel ağrıları ka&ccedil;ınılmaz hale gelir. Ayrıca toplardamardaki dolaşımın da zorlanması ile kronik ven&ouml;z yetmezlik, varis oluşma riski de artmaktadır. Bunun i&ccedil;in, hareketsiz ge&ccedil;en zamanın bir saati ge&ccedil;memesine dikkat edilmeli.</p>

<p>11.&nbsp;<strong>Uyumadan &ouml;nce yemek yemek:</strong>&nbsp;Gece yatmaya yakın dolu bir mide sindirimi g&uuml;&ccedil;leştirir, . refl&uuml;ye yol a&ccedil;ar. Alınan kaloriler harcanamayacağı i&ccedil;in yağ olarak depolanma yoluna girer. Tansiyon y&uuml;ksekliği ve kalp hastalığı olanların şikayetlerinin arttırır.</p>

<p>12.&nbsp;<strong>Ağır &ccedil;anta taşımak:</strong>Uzun s&uuml;re ağır ve tek taraflı taşınan &ccedil;antalar boyun, omuz ve bel ağrılarına yol a&ccedil;maktadır.</p>

<p>13.&nbsp;<strong>Tuz t&uuml;ketimine dikkat etmemek:</strong>&nbsp;&Ouml;nerilen g&uuml;nl&uuml;k tuz t&uuml;ketimi g&uuml;nde 5 gramdır. &Uuml;lkemizde bu miktarın 15 gramı bulduğu g&ouml;sterilmiştir. Fazla tuz alımı &ouml;dem oluşumuna yol a&ccedil;ar, tansiyonu y&uuml;kseltir, kalp-damar hastalıklarının ortaya &ccedil;ıkmasını kolaylaştırır, b&ouml;brek fonksiyonlarına zarar verir. İdrarla kalsiyum atılmasını arttırarak b&ouml;brek taşı oluşumunu arttırır, kemik erimesine zemin hazırlar.</p>

<p>14.&nbsp;<strong>İşlenmiş gıdaları fazla t&uuml;ketmek:</strong>&nbsp;Katkı maddeleri ve koruyucularla dolu olan işlenmiş gıdalar kronik inflamasyonu arttırıp, diyabet, hipertansiyon, obezite, kalp hastalıkları ve kansere kadar bir&ccedil;ok sağlık sorununa yol a&ccedil;abilmektedir. Şark&uuml;teri &uuml;r&uuml;nleri, hazır yiyecekler, tuzlu-tatlı atıştırmalıklar ve unlu mamuller, konserveler &ouml;rnek olarak g&ouml;sterilebilir. Bu &uuml;r&uuml;nler kalori, sodyum ve şeker bakımından y&uuml;ksek olmakla kalmaz, aynı zamanda ekstra i&ccedil;erikler ve kimyasallarla da i&ccedil;erir.</p>

<p>15.&nbsp;<strong>Bilin&ccedil;siz klima kullanımı:</strong>&nbsp;Yaz aylarının başlamasıyla klima kullanımı artmakta. Sıcakta gevşeyen kaslarımızın aniden ve uzun s&uuml;re soğuk ortamda kalması, yaygın kas ağrılarına ve kas tutulmalarına yol a&ccedil;ıyor. Ani ısı değişimi ile v&uuml;cut direnci olumsuz etkilemekte viral enfeksiyonların sıklığı artmaktadır. Klima filtrelerinin temizlenmeden kullanılması ile k&uuml;f, mantar ve diğer allerjenlerin solunum yollarını etkilemesi a&ccedil;ınılmazdır. Temizlenmeyen klimalarda bulunabilen &ldquo;Legionella pneumophila&rdquo; bakterisi akciğer enfeksiyonlarına yol a&ccedil;maktadır.</p>

<p>16.&nbsp;<strong>Bilin&ccedil;siz mantar t&uuml;ketimi:</strong>&nbsp;&Ouml;zellikle bahar aylarında doğadan toplanan mantarların t&uuml;ketimi karaciğer yetmezliğine neden olabilmektedir. Zehirli mantarın tek bir tanesi bile kişiyi karaciğer yetmezliğine, ağır karaciğer komasına ve tedavi edilmediğinde &ouml;l&uuml;me g&ouml;t&uuml;rebilmektedir. Mantar t&uuml;ketildikten sonra mide bulantısı, kusma, ishal, ateş, giderek artan şuur kaybı gibi ilk birka&ccedil; g&uuml;n i&ccedil;erisinde gelişebilen belirtiler g&ouml;r&uuml;lmektedir. Bu d&ouml;nemde m&uuml;dahale edilmesi hayati &ouml;nem taşımaktadır.</p>

<p>17.&nbsp;<strong>Bitkisel &uuml;r&uuml;nleri bilin&ccedil;sizce kullanmak:</strong>&nbsp;İnsanlar bir&ccedil;ok hastalığın tedavisi i&ccedil;in bitkisel &uuml;r&uuml;nlere y&ouml;nelebilmektedir. Ancak bilin&ccedil;sizce kullanılan bitkisel &uuml;r&uuml;nler başta b&ouml;brek olmak &uuml;zere sağlığı ciddi şekilde tehdit edebilmektedir. Ayrıca b&ouml;brek tedavisi g&ouml;ren hastaların kullandığı bazı ila&ccedil;lar da bitkisel &uuml;r&uuml;nlerle etkileşime girerek olumsuz anlamda sonu&ccedil;lara yol a&ccedil;abilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 15 Mar 2024 13:58:33 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kolorektal kanserlerin görülme yaşı düşüyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kolorektal-kanserlerin-gorulme-yasi-dusuyor-1560</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kolorektal-kanserlerin-gorulme-yasi-dusuyor-1560</guid>
            <description><![CDATA[<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde en sık rastlanan hastalıklarından biri haline gelen kanser, farklı sebeplere bağlı ortaya &ccedil;ıkabiliyor. Genetik fakt]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde en sık rastlanan hastalıklarından biri haline gelen kanser, farklı sebeplere bağlı ortaya &ccedil;ıkabiliyor. Genetik fakt&ouml;rlerin yanı sıra beslenme alışkanlıkları, &ccedil;evresel maruziyetlerin etkisi, sigara ve alkol kullanımı, hava kirliliği gibi bir&ccedil;ok neden kansere yol a&ccedil;abiliyor. Kanser t&uuml;rleri arasında kadınlara oranla erkeklerde daha sık g&ouml;r&uuml;len kolon kanserinde; kanser tarama programları sayesinde hem tanı konulması kolaylaşıyor hem de d&uuml;zenli takip ile kanserli h&uuml;crelerin yayılmasının ve b&uuml;y&uuml;mesinin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilebiliyor.</p>

<p><strong>Her 3 kanserin 2&rsquo;si erkeklerde, 1&rsquo;i kadınlarda g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>Kolon ve rektum kanserleri genellikle polipler ile gelişmektedir. Polip, ince bir sapın ucunda top gibi g&ouml;r&uuml;nen ve v&uuml;cudun &ccedil;eşitli b&ouml;lgelerini kaplayan zarlardan dışarı doğru b&uuml;y&uuml;yebilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k doku &ccedil;ıkıntıları ve h&uuml;cre b&uuml;y&uuml;meleri olarak adlandırılmaktadır. H&uuml;crelerin normalden fazla &ccedil;oğalarak oluşturduğu yapılar olan polipler, &ccedil;oğunlukla kalın bağırsakta da g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.Yapılan &ccedil;alışmalar polip oluşumunun erkeklerin %30&rsquo;unda, kadınların ise %20&rsquo;sinde g&ouml;r&uuml;lebildiğini ortaya koymuştur. Bu verilere paralel olarak her &uuml;&ccedil; kolorektal kanserin ikisinin erkeklerde g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; ve birinin kadınlarda geliştiği ortaya &ccedil;ıkmaktadır.</p>

<p><strong>Gen&ccedil;lerde kolorektal kanser sıklığı artıyor!</strong></p>

<p>Daha &ouml;nce sıklıkla 50 yaş &uuml;zerinde g&ouml;r&uuml;len kolon ve rektum kanseri son yıllarda 50 yaş altında sıklığı en &ccedil;ok artan kanserler arasında yer almaktadır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde kolon kanserlerinin yaklaşık %30&rsquo;u 40&rsquo;lı yaşlarda g&ouml;r&uuml;lebilmektedir.Bu nedenle d&uuml;nyanın bir&ccedil;ok &uuml;lkesinde 50 yaşında başlatılan tarama programları, kırklı yaşlara doğru &ccedil;ekilmeye başlamıştır. &Ouml;zellikle ailesinde kolon kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; olanların daha erken yaşlarda kolonoskopi yaptırması b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır. Yapılan &ccedil;alışmalar da; gen&ccedil; yaş kolon kanserlerinin %86&rsquo;sında aslında tanı &ouml;ncesi bir bulgu olmasına rağmen bu bulgular hastalar tarafından &ouml;nemsenmemiş olup, kanserin daha ileri evrelerde tanısının konulmasına ve tedavi s&uuml;recinin zorlaşmasına yol a&ccedil;tığı g&ouml;sterilmiştir. Ayrıca ailesinde kolorektal kanser &ouml;yk&uuml;s&uuml; olanlar i&ccedil;in 30-50 yaş aralığında kolorektal kanser gelişme riski %2,1 ile %7,1 arasında artış g&ouml;sterebilmektedir. Bu kişilerin rutin olarak 3-5 yılda bir kolorektal muayene ve gerekli tetkikler ile değerlendirilmesi erken tanı konulması i&ccedil;in olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir.</p>

<p><strong>Kolorektal kanserler a&ccedil;ısından riskli grupta bulunanlar</strong></p>

<p>&middot; Ailesinde kolorektal kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; olanlar</p>

<p>&middot; Obezite, metabolik sendrom, karaciğer yağlanması, hipertansiyon, hiperlipidemi gibi sorunları olanlar</p>

<p>&middot; Alkol ve sigara t&uuml;ketenler</p>

<p>&middot; Sağlıksız koşullarda uzun s&uuml;reli kırmızı et t&uuml;ketenler</p>

<p>&middot; İnflamatuar bağırsak hastalıkları olanlar (Crohn, &Uuml;lseratif Kolit)</p>

<p>&middot; Organik tozlara karşı mesleki maruziyet yaşayanlar</p>

<p><strong>Kolonoskopi taramaları ihmal edilmemeli</strong></p>

<p>Kalın bağırsak ve rektumun incelenmesinde kullanılan kolonoskopi işlemi sayesinde kalın bağırsaktaki polipler &ccedil;ıkartılmakta ve doku &ouml;rneği alınabilmektedir.Endoskopik bir işlem olan kolonoskopi ile bir&ccedil;ok kanser &ouml;nc&uuml;l&uuml; polip tespit edilebilmekte ve hızlı tanı konulabilmektedir. B&ouml;ylece gelecekte meydana gelecek olası kanser oluşmadan ortadan kaldırılmış olur. Kolon kanserleri, kolonoskopi tarama oranlarının d&uuml;ş&uuml;k olduğu &uuml;lkelerde daha sık g&ouml;r&uuml;lmekte ve daha y&uuml;ksek &ouml;l&uuml;m oranlarına yol a&ccedil;abilmektedir.T&uuml;rkiye&rsquo;de aile &ouml;yk&uuml;s&uuml; olmayan kişilerde 50 yaşın &uuml;zerinde 10 yılda bir kolonoskopi ve 2 yılda bir gaitada gizli kan testini i&ccedil;eren bir tarama programı &ouml;nerilmektedir. Aile &ouml;yk&uuml;s&uuml; olanlarda daha erken yaşlarda ve daha sık taramaların yapılması gerekmektedir.</p>

<p><strong>Kolorektal kanser oluşumuna karşı posalı beslenme b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor</strong></p>

<p>Kolorektal kanser oluşumunda k&ouml;t&uuml; beslenme alışkanlıklarının rol&uuml; b&uuml;y&uuml;kt&uuml;r. Bol posalı beslenme tarzı kalın bağırsak sağlığının korunmasında olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Y&uuml;ksek oranda posa i&ccedil;eren besinler, dışkının sindirim sisteminden ge&ccedil;iş s&uuml;resini kısaltmakta, daha ağır, daha hacimli atık maddesi (dışkı) oluşturarak kanser riskini azaltmaktadır. Bol posalı beslenmenin yağ i&ccedil;eriği genellikle daha azdır, bu da kolon kanserinden koruyucu &ouml;zellik taşımaktadır. G&uuml;nl&uuml;k posa t&uuml;ketiminin genellikle ortalama 25-35 gr. olması gerekmektedir.</p>

<p><strong>Hastalık bulgu verdiğinde ileri evreye ulaşmış olabiliyor</strong></p>

<p>Kolorektal kanserlerde ortaya &ccedil;ıkan belirtiler arasında dışkılama alışkanlıklarında değişiklik olması en sık g&ouml;r&uuml;len bulgudur. Bunun beraberinde rektal kanama, ele gelen rektal kitle, demir eksikliği anemisi, karın ağrısı ve kontrols&uuml;z kilo kaybı gelmektedir. Yapılan &ccedil;alışmalara g&ouml;re herhangi bir bulgu sonrası başvuran hastalarda tespit edilen kolon kanseri, genellikle daha ileri evrelere ulaşmış bulunmaktadır. Kolorektal kanserli hastaların yaklaşık %20&rsquo;si maalesef metastaz yapmış halde başvurmaktadır. En sık metastaz lenf nodlarına olurken daha sonra sıklık sırasıyla karaciğer, akciğer ve peritona metastaz ger&ccedil;ekleşmektedir. Son yıllarda kemoterapi ila&ccedil;ları ve cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler sayesinde yapılan tedavilerle, ileri evre hastalarda da hem sağ kalım hem de hastanın yaşam kalitesinde kayda değer ilerlemeler kaydedilmiştir. Sadece karın i&ccedil;ine metastaz yapan hastalarda ameliyattan hemen sonrasında uygulanan sıcak kemoterapi (HIPEC) bazı kolon kanseri t&uuml;rlerinde hastanın yaşamına olumlu katkı sağlamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 14 Mar 2024 14:16:28 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Çocuk kanserlerine karşı 9 öneri]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuk-kanserlerine-karsi-9-oneri-1556</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocuk-kanserlerine-karsi-9-oneri-1556</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; (WHO) verilerine g&ouml;re yılda yaklaşık 300 bin &ccedil;ocuk kanser hastalığına yakalanıyor.Doğumdan itib]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; (WHO) verilerine g&ouml;re yılda yaklaşık 300 bin &ccedil;ocuk kanser hastalığına yakalanıyor.Doğumdan itibaren her d&ouml;nemde kanser ortaya &ccedil;ıkabiliyor. T&uuml;m &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanser vakalarının neredeyse %50&#39;si 0-5 yaş arası &ccedil;ocuklarda g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Erken teşhis ve teknolojik gelişmeler &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinde tedavi başarı oranını olduk&ccedil;a artırıyor.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinin teşhisi erişkinlere g&ouml;re daha zor olabiliyor</strong></p>

<p>&Uuml;lkemizde her yıl yeni kanser g&ouml;r&uuml;lme sıklığı ise bir milyonda 110-120 olarak belirtilmektedir.</p>

<p>Buna g&ouml;re &uuml;lkemizde her yıl yaklaşık 3 bin yeni kanser tanısı konmaktadır. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri klinik, biyolojik ve genetik olarak erişkinlerde g&ouml;r&uuml;len kanserlerden farklıdır. Bu nedenle &ccedil;ocuklarda kanser teşhisi konulması erişkinlere g&ouml;re biraz daha zordur. Klasik olarak erken teşhis ve erken d&ouml;nemde tedavi başarıyı olduk&ccedil;a artırmaktadır.&Ccedil;ocuklarda sıklıkla g&ouml;r&uuml;len kanser t&uuml;rleri yetişkinlerde g&ouml;r&uuml;lenlerden farklıdır. En sık g&ouml;r&uuml;len &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanser t&uuml;rleri aşağıdaki gibidir.</p>

<p>&middot; L&ouml;semi (kan kanseri)</p>

<p>&middot; Beyin ve omurilik t&uuml;m&ouml;rleri</p>

<p>&middot; Lenfomalar</p>

<p>&middot; Yumuşak doku t&uuml;m&ouml;rleri</p>

<p>&middot; B&ouml;brek t&uuml;m&ouml;rleri</p>

<p>&middot; Kemik t&uuml;m&ouml;rleri</p>

<p><strong>&Ccedil;ocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat</strong></p>

<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinin belirtileri genellikle diğer, daha yaygın sağlık sorunlarıyla da ilişkilendirilebilir ancak yine de ciddi bir şekilde değerlendirilmelidir. Yaygın olarak g&ouml;r&uuml;len belirtilerden bazıları şunlardır;</p>

<p>1.Ciltte &ouml;zellikle g&ouml;vdede, bacakların &uuml;st kısmında herhangi bir travma olmaksızın morlukların oluşması,</p>

<p>2.Diş eti b&uuml;y&uuml;mesi (diş eti hipertrofisi) ve/veya sık tekrarlayan burun kanamaları,</p>

<p>3.Nedeni bulunamayan ve a&ccedil;ıklanamayan uzun s&uuml;ren ateş,</p>

<p>4.Son altı ayda istemsiz olarak v&uuml;cut ağırlığının %10&rsquo;dan fazlasının kaybı,</p>

<p>5.&Ouml;zellikle sabah kusmaları, baş ağrısı ve bulantı olmaksızın kusma birlikteliği,</p>

<p>6.Boyun, g&ouml;vde, karın veya v&uuml;cudun herhangi bir yerinde ortaya &ccedil;ıkan bezeler, &ouml;zellikle 2 cm&rsquo;den b&uuml;y&uuml;k lenfadenopati varlığı,</p>

<p>7.&Ouml;zellikle kemiklerde, eklemlerde, sırtta veya bacaklarda ge&ccedil;meyen ve geceleri daha k&ouml;t&uuml; olabilen ağrı, a&ccedil;ıklanamayan topallama,</p>

<p>8.Nedeni bulunamayan uzun s&uuml;ren halsizlik, yorgunluk, bitkinlik,</p>

<p>9.K&uuml;&ccedil;&uuml;k bebeklerde kedig&ouml;z&uuml; parlaması gibi g&ouml;z&uuml;n i&ccedil;inde beyazlık ortaya &ccedil;ıkması, (Flaşlı fotoğraf &ccedil;ekildiğinde bebeğin g&ouml;z bebeği beyaz renkte ise bu mutlaka araştırılmalıdır)</p>

<p>10. Geceleri i&ccedil; &ccedil;amaşırı değiştirecek kadar gece terlemesinin bu şikayetlere eşlik etmesi,</p>

<p>11. Karın şişliği ile birlikte &ouml;zellikle idrar ve gaita &ccedil;ıkarımında zorlanma, kanlı idrar birlikteliği, (&ouml;zellikle &ccedil;ocuklar banyo yaptırılırken, giydirilirken karın b&ouml;lgesinde ele sertlik gelmesi)</p>

<p>12. Y&uuml;zde fel&ccedil;, y&uuml;r&uuml;me bozukluğu,</p>

<p>13. Kansızlık, &ouml;zellikle demir tedavisine cevap vermeyen anemi,</p>

<p>14. İyileşmeyen veya tekrarlayan enfeksiyonlar,</p>

<p>15. K&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklarda s&uuml;rekli ağlama, huzursuzluk, &ccedil;ok uyuma, yemek yememe gibi davranış değişiklikleridir.</p>

<p>Yaygın g&ouml;r&uuml;len genel belirtilerin yanı sıra kanser t&uuml;r&uuml;ne bağlı olarak değişen belirtiler de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir &Ouml;rneğin, beyin t&uuml;m&ouml;rleri baş ağrısı ve denge bozukluklarına neden olabilirken, l&ouml;semi gibi kan kanserleri halsizlik, kansızlık, tekrarlayan enfeksiyonlar ve v&uuml;cutta travma olmaksızın kolay morarma gibi belirtiler g&ouml;sterebilir.</p>

<p><strong>Bazı &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinin tedavi oranları olduk&ccedil;a y&uuml;ksek</strong></p>

<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri genellikle tanı konulması ve tedavi edilmesi a&ccedil;ısından uzmanlık gerektirir. Teşhis, kan testleri, g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme testleri (MR, BT taramaları), kemik iliği biyopsisi ve diğer y&ouml;ntemleri i&ccedil;erebilir. Tedavi y&ouml;ntemleri cerrahi, kemoterapi, radyoterapi ve hedefe y&ouml;nelik ila&ccedil; tedavisi gibi &ccedil;eşitli olabilir. Tıptaki ilerlemeler sayesinde &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinin tedavisinde başarı oranları olduk&ccedil;a y&uuml;ksektir. 1960&rsquo;lardan &ouml;nce başarı oranı %50&rsquo;lerin altında iken g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde Genel ortalama %80&rsquo;lerin &uuml;zerindedir. Akut lenfoblastik l&ouml;semi B h&uuml;cre tipinde %90&rsquo;lara varan iyi sonu&ccedil;lar alınmaktadır. Ancak bazı kemik t&uuml;m&ouml;rlerinde, AML&rsquo;de ve n&ouml;roblastomada hala istenen başarılar elde edilememektedir. Yine de erken teşhis ve uygun tedavi ile bir&ccedil;ok &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanseri başarı ile tedavi edilebilmektedir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde diren&ccedil;li vakalarda kemoterapi yanında imm&uuml;noterapi ve uygun vakalarda k&ouml;k h&uuml;cre nakli yapılması &ouml;nemli bir tedavi se&ccedil;eneğidir.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanseri riskine karşı ne yapılmalı?</strong></p>

<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri hem &ccedil;evresel hem de genetik etkilerin bir kombinasyonu nedeniyle ortaya &ccedil;ıkabilir. Bu y&uuml;zden, &ccedil;ocuğunuzun kanser olmasını engellemenin kesin bir yolu yoktur. Ancak bazı risk fakt&ouml;rlerine dikkat edilerek &ccedil;ocuklarda kanser riski azaltılabilir.</p>

<p>1. Hamilelik sırasında yeterince folik asit almaya dikkat edin.</p>

<p>2. Eğer m&uuml;mk&uuml;nse yeterli s&uuml;re emzirin.</p>

<p>3. &Ccedil;ocukluk d&ouml;nemi boyunca &ccedil;ocuğa yeterli fiziksel aktivite imkanı sağlayın.</p>

<p>4. T&uuml;m &ccedil;ocuklar ve aileler i&ccedil;in g&uuml;venli, istikrarlı, besleyici ilişkiler ve ortamlar inşa ederek olumsuz &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı deneyimlerinin &ouml;n&uuml;n ge&ccedil;in.</p>

<p>5. Hamilelik sırasında alkol ve t&uuml;t&uuml;n kullanımından ka&ccedil;ının. Radyasyon maruziyetinden ka&ccedil;ının.</p>

<p>6. &Ccedil;ocukların t&uuml;t&uuml;n dumanından ve hava kirliliğinden uzak durmasını sağlayın.</p>

<p>7. &Ccedil;ocuğunuzun sağlıklı ve dengeli beslenmesini sağlayın.</p>

<p>8. Kansere neden olabilecek kimyasal maddelerin kullanılmasından ka&ccedil;ının.</p>

<p>9. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde elektromanyetik dalgalarının kanser yapıcı etkileri ile ilgili yayınlar artmaktadır. Bu konuda dikkatli olun.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 13 Mar 2024 13:36:28 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kalp, böbrek ve diyabet hastalarına Ramazan önerileri]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kalp-bobrek-ve-diyabet-hastalarina-ramazan-onerileri-1554</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kalp-bobrek-ve-diyabet-hastalarina-ramazan-onerileri-1554</guid>
            <description><![CDATA[<p>Oru&ccedil; tutmak v&uuml;cuttaki t&uuml;m sistemlere iyi geliyor ve genel sağlığımıza &ouml;nemli faydalar sağlıyor. Kalp - damar problemi, y&uuml]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Oru&ccedil; tutmak v&uuml;cuttaki t&uuml;m sistemlere iyi geliyor ve genel sağlığımıza &ouml;nemli faydalar sağlıyor. Kalp - damar problemi, y&uuml;ksek tansiyon, b&ouml;brek sorunları ya da diyabet yani şeker hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin oru&ccedil; konusunda &ccedil;ok dikkatli olması gerekiyor. Bu konuda doktorlarına danışarak karar vermeleri, hastalığın olumsuz etkilerini yaşamamaları ve sağlıklı kalmaları i&ccedil;in &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>Havaların serin olması &ouml;nemli bir avantaj</strong></p>

<p>Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi durumunda sıcak ve uzun g&uuml;nlerde, oru&ccedil; tutmak sağlık a&ccedil;ısından bazı riskleri de beraberinde getiriyordu. &Ouml;zellikle yaz mevsinin aşırı sıcak ge&ccedil;tiği b&ouml;lgelerde y&uuml;ksek hava sıcaklıkları ile birleşen a&ccedil;lık; aşırı sıvı kaybı, halsizlik, yorgunluk ve tansiyon problemlerine neden oluyordu. Sağlıklı kişilerin bile tansiyon değerlerine dikkat etmesi gerekirken, d&uuml;zenli ila&ccedil; kullanan kalp ve y&uuml;ksek tansiyon hastalarının bu d&ouml;nemde &ccedil;ok daha dikkatli olması gerekiyor. Neyse ki bu yıl ramazan ayı havanın serin olduğu Mart ayına denk geldi. Bu durum kronik hastalığı kontrol altında olan bir&ccedil;ok hasta i&ccedil;in oru&ccedil; tutmayı daha da kolaylaştıracaktır.</p>

<p><strong>3 veya daha fazla ila&ccedil; kullanan tansiyon hastaları dikkat!</strong></p>

<p>Y&uuml;ksek tansiyon hastalarının Ramazan ayında hekimlere sık&ccedil;a sorduğu ve en &ccedil;ok merak ettikleri konu oru&ccedil; tutup tutamayacaklarıdır. Kan basıncının kontrol altında olması ve kullanılan ila&ccedil;lar oru&ccedil; tutma konusunda belirleyici fakt&ouml;rlerdir. Bazı y&uuml;ksek tansiyon hastaları g&uuml;nde bir ila&ccedil; kullanırken, bir kısmı &ccedil;ok daha fazla ilaca ihtiya&ccedil; duyabilmektedir. Oru&ccedil; tutarken bu ila&ccedil;ların bazıları zamanlama a&ccedil;ısından d&uuml;zenli kullanılamayacağı i&ccedil;in doktor tarafından hastanın oru&ccedil; tutması &ouml;nerilmeyebilir. &Ouml;zellikle 3 ve daha fazla ila&ccedil; kullanan hastaların bu ila&ccedil;ları g&uuml;n i&ccedil;ine yaymaları gerektiğinde oru&ccedil; tutmaları pek uygun değildir.</p>

<p><strong>Sıvı kaybına karşı dikkatli olunmalı</strong></p>

<p>İdrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; olarak gruplandırılan bazı ila&ccedil;lar, hastaların sık idrara &ccedil;ıkmasına neden olarak sıvı kaybını artırmakta ve bu da hastanın daha &ccedil;abuk susamasına neden olmaktadır. Ayrıca idrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml;ler tek başlarına veya kombine tansiyon ila&ccedil;larıyla beraber sabah alınmalıdır. Akşam alındıkları takdirde gece idrara &ccedil;ıkışı artırarak uyku d&uuml;zenini bozarlar. Sıvı kaybının d&uuml;zeyi, kullanılan idrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; ilacın dozu ile orantılıdır. Bu nedenle idrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; ila&ccedil; kullananlar g&uuml;n i&ccedil;erisinde v&uuml;cuttaki sıvı a&ccedil;ığını kapatmak i&ccedil;in bol su t&uuml;ketmelidir. İdrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; tansiyon ilacı kullanan hastaların oru&ccedil; tutmaları sıvı kaybı (dehidratasyon) riski nedeniyle &ouml;nerilmez.</p>

<p><strong>B&ouml;brek yetmezliği varsa&hellip;</strong></p>

<p>B&ouml;brek yetmezliği olan y&uuml;ksek tansiyon ve kalp hastaları oru&ccedil; tutma konusunda sıkıntı yaşayabilecek diğer bir hasta grubudur. B&ouml;brek yetmezliği, &ouml;zellikle hipertansiyon ve ciddi kalp yetmezliği olan hastalarda daha sık g&ouml;r&uuml;len bir durumdur. Yeterli sıvı t&uuml;ketimi bu hastalar i&ccedil;in hayati &ouml;nem taşır. &Ouml;zellikle uzun s&uuml;re sıvı alımının olmadığı oru&ccedil; periyodunda bu hastaların sıvı azlığına bağlı b&ouml;brek fonksiyonları daha da bozulabilir.</p>

<p>İdrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; ila&ccedil; kullanmayan, y&uuml;ksek tansiyonu uzun s&uuml;redir kontrol altında olan ve b&ouml;brek yetmezliği gibi başka bir ek hastalığı da bulunmayan kişiler, genellikle Ramazan ayında oru&ccedil; tutabilirler. Ancak y&uuml;ksek tansiyonu hen&uuml;z kontrol altına alınamamış, tedavisi yeni başlamış hastaların oru&ccedil; tutmaları &ouml;nerilmemektedir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu hastalar, g&uuml;n i&ccedil;erisinde kan basıncı seyrine g&ouml;re ek ilaca ihtiya&ccedil; duyabilirler.</p>

<p><strong>Oru&ccedil; tutmak isterken kalp sağlığınızla oynamayın</strong></p>

<p>Yakın zamanda kalp krizi ge&ccedil;irmiş (birka&ccedil; ay), g&ouml;ğ&uuml;s ağrıları devam eden, kalp yetmezliği veya y&uuml;ksek tansiyonu hen&uuml;z kontrol altına alınamamış ya da kalp yetmezliği nedeniyle idrar s&ouml;kt&uuml;r&uuml;c&uuml; ila&ccedil; kullanmak zorunda olan hastaların oru&ccedil; tutmaları uygun değildir. Uzun s&uuml;re &ouml;nce kalp krizi ge&ccedil;irmiş ancak tedavisi yapılmış, g&ouml;ğ&uuml;s ağrıları bulunmayan hastaların yine ek hastalıkları yoksa oru&ccedil; tutmalarında herhangi bir sakınca yoktur. T&uuml;m kalp hastaları, mutlaka doktorlarına danışarak, oru&ccedil; tutma konusunda tavsiye almalıdır.</p>

<p><strong>Kan şekeri dengesini korumak &ouml;nemli</strong></p>

<p>Ramazan orucu, normal beslenme bi&ccedil;imlerinin yanı sıra uyku ve uyanıklık d&uuml;zenlerinde de b&uuml;y&uuml;k bir değişim oluşturur. Oru&ccedil; tutulması esnasındaki besleme ve glukoz alımındaki değişiklikler oru&ccedil; tutulmayan g&uuml;nlerden ve diğer yaygın oru&ccedil; bi&ccedil;imlerinden &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de farklıdır. Burada, sıvı ve enerji dengesinde meydana gelen değişikliklerle hormonlardaki dalgalanmaların fizyolojik a&ccedil;ıdan &ouml;nemli etkileri vardır. Şeker hastalarının g&uuml;n i&ccedil;inde az ve sık yemek yemeleri, kan şekeri d&uuml;zeylerini belirli bir seviyede tutabilmeleri i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır. Ancak g&uuml;nlerin uzun olduğu zamanlarda tutulan oru&ccedil; nedeniyle uzun s&uuml;reli a&ccedil;lık, kan şekeri seviyesinin tehlikeli sınırlara d&uuml;şmesine neden olarak, &ldquo;Hipoglisemi&rdquo; ataklarına yol a&ccedil;abilir. Şeker hastalığının başlangı&ccedil; aşamasında olan (prediyabet) ve şeker d&uuml;ş&uuml;kl&uuml;ğ&uuml;ne neden olmayan bir ila&ccedil; kullanan hastalar, doktorlarından onay alarak oru&ccedil; tutabilirler. Yani kan şekeri kontrol altında olup, ins&uuml;lin ve s&uuml;lfonil&uuml;re grubu dışında ila&ccedil; kullananların doktora danışarak oru&ccedil; tutmaları uygun olacaktır. Bununla beraber şekeri kontrol altında olmayan hastalar, gebeler, ileri yaştaki bireyler, emziren diyabetik hastalar, şekere bağlı b&ouml;brek ve g&ouml;z tutulumu olanların oru&ccedil; tutmaları &ouml;nerilmez.</p>

<p>Eğer diyabetli bir hasta oru&ccedil; tutacaksa d&uuml;zenli olarak parmaktan kan şeker &ouml;l&ccedil;&uuml;mlerini yapmalıdır. Kan şekerini &ouml;l&ccedil;mek orucu bozmaz. Normal zamanda tavsiye ettiğimiz yoğun egzersizlerden hipoglisemi riskini artıracağı i&ccedil;in ka&ccedil;ınmak &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Diyabet hastaları hipoglisemi olasılığına karşı oru&ccedil; esnasında yanlarında meyve suyu veya kesma şeker gibi şekerli bir gıda bulundurmalıdırlar. &Ccedil;ikolata ve benzeri yağlı gıdalar &ouml;nerilmez. Ramazan boyunca beslenmeye daha fazla &ouml;zen g&ouml;stermeli, posadan zengin ve uzun s&uuml;re tok tutacak gıdaları tercih etmelidirler. Tam buğday ekmeği, yulaf, kepekli ekmek, az yağlı peynir, yumurta, zeytin, avakado, yeşillik, ev yoğurdu, gisemik indeksi d&uuml;ş&uuml;k meyveler (elma-armut-erik-portakal-kiraz) uygun bir se&ccedil;enek olabilir. Glisemik indeksi yani birim başına d&uuml;şen kalori miktarı az olan gıdalar t&uuml;ketildiğinde, ani şeker y&uuml;ksekliğine neden olmazlar. Bu grupta yer alan bulgur, nohut, mercimek, barbunya, şehriye, havu&ccedil;, taze bezelye, yeşil yapraklı sebzeler, et, balık, fındık, ceviz, badem gibi gıdalar tecih edilmelidir. Sıvı ihtiyacını karşılayabilmek i&ccedil;in de iftardan sonra bol su, şekersiz komposto, ayran, şekersiz &ccedil;ay gibi i&ccedil;ecekler tercih edilmelidir.</p>

<p>Diyabetik hastalarda g&uuml;nl&uuml;k kalori alımı iftar ve sahur arasındaki d&ouml;neme yayılmalıdır. İftarda &ccedil;orba gibi sıvı gıdalar ve hafif kahvaltılıklar yendikten sonra ana &ouml;ğ&uuml;ne ge&ccedil;ilmeli, &ouml;ğ&uuml;nlerde şerbetli tatlılar gibi aşırı kalori alımından ka&ccedil;ınılmalıdır. Gerekirse iftar ve sahur arasına d&uuml;ş&uuml;k kalorili bir ara &ouml;ğ&uuml;n ilave edilmelidir.</p>

<p><strong>Oru&ccedil; bu hastalıklara iyi geliyor!</strong></p>

<p>Son yıllarda biyolojik saat olarak bilinen sirkadyan ritim &uuml;zerinde &ccedil;ok sayıda &ccedil;alışma yapılmış ve aralıklı beslenmenin v&uuml;cut &uuml;zerindeki pek &ccedil;ok olumlu etkisi g&ouml;sterilmiştir. Oru&ccedil; da bir aralıklı beslenme bi&ccedil;imi olup, &ccedil;alışmalar aralıklı beslenmenin ins&uuml;lin direncini, karaciğer yağlanmasını, v&uuml;cuttaki iltihabı (enflamasyonu) azalttığını ve bağırsak florasında olumlu değişiklikler yaptığını g&ouml;stermektedir.</p>

<p>Oru&ccedil; tutma kararı verilirken her hastanın durumu bireysel olarak değerlendirilmeli ve genelleme yapılmamalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 11 Mar 2024 18:02:52 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Ramazan’da midenizi ve kilonuzu korumanın yolları]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ramazan-da-midenizi-ve-kilonuzu-korumanin-yollari-1546</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ramazan-da-midenizi-ve-kilonuzu-korumanin-yollari-1546</guid>
            <description><![CDATA[<p>Ramazan aynının gelmesiyle birlikte oru&ccedil; tutan kişiler i&ccedil;in beslenme alışkanlıklarını da d&uuml;zenlemenin zamanı geldi. Sahur ve ift]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan aynının gelmesiyle birlikte oru&ccedil; tutan kişiler i&ccedil;in beslenme alışkanlıklarını da d&uuml;zenlemenin zamanı geldi. Sahur ve iftar arasındaki s&uuml;re 17 saati bulurken, yeterli ve dengeli beslenmenin s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilmesi i&ccedil;in g&uuml;n&uuml;n oru&ccedil; tutulmayan b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Sahura kalkılması, iftarın hızlı yapılmaması ve bu &ouml;ğ&uuml;nlerde tok tutacak hafif besinlerin tercih edilmesi kilo alımını &ouml;nl&uuml;yor, mide bağırsak sağlığına da iyi geliyor.</p>

<p><strong>Sahurda hamur işleri ve ağır yemeklerden uzak durulmalı</strong></p>

<p>Yeterli ve dengeli beslenmenin s&uuml;rd&uuml;r&uuml;lebilmesi i&ccedil;in g&uuml;n&uuml;n oru&ccedil; tutulmayan b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde 2 ana &ouml;ğ&uuml;n&uuml; tamamlamak ve sahur &ouml;ğ&uuml;n&uuml;n&uuml; atlamamak gerekir. Sahura kalkılmaması ya da sahurda sadece su i&ccedil;ilmesinin zararlı olduğu g&ouml;z ardı edilmemelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; bu beslenme tarzı yaklaşık 17 saat olan a&ccedil;lığı, ortalama 20 saate &ccedil;ıkarmaktadır. Sahurun sabaha karşı yapılması &ouml;zellikle kilo vermek isteyen danışanların gece yemek kilo aldırır şeklinde d&uuml;ş&uuml;nerek sahur yapmaktan vazge&ccedil;mesine neden olabilir. Ancak zaten sınırlı yeme s&uuml;resine sahip olunan Ramazan ayında g&uuml;n i&ccedil;erisinde ihtiya&ccedil; duyulan enerji hem sahur hem de iftarda yapılan beslenme ile sağlanır. Eğer sahur &ouml;ğ&uuml;n&uuml;, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in yemeklerin yağa d&ouml;n&uuml;şme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalıdır. Sahurda s&uuml;t, yoğurt, peynir, yumurta, tam tahıllı ekmekler gibi besinlerden oluşan hafif bir kahvaltı yapılabilir. Aşırı yağlı, tuzlu ve ağır yemekler ile hamur işlerinden uzak durulması uygun olacaktır.</p>

<p><strong>İftarda hızlı yemek yemenin &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmeli</strong></p>

<p>Bu s&uuml;re&ccedil;te dikkat edilmesi gereken bir diğer husus da iftar sofraları i&ccedil;in hazırlanan yiyecekler ve bunların t&uuml;ketim miktarlarıdır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. İftarda kan şekeri &ccedil;ok d&uuml;ş&uuml;k olduğundan kısa s&uuml;rede &ccedil;ok miktarda besin t&uuml;ketme isteği doğmaktadır. Yapılan en b&uuml;y&uuml;k hatalardan birisi de &ccedil;ok hızlı bir şekilde, &ccedil;ok y&uuml;ksek miktarda besin t&uuml;ketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. &Ccedil;ok hızlı yemek yendiğinde bu s&uuml;re zarfında fazla miktarda, enerjisi y&uuml;ksek besinler yenilir ve bu durum hem sağlık a&ccedil;ısından risk oluşturabilir hem de ilerleyen g&uuml;nlerde kilo alımına zemin hazırlayabilir. Ayrıca midede rahatsızlık oluşturmaması adına yemeğe daha sıvı sayılan &ccedil;orba ile başladıktan 15 dakika sonra az yağlı ızgara, haşlama, fırında ya da buğulama olarak hazırlanmış yemekler ile devam edilmelidir. Tatlı se&ccedil;iminizi iftardan hemen sonra yapmak yerine, birka&ccedil; saat sonra ara &ouml;ğ&uuml;nde tercih etmeniz &ouml;nerilir. Ağır, şerbetli tatlılar yerine hafif meyve tatlıları veya dondurma t&uuml;ketmek daha sağlıklı olacaktır.</p>

<p><strong>Komposto ve kuruyemişler ile bağırsaklarınızı hareketlendirin</strong></p>

<p>Ramazan&rsquo;da hareketsizlik, bağırsak hareketlerinin yavaşlamasına hatta kabızlığa neden olabilir. İftardan 1-2 saat sonra yarım saatlik y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler yapmak, yemeklerde lif oranı y&uuml;ksek yiyecekler (kuru baklagiller, kepekli tahıllar, sebzeler) ve ara &ouml;ğ&uuml;nlerde de taze ve kuru meyveler, hoşaf ve kompostolar, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih etmek sindirime yardımcı olacaktır.</p>

<p><strong>Su ve tuz t&uuml;ketimine dikkat!</strong></p>

<p>G&uuml;nde ortalama en az 2-2,5 litre (12-14 su bardağı) su i&ccedil;meye ve susama hissi duymasanız bile iftar ve sahur arasında sık sık su i&ccedil;meye &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir. Suya ek olarak kafein i&ccedil;eren i&ccedil;ecekler yerine de s&uuml;t, ayran, sade soda, taze sıkılmış meyve-sebze suları, ıhlamur ve kuşburnu gibi bitki &ccedil;ayları tercih edebilirsiniz. Yemekle fazla tuz t&uuml;ketmek susuzluğun daha fazla hissedilmesine neden olur. Bu nedenle &ouml;zellikle sahurda olmak &uuml;zere oru&ccedil; boyunca tuzlu yiyeceklerden uzak durarak tuz t&uuml;ketimine dikkat etmenizde fayda vardır.</p>

<p>Ek olarak; kronik rahatsızlığı olup s&uuml;rekli ila&ccedil; kullanması gereken kişiler oru&ccedil; tutmak i&ccedil;in mutlaka hekimine danışmalı ve bir diyetisyen takibinde oru&ccedil; tutmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 08 Mar 2024 14:23:14 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Çocuğunuzda skolyoza işaret eden 7 belirti]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocugunuzda-skolyoza-isaret-eden-7-belirti-1541</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocugunuzda-skolyoza-isaret-eden-7-belirti-1541</guid>
            <description><![CDATA[<p>Skolyoz, &ccedil;oğunlukla ergenlik &ccedil;ağında teşhis edilen, omurganın yana doğru eğriliğidir. Serebral palsi ve kas distrofisi gibi rahatsızl]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Skolyoz, &ccedil;oğunlukla ergenlik &ccedil;ağında teşhis edilen, omurganın yana doğru eğriliğidir. Serebral palsi ve kas distrofisi gibi rahatsızlıkları olan kişilerde skolyoz ortaya &ccedil;ıkabilirken, &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı skolyozunun nedeni pek &ccedil;ok vaka i&ccedil;in bilinmemektedir. Skolyoz kız &ccedil;ocuklarında daha fazla g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Doğumsal olabildiği gibi ileri yaşlarda kırık, enfeksiyon, t&uuml;m&ouml;r, kire&ccedil;lenme gibi durumlar sonucu da oluşabilir. İleri dereceli eğriliklerde gittik&ccedil;e artan klinik şikayetler g&ouml;r&uuml;lebilir ve ilk olarak konservatif tedaviler denense de, genellikle skolyoz cerrahisiyle bu sorun giderilebilmektedir.</p>

<p><strong>Sakatlığa bile neden olabilir!</strong></p>

<p>&Ccedil;oğu skolyoz vakasında eğrilik hafiftir ancak bazı eğrilikler &ccedil;ocuk b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e k&ouml;t&uuml;leşir. Şiddetli skolyoz sakatlığa bile neden olabilmektedir. &Ouml;zellikle ciddi bir omurga eğrisi, g&ouml;ğ&uuml;s i&ccedil;indeki boşluğu azaltarak akciğerlerin d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışmasını zorlaştırabilir. Hafif skolyozu olan &ccedil;ocuklar, eğriliğin ilerleyip ilerlemediğinin değerlendirilmesi i&ccedil;in genellikle doktor takibi ve r&ouml;ntgen gibi tetkiklerle yakından izlenir. Vakaların &ouml;nemli bir &ccedil;oğunluğunda herhangi bir tedaviye gerek yoktur. Bazı &ccedil;ocuklarda eğriliğin k&ouml;t&uuml;leşmesini &ouml;nlemek i&ccedil;in korse takılması gerekebilir. Daha ciddi eğrilikleri d&uuml;zeltmek i&ccedil;in ise ameliyata başvurulabilir.</p>

<p><strong>Skolyozun belirtilerine dikkat!</strong></p>

<p>1. Omuz dengesinin eşit olmaması</p>

<p>2. Bir k&uuml;rek kemiğinin diğerinden daha belirgin g&ouml;r&uuml;nmesi</p>

<p>3. Bel kıvrımının simetrik olmaması</p>

<p>4. Bir kal&ccedil;anın diğerinden daha y&uuml;ksek olması</p>

<p>5. G&ouml;ğ&uuml;s kafesinin bir tarafının &ouml;ne doğru &ccedil;ıkıntılı olması</p>

<p>6. &Ouml;ne eğilirken sırtın bir tarafında &ccedil;ıkıntı oluşması</p>

<p>7. Kol ve bel kıvrımı arasındaki mesafenin eşit olmaması</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bazı hastalıklar da skolyoz nedeni</strong></p>

<p>Daha az g&ouml;r&uuml;len skolyoz t&uuml;rleri şunlardan kaynaklanıyor;</p>

<p>&middot; Serebral palsi veya kas distrofisi gibi belirli kas g&uuml;&ccedil;s&uuml;zl&uuml;ğ&uuml;ne ve kaybına neden olabilen n&ouml;rom&uuml;sk&uuml;ler durumlar</p>

<p>&middot; Omurga kemiklerinin gelişimini etkileyen doğum kusurları</p>

<p>&middot; Bebekken g&ouml;ğ&uuml;s duvarında ge&ccedil;irilmiş ameliyat</p>

<p>&middot; Omurga yaralanmaları veya enfeksiyonları</p>

<p>&middot; Omurilik d&uuml;zensizlikleri</p>

<p>&middot; Omurgada fiziksel değişikliklere neden olan bir t&uuml;m&ouml;r</p>

<p>&middot; Bir veya daha fazla gende değişiklik meydana geldiğinde ortaya &ccedil;ıkan genetik hastalıklar</p>

<p><strong>Skolyozu olan hastalarda g&ouml;r&uuml;len rahatsızlıklar</strong></p>

<p>Skolyozlu kişilerin &ccedil;oğunda hastalığın hafif bir formu bulunurken, skolyoz bazen aşağıdakiler de dahil olmak &uuml;zere komplikasyonlara neden olabilir.</p>

<p><strong>Solunum Problemleri:</strong>&nbsp;Şiddetli skolyozda g&ouml;ğ&uuml;s kafesi akciğerlere baskı yaparak nefes almayı zorlaştırabilir.</p>

<p><strong>Sırt sorunları:</strong>&nbsp;&Ccedil;ocukluğunda skolyoz hastası olan kişilerin, &ouml;zellikle de eğrilikleri b&uuml;y&uuml;kse ve tedavi edilmezse, yetişkinlerde kronik sırt ağrısı yaşama olasılıkları daha y&uuml;ksek olabilir.</p>

<p><strong>Dış g&ouml;r&uuml;n&uuml;ş:</strong>&nbsp;Skolyoz k&ouml;t&uuml;leştik&ccedil;e, eşit olmayan kal&ccedil;a ve omuz, kaburga ve bel ile g&ouml;vdenin yana doğru kayması gibi daha belirgin değişikliklere neden olabilir. Skolyozlu kişiler sıklıkla g&ouml;r&uuml;n&uuml;şleri konusunda duyarlı olurlar.</p>

<p><strong>Skolyoz cerrahisi uygun hasta grubunda başarılı sonu&ccedil;lar veriyor</strong></p>

<p>Skolyoz sinir k&ouml;k&uuml; sıkışması veya k&ouml;t&uuml;leşen sırt ağrısıyla ilişkilendirildiğinde, kendiliğinden d&uuml;zelme şansı azdır ve zaman ge&ccedil;tik&ccedil;e şikayetlerin daha da k&ouml;t&uuml;leşmesi muhtemeldir. Omurgayı tekrar dengeye getirmek ve sıkışabilecek sinirlerdeki baskıyı ortadan kaldırmak i&ccedil;in ameliyat gerekir. Yetişkinlerde omurga deformitelerini tedavi etmek i&ccedil;in tasarlanmış bir&ccedil;ok farklı tipte cerrahi prosed&uuml;r vardır. Cerrahlar, ameliyatı her hasta i&ccedil;in ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re &ouml;zelleştirir. Uygun hasta grubuna cerrahi uygulandığında, m&uuml;kemmel fonksiyonel sonu&ccedil;lar elde edilebilir ve hastaların yaşam kaliteleri olumlu anlamda değişir.</p>

<p><strong>Ağrısız bir hayat m&uuml;mk&uuml;n</strong></p>

<p>&Ccedil;oğu hasta ameliyattan 2 ila 4 hafta sonra okula veya işine d&ouml;nebilir ve 4 ila 6 ay i&ccedil;inde ameliyat &ouml;ncesi t&uuml;m faaliyetlerine devam edebilir. İyileşme s&uuml;recinden sonra &ccedil;oğu hasta normal aktif yaşamlarına geri d&ouml;ner. Ameliyat olan skolyozlu hastalar genellikle fiziksel olarak &ccedil;ok daha iyi hissederler ve skolyoz ameliyatından sonraki yaşamları ağrısız olabilir. Skolyoz ameliyatında uygulanan gelişmiş y&ouml;ntemler omurgayı d&uuml;zleştirirken, ağrının &ouml;nlenmesini ama&ccedil;lamaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 07 Mar 2024 14:42:31 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Yaşam tarzı değişikliği kolorektal kanser riskini azaltıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yasam-tarzi-degisikligi-kolorektal-kanser-riskini-azaltiyor-1536</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/yasam-tarzi-degisikligi-kolorektal-kanser-riskini-azaltiyor-1536</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nyada her yıl 20 milyondan fazla kişiye kanser teşhisi konulurken hastaların yarısına yakını da hayatını kaybediyor. D&uuml;nya Sağlık &Ouml]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyada her yıl 20 milyondan fazla kişiye kanser teşhisi konulurken hastaların yarısına yakını da hayatını kaybediyor. D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;n&uuml; verilerine g&ouml;re ise 2050 yılında her yıl 35 milyondan fazla kişiye kanser teşhisi konulacağı &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Meme, akciğer ve kolorektal kanserler en sık g&ouml;r&uuml;len kanserlerin başında geliyor. Kolorektal kanserler hem erkeklerde hem de kadınlarda en sık g&ouml;r&uuml;len kanserler i&ccedil;inde &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sırada yer alıyor. Sindirim sisteminin bir par&ccedil;ası olan bağırsakların son b&ouml;lgesini oluşturan rektumda gelişen kolorektal kanserlerden korunmak i&ccedil;in beslenme, egzersiz, kilo y&ouml;netimi ve d&uuml;zenli doktor kontrolleri gibi konularda yaşam tarzı değişiklikleri yapması gerekiyor. T&uuml;m kanserlerde olduğu gibi koloraktal kanserlerde de erken teşhis, tedavinin planlaması ve başarısında b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>İyi huylu polipler zamanla k&ouml;t&uuml; huylu t&uuml;m&ouml;re d&ouml;n&uuml;şebiliyor</strong></p>

<p>Kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rleri, sindirim sisteminin bir par&ccedil;ası olan bağırsaklar ve bağırsakların son b&ouml;lgesini oluşturan rektumda gelişen bir kanser t&uuml;r&uuml;d&uuml;r. Kolorektal kanserler, genellikle polip adı verilen k&uuml;&ccedil;&uuml;k, iyi huylu t&uuml;m&ouml;rlerin zaman i&ccedil;inde t&uuml;m&ouml;re d&ouml;n&uuml;şmesiyle ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Kronik kabızlık, ailevi polip sendromları, aşırı kilo, sedanter yaşam tarzı ve beslenme alışkanlığı kolorektal kansere yakalanma riskini artırmaktadır. Kolorektal kanserlerde bazı risk fakt&ouml;rleri kontrol edilemez. Ancak yaşam tarzınızdaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k değişikliklerle bu riskleri azaltmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Sağlıklı bir diyet, lifli gıdalardan zengin beslenme, d&uuml;zenli egzersiz, sigara ve alkol kullanımından uzak durmak gibi &ouml;nlemler kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rleri riskini azaltabilmektedir. Kolorektal kanser riskini en aza indirmek i&ccedil;in bu &ouml;nlemleri almanız gerekir;</p>

<p>1. Sebze, meyve, kepekli tahıl ve baklagiller gibi y&uuml;ksek lifli sağlıklı besinleri t&uuml;ketin, sindirim sisteminizi d&uuml;zenleyerek kolon sağlığınızı destekleyin.</p>

<p>2. Kırmızı ve işlenmiş et t&uuml;ketimini sınırlayın.</p>

<p>3. D&uuml;zenli egzersiz yapın</p>

<p>4. Kilonuzu koruyarak kontrol altında tutun</p>

<p>5. Alkol ve sigara kullanımını sınırlayın ya da tamamen bırakın</p>

<p>6. D vitamini seviyenizi kontrol edin</p>

<p><strong>7.&nbsp;</strong>Kolonoskopi taramanızı d&uuml;zenli yaptırın</p>

<p><strong>Bağırsak alışkanlıklarındaki belirtileri hafife almayın</strong></p>

<p>Rektumda yeni oluşmaya başlayan t&uuml;m&ouml;rler sinsi bir şekilde ilerleyerek ilk başta belirti vermemektedir. Ancak ishal veya kabızlık atakları gibi anormalden bağırsak değişimleri hafife alınmaması gerekir. Kolarektal kanser belirtileri şunlardır;</p>

<p>&middot; Bağırsak alışkanlıklarında değişiklik</p>

<p>&middot; Ge&ccedil;meyen ishal veya kabızlık atakları</p>

<p>&middot; Karın ağrısı</p>

<p>&middot; Kanlı dışkılama veya dışkıda renk değişikliği</p>

<p>&middot; İştah kaybı</p>

<p>&middot; Halsizlik ve s&uuml;rekli yorgunluk</p>

<p>&middot; Kansızlık</p>

<p>&middot; Sebepsiz kilo kaybı</p>

<p><strong>50 yaşından sonra kolonoskopi yaptırmayı ihmal etmeyin</strong></p>

<p>T&uuml;m hastalıklar veya kanser t&uuml;rlerinde olduğu gibi kolorektal kanserleri &ouml;nleme veya erken tanı i&ccedil;in d&uuml;zenli sağlık kontrol&uuml; ve &ouml;nerilen tarama testleri b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır. Kolonoskopi tetkiki ile kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rlerini erken aşamada tespit etmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Ouml;zellikle anemi (kansızlık) olan kişilerin kontrollerinde bağırsak t&uuml;m&ouml;rleri akla gelmelidir. Sağlıklı bireylerde endoskopi ve kolonoskopi 50 yaşından sonra &ouml;nerilmekte ve alınan sonuca g&ouml;re 3-5 yılda bir tekrarlanması gerekmektedir. Ailevi yatkınlığı olan bireylerin ise kontrol ve kolonoskopileri ailede kolon kanseri g&ouml;r&uuml;len en gen&ccedil; kişi yaşından 10 yıl &ouml;nce başlanmalıdır. Aile hikayesinde kolorektal ya da başka kanser hikayesi olan kişilerde 40 yaş ve &ouml;ncesi kolonoskopi ve kontroller tekrarlanmalıdır.</p>

<p><strong>Erken teşhis tedavi şansını artırıyor</strong></p>

<p>Kolon t&uuml;m&ouml;rlerinde tedavi başlangıcı cerrahi olmasına rağmen rektum kanserinde onkolojik tedavilerle başlamak &ouml;nerilmektedir. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gelişen teknolojilerle g&ouml;r&uuml;nt&uuml; kılavuzluğunda yapılan radyoterapi rektum kanserinin lokal tedavisinde &ouml;nemli role sahiptir. Eş zamanlı uygulanan kemoterapi hapları ile birlikte hastalığın kontrol oranları artmıştır. Onkolojik tedavilerin kombine kullanımı ile her 3 hastadan birinde t&uuml;m&ouml;r tamamen kaybolmakta ve &ouml;zellikle makata yakın yerleşen t&uuml;m&ouml;rlerde organ korunarak cerrahisiz hastalıktan kurtulmak m&uuml;mk&uuml;n olmaktadır. Onkoloji tedavi yanıtına g&ouml;re cerrahi t&uuml;m tedavilerden sonra planlanabilir. Kemoterapi ajanlarındaki &ccedil;eşitlilik yaygın evre hastalıkta bile uzun s&uuml;reli kontrol oranlarını beraberinde getirmiştir. Kolon ve rektum t&uuml;m&ouml;rlerinde hastanın b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l değerlendirilmesi gerekir. Tedavi sırasındaki beslenme, bağırsak bakterilerinin durumu (mikrobiata) ve D vitamini takviyeleri gibi ayrıntılar tedavi başarısında &ouml;nemlidir. Hastalığın yaygınlık durumunun belirlenmesi ve konu ile ilgilenen t&uuml;m hekimlerin ortak kararı ile tedavi planlanması hastalıktan kurtulmakta en &ouml;nemli unsurlardandır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 06 Mar 2024 16:26:26 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Türkiye’de ilk robotik karaciğer donör ameliyatı gerçekleştirildi!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/turkiye-de-ilk-robotik-karaciger-donor-ameliyati-gerceklestirildi-1533</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/turkiye-de-ilk-robotik-karaciger-donor-ameliyati-gerceklestirildi-1533</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde tıp teknolojinin gelişmesiyle birlikte ameliyat y&ouml;ntemleri de değişiyor. Robotik minimal invaziv cerrahi tekniğ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde tıp teknolojinin gelişmesiyle birlikte ameliyat y&ouml;ntemleri de değişiyor. Robotik minimal invaziv cerrahi tekniği operasyon sırasında cerraha ve sonrasında hastaya &ouml;nemli konfor sunan bir sistem olarak biliniyor. Genel cerrahi, kadın doğum veya &uuml;roloji gibi bir&ccedil;ok alanda kullanılan robotik cerrahi, b&ouml;brek naklinin alıcı ve verici ameliyatlarında bir s&uuml;redir kullanılıyordu. Ancak son d&ouml;nemde teknolojinin ilerlemesi ve cerrahi tecr&uuml;benin artması ile birlikte &uuml;lkemizde &ouml;nemli bir ilk ger&ccedil;ekleştirildi.</p>

<p><strong>Hastaya konfor cerraha kolaylık sağlıyor</strong></p>

<p>Robotik minimal invaziv teknik, cerrahi ekip ve hasta i&ccedil;in &ouml;nemli kolaylık sağlamaktadır. Vericinin ameliyat sonrası daha &ccedil;abuk iyileşmesi, k&uuml;&ccedil;&uuml;k kesi kullanılması sayesinde daha kısa s&uuml;rede g&uuml;nl&uuml;k hayatına d&ouml;nmesi robotik cerrahi ile m&uuml;mk&uuml;n olmaktadır. Karaciğer naklinin klasik tekniğinde hastanın sağlıklı karaciğerinin &ccedil;ıkarılıp bağışlanan karaciğeri yerleştirilmesi i&ccedil;in g&ouml;ğ&uuml;s kafesinin hemen altından 3 -4 milimetrelik dikey ve 12-16 milimetrelik yatay bir kesi yapılmaktadır. Robotik y&ouml;ntem ile yapılan minimal invaziv cerrahilerde 2-4 cm&rsquo;lik bir kesiye ilaveten 3 tane 8 milimetrelik delik aracılığıyla ameliyat yapılmaktadır. Ameliyat sırasında cerrah, ameliyat masasının yanında bulunan ve ameliyatı kumanda edebilecek olan konsolda oturmakta ve robotu kullanmaktadır. Konsoldan alınan g&ouml;r&uuml;nt&uuml;yle cerrah t&uuml;m detayları g&ouml;rebilmekte ve kolları hareket ettirebilmektedir.</p>

<p><strong>6 y&ouml;ne hareket edebilen robot ile karaciğer alımı ger&ccedil;ekleştiriliyor</strong></p>

<p>Da Vinci robotunda bulunan 4 kol 540 derece d&ouml;n&uuml;p 6 y&ouml;ne hareket edebilmektedir. Kollardan biri kamera olarak kullanılmaktadır. Y&uuml;ksek &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;rl&uuml;kl&uuml; 3 boyutlu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;, kamera tarafından 10 kat b&uuml;y&uuml;t&uuml;lerek cerraha yansıtılmaktadır. B&ouml;ylelikle ameliyat b&ouml;lgesi &ccedil;ok daha net ve ayrıntılı olarak g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lenebilmektedir. İnsan elinden daha ufak boyutlarda bulunan robot kollar, cerrahın elinin uzanamayacağı noktalara da erişebilmektedir. Bu nedenle robotik cerrahi hem hastaya hem de cerraha avantaj sağlamaktadır.</p>

<p><strong>Daha az ağrılı işlem ile don&ouml;r kısa s&uuml;rede ayağa kalkabiliyor</strong></p>

<p>Canlıdan organ nakli ameliyatlarında en b&uuml;y&uuml;k fedakarlığı yapan don&ouml;rler, karaciğer naklinde karaciğerinin bir par&ccedil;asını hastaya vermek i&ccedil;in g&ouml;n&uuml;ll&uuml; olmaktadır. Vericinin karaciğeri ameliyat sonrası kendini yenilemekte ve kişi bir s&uuml;re sonra hayatına eskisi gibi devam edebilmektedir. Robotik cerrahi y&ouml;ntemi vericinin iyileşme s&uuml;recini olduk&ccedil;a kısaltmakta ve kişi g&uuml;nl&uuml;k hayatına rahatlıkla d&ouml;nebilmekte, hatta 1 ay i&ccedil;inde spor yapacak duruma dahi gelebilmektedir.</p>

<p><strong>T&uuml;rkiye&rsquo;de ilk kez ger&ccedil;ekleştirildi</strong></p>

<p>Birka&ccedil; yıl &ouml;nce Suudi Arabistan&rsquo;da King Faisal Hastanesi&rsquo;nde Prof. Dr. Dieter Broreing tarafından ger&ccedil;ekleştirilen D&uuml;nya&rsquo;nın ilk robotik karaciğer naklinin ardından Prof. Dr. K. Yal&ccedil;ın Polat, Dr. Broreing ile &ccedil;alışmalara başladı. 1 yıllık robotik eğitiminin ardından, Dr. Broreing, Memorial Bah&ccedil;elievler Organ Nakli Merkezi&rsquo;ne geldi ve iki g&uuml;nl&uuml;k ameliyat programına katıldı.İki g&uuml;nde yapılan iki ayrı ameliyatla, organ bekleyen iki hastamız yeniden doğdu.</p>

<p><strong>En sevdiklerine don&ouml;r oldular, robotik ameliyat ile 12 saat sonra ayağa kalktılar</strong></p>

<p>13 senedir kronik hastalıkları olan ve 5 yıldır karaciğer yetmezliği ile savaşan 33 yaşındaki Mustafa &Ccedil;akan, kaşıntıları nedeniyle gece uykusundan uyanıyor ve s&uuml;rekli halsiz hissediyordu. &Ccedil;akan, 28 yaşındaki kardeşi Murat &Ccedil;akan&rsquo;ın karaciğerinden alınan bir par&ccedil;a ile hayata tutundu. Mustafa &Ccedil;akan; &ldquo;Kardeşim sağ olsun hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden ciğerinin bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml; vermeyi kabul etti. Ben de ona hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden verirdim. Kendisine teşekk&uuml;r ediyorum. Ameliyat zorlu bir s&uuml;re&ccedil; olabilir ama kimse ameliyat s&uuml;recinde korkmasın. Organ nakli olduk ve 4&#39;&uuml;nc&uuml; g&uuml;nde ayağa kalkıyorsak bu s&uuml;re&ccedil;ten kesinlikle korkmamalılar&rdquo; dedi.</p>

<p>Ağabeyine don&ouml;r olan Murat &Ccedil;akan duygularını bu s&ouml;zlerle ifade etti &ldquo; Hi&ccedil; d&uuml;ş&uuml;nmeden seve seve karaciğerimi vermeyi kabul ettim. Ameliyatımın da robotik cerrahiyle yapılması sayesinde 2. g&uuml;nden itibaren ayağa kalkıp y&uuml;r&uuml;meye başladım. Abime bir yaşam verebiliyor olmak &ccedil;ok g&uuml;zel bir duygu. Aile olarak &ccedil;ok mutluyuz&rdquo;</p>

<p>Robotik karaciğer don&ouml;r ameliyatı sayesinde kısa s&uuml;rede iyileşen bir başka aile de Geyik ailesiydi. 28 yaşındaki &Ouml;mer Geyik, 4 yıldır siroz hastalığıyla savaşan 58 yaşındaki babası Nadir Geyik&rsquo;e karaciğerinin bir par&ccedil;asını vermek i&ccedil;in g&ouml;n&uuml;ll&uuml; oldu. Baba-oğul karaciğer nakli i&ccedil;in Prof. Dr. Kamil Yal&ccedil;ın Polat&rsquo;a başvurdular. Başarılı ge&ccedil;en ameliyat sonrası hızlıca toparlanan &Ouml;mer Geyik; &ldquo;Ne olsa razıydım ama robotik sonrası daha &ccedil;abuk toparlanacağımı duyunca i&ccedil;im rahatladı. Ameliyattan 12 saat sonra da ayağa kalktım. Hemen iyileşmek ve babamın da hızla iyileştiğini g&ouml;rmek en b&uuml;y&uuml;k mutluluk&rdquo; diye konuştu.</p>

<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de bir ilki ger&ccedil;ekleştirenMemorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi Genel Cerrahi B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Prof. Dr. Kamil Yal&ccedil;ın Polat ameliyat s&uuml;re&ccedil;lerini bu s&ouml;zlerle anlattı; &ldquo; Robotik cerrahi verici yani don&ouml;r a&ccedil;ısından daha k&uuml;&ccedil;&uuml;k bir ameliyat kesesi, erken ayağa kalkma, konforlu bir ameliyat s&uuml;reci sağlıyor. Karaciğer vericilerimiz de ameliyattan 12 saat sonra ayağa kalktı. Robotik ameliyat olan don&ouml;rlerimizi d&ouml;rt beş g&uuml;n i&ccedil;erisinde de taburcu edebiliyoruz&quot; dedi.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 05 Mar 2024 13:21:28 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Obezite ile baş etmek için bilmeniz gerekenler]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/obezite-ile-bas-etmek-icin-bilmeniz-gerekenler-1531</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/obezite-ile-bas-etmek-icin-bilmeniz-gerekenler-1531</guid>
            <description><![CDATA[<p>Obezite v&uuml;cutta normalden fazla aşırı yağ birikiminin ortaya &ccedil;ıkmasıyla meydana geliyor. Alınan kalori harcanan kaloriden y&uuml;ksek o]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Obezite v&uuml;cutta normalden fazla aşırı yağ birikiminin ortaya &ccedil;ıkmasıyla meydana geliyor. Alınan kalori harcanan kaloriden y&uuml;ksek olmaya başladığında v&uuml;cudun belli noktalarında depolanarak obezitenin ortaya &ccedil;ıkmasına neden oluşturuyor. &Ccedil;ağın hastalığı obezite; kalp ve damar problemleri, diyabet, uyku apnesi, ortopedik sorunlar, kısırlık gibi bir&ccedil;ok farklı rahatsızlığı da beraberinde getiriyor. D&uuml;nya Obezite Federasyonu&rsquo;nun raporuna g&ouml;re, 2035 yılında T&uuml;rkiye&rsquo;deki yetişkinlerin yarısından fazlasının obezite ile karşı karşıya kalacağı &ouml;ng&ouml;r&uuml;l&uuml;yor.</p>

<p><strong>Obezitenin tanı ve tedavisinde v&uuml;cut kitle endeksinin rol&uuml; b&uuml;y&uuml;k</strong></p>

<p>İnsanlardaki boy ve kilo arasındaki oran v&uuml;cut kitle endeksi olarak bilinmektedir. Erkeklerde ve kadınlarda v&uuml;cut kitle endeksi sayıları arasında farklı olabilmektedir.Hastaların boy ve kiloları arasındaki oran yani v&uuml;cut kitle indeksi obezite tanısı ve tedavisinde belirleyici rol oynamaktadır. V&uuml;cut kitle indeksi 30- 35 arasında olan kişilere uzman kontrol&uuml;nde beslenme, egzersiz ve medikal tedavi gibi konularda &ccedil;eşitli y&ouml;ntemler uygulanmaktadır. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları B&ouml;l&uuml;m&uuml; obeziteye neden olan hormonal bozuklukları &ouml;nceden belirlemesi ve tedaviyi d&uuml;zenlemesi gerekmektedir. Hormonal bozuklukla meydana gelen obezite sayısı beklenenden daha az olmaktadır. Ancak bazı &ouml;zel hastalarda doktor muayenesi ile ayırt edilebilmektedir. Eğer altta yatan bir obezite nedeni yoksa aşırı kalori ve d&uuml;ş&uuml;k egzersize bağlı yaşam stili nedeniyle ortaya &ccedil;ıkmışsa o zaman bir ekip tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu ekip i&ccedil;erisinde diyetisyen, Gastroenterog, obezite cerrahı ve bazı durumlarda psikiyatri bulunmaktadır. Obez birey asla yalnız bırakılmamalı bir ekip tarafından uygun tedavi yapılmalıdır. Hastaların obeziteyle birlikte g&ouml;r&uuml;len yandaş hastalıkları g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alınarak daha hızlı ve agresif tedaviler &ouml;n plana &ccedil;ıkarılabilir.</p>

<p><strong>Kilo fazlalığı metabolizmayı olumsuz etkiliyor</strong></p>

<p>&Ccedil;ağımızda kilo fazlalığı giderek artmaktadır. Kilo fazlalığının mekanik, ruhsal etkileri yanında metabolik etkileri de vardır. Bu metabolik etkilerin en &ouml;nemlileri; şeker, kolesterol metabolizma bozuklukları sonucu oluşan diyabet ve kolesterol y&uuml;ksekliğidir. Bu hastalıkların sonucunda, kalp- damar/ beyin damar hastalıkları g&ouml;r&uuml;lebilir. D&uuml;nyada &ouml;l&uuml;m nedenleri arasında kalp damar hastalıkları ve buna bağlı rahatsızlıklar ilk sıradadır. Obezite aynı zamanda solunum sistemi ve &uuml;reme sistemine de zarar verir, karaciğer işleyişini de bozarak t&uuml;m v&uuml;cut metabolizmasına olumsuz etkiler yapar. Kilo fazlalığı nedeniyle obezite tedavisi i&ccedil;in doktora başvuran hastalarda temel prensip dengeli beslenmeyi ve fiziksel aktiviteyi hayatlarında dahil edebildikleri bir yaşam tarzı oluşturmaktır. Hastalar hekim tarafından değerlendirilerek obezite ekibi tarafından uygun diyet, egzersiz programlarına alınır. Ek hastalıkları değerlendirilir. Obeziteye neden olacak bir hastalık varlığı araştırılır. Ayrıca obezite nedeniyle gelişmiş bir metabolik hastalık olup olmadığı belirlenir. Buna g&ouml;re tedavi planlaması yapılır. Yaşam tarzı değişikliği ve davranışsal y&ouml;ntemler ile başarısız olması durumunda ya da ek hastalıkların varlığında obezitenin tedavisinde medikal ( ila&ccedil;) y&ouml;ntemler kullanılır.</p>

<p><strong>Diyet ve egzersizden fayda g&ouml;r&uuml;lmediğinde endoskopik tedavi y&ouml;ntemleri denenebilir</strong></p>

<p>Diyet, egzersiz ve ila&ccedil;la fayda g&ouml;remeyen bazı hastaların obezite cerrahisi i&ccedil;in de erken s&uuml;re&ccedil;te olması nedeniyle endoskopik tedavi y&ouml;ntemleri kullanılabilir.</p>

<p>Mide balonları t&uuml;m d&uuml;nyada kabul edilmiş ilk 48 saat ilk takıldığı dışında yan etkisi olmayan, kilo vermeye yardımcı olan, geri d&ouml;nd&uuml;r&uuml;lebilen bir y&ouml;ntem olarak bilinmektedir. Bu y&ouml;ntem yutulabilir mide balonu ve endoskopik mide balonu uygulaması olarak ikiye ayrılmaktadır. Midenin i&ccedil;ine konulan balon şişmekte ve hasta şişkinlik hissettiği i&ccedil;in yemek yiyememektedir. Midedeki balon beyine tokluk hissi vererek iştahı kapatmaktadır. 4 ay sonra i&ccedil;erisindeki sıvı aktifleşince balon patlamakta ve doğal yollarla dışarı atılmaktadır. Ancak herkes mide balonu i&ccedil;in uygun olmamaktadır. &Ouml;zellikle mide fıtığı veya ileri derecede &ouml;zafagus hastalığı olanlara mide balonu &ouml;nerilmemektedir. Ancak balon sırasında kilo veren hastalar balon &ccedil;ıktıktan sonra eski yeme d&uuml;zenlerine d&ouml;nerse tekrar kilo alma riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. Balon dışında endoskopik t&uuml;p mide prosed&uuml;rleri de &uuml;lkemizde ve d&uuml;nyada artmaktadır. Etkisi cerrahi t&uuml;p mide ameliyatı kadar etkili, iyileşme s&uuml;resi ise &ccedil;ok daha kısadır.</p>

<p><strong>Her hastaya &ouml;zel ameliyat programı uygulanıyor</strong></p>

<p>Obezite cerrahisinin uygulanması i&ccedil;in belli kriterler bulunmaktadır. 18-65 yaş arasındaki hastaların v&uuml;cut kitle endeksi 35-40&rsquo;ın &uuml;zerinde olan hastalarda uygulanan obezite cerrahisinde t&uuml;p mide ameliyatları d&uuml;nyada en sık uygulanan y&ouml;ntemler arasında bulunmaktadır. Kişiye &ouml;zel ameliyat programı oluşturulmakta ve ameliyat sonrası 4 haftalık diyetisyen kontrol&uuml; ile tedavi devam edilmektedir. İlk hafta sıvı gıdalar sonra ise yarı katı gıdalar yenilerek 4 hafta ge&ccedil;irilmektedir.</p>

<p>Sadece 18 yaş &uuml;zeri değil, 16-17 yaşındaki ad&ouml;lesan yani ergenlik d&ouml;nemindeki &ccedil;ocuklara da ad&ouml;lesan obezite cerrahisi uygulanabilmektedir. Kişiye &ouml;zel olarak organize edilen ameliyat programıyla ad&ouml;lesan d&ouml;nemdeki kişilere de cerrahi s&uuml;re&ccedil; uygulanabilmektedir.</p>

<p><strong>İşlenmiş gıdalardan uzak olmak obeziteyi engelliyor</strong></p>

<p>Teknolojinin gelişmesiyle birlikte daha fazla gıdaya ulaşmak ve daha az enerji harcamanın bedeli, kilo fazlalığı olmaktadır. İşlenmiş gıdalar kolay ulaşılır/t&uuml;ketilir, kalorisi y&uuml;ksek ve cazip tatlardadır. &Ouml;ncelikle hazır ve işlenmiş gıdalar ile beslenme tamamen bırakılmalıdır. Kas iskelet sistemi metabolizmasını &ccedil;alıştırmak &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Metabolizma hızının artırılması i&ccedil;in dengeli beslenme, yeterli uyku, bol su ve mutlaka hareket etmek &ouml;nemlidir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 04 Mar 2024 14:17:01 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Mevsimsel Depresyonun 9 Belirtisine Dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/mevsimsel-depresyonun-9-belirtisine-dikkat-1528</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/mevsimsel-depresyonun-9-belirtisine-dikkat-1528</guid>
            <description><![CDATA[<p>Soğuyan havalar, gri bulutlar ve yağmur&hellip; Son zamanlarda pek &ccedil;ok insan kış aylarının kendine &ouml;zg&uuml; bu atmosferinde, depresyon]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Soğuyan havalar, gri bulutlar ve yağmur&hellip; Son zamanlarda pek &ccedil;ok insan kış aylarının kendine &ouml;zg&uuml; bu atmosferinde, depresyonda olduğunu bilmeden farklı bir ruh haline b&uuml;r&uuml;nd&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ifade ediyor. Uzmanlar bu d&ouml;nemde mevsimsel depresyondaki artışa dikkat &ccedil;ekiyor. Mevsimsel depresyon, ge&ccedil;ici bir s&uuml;re ile g&ouml;r&uuml;len mevsim değişikliğine kişinin fizyolojik verdiği tepkiye bağlı depresyon t&uuml;rlerinden biri olarak biliniyor. Bu depresyon t&uuml;r&uuml;n&uuml;n &ccedil;oğunlukla sonbahar ve kış aylarında yaşandığı g&ouml;zlemleniyor.</p>

<p><strong>Kışın yaşanan halsizlik depresyon belirtisi olabilir</strong></p>

<p>Mevsimsel depresyonda olan kişide bazı belirtiler ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu belirtiler kişinin depresyonda olduğunu belli eden, kendisiyle ve &ccedil;evresiyle bağını zayıflatan belirtiler olmaktadır.</p>

<p>1. G&uuml;nl&uuml;k hayatta dikkatini toplayamamak,</p>

<p>2. S&uuml;rekli halsizlik hissinin oluşması,</p>

<p>3. Daha fazla yemek yeme ihtiyacı,</p>

<p>4. G&uuml;n i&ccedil;erisinde uyku artışı,</p>

<p>5. Uyumakta ve uyanmakta zorlanmak,</p>

<p>6. Olumsuz d&uuml;ş&uuml;ncelere kapılmak,</p>

<p>7. En basit işleri bile yapmak istemekte zorlantı,</p>

<p>8. Kilo problemleri,</p>

<p>9. Sosyal aktivitelerde yetersizlik,</p>

<p>gibi belirtilerin g&ouml;r&uuml;lmesiyle, kişinin mevsimsel depresyonda olabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lebilmektedir.</p>

<p>Eğer b&uuml;t&uuml;n bunlar her sonbahar d&ouml;neminde kendini g&ouml;steriyorsa kronik anlamda&nbsp;<strong>mevsimsel duygu durum bozukluğu</strong>yaşandığı ifade edilebilmektedir.</p>

<p>Mevsimsel depresyon, kalıcı depresyondan farklı olarak mevsim şartlarının getirdiği kısıtlamalar ge&ccedil;tiğinde ortadan kalkmaktadır. Ancak yine de yılın 6 ayı s&uuml;recek bir depresyon kişinin g&uuml;nl&uuml;k enerjisini d&uuml;ş&uuml;rmekte ve genel olarak hayat akışını olumsuz etkilemekle birlikte psikoterapi ve psikiyatri desteği alması &ouml;nerilir.</p>

<p><strong>Bilişsel davranış&ccedil;ı terapi ile mevsimsel depresyon tedavi edilebilir</strong></p>

<p>Mevsimsel depresyonun tedavisinde antidepresanlar, D vitamini takviyesi, ışık (fototerapi)ve bilişsel davranış&ccedil;ı terapiye başvurulmaktadır.</p>

<p>Klinik psikolojinin ilgilendiği alanlardan biri olan bilişsel davranış&ccedil;ı terapi, mevsimsel depresyonun tedavisinde olduk&ccedil;a &ouml;nemli bir yere sahiptir. Bu y&ouml;ntemde bireyin işlevsellik d&uuml;zeyini d&uuml;ş&uuml;ren olumsuz d&uuml;ş&uuml;nce kanalları azaltılarak d&uuml;ş&uuml;nce s&uuml;re&ccedil;lerini ger&ccedil;ek&ccedil;i ve işlevsel bir d&uuml;zeye ulaştırarak d&uuml;ş&uuml;nce değişimi sağlanmaktır. Bilimsel araştırmalar sonucunda, kişilerin farkındalığı arttık&ccedil;a depresyon ile m&uuml;cadele etme mekanizmalarının g&uuml;&ccedil;lendiği ve bununla paralel olarak g&uuml;nl&uuml;k işlevsellik d&uuml;zeyinin y&uuml;kseldiği kanıtlanmıştır.</p>

<p>T&uuml;m psikiyatrik hastalıklarda olduğu gibi mevsimsel depresyonun tedavisinde de bireyin yaşamında bir&ccedil;ok alana m&uuml;dahale gerekmektedir. Bu nedenle mevsimsel depresyonda da b&uuml;t&uuml;nc&uuml;l yaklaşım &ouml;nemlidir. Bu durum insan doğasının biricik ve karmaşık yapısıyla ilişkili olmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 01 Mar 2024 15:25:05 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Balık Yağının 5 Önemli Faydası]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/balik-yaginin-5-onemli-faydasi-1525</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/balik-yaginin-5-onemli-faydasi-1525</guid>
            <description><![CDATA[<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde besin takviyesi olarak t&uuml;ketimi olduk&ccedil;a yaygın olan balık yağı &ouml;zellikle &ccedil;ocuklar i&ccedil;in sık&]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde besin takviyesi olarak t&uuml;ketimi olduk&ccedil;a yaygın olan balık yağı &ouml;zellikle &ccedil;ocuklar i&ccedil;in sık&ccedil;a kullanılıyor. İ&ccedil;eriğindeki Omega 3 yağ asitleri sayesinde v&uuml;cudun &ouml;nemli fonksiyonlarına yardımcı olan balık yağı, daha &ccedil;ok soğuk sularda bulunan balıklardan elde ediliyor. Kalp ve damar hastalıklarının &ouml;nlenmesi, y&uuml;ksek tansiyonun d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesi, romatoid artrit semptomlarının hafiflemesi ve karaciğer yağlanması riskinin azaltılması gibi pek &ccedil;ok alanda faydaları bulunan balık yağının aşırı t&uuml;ketimi ise mide bulantısı ve ishal gibi yan etkilere de yol a&ccedil;abiliyor.</p>

<p><strong>Balık yağı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde besin takviyesi olarak kullanılıyor</strong></p>

<p>Genellikle uskumru, ton balığı ve ringa balığı gibi yağlı balıklardan elde edilen bir yağ t&uuml;r&uuml; olan balık yağı, Omega -3 yağ asitleri a&ccedil;ısından zengin olması sebebiyle g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde besin takviyesi olarak yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Piyasada genellikle sıvı ve tablet formunda bulunan balık yağı, &ouml;zellikle hipertrigliseridemi ve kardiyovask&uuml;ler hastalıkların &ouml;nlenmesinde en &ccedil;ok kullanılan besin desteği olmaktadır.</p>

<p><strong>Soğuk su balıkları Omega-3 a&ccedil;ısından daha zengin</strong></p>

<p>Balık yağının i&ccedil;erdiği Omega 3; alpha-linolenic acid (ALA), eicosapentaenoic acid (EPA), and docosahexaenoic acid (DHA) olmak &uuml;zere 3 t&uuml;r&uuml; bulunan bir yağ asididir. ALA formu keten tohumu, soya fasulyesi ve kanola yağı gibi bitkisel kaynaklarda; EPA ve DHA ise balık ve diğer deniz &uuml;r&uuml;nlerinde bulunmaktadır. &Ouml;zellikle somon, ringa balığı, orkinos, ton balığı ve sardalya gibi soğuk su balıkları ile ceviz ve chia tohumu Omega 3 yağ asitlerinden zengindir. Omega 3 besinlerde doğal olarak bulunmasının yanı sıra; yumurta, yoğurt, meyve suyu, s&uuml;t ve bebek mamalarına sonradan ilave edilerek zenginleştirme yapılabilmektedir.</p>

<p>Bedenimizdeki b&uuml;t&uuml;n h&uuml;crelerin membranı i&ccedil;in &ouml;nemli bir bileşen olan Omega 3, &ouml;zellikle g&ouml;z, beyin ve sperm h&uuml;crelerinde yoğun olarak yer alır. Bununla birlikte kalp-damar sağlığı, akciğerler, imm&uuml;n ve endokrin sistem &uuml;zerinde bir&ccedil;ok olumlu etkisi bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Romatoid artrit semptomlarını azaltıyor, kan basıncını d&uuml;zenliyor</strong></p>

<p>Balık yağının faydaları şu şekilde sıralanmaktadır:</p>

<p>1. Balık yağının romatoid artrite bağlı semptomları rahatlatmaya yardımcı olabileceğine dair &ccedil;alışmalar bulunmaktadır. Haftada iki kez besin kaynaklı t&uuml;ketimi kalp hastalığı riskini azaltmaktadır; ancak besin takviyesi formu ile bu etkinin sağlanacağı bilimsel olarak kanıtlanmamıştır.</p>

<p>2. Balık yağının besin takviyesi formunda alımı kan basıncını d&uuml;zenlemekte; y&uuml;ksek tansiyonu d&uuml;ş&uuml;rmeye yardımcı olabilmektedir. Bununla birlikte balık yağı, i&ccedil;erdiği Omega 3 yağ asitleri sayesinde kan trigliserit d&uuml;zeylerinin iyileşmesine, iyi kolesterol olarak adlandırılan HDL kolesterol&uuml;n y&uuml;kselmesine katkıda bulunabilmektedir.</p>

<p>3. Balık yağının i&ccedil;eriğinde bulunan &ccedil;oklu doymamış yağ asitlerinin; kalp koruyucu, iltihaplanmayı baskılayıcı ve hipertrigliserdemi &uuml;zerine olumlu etkilere sahip olmaları sayesinde; metabolik sendrom gibi obeziteye bağlı komorbiditelerin &ouml;nlenmesi ve tedavisinde etkili olabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir.</p>

<p>4. Balık yağı t&uuml;ketimi adet kramplarına iyi gelebilmektedir.</p>

<p>5. Balık yağı ayrıca karaciğer yağlanmasını azaltıcı etki g&ouml;sterebilmektedir.</p>

<p><strong>Aşırı t&uuml;ketimi kanama riskini artırabilir</strong></p>

<p>V&uuml;cuda faydalarının yanı sıra balık yağı t&uuml;ketiminin bazı yan etkileri de g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Balık yağı takviyelerinin ağızda k&ouml;t&uuml; bir tat ve koku bırakabilmesi, mide yanması, bulantı veya diyare (ishal) gibi sindirim sistemi problemlerine yol a&ccedil;abilmesi, y&uuml;ksek dozda t&uuml;ketimin kanama riskini de artırması ile antikoag&uuml;lan ve antiplatelet ila&ccedil;ların etkisini azaltması bu yan etkiler arasında yer almaktadır.</p>

<p><strong>Hamile ve emziren kadınlar dikkatli kullanmalı</strong></p>

<p>Tablet, kaps&uuml;l ve sıvı formda g&uuml;nl&uuml;k olarak t&uuml;ketilebilen balık yağı takviyelerinin faydasını g&ouml;rebilmek i&ccedil;in uzun s&uuml;reli kullanımı &ouml;nerilmektedir. &Ccedil;ocuklarda, yetişkinlerde ve yaşlılarda g&uuml;venli bir şekilde kullanılabilen balık yağının ağır metal i&ccedil;erme riski nedeni ile gebelerde ve emziren annelerde daha dikkatli kullanılması ve uygun &uuml;r&uuml;nlerin se&ccedil;ilmesi gerekmektedir.</p>

<p><strong>Balık yağı iştahı artırıp, kilo aldırmıyor</strong></p>

<p>Balık yağının iştah artırıcı ve kilo aldırıcı etkisinin olup olmadığı merak edilen sorular arasında yer almaktadır. Ancak balık yağının iştah artırıcı ve kilo aldırıcı etkisi bulunmamaktadır. Bununla birlikte balık yağı g&uuml;n&uuml;n herhangi bir saatinde &ouml;ğ&uuml;n sırasında yağ i&ccedil;eren besinler ile t&uuml;ketilmesi &ouml;nerilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 28 Feb 2024 15:00:35 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bu 9 gruptan birindeyseniz D vitamininiz eksik olabilir]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-9-gruptan-birindeyseniz-d-vitamininiz-eksik-olabilir-1521</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-9-gruptan-birindeyseniz-d-vitamininiz-eksik-olabilir-1521</guid>
            <description><![CDATA[<p>Vitaminler v&uuml;cudun sağlıklı işleyişi i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Hem vitamin hem de hormon olan D vitamininin kas-kemik sağ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Vitaminler v&uuml;cudun sağlıklı işleyişi i&ccedil;in b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. Hem vitamin hem de hormon olan D vitamininin kas-kemik sağlığı, ruh sağlığı, metabolizma işleyişi, bağışıklık ve sinir sisteminin d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışması başta olmak &uuml;zere v&uuml;cutta bir&ccedil;ok &ouml;nemli g&ouml;revi bulunuyor.</p>

<p>V&uuml;cutta bir hormon olarak işlev g&ouml;ren D vitamini kalsiyum ve fosfor gibi minerallerin emilimini ve kullanımını artırarak kemik sağlığını destekler. Bağışıklık sisteminin g&uuml;&ccedil;lenmesine yardımcı olur, v&uuml;cudu enfeksiyonlara karşı korur. Kas fonksiyonlarını d&uuml;zenler ve kas g&uuml;c&uuml;n&uuml; artırır. H&uuml;crelerin normal şekilde b&uuml;y&uuml;mesi ve gelişmesine yardımcı olur. Sinir sistemi ve beyin fonksiyonlarını destekler.</p>

<p><strong>Kış aylarında D vitamini eksikliği daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>D vitamini sadece belirli besinlerde (yağlı derin su balıkları, s&uuml;t, yumurtanın sarısı vb.) ve az miktarda bulunur. D vitamini ihtiyacının yaklaşık %20&rsquo;si gıdalardan karşılanmaktadır. Bundan dolayı sadece beslenme ile t&uuml;m ihtiyacın karşılanması zordur. İhtiyacımızın %80&rsquo;i ise g&uuml;neş ışıklarının yardımı ile v&uuml;cutta &uuml;retilir. D vitamini sentezi i&ccedil;in g&uuml;neş ışınlarının cilde belli aylarda (mayıs-kasım arası), g&uuml;n&uuml;n belli saatlerinde (saat 10.00-15.00), y&uuml;z, kollar ve bacaklar a&ccedil;ık şekilde, ortalama en az g&uuml;nl&uuml;k 15-30 dakika direkt teması gerekmektedir. Fakat &ccedil;oğu zaman g&uuml;neşten faydalanarak da yeterli miktarda D vitamini &uuml;retilemeyebilir. Dolayısı ile d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde D vitamini eksikliği ya da yetersizliği olduk&ccedil;a sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r, kış aylarında g&ouml;r&uuml;lme sıklığı daha da artar.</p>

<p><strong>Kimler D vitamini kullanmalı?</strong></p>

<p>Herkese rutin D vitamini bakılması ya da tedavi başlanması &ouml;nerilmemektedir. D vitamini eksikliği olma riski olan kişilere D vitamin d&uuml;zeyi &ouml;l&ccedil;&uuml;lmesi ve yetersizliği ya da eksikliği olanlara uygun dozda başlanması gerekir. D vitamini eksikliği y&ouml;n&uuml;nden y&uuml;ksek riskli kişiler;</p>

<p>1. Yeterince g&uuml;neşlenemeyenler,</p>

<p>2. Yaşlılar,</p>

<p>3. Koyu cilt rengine sahip olanlar,</p>

<p>4. &shy;Obezite hastaları / obezite ameliyatı olanlar,</p>

<p>5. &shy;D vitamini metabolizmasını etkileyen ila&ccedil;ları kullananlar,</p>

<p>6. Kronik b&ouml;brek yetmezliği olanlar,</p>

<p>7. Kronik karaciğer yetmezliği olanlar,</p>

<p>8. Emilimini bozan mide bağırsak sistemi hastalığı olanlar,</p>

<p>9. &shy;Paratiroid bezi hastalığı olanlardır.</p>

<p><strong>D vitamini ihtiya&ccedil;tan fazla alınmamalı</strong></p>

<p>D vitamini d&uuml;zeyinin 20 ng/ml&rsquo;nin (50 nmol/L) &uuml;zerinde olmasını normal kabul edilir. &shy;Ancak ideali 30-50 ng/ml d&uuml;zeyinde olması olmasıdır. D vitamini d&uuml;zeyinin 10 ile 20 ng/ml (25-50 nmol/L) arasında olması D vitamini yetersizliği, &shy; D vitamini d&uuml;zeyinin 10 ng/ml&rsquo;nin (25 nmol/L) altında olması ise D vitamini eksikliğidir. G&uuml;nl&uuml;k alınması gereken en az doz 19-70 yaş arası i&ccedil;in 600 IU D vitamini (kolekalsiferol), 71 yaş ve &uuml;st&uuml; i&ccedil;in 800 IU D vitaminidir (kolekalsiferol).</p>

<p>Yaşlılarda ve D vitamini eksikliği y&ouml;n&uuml;nden riskli kişilerde daha y&uuml;ksek g&uuml;nl&uuml;k D vitamini dozu gerekebilir. B&ouml;brek yetmezliği, karaciğer yetmezliği ve hipoparatiroidi gibi ek hastalığı olanlarda tedavide kullanılan D vitamini formları ve dozları farklıdır. D vitamini ihtiya&ccedil;tan fazla alındığında v&uuml;cuda zarar verebilir. Ayrıca D vitamini ile birlikte mutlaka yeterli kalsiyum alımı sağlanmalıdır. D vitamini eksikliğinin ya da yetersizliğinin tedavisi mutlaka doktor tarafından yapılmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 26 Feb 2024 17:11:16 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[4 cilt tipine özel 4 bakım önerisi]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/4-cilt-tipine-ozel-4-bakim-onerisi-1517</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/4-cilt-tipine-ozel-4-bakim-onerisi-1517</guid>
            <description><![CDATA[<p>Temiz, bakımlı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmak nerdeyse t&uuml;m kadınların ama&ccedil;ları arasında yer alıyor. Uygun teknik ve doğru y&ouml;nt]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Temiz, bakımlı ve ışıl ışıl bir cilde sahip olmak nerdeyse t&uuml;m kadınların ama&ccedil;ları arasında yer alıyor. Uygun teknik ve doğru y&ouml;ntemlerle uygulanan cilt bakımı ya da d&uuml;zenli aralıklarla uygulanan cilt bakımı rutini istenilen sonu&ccedil;lar elde edilmesinde etkili oluyor. Daha sağlıklı ve iyi g&ouml;r&uuml;n&uuml;n bir cilt i&ccedil;in yapılacak bakımın parolasını ise cilt tipleri belirliyor.</p>

<p><strong>Yanlış cilt bakımı leke ve akne nedeni</strong></p>

<p>Cilt bakımı tekniklerinden ve uygulamalarından &ouml;nce bilinmesi gereken en &ouml;nemli husus cilt bakımının kişinin cilt yapısına g&ouml;re değişkenlik g&ouml;sterdiğidir. Cilt tipine g&ouml;re doğru se&ccedil;ilmeyen ve uygulanan cilt bakımı beklenenin aksine olumlu sonu&ccedil;lar yerine olumsuz sonu&ccedil;lara neden olmaktadır. Bunlar arasında; cilt lekeleri, yeni oluşan akneler, kızarıklık, morarma ve uygulanan b&ouml;lgeyi tahrip etme g&ouml;zlemlenebilir. Cilt tipinin belirlenmesinin yanı sıra cinsiyet ve yaş farklılığı da cilt bakımının nasıl yapılacağı konusunda değişkenlik g&ouml;sterebilmektedir. Erkek ve kadınlarda sebum yani yağ &uuml;retiminde farklılar olabileceği gibi gen&ccedil; yaşlarda kolajen &uuml;retimi daha y&uuml;ksek d&uuml;zeydeyken orta yaş ve ileri yaşta bu oran gittik&ccedil;e azalmaktadır. Bu bilgileri g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alarak cilt bakımının nasıl olabileceğinin belirlenmesi gerekir.</p>

<p><strong>Sadece g&uuml;zellik değil sağlık i&ccedil;in de cilde dikkat!</strong></p>

<p>Cilt sağlığının korunması ve ileri yaşlarda ciddi ton eşitsizliklerinin, pigment kayıplarının, kırışıklık, akne ve sivilce izleri gibi durumların g&ouml;zlemlenmemesi i&ccedil;in cilt bakımı rutini oluşturmak &ouml;nem arz etmektedir. Aynaya bakıldığında temiz ve g&uuml;zel bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml;, cinsiyet fark etmeksizin t&uuml;m bireylerde psikolojik olarak rahatlama hissi ve &ouml;zg&uuml;venin tazelenmesine yardımcı olacaktır. Bu durumu yalnızca g&uuml;zellik kaygısı olarak değerlendirmek doğru olmayacağı gibi, cilt problemlerinin sağlık a&ccedil;ısından doğuracağı sağlık sorunlarını da g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurmak gereklidir. B&ouml;brek sağlığı i&ccedil;in yeterli su ve tuz t&uuml;ketiminin sınırlandırılması ne kadar &ouml;nemli ise cilt sağlığı i&ccedil;in de d&uuml;zenli ve sağlıklı beslenmeye ek olarak cilt bakımı rutini oluşturulması o kadar &ouml;nemlidir.</p>

<p><strong>1-&nbsp;</strong><strong>Yağlı ciltler i&ccedil;in yapılacaklar</strong></p>

<p>Yağlı cilt tipleri, sivilce ve akne oluşumuna en yatkın olanlardır. Bundan dolayı uygulanan en ufak yanlış bir bakım veya aksatılan rutin bakımlar &ccedil;ok &ccedil;abuk sivilce ve siyah nokta oluşuma neden olabilmektedir. G&uuml;n i&ccedil;erisinde &ouml;zellikle y&uuml;zde &ccedil;ok fazla yağ birikimi olacağından su ile temizlemek &ouml;nemlidir. Yağlı ve nemli fond&ouml;ten, krem kullanımı sivilce oluşumuna yol a&ccedil;acaktır. Daha soft kremler ve kozmetik &uuml;r&uuml;nler daha yararlı olur. Uygun tonik kullanımı sağlanabilir. Sa&ccedil;lar, y&uuml;z ve &ccedil;evresinden olduğunca uzak tutulmalıdır.</p>

<p><strong>2-&nbsp;</strong><strong>Kuru ciltli olanlar ne yapmalı?</strong></p>

<p>Kuru cilt tipleri i&ccedil;in ise en b&uuml;y&uuml;k sorunların arasında kuruluktan dolayı kabuklanma ve d&ouml;k&uuml;lmeler g&ouml;r&uuml;l&uuml;r. Nem oranı d&uuml;ş&uuml;k daha soft krem ve kozmetik &uuml;r&uuml;nlerin kullanması &ouml;zellikle y&uuml;zde kusurlu bir g&ouml;r&uuml;nt&uuml; oluşumuna neden olacaktır. Y&uuml;z&uuml; nemli tutmak olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir. Her cilt tipinde olduğu gibi g&uuml;neşe kuru ciltlerinde maruz kalması zararlı olacaktır. Bu durumlara ek olarak aşırı sıcak su ile temas etmek daha kuru bir cilde yol a&ccedil;abileceğinden ılık su ile y&uuml;z ve v&uuml;cut yıkanması &ouml;nerilir.</p>

<p><strong>3-&nbsp;</strong><strong>Hassas ciltler i&ccedil;in nem &ouml;nemli</strong></p>

<p>Yanlış bir peeling, yanlış bir tonik veya yanlış se&ccedil;ilen bir cihazlı cilt bakımı hassas ciltler i&ccedil;in kalıcı cilt problemlerine yol a&ccedil;abilir. Hatta cildi hemen tahriş ederek kalıcı izlere yol a&ccedil;abilir. Bundan dolayı se&ccedil;ilen medikal y&ouml;ntem ya da kozmetik, bitkisel &uuml;r&uuml;n bir uzman tarafından &ouml;nerilmelidir. Vitamin ve mineral i&ccedil;erikli &uuml;r&uuml;nlerin kullanılması &ouml;nerilir. Cildi nemli tutmak &ouml;nemlidir. G&uuml;neş koruyucular vazge&ccedil;ilmezdir.</p>

<p><strong>4-&nbsp;</strong><strong>Yıpranmış ciltler i&ccedil;in tedavi gerekli</strong></p>

<p>Yıpranmış ciltler i&ccedil;in kozmetik ve bitkisel bakımlardan ziyade uzman bir dermatoloğun &ouml;nerdiği medikal tedavi y&ouml;ntemleri daha sağlıklı olacaktır. Burada yıpranmaya neden olan ana etken tespit edilerek tedavi y&ouml;ntemi belirlenmelidir. Son yıllarda evde uygulanan kahve, limon k&uuml;r&uuml; veya ballı ceviz k&uuml;r&uuml; yerine daha kalıcı kesin &ccedil;&ouml;z&uuml;mler değerlendirilmelidir.</p>

<p><strong>Cilt sağlığınız i&ccedil;in bu 14 madde &ouml;nemli</strong></p>

<p>Her yaş aralığında kişilerin sağlıklı bir cilt i&ccedil;in uygulaması gereken bazı &ouml;nemli ipu&ccedil;ları bulunur.</p>

<p>1. Dengeli ve d&uuml;zenli beslenmek,</p>

<p>2. Aşırı yağlı yiyeceklerden ka&ccedil;ınmak veya fast food t&uuml;ketmemek,</p>

<p>3. Yeteri kadar su t&uuml;ketmek,</p>

<p>4. Spor ve egzersiz yapmak,</p>

<p>5. Yastık y&uuml;zlerini sık sık değiştirmek,</p>

<p>6. Sa&ccedil;ların y&uuml;z ve alına &ccedil;ok fazla temas etmemesini sağlamak,</p>

<p>7. Makyajlı veya ciltte kozmetik &uuml;r&uuml;nleri silmeden uyumamak,</p>

<p>8. Aşırı fond&ouml;ten ve krem kullanımından ka&ccedil;ınmak,</p>

<p>9. G&uuml;neşe &ccedil;ıkıldığında cilde uygun g&uuml;neş kremi kullanmak,</p>

<p>10. Y&uuml;z ve v&uuml;cut havlularının kişiye &ouml;zel ve hijyenik olmasına dikkat etmek,</p>

<p>11. Y&uuml;z ve v&uuml;cudu d&uuml;zenli yıkamak,</p>

<p>12. Aşırı kimyasal kozmetik &uuml;r&uuml;nleri kullanmamak,</p>

<p>13. Yeterli vitamin alımına &ouml;zen g&ouml;stermek,</p>

<p>14. Doğal &uuml;r&uuml;nleri tercih etmek</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 22 Feb 2024 18:54:08 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Grip sonrası bağışıklık sisteminizi bu besinlerle güçlendirin]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/grip-sonrasi-bagisiklik-sisteminizi-bu-besinlerle-guclendirin-1512</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/grip-sonrasi-bagisiklik-sisteminizi-bu-besinlerle-guclendirin-1512</guid>
            <description><![CDATA[<p>Grip, influenza vir&uuml;s&uuml;n&uuml;n neden olduğu olduk&ccedil;a bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur. Grip semptomları genellikle yaklaşık]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Grip, influenza vir&uuml;s&uuml;n&uuml;n neden olduğu olduk&ccedil;a bulaşıcı bir solunum yolu enfeksiyonudur. Grip semptomları genellikle yaklaşık bir hafta s&uuml;rer. İyileştikten sonra bir hafta daha yorgunluk, halsizlik ve &ouml;ks&uuml;r&uuml;k yaşamaya devam edilebilir. Yorgunluk, v&uuml;cudun viral bir enfeksiyonla m&uuml;cadeleye verdiği tepkinin normal bir par&ccedil;asıdır.</p>

<p>Taze meyve ve sebzeler, et veya tavuk sulu &ccedil;orbalar vir&uuml;sle savaşırken bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendiren &ouml;nemli vitaminler, mineraller ve antioksidanlar sağlar. V&uuml;cut direncini g&uuml;&ccedil;lendirmek ve korumak i&ccedil;in &ouml;ğ&uuml;nlerin sade ama besleyici gıdalarla yapılması gerekmektedir.</p>

<p><strong>Sıvı ihtiyacı en iyi su ile karşılanıyor</strong></p>

<p>V&uuml;cudun kaybedilen sıvıyı yerine koymak i&ccedil;in bol miktarda sıvıya, hatta enfeksiyonla m&uuml;cadele etmek i&ccedil;in daha fazlasına ihtiyacı vardır. Sıvı ihtiyacı en iyi su ile karşılanır ancak ıhlamur, ekinezya, kuşburnu gibi bitkisel &ccedil;aylar da t&uuml;ketilebilir. Ayrıca bitki &ccedil;aylarına 1 tatlı kaşığı bal ilavesi de yapılabilir. Bunlar semptomlar &uuml;zerinde rahatlatıcı bir etki de g&ouml;sterir. Kahve, siyah &ccedil;ay ve alkol t&uuml;ketimi v&uuml;cutta su kaybına neden olduğu i&ccedil;in hastalık ve toparlanma s&uuml;reci boyunca t&uuml;ketilmemelidir. Griple savaşırken v&uuml;cudun en iyi ilacı uykudur. Bağışıklık h&uuml;creleri &ouml;zellikle gece uykusu sırasında &ccedil;oğalır, bu nedenle en ge&ccedil; 22:00&rsquo;de yatağa girilmesi ve en az 8 saat uyunması fayda sağlayacaktır.</p>

<p><strong>Sağlıklı beslenme v&uuml;cudu hastalıklara karşı koruyor</strong></p>

<p>Bağışıklık h&uuml;creleri de dahil olmak &uuml;zere t&uuml;m h&uuml;crelerin sağlığı ve işlevi i&ccedil;in &ccedil;eşitli bir diyetin par&ccedil;ası olarak yeterli miktarda besin t&uuml;ketmek gerekir. Sağlıklı beslenme v&uuml;cudu mikrobiyal saldırılara ve aşırı iltihaplanmaya daha iyi hazırlayabilir, ancak tek tek gıdaların &ouml;zel koruma sağlaması pek olası değildir. V&uuml;cudun bağışıklık tepkisinin her aşaması, bir&ccedil;ok mikro besinin varlığına dayanır. Bağışıklık h&uuml;crelerinin b&uuml;y&uuml;mesi ve işlevi i&ccedil;in kritik olduğu belirlenen besin &ouml;rneklerine C vitamini, D vitamini, &ccedil;inko, selenyum, demir ve protein (amino asit glutamin) dahildir. Bunlar &ccedil;eşitli bitkisel ve hayvansal gıdalarda bulunurlar.</p>

<p><strong>Bu besinler bağışıklığı destekliyor</strong></p>

<p>Bazı besin &ouml;gelerinin eksikliği v&uuml;cudun bağışıklık tepkisini değiştirebilir. Bilimsel &ccedil;alışmalarda &ccedil;inko, selenyum, demir, bakır, folik asit ve A, B6, C, D ve E vitaminlerindeki eksikliklerin bağışıklık tepkilerini değiştirebileceği g&ouml;sterilmiştir. Bu besinler bağışıklık sistemine &ccedil;eşitli şekillerde yardımcı olmaktadır.</p>

<p>&middot; Sarımsaktaki aktif bileşen olan allicin sativum&#39;un soğuk algınlığı &uuml;zerinde antiviral ve antimikrobiyal etkileri bulunur.</p>

<p>&middot; Kırmızıbiber, maydanoz ve t&uuml;m narenciye meyveleri C vitamini bakımından y&uuml;ksektir.</p>

<p>&middot; Brokoli vitamin ve mineraller ile g&uuml;&ccedil;lendirilmiştir. A, C ve E vitaminlerinin yanı sıra lif ve diğer bir&ccedil;ok antioksidanla dolu brokoli, tabağınıza koyabileceğiniz en sağlıklı sebzelerden biridir.</p>

<p>&middot; Zencefil ve zerde&ccedil;al iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir, bu da boğaz ağrısını ve iltihaplı hastalıkları azaltmaya yardımcı olabilir. Zencefil mide bulantısına da yardımcı olabilir.</p>

<p>&middot; Kara m&uuml;rver yıllardır soğuk algınlığı ve grip tedavisinde kullanılmaktadır. Bilimsel &ccedil;alışmalarda, g&uuml;nde d&ouml;rt kez m&uuml;rver takviyesi t&uuml;keten grip hastalarında ateş, baş ağrısı, kas ağrıları, burun tıkanıklığı ve &ouml;ks&uuml;r&uuml;kte azalma g&ouml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. Bulantı, kusma ve ishale neden olabileceğinden &ccedil;iğ m&uuml;rver tercih edilmemelidir.</p>

<p>&middot; Ispanak, flavonoidler, karotenoidler, C ve E vitamini dahil olmak &uuml;zere bir&ccedil;ok temel besin ve antioksidan i&ccedil;erdiğinden bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirir. Kereviz ve portakal/kivi, bir&ccedil;ok insanın soğuk algınlığı hissettiğinde başvurduğu vitamin olan m&uuml;kemmel bir C vitamini kaynağıdır. Havu&ccedil;, bir tip antioksidan olan beta karoten i&ccedil;eriği nedeniyle bağışıklık sistemini destekler.</p>

<p>&middot; Meyve ve sebzeler, ne kadar renkliyse o kadar iyidir. Canlı renkler, karotenoidler, polifenoller, flavonoidler ve antosiyaninler gibi antioksidan ve antienflamatuar fitokimyasalların varlığına işaret eder.</p>

<p>&middot; Karahindiba ve roka gibi acı yeşillikler, sağlam doğal &ouml;ld&uuml;r&uuml;c&uuml; h&uuml;cre &uuml;retimini ve uygun T h&uuml;cresi işlevini desteklemek i&ccedil;in karaciğer sağlığını destekler.</p>

<p>&middot; Tam tahıllar ve baklagiller sağlıklı bir bağırsak i&ccedil;in lif sağlar. Bağırsak, bağışıklık aktivitesinin &ouml;nemli bir merkezi olduğundan, onu dengede tutmak &ouml;nemlidir! Bu gıdalar ayrıca ilave bağışıklık desteği i&ccedil;in B vitaminleri ve &ccedil;inko i&ccedil;erir.</p>

<p>&middot; Keten tohumu, iyi bir anti-inflamatuar Omega-3 yağ asitleri kaynağıdır. Ayrıca, &ouml;ğ&uuml;nlere sağlıklı yağlar eklemek, bağışıklık sağlığı i&ccedil;in &ccedil;ok &ouml;nemli olan A, D ve E gibi yağda &ccedil;&ouml;z&uuml;nen vitaminlerin emilimine yardımcı olur.</p>

<p>&middot; Chia tohumları, i&ccedil;erdiği Omega-3 yağ asitleri sebebiyle v&uuml;cudumuzda inflamasyonu azaltır. Bağırsak ve bağışıklık sistemimizi destekler. Kakao, v&uuml;cudun h&uuml;crelerini serbest radikallerden koruyarak bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirmeye yardımcı olabilecek teobromin adı verilen bir antioksidan i&ccedil;erir. Yaban mersini bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirmeye yardımcı olabilecek antioksidan &ouml;zelliklere sahip olan antosiyanin adı verilen bir t&uuml;r flavonoid i&ccedil;erir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 19 Feb 2024 14:17:04 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[İş hayatında sağlıklı beslenmenin 7 kuralı]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/is-hayatinda-saglikli-beslenmenin-7-kurali-1510</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/is-hayatinda-saglikli-beslenmenin-7-kurali-1510</guid>
            <description><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının iş hayatında da edinilmesi, &ccedil;alışanların yalnızca fiziksel sağlığı i&ccedil;in değil, aynı zamanda zihin]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının iş hayatında da edinilmesi, &ccedil;alışanların yalnızca fiziksel sağlığı i&ccedil;in değil, aynı zamanda zihinsel sağlıkları, &uuml;retkenlikleri ve iş tatminleri a&ccedil;ısından da b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor. G&uuml;n&uuml;m&uuml;z iş hayatı; masabaşında, bilgisayar karşısında ge&ccedil;irilen uzun &ccedil;alışma saatlerini ve sık seyahat etmeyi gerektiriyor. Bu durum stresi de beraberinde getiriyor. Yaşam tarzı, obezite g&ouml;r&uuml;lme sıklığının &ccedil;alışanlar arasında her ge&ccedil;en g&uuml;n artmasına neden olduğu gibi, k&ouml;t&uuml; beslenme alışkanlıkları kalp hastalığı, diyabet ve kanser gibi &ccedil;eşitli sağlık sorunlarına da yol a&ccedil;ıyor.</p>

<p><strong>Doğru besin t&uuml;ketmek stresi azaltır</strong></p>

<p>T&uuml;ketilen yiyecekler v&uuml;cut tarafından glikoza d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lerek v&uuml;cuda ve beyne g&uuml;&ccedil; sağlayan enerji yaratılır. V&uuml;cudun ve beynin glikozu azaldığında, odaklanmakta ve konsantre olmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k &ccedil;ekilir. Yapılan araştırmalar, sağlıklı beslenen &ccedil;alışanların g&uuml;n i&ccedil;erisinde enerjisinin arttığını ve daha verimli olduklarını ortaya koymaktadır. Sağlıklı besinler beyin fonksiyonlarını iyileştirerek iş zorluklarıyla baş etmeyi kolaylaştırır. Araştırmalara g&ouml;re, sağlıklı beslenme alışkanlıklarını s&uuml;rd&uuml;ren kişilerin strese maruz kalma olasılıkları daha d&uuml;ş&uuml;kt&uuml;r. Bu da performanslarının artmasına neden olur.</p>

<p><strong>Olumsuz beslenme alışkanlıklarınızın farkında olun</strong></p>

<p>Ofis &ccedil;alışanlarında obezite g&ouml;r&uuml;lmesinin başlıca nedeni uzun s&uuml;re hareketsiz masabaşında oturmaktır. Olumsuz beslenme alışkanlıkları olarak; toplu &ccedil;alışma alanlarında aralarda abur-cubur besinler atıştırmak, &ouml;ğle yemeğini masada fast-food tarzı yağlı ve kalorili besinlerden oluşan bir m&ouml;n&uuml;yle yapmak, masada su yerine s&uuml;rekli &ccedil;ay, kahve, meşrubat tarzı i&ccedil;ecekler t&uuml;ketmek, ofis i&ccedil;erisinde ara &ouml;ğ&uuml;n bulundurmamak, toplantıların sık ve uzun saatler s&uuml;rmesi sonucunda ara veya ana &ouml;ğ&uuml;nleri atlamak olarak sıralanabilir.</p>

<p><strong>İş hayatında bunlara dikkat ederek sağlıklı beslenebilirsiniz;</strong></p>

<p>1- Sabah g&uuml;ne mutlaka kahvaltıyla başlayın.</p>

<p>2- İş stresini azaltmak i&ccedil;in işyerinde g&uuml;n i&ccedil;inde 5 dakikalık y&uuml;r&uuml;y&uuml;şler yapın.</p>

<p>3- &Ouml;ğle yemeği şirkette servis ediliyorsa karbonhidratlı, ağır gıdalar yerine hafif ve d&uuml;ş&uuml;k kalorili yemekler tercih edin. &Ouml;zellikle salata ve protein i&ccedil;eren bir besin sizi uzun s&uuml;re tok tutacak, atıştırmaları engelleyecek ve &ouml;ğleden sonra daha verimli &ccedil;alışmanızı sağlayacaktır.</p>

<p>4- Meşrubat tarzı i&ccedil;ecekleri t&uuml;ketmek yerine masalarınıza bir s&uuml;rahi su alın ve bol bol su t&uuml;ketin.</p>

<p>5- &Ccedil;ay, kahve yerine bitki &ccedil;aylarını tercih edin. &Ouml;zellikle stresi azalttığı i&ccedil;in rezene, bağışıklık sistemi i&ccedil;inse ada&ccedil;ayı ve ıhlamur t&uuml;ketin.</p>

<p>6- Sık seyahat etmek zorunda olan kişiler kilolarını korumak ve sağlıklı beslenmek i&ccedil;in az ve sık yemek zorundadır. Yağsız kraker ile ayran, kuru kayısı, ceviz veya badem, 1 meyve, 1 avu&ccedil; leblebi, yarım simit ile peynir, yağsız tost ve ayran her yerde bulabilecek, pratik ve sağlıklı tercihlerdir. Bulunulan şehir veya &uuml;lke koşullarına g&ouml;re her g&uuml;n 5-6 porsiyon sebze ve meyve t&uuml;ketilmelidir.</p>

<p>7- Toplantılarda ikram edilen kurabiyelerden uzak durun. Bunlar yerine yağsız kraker, &ccedil;eyrek simit, kuru kayısı, ceviz, peynirli kepekli sandvi&ccedil;ler, &ccedil;iğ sebzeler ve bitki &ccedil;ayları tercih edebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 16 Feb 2024 14:34:50 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Gece görülen kemik ağrısı tümör habercisi olabilir]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gece-gorulen-kemik-agrisi-tumor-habercisi-olabilir-1509</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gece-gorulen-kemik-agrisi-tumor-habercisi-olabilir-1509</guid>
            <description><![CDATA[<p>&Ccedil;ocuklarda da sık&ccedil;a rastlanan kemik t&uuml;m&ouml;rleri genellikle ilk belirtilerini uzun s&uuml;re şiddetli şekilde devam eden ve da]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ocuklarda da sık&ccedil;a rastlanan kemik t&uuml;m&ouml;rleri genellikle ilk belirtilerini uzun s&uuml;re şiddetli şekilde devam eden ve daha &ccedil;ok geceleri ağrı yapan kemik ağrılarıyla g&ouml;steriyor. Yaş aralığına bakıldığında ( 5-20 yaş) en &ccedil;ok &ccedil;ocukluk ve gen&ccedil;lik d&ouml;nemlerinde k&ouml;t&uuml; huylu t&uuml;m&ouml;rler oluşabiliyor. Bazı yetişkinlerdeyse kemik t&uuml;m&ouml;rleri fiziksel olarak dışarıdan belli olabilecek şişlikler oluşana dek hi&ccedil;bir belirti vermeden ilerleyebiliyor. Kemiklerde g&ouml;r&uuml;len ağrı ile birlikte k&uuml;&ccedil;&uuml;k patolojik kırıklar ya da şişlikler kemik t&uuml;m&ouml;r&uuml;n&uuml;n ilk işaretlerini veriyor. Kemik yapısında oluşan t&uuml;m&ouml;r&uuml;n zamanla kemiklerde ciddi kırılmalarla ilerleyebileceği de belirtiliyor.&nbsp;Ciddi kırılmalar yaşamamak i&ccedil;in kemik sağlığınızı korumanız ve mutlaka hekim kontrollerinizi yaptırmanız gerekiyor.</p>

<p><strong>Genetik anormallikler &ccedil;ocuklarda osteosarkom yapabiliyor</strong></p>

<p>Kemik t&uuml;m&ouml;rleri iyi huylu ve k&ouml;t&uuml; huylu t&uuml;m&ouml;rler olarak ayrılmaktadır. İyi huylu t&uuml;m&ouml;rler genellikle hekim kontrol&uuml; sonrasında ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Hi&ccedil;bir belirti vermeyen bu t&uuml;m&ouml;rler rastlantısal olarak ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Zamanla ilerleyerek kemiklerde yıkıcı hasarlar ve son evrede kas kaybı, dokularda yıkım, ciddi kemik kırılmaları oluşturabilmektedir. Ailede kanser &ouml;yk&uuml;s&uuml; de kemik t&uuml;m&ouml;rlerinde etken olabilmektedir. K&ouml;t&uuml; huylu kemik t&uuml;m&ouml;rlerinden biri olan osteosarkom genellikle &ccedil;ocuklarda ve gen&ccedil;lerde sık sık g&ouml;r&uuml;lmektedir. Osteosarkom t&uuml;m&ouml;r&uuml; genetik fakt&ouml;rlere bağlı ortaya &ccedil;ıkabilen genellikle diz b&ouml;lgesinde belirti veren bir t&uuml;m&ouml;r &ccedil;eşididir. &Ccedil;ocuklarda b&uuml;y&uuml;me ve gelişme d&ouml;neminde kemiklerin hızlı b&uuml;y&uuml;y&uuml;p gelişmesi kemik t&uuml;m&ouml;r&uuml;n&uuml; tetikleyebilen bir diğer risk fakt&ouml;r&uuml; olabilmektedir.</p>

<p><strong>Kemik t&uuml;m&ouml;r&uuml;n&uuml;z&uuml;n t&uuml;r&uuml;n&uuml; &ouml;ğrenmek i&ccedil;in hekim kontrol&uuml; şart</strong></p>

<p>&Uuml;lkemizde genellikle gen&ccedil; yaş gruplarında g&ouml;r&uuml;len kemik t&uuml;m&ouml;rleri hen&uuml;z nedeni tam olarak bilinmeyen bir hastalık t&uuml;r&uuml; olup, kemikte ağrı, şişme, kemiklerde oluşan kırılmalar, kırılmalar sonucunda ortaya &ccedil;ıkan hareket kısıtlılıkları, kemik &uuml;zerinde şişlik oluşumu, ateş gibi belirtilerle anlaşılabilmektedir. Kemik yoğunluğunun azalmasıyla birlikte kemiklerde sağlık problemleri ortaya &ccedil;ıkmaya başlayabilir. Kemik yoğunluğunun azalmasını &ouml;nlemek amacıyla doğru beslenmek, d&uuml;zenli spor yapmak ve yaralanmalardan ka&ccedil;ınmak gerekiyor.Bu belirtilerden ş&uuml;phelenen kişilerin mutlaka hekim kontrollerini yaptırıp kemik sağlıkları hakkında bilgi sahibi olmaları &ouml;nemlidir. Hekim muayenesi sonucunda kemik t&uuml;m&ouml;r&uuml; teşhisi almış kişilerde &ouml;nce t&uuml;m&ouml;r&uuml;n iyi ya da k&ouml;t&uuml; huylu olduğu belirlenmekte ve t&uuml;m&ouml;r&uuml;n t&uuml;r&uuml;ne g&ouml;re tedavi uygulamalarına başlanmaktadır.</p>

<p><strong>Teşhis sonrasında tanı ve tedavi i&ccedil;in ge&ccedil; kalmayın!</strong></p>

<p>K&ouml;t&uuml; huylu t&uuml;m&ouml;rlerde hızlı m&uuml;dahale &ouml;nemlidir. İyi huylu t&uuml;m&ouml;rlerde de takip ve g&ouml;zlem &ouml;ne &ccedil;ıkmaktadır. Sağlıklı bir takip ve iyi bir g&ouml;zlem ile t&uuml;m&ouml;r&uuml;n kemiklere verdiği hasarın tespiti yapılmalıdır. Son evrede bulunmayan kişiler i&ccedil;in ise &ouml;ncelik hareket kısıtlılığını &ouml;nlemek ve estetik kaygıyı azaltmak i&ccedil;in &ouml;nlemler almak olmaktadır. Kemiklerde metastaz olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. T&uuml;m&ouml;rlerde tanı konulduktan sonra t&uuml;r&uuml;ne ve &ccedil;eşidine, yayılma hızına bakılarak uygun tedavi y&ouml;ntemi belirlenmektedir. Hekim tarafından cerrahi m&uuml;dahalelerle rahatsızlığın ilerlemesini &ouml;nleme ama&ccedil;lı kemik bankasından gelen ya da hastanın kendi dokusundan alınan kemik ile kemik boşluğunu doldurma işlemi uygulanabilmektedir. Başarı sağlandıktan sonra mutlaka d&uuml;zenli hekim kontrolleri sağlanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 15 Feb 2024 16:54:46 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Çocukluk çağı kanserlerinin 13 belirtisine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-13-belirtisine-dikkat-1507</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cocukluk-cagi-kanserlerinin-13-belirtisine-dikkat-1507</guid>
            <description><![CDATA[<p>D&uuml;nyada her yıl 15 yaşın altındaki 350 bin &ccedil;ocuk, T&uuml;rkiye&rsquo;de ise yaklaşık 3.500-4000 &ccedil;ocuk kanser tanısı alarak tedav]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>D&uuml;nyada her yıl 15 yaşın altındaki 350 bin &ccedil;ocuk, T&uuml;rkiye&rsquo;de ise yaklaşık 3.500-4000 &ccedil;ocuk kanser tanısı alarak tedavi g&ouml;r&uuml;yor. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri t&uuml;m kanserlerin % 1&rsquo;ini oluşturuyor. D&uuml;nyada her yıl oluşan kanserlerin %2-4 kadarı 19 yaş altı &ccedil;ocuk yaş grubunda gelişiyor ve giderek daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Erken tanı ve tedavi alanındaki teknolojik gelişmeler &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinin tedavi başarısını artırıyor.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinin bir&ccedil;oğunun nedeni belirlenemiyor</strong></p>

<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde gelişmiş &uuml;lkelerde her 900 erişkinden biri &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanseri ge&ccedil;irmiş ve iyileşmiş/ kurtulmuş durumdadır. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağında erişkinlerden farklı olarak daha &ccedil;ok embriyonel tipte kanserler g&ouml;r&uuml;lmektedir. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanser tanısı alan olguların yaklaşık %5&rsquo;inde kanser oluşması/gelişmesinde genetik nedenler rol oynamaktadır. Bu kalıtsal hastalıklar arasında Down sendromu, n&ouml;rofibromatozis (v&uuml;cutta s&uuml;tl&uuml; kahve lekeleri ile karakterize), t&uuml;beroskleroz, kromozom kırık sendromları (Fanconi anemisi, Bloom sendromu, Ataxi-Telenjiektazi vb.) ve v&uuml;cudun bir yarısının diğer yarısına g&ouml;re daha b&uuml;y&uuml;k olması (hemihipertrofi) sayılabilir. Ancak &ccedil;oğu &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserinin nedeni belirlenememektedir. Bu y&uuml;zden &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri i&ccedil;in bir tarama programı yoktur.</p>

<p><strong>D&uuml;nyada ve T&uuml;rkiye&rsquo;de l&ouml;semi ilk sırada yer alıyor</strong></p>

<p>Halk arasında kan kanseri olarak bilinen l&ouml;semiler en sık g&ouml;r&uuml;len &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri arasında ilk sırada yer almaktadır. T&uuml;rkiye ve d&uuml;nyada &ccedil;ocukluk &ccedil;ağında g&ouml;r&uuml;len kanserlerin %30&rsquo;unu l&ouml;semiler oluşturmaktadır. Beyin t&uuml;m&ouml;rleri ikinci sırada ve lenfoma adı verilen lenf bezi kanserleri (Hodgkin ve Hodgkin dışı lenfoma) ise &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; sırada yer almaktadır. Onu sırası ile n&ouml;roblastom (b&ouml;brek &uuml;st&uuml; bezinden k&ouml;ken alan bir t&uuml;m&ouml;r), Wilms t&uuml;m&ouml;r&uuml; (b&ouml;brek t&uuml;m&ouml;r&uuml;), yumuşak doku sarkomları (Rabdomiyosarkom ve Ewing sarkoma) izlemektedir. Kemik kanseri (osteosarcoma), cilt kanseri (malign melanoma), g&ouml;z kanseri (retinoblastoma), karaciğer kanserleri (hepatoblastoma ve hepatosel&uuml;ler karsinoma) ise daha az sıklıkta g&ouml;r&uuml;len diğer &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri arasında sayılabilir. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri her yaşta g&ouml;r&uuml;lebilmesine rağmen &ouml;zellikle embriyo d&ouml;nemindeki kalıntılardan k&ouml;ken alan embriyonel kanserler hayatın ilk beş yılı i&ccedil;erisinde daha sık g&ouml;r&uuml;lmektedirler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Erken tanı tedavilerin başarı oranını artırıyor</strong></p>

<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinde kanser tipine g&ouml;re kemoterapi, radyoterapi, cerrahi tedaviler, k&ouml;k h&uuml;cre nakilleri ve bunların değişik kombinasyonları kullanılmaktadır. Erken tanı konulması, son yıllarda tanı ve tedavi alanındaki teknolojik gelişmeler, takip olanakları, destek tedavilerdeki gelişmelerle birlikte standart riskli l&ouml;semiler ve lenfomalarda iyileşme oranları %90 ve solid t&uuml;m&ouml;rde iyileşme oranları %70&rsquo;lere ulaşmıştır. Bu başarılı sonu&ccedil;ları sağlayabilmek i&ccedil;in &ouml;nemli basamaklardan biri &ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerindeki farkındalığı artırarak erken tanının sağlanmasıdır.</p>

<p><strong>D&uuml;zenli doktor kontrol&uuml; ve koruyucu &ouml;nlemler &ccedil;ok &ouml;nemli</strong></p>

<p>Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir. Fakat hem hastalığın kendisi hem de uygulanan tedavilerin bağışıklık sistemini etkilemesi nedeniyle hastalar enfeksiyonlara daha yatkın hale gelmektedir. Bu nedenle kanser tedavisi g&ouml;ren &ccedil;ocukların tedavi s&uuml;resince maske takmaları ve hijyen tedbirlerine uymaları enfeksiyonlardan ka&ccedil;ınmak i&ccedil;in &ouml;nem taşımaktadır.</p>

<p>&Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserlerinde kesin bir korunma yolu yoktur. Ancak kansere karşı koruyucu olabilecek &ouml;nlemler aşağıdaki gibi sıralanabilir;</p>

<p>&middot; Sağlıklı yaşam a&ccedil;ısından iyi beslenmek ve paketli hazır gıdaların t&uuml;ketimini azaltmak,</p>

<p>&middot; Enfeksiyonlardan korunmak,</p>

<p>&middot; Bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lendirmek,</p>

<p>&middot; Fiziksel aktiviteyi artırmak ve spor yapmak,</p>

<p>&middot; Kimyasal karsinojen maddelerden uzak durmak,</p>

<p>&middot; Radyasyon ve manyetik alandan uzak durmak,</p>

<p>&middot; G&uuml;neş ışınlarına aşırı maruziyetten ka&ccedil;ınmak ve her mevsim g&uuml;neş koruyucu kullanmak.</p>

<p>&Ouml;zetle; t&uuml;m &ccedil;ocukların d&uuml;zenli doktor kontrol&uuml;nde olmaları &ouml;nemlidir. Ailelerin herhangi bir kanser ş&uuml;phesi durumunda tam teşekk&uuml;ll&uuml; bir sağlık kurumuna başvurmaları gerekmektedir. &Ccedil;ocukluk &ccedil;ağı kanserleri g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde tedavi başarısı y&uuml;ksek hastalıklardır. Bu başarı ancak erken tanı ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>

<p><strong>Bu belirtiler varsa dikkat!</strong></p>

<p>Sevgili anneler-babalar; &ccedil;ocuğunuzda aşağıdaki belirtiler varsa mutlaka bir &ccedil;ocuk hematoloji-onkoloji hekimine başvurmayı ihmal etmeyin.</p>

<p>1. A&ccedil;ıklanamayan kilo kayıpları</p>

<p>2. Lenf bezelerinde b&uuml;y&uuml;me</p>

<p>3. Antibiyotik tedavisine yanıt vermeyen ateş</p>

<p>4. Kemik ağrısı, y&uuml;r&uuml;meye başlamış bir &ccedil;ocuğun y&uuml;r&uuml;meyi reddetmesi</p>

<p>5. Halsizlik, yorgunluk, kansızlık</p>

<p>6. Son d&ouml;nemde sık enfeksiyon veya iyileşmeyen enfeksiyonlar</p>

<p>7. Travma olmaksızın veya travmayla orantısız şekilde kolay morarma</p>

<p>8. Karın şişliği</p>

<p>9. V&uuml;cudun herhangi bir yerinde ele gelen şişlik veya kitleler</p>

<p>10. &Ouml;zellikle sabahları olan şiddetli baş ağrısı ve eşlik eden fışkırır tarzda kusma</p>

<p>11. Son d&ouml;nemde olan kişilik değişiklikleri ve okul başarısında d&uuml;şme</p>

<p>12. Y&uuml;r&uuml;me bozukluğu, denge problemleri</p>

<p>13. G&ouml;z bebeği ortasında/pupillada mat renk değişimi, g&ouml;zde kayma, &ccedil;ift g&ouml;rme</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 14 Feb 2024 14:31:33 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Astigmat çocuğunuzu okuldan soğutmasın]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/astigmat-cocugunuzu-okuldan-sogutmasin-1504</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/astigmat-cocugunuzu-okuldan-sogutmasin-1504</guid>
            <description><![CDATA[<p>Toplumda sık rastlanan ve doğuştan gelen astigmat, genellikle ilkokul &ccedil;ağındaki &ccedil;ocukluk d&ouml;nemlerinde ortaya &ccedil;ıkan &ouml;]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumda sık rastlanan ve doğuştan gelen astigmat, genellikle ilkokul &ccedil;ağındaki &ccedil;ocukluk d&ouml;nemlerinde ortaya &ccedil;ıkan &ouml;nemli g&ouml;rme problemlerinin başında geliyor. Korneadaki şekil bozukluğundan kaynaklanan astigmat, kişilerin hem uzağı hem de yakını g&ouml;rmelerinde &ouml;nemli problemlere neden olabiliyor. Okula başlayan &ccedil;ocuklar &ldquo;tahtayı uzaktan, kitabımı ise yakından net g&ouml;remiyorum, bu y&uuml;zden de başım ağrıyor&rdquo; gibi s&ouml;ylemlerle okula gitmek istemeyebiliyor. &Ccedil;ocukların hem okul hayatında hem de yetişkinlik d&ouml;neminde bu şikayetlerle karşılaşmaması i&ccedil;in bebeklik &ccedil;ağından başlayarak rutin g&ouml;z muayenelerinin aksatılmadan yapılması gerekiyor. Bebeklik d&ouml;neminde astigmat teşhisi konulan &ccedil;ocuklarda kendiliğinden d&uuml;zelme g&ouml;r&uuml;lebiliyor. Okul &ccedil;ağında ve yetişkinlik d&ouml;neminde teşhis edilen astigmat da kişiye &ouml;zel tedavilerle kontrol altına alınabiliyor.</p>

<p><strong>G&ouml;rme problemi yaşayan &ccedil;ocuğunuz okula gitmek istemiyorsa</strong></p>

<p>G&ouml;z&uuml;n kırma yani refraksiyon kusurlarından biri olan astigmat, miyop ve hipermetropa g&ouml;re toplumda daha az g&ouml;r&uuml;len, hem yakını hem de uzağın bulanık g&ouml;r&uuml;lmesine sebep olan &ouml;nemli bir g&ouml;rme problemidir. Doğuştan gelen astigmatın ilk belirtileri &ccedil;ocukluk d&ouml;neminde ilkokul başlangıcında ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu nedenle okula giden &ccedil;ocuklar g&ouml;rme problemleri yaşayabilmekte hatta okuldan soğuyabilmektedir.</p>

<p><strong>&Ccedil;ift g&ouml;rme veya g&ouml;zde kaymaya neden olabilir</strong></p>

<p>Astigmat g&ouml;zdeki kornea ve lens tabakasındaki eğimden kaynaklanan bir sorundur. Kornea kubbeye benzer bir tabakadır. Bunun eliptik olmasıyla astigmatizma meydana gelmektedir. Bazen g&ouml;z yaralanması ya da bazı g&ouml;z cerrahilerinden sonra da astigmat gelişebilmektedir. İleri seviyelerde &ccedil;ift g&ouml;rme, g&ouml;zlerde kayma gibi &ouml;nemli g&ouml;z hasarlarına da neden olabilen astigmat şu belirtilerle kendisini belli eder;</p>

<p>&middot; Bulanık ya da &ccedil;arpık g&ouml;rme</p>

<p>&middot; G&ouml;z yorgunluğu</p>

<p>&middot; G&ouml;zde rahatsızlık hissi</p>

<p>&middot; Baş ağrısı</p>

<p>&middot; Gece g&ouml;r&uuml;ş&uuml;nde zorlanma</p>

<p>&middot; G&ouml;zleri kısma</p>

<p><strong>G&ouml;z tembelliği &ccedil;ocuğunuzun okul başarısını d&uuml;ş&uuml;rmesin</strong></p>

<p>Astigmat basit bir g&ouml;z muayenesiyle teşhis edilebilmektedir. Bu muayene hem g&ouml;z sağlığını kontrol eder hem de g&ouml;z&uuml;n ışığı nasıl kırdığını belirleyen bir dizi test i&ccedil;ermektedir. Rutin bir g&ouml;z muayenesinde otorefraktometre veya retinoskopi y&ouml;ntemleri kullanılmaktadır. İleri aşamadaki astigmatta kornea topografisi &ouml;l&ccedil;&uuml;m&uuml; de yapılmaktadır. Astigmat, miyop astigmat tedavisi, hipermetrop astigmat tedavisi g&ouml;zl&uuml;k ve kontakt lenslerle yapılmaktadır. Okul &ccedil;ağından &ouml;nce astigmat sorunu tek g&ouml;zde y&uuml;ksek numarada veya iki g&ouml;zde de y&uuml;ksek numarada &ccedil;ıkabilmektedir. Eğer &ccedil;ocuğun astigmattaki g&ouml;z numarası 2.00 &ndash; 2.50 &uuml;zerindeyse hemen g&ouml;zl&uuml;k tedavisine başlanmalıdır. Eğer &ccedil;ocuklarda 12-13 yaşına kadar iyi bir tedavi sağlanmazsa g&ouml;z tembelliği gelişmekte, bu durum da &ccedil;ocuğun okul başarısını olumsuz etkileyebilmektedir.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocuğunuzun rutin g&ouml;z muayenelerini ihmal etmeyin</strong></p>

<p>G&ouml;rme problemleri başta &ccedil;ocuklar olmak &uuml;zere t&uuml;m insanlarda &ouml;nemli sorunlara neden olmaktadır. Başta astigmat olmak &uuml;zere t&uuml;m g&ouml;rme problemlerinin ilkokul d&ouml;neminden &ouml;nce teşhis edilmesi i&ccedil;in rutin g&ouml;z kontrolleri ihmal edilmemesi gerekir. Doğuştan gelen astigmatın da teşhis edilmesi i&ccedil;in &ccedil;ocukların bebeklikten itibaren rutin g&ouml;z muayenelerinin yapılması gerekmektedir. Erken yaşta teşhis edilen astigmat, &ccedil;ocukların ve gen&ccedil;lerin g&ouml;zl&uuml;ğe adaptasyonu &ccedil;ok daha rahat olabilmektedir. G&ouml;zl&uuml;k kullanmak, astigmat derecesini etkilemez. G&ouml;zl&uuml;k kullanılmazsa net g&ouml;r&uuml;ş olmaz ama g&ouml;zl&uuml;k derecesi olarak ilerleme ya d&uuml;şmeye yol a&ccedil;maz. Sıklıkla doğuştan olan astigmat beraberinde gelişen başka bir hastalık yoksa ve g&ouml;z, alerji veya kirpik iltihabı nedeniyle ovuşturulmuyorsa ilerlemez. 20 yaşa kadar astigmat i&ccedil;in herhangi bir cerrahi m&uuml;dahale yapılmamaktadır. Hastalar bu s&uuml;rece kadar g&ouml;zl&uuml;k kullanmalıdır. Bu s&uuml;re&ccedil;te g&ouml;zl&uuml;k tedavisine ek olarak kontakt lensler de kullanılabilir. 2.75 g&ouml;z numarasına kadar olanlar yumuşak torik lenslerden; daha y&uuml;ksek numarada olanlar sert gaz ge&ccedil;işli lensler kullanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 13 Feb 2024 13:18:42 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Tüylenme, sivilce ve saç dökülmesi bu sendroma işaret edebilir]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/tuylenme-sivilce-ve-sac-dokulmesi-bu-sendroma-isaret-edebilir-1503</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/tuylenme-sivilce-ve-sac-dokulmesi-bu-sendroma-isaret-edebilir-1503</guid>
            <description><![CDATA[<p>Polikistik over sendromu, doğurganlık &ccedil;ağındaki kadınlarda sık g&ouml;r&uuml;len, hastalığın ardında yatan nedenlerin hen&uuml;z tam olarak ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Polikistik over sendromu, doğurganlık &ccedil;ağındaki kadınlarda sık g&ouml;r&uuml;len, hastalığın ardında yatan nedenlerin hen&uuml;z tam olarak a&ccedil;ıklanamadığı ve uzun d&ouml;nem riskleri i&ccedil;eren hormonal bir bozukluk olarak biliniyor. Kadın sağlığına dair &ouml;nemli bir sorun olan polikistik over sendromu, pek &ccedil;ok kişi tarafından hala bilinmeyen veya g&ouml;z ardı edilen bir durum haline geliyor. Genellikle, kadınların &uuml;reme &ccedil;ağındayken rahim i&ccedil;inde yumurta gelişimi ve adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;n&uuml; d&uuml;zenlemekle g&ouml;revli olan yumurtalıklarda meydana gelen, PKOS ya da PCOS olarak da bilinen bu rahatsızlık, yumurtalıklarda oluşan k&uuml;&ccedil;&uuml;k kistler veya folik&uuml;l adı verilen sıvı dolu keseciklerin birikmesiyle ortaya &ccedil;ıkıyor.</p>

<p><strong>Bu belirtilere dikkat!</strong></p>

<p>Son d&ouml;nemde g&ouml;r&uuml;lme sıklığı artan polikistik over sendromunda hormonal problemlerden dolayı uzun aralıklarla adet g&ouml;rme ya da hi&ccedil; g&ouml;rememe durumu meydana gelmektedir. Polikistik over sendromu, v&uuml;cutta androjen hormonunun artışına bağlı ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Bu hormonun artışı aynı zamanda kadınlarda t&uuml;ylenme, sivilcelenme, sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi ve yağlanma gibi problemleri de beraberinde getirmektedir.</p>

<p>Polikistik over sendromu belirtileri kişiden kişiye değişebilir, ancak en yaygın belirtiler şunlardır:</p>

<p>&middot; D&uuml;zensiz adet d&ouml;ng&uuml;s&uuml;, &ouml;zellikle adet gecikmeleri, adet kanama miktarı değişimleri veya hi&ccedil; adet olamama,</p>

<p>&middot; &Ouml;zellikle karın, g&ouml;ğ&uuml;s ve sırt b&ouml;lgesinde yer alan t&uuml;ylerde artış g&ouml;r&uuml;lmesi,</p>

<p>&middot; Sivilce ve cilt sorunları</p>

<p>&middot; &Ouml;zellikle bel &ndash; kal&ccedil;a b&ouml;lgesinden ger&ccedil;ekleşen aşırı kilo alma,</p>

<p>&middot; Yumurtlama bozukluğuna bağlı gebe kalmakta g&uuml;&ccedil;l&uuml;k yaşamak,</p>

<p>&middot; Erkek tipi sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesi,</p>

<p>&middot; Kilo vermede g&uuml;&ccedil;l&uuml;k,</p>

<p>&middot; Sırt, y&uuml;z ve g&ouml;ğ&uuml;s b&ouml;lgesinde yağlanma,</p>

<p>&middot; Kol ve bacak b&ouml;lgelerinde kalınlaşma ve koyulaşma,</p>

<p>&middot; Rahim i&ccedil; duvarının kalınlaşması.</p>

<p><strong>Genetik yatkınlık PCOS&rsquo;a neden olabilir</strong></p>

<p>Polikistik over sendromu sebebi pek &ccedil;ok kişi tarafından merak edilse de aslında hen&uuml;z nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan araştırmalar doğrultusunda bazı fakt&ouml;rlerin bu durumu oluşturduğu bilinmektedir. Polikistik over sendromunun oluşumunda rol oynadığı &ouml;ne s&uuml;r&uuml;len hormonal dengesizlik, ins&uuml;lin direnci ve genetik yatkınlık gibi &ccedil;eşitli mekanizmalar vardır.</p>

<p>Bu hastalığın en b&uuml;y&uuml;k nedenlerinden birinin genetik yatkınlık olduğu tespit edilmiştir. Kişinin annesinde ya da kız kardeşlerinde polikistik over sendromu varsa bu kişilerde daha sıklıkla g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; s&ouml;ylenebilir. Ancak kalıtımsal olarak devam edeceğine dair net bir bilgi yoktur.</p>

<p><strong>Erken teşhis ve ergenlik d&ouml;neminde tedavi &ouml;nemli</strong></p>

<p>Polikistik over sendromu sadece g&ouml;r&uuml;n&uuml;r semptomlara neden olmaz, ilerleyen yaşlarda kronik sağlık sorunlarına (&ouml;rneğin, diyabet, kalp hastalıkları, y&uuml;ksek tansiyon, endometriyal kanser gibi) yol a&ccedil;abilen bir ilişki i&ccedil;inde olduğundan, hastalığın erken teşhisi ve ergenlik d&ouml;neminde etkili tedavi edilmesi son derece &ouml;nemlidir. Bu nedenle, PCOS belirtileri g&ouml;zlemleyen kişilerin bunları g&ouml;z ardı etmemesi ve bir kadın hastalıkları uzmanına başvurması son derece &ouml;nemlidir. Erken teşhis ve uygun tedavi ile PCOS&#39;un olumsuz etkilerini en aza indirmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>

<p>Polikistik over sendromu olan hastalarda ins&uuml;lin direnci ve y&uuml;ksek kan şekeri seviyeleri, tip 2 diyabet riskini artırabilir. Y&uuml;ksek tansiyon ve kolesterol, kalp hastalığı riskini artırabilir. Yumurtalıkların d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alışmaması, hamilelik şansını azaltabilir. Polikistik over sendromu, depresyon ve anksiyete riskini de artırabilir. İlerleyen d&ouml;nemlerde rahim kanserinin g&ouml;r&uuml;lme riskinde artış da s&ouml;z konusu olabilir.</p>

<p><strong>Beslenme alışkanlığı tedavide &ouml;nemli rol oynuyor</strong></p>

<p>Polikistik over sendromunun tedavisi &ccedil;ok aşamalı bir tedavidir, kişiselleştirilmiş olmalıdır ve doktorunuzun &ouml;nerilerine g&ouml;re şekillendirilmelidir. Tedavinin genel amacı gebe kalmak isteyen kadınlar i&ccedil;in yumurtlama probleminin &ccedil;&ouml;z&uuml;lmesi, androjen d&uuml;zeylerini d&uuml;ş&uuml;rmek, v&uuml;cut ağırlığını azaltmak ve diyabet ve kalp-damar hastalıkları gibi uzun vadeli sağlık risklerini azaltmaktır. Kişinin kilo değişimi ve regl d&ouml;ng&uuml;s&uuml; gibi geniş &ccedil;aplı tıbbi ge&ccedil;mişi sorgulanır. Ardından kişinin &ouml;ncelik ve ihtiya&ccedil;larına g&ouml;re tedavisi şekillenir. Ancak tedavinin ilk basamağı sağlıklı beslenme ve egzersizdir. Bu sayede kişiler ideal kilolarında da kalabilir. Bu sendromun g&ouml;r&uuml;ld&uuml;ğ&uuml; pek &ccedil;ok kadında fazla kilo ya da obezite gibi sorunlar g&ouml;r&uuml;lmektedir.</p>

<p>Polikistik over sendromunun tedavisinde beslenme alışkanlığının b&uuml;y&uuml;k oranda değiştirilmesi &ouml;nemlidir. İşlenmiş besinlerden uzak durulmalı, şeker ilaveli besinler t&uuml;ketilmemeli, y&uuml;ksek lifli besinlere ağırlık verilmeli, sebze, meyve, az yağlı ya da yağsız etler t&uuml;ketilmeli, d&uuml;ş&uuml;k glisemik indeks i&ccedil;eren besinler t&uuml;ketilmelidir.</p>

<p><strong>D&uuml;zenli fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin</strong></p>

<p>Egzersiz yaşamın her alanında &ouml;nemliyken polikistik over sendromu i&ccedil;in &ccedil;ok daha &ouml;nemli bir yerdedir. Spor aktiviteleri ve egzersizler d&uuml;zenli bir şekilde yapıldığı zaman insulin seviyesini d&uuml;zenlemeye yardımcı olmakta ve kilo kontrol&uuml;n&uuml; de desteklemektedir. D&uuml;zenli fiziksel aktivite PCOS rahatsızlığının getirmiş olduğu şikayetleri de d&uuml;zenlemeye yardımcı olur.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocuk sahibi olmak istiyorsanız&hellip;</strong></p>

<p>&Ccedil;ocuk istemi olan hastalarda, yumurtlamayı uyarmak i&ccedil;in ila&ccedil; tedavisi uygulanır. Doğum kontrol hapları polikistik over sendromu olan kadınlarda d&uuml;zenli regl kanamalarının ger&ccedil;ekleşmesi, akne, t&uuml;ylenme gibi şikayetlerin iyileşmesi i&ccedil;in kullanılmaktadır. Ancak daha diren&ccedil;li ve ileri derece olan vakalar i&ccedil;in hormon d&uuml;zenleyici tedaviler de tercih edilebilmektedir.</p>

<p>Polikistik over sendromu, ciddi bir sağlık sorunu olduğu i&ccedil;in PCOS belirtileri yaşayan hastaların bu belirtileri g&ouml;z ardı etmemesi son derece &ouml;nemlidir. PCOS&rsquo;u tamamen ortadan kaldıran bir ila&ccedil; tedavisi yoktur. Genel olarak doğum kontrol hapları adet d&ouml;ng&uuml;lerini d&uuml;zenler ve semptomların kontrol altına alınmasını sağlar. Polikistik over sendromu her kadında kısırlığa neden olmaz. Ciddi olgularda yumurtlama bozukluğuna bağlı kısırlık g&ouml;r&uuml;lebilir. Ancak &uuml;remeye yardımcı destek tedaviler ile polikistik over sendromu olan kişilerde gebeliğin oluşması sağlanabilir. Polikistik over sendromunun tedavisinin başarısında hastaların doğru bilgilerle y&ouml;nlendirilerek doğru ila&ccedil;ların kullanımının sağlanması olduk&ccedil;a &ouml;nemli olup, yaşam tarzı değişiklikleri ile beslenme ve fiziksel aktivite de son derece &ouml;nemlidir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 09 Feb 2024 15:25:21 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Sigarayı bıraktıktan sonra alınması gereken 7 önlem!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/sigarayi-biraktiktan-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-1502</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/sigarayi-biraktiktan-sonra-alinmasi-gereken-7-onlem-1502</guid>
            <description><![CDATA[<p>Sigara bağımlılığı D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; tarafından en &ouml;nemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak kabul ediliyor ancak &o]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Sigara bağımlılığı D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; tarafından en &ouml;nemli halk sağlığı sorunlarından biri olarak kabul ediliyor ancak &ouml;nlenebilir sağlık problemleri arasında yer alıyor. Sigara bağımlıları hayatları boyunca s&uuml;rekli bırakma ve tekrar başlama gibi karmaşık bir d&ouml;ng&uuml; arasında gidip geliyor ve genellikle sigarayı kişinin tek başına bırakması g&uuml;&ccedil; olabiliyor. Sigaranın kalıcı olarak bırakılabilmesi i&ccedil;in bazı &ouml;nemli noktalara dikkat edilmesi gerekiyor.</p>

<p><strong>&ldquo;Sigaranın benim hayatımdaki yeri nedir?&rdquo; sorusunun yanıtı &ouml;nemli</strong></p>

<p>Sigara bırakma polikliniklerine bir&ccedil;ok sigara bağımlısı başvurmaktadır. Kimi zaman bu hastaların sigara bırakma polikliniklerine başvurusu kendi istekleriyle olmakla birlikte, kimi zaman doktorlarının y&ouml;nlendirilmesi, kimi zaman da &ccedil;evreden gelen baskılarla olmaktadır. Hangi şekilde olursa olsun hastalara sigara bırakma konusunda yardım edebilecek se&ccedil;enekler mevcuttur. Sigara bırakmak i&ccedil;in başvuran kişiye &ouml;ncelikle &ldquo;sigaranın hayatınızdaki yeri nedir&rdquo; sorusu sorulmalıdır. Kişi sigarayı zor durumlarla başa &ccedil;ıkmak, rahatlamak, kaygısından kurtulmak, derin nefes almak, olaylardan uzaklaşmak gibi bir&ccedil;ok sebeple i&ccedil;iyor olabilir. Sigara bırakma polikliniklerinde sigara bağımlılarında sorgulanması gereken en &ouml;nemli noktalardan birisi budur. Sigara bırakma polikliniklerinde hastalar yargılanmamalı, empatiyle dinlenmelidir. Sonu&ccedil;ta kararları ne olursa olsun onları yargılayıcı bir tutum i&ccedil;inde olunmamalıdır.</p>

<p><strong>Psikososyal tedavilere başvurulmalı</strong></p>

<p>Sigara bırakma polikliniklerinde daha &ccedil;ok medikal tedaviye odaklanılsa da aslında psikososyal tedavilerin nikotin bağımlılığı tedavisinde &ouml;nemli bir yeri bulunmaktadır. Hastaların nikotin bağımlılığı tedavisinde verilen nikotin yerine koyma tedavileri sonrasında bile bir yıl i&ccedil;erisinde % 80 gibi bir oranda tekrar sigaraya başlama oranları mevcuttur. Bu y&uuml;ksek bir orandır. Bu sebeple sadece farmakolojik tedavi değil hastalara psikososyal tedavi de sunulmalıdır. Ruhsal hastalıklarda başvurulan bilişsel davranış&ccedil;ı terapi modellerinin sigara i&ccedil;me alışkanlığında da olduk&ccedil;a etkili bir şekilde kullanıldığı g&ouml;r&uuml;lmektedir. Birinci basamak olan sigara bırakma polikliniklerinde bu tarz uygulamalar etkili olabilmektedir.</p>

<p><strong>Sigarayı bırakmanın adımlarını eksiksiz uygulayın</strong></p>

<p><strong>Bilişsel y&ouml;ntemler;</strong></p>

<p>&middot; Sigarayı tetikleyen davranış modellerini belirlenmeli ve bu davranış modelleri azaltılmalı</p>

<p>&middot; Hastada oluşan otomatik d&uuml;ş&uuml;nceler belirlenmeli</p>

<p>&middot; Kişinin yanlı d&uuml;ş&uuml;nceleri belirlenmeli</p>

<p>&middot; Kişinin i&ccedil; sesi y&ouml;nlendirilmeli</p>

<p>&middot; Odaklanması sağlanmalı, dikkati sigara i&ccedil;mediği d&ouml;nemdeki faydalara y&ouml;nlendirilmeli</p>

<p>&middot; Sigara ile ilgili olumlu ve olumsuz d&uuml;ş&uuml;ncelerin yeri değiştirilmeli</p>

<p>&middot; Kişi kendini g&ouml;r&uuml;nt&uuml;lemeli, kim olmak istediğini ve nasıl g&ouml;r&uuml;nmek istediğine karar vermeli</p>

<p><strong>Davranış&ccedil;ı y&ouml;ntemler;</strong></p>

<p>&middot; Sigaraya karşı olumsuz bir tepki geliştirilmeli</p>

<p>&middot; Hastalıklarla ilişkilendirme, sigara i&ccedil;me davranışının zevkli olmayan ortamlara taşıma, maddi kayıpların kazanca d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi</p>

<p>&middot; &Ccedil;ay, kahve, alkol, &ccedil;akmak, arkadaşlar, yemek sonrası gibi sigarayı &ccedil;ağrıştıran koşullanmalar s&ouml;nd&uuml;r&uuml;lmeli</p>

<p>&middot; Sigara hatırlatıcılar ortadan kaldırılmalı</p>

<p>&middot; Meyve suyu, bitki &ccedil;ayı, el uğraşısı gibi i&ccedil;me isteğini ge&ccedil;irecek davranışlar edinilmeli</p>

<p>&middot; Sigara bırakma anlaşması yapılmalı</p>

<p>&middot; Sigara bırakma davranışının &ouml;d&uuml;llendirilmesi, sigaradan elde edilen kazancın maddi bir &ouml;d&uuml;le d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;lmesi sağlanmalı</p>

<p><strong>Bir kereden bir şey olmaz demeyin!</strong></p>

<p>Hastalarda &ouml;zellikle ilk 3 ayda tekrar sigara i&ccedil;me eğilimi olabilir. Kişi eğer sadece nikotin replasman tedavisiyle sigara bırakmayı deniyorsa bu oran daha da artmaktadır. Bu nedenle kişiye verilecek psikososyal desteğin &ouml;nemi de ortadadır. Y&uuml;ksek depreşme oranlarının olduğu bir durumda tedavinin son aşaması olan s&uuml;rd&uuml;r&uuml;m tedavisi &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Ancak hastaların &ccedil;oğu zaman en &ccedil;ok zorlandığı d&ouml;nemlerden biridir. Eğer hasta sigara i&ccedil;mek i&ccedil;in riskli ortamları s&uuml;rekli tercih ederse i&ccedil;me isteğiyle baş etmekte zorlanabilir. Bir kereden bir şey olmaz gibi kolaylaştırıcı d&uuml;ş&uuml;nceler artabilir ve tedavi yolundan sapmaya neden olabilecek kayma dediğimiz durum g&ouml;r&uuml;lebilir. Hastada sigaranın keyif verici etkisini hatırlatacak olaylarla birlikte etrafı su&ccedil;lama, pişmanlık, su&ccedil;luluk duyguları oluşabilir.</p>

<p><strong>Tekrarlama tehlikesine karşı alınabilecek &ouml;nlemler</strong></p>

<p>1. Hasta kayma belirtilerini tanımlamalı, bu belirtiler olduğunda ne yapacağının planı &ccedil;izilmelidir.</p>

<p>2. Hasta kendisinde kaymaya yol a&ccedil;acak y&uuml;ksek riskli durumları belirlemeli ve her y&ouml;nle ilgili de bir baş etme yolu belirlemelidir.</p>

<p>3. Kişiler arası ilişkilerinin d&uuml;zenlenmesi sağlanmalıdır. Kişi sınırlarını &ccedil;izmeli, bazen hayır diyebilmeyi &ouml;ğrenmelidir.</p>

<p>4. Duygularını fark etmeli ve davranışlarını y&ouml;nlendirmeyi ve denetlemeyi &ouml;ğrenmelidir</p>

<p>5. Kişi sigara i&ccedil;me isteğini fark etmeli ve bu i&ccedil;me davranışını kontrol etmek i&ccedil;in alıştırmalar yapmalıdır.</p>

<p>6. Kişi bireysel hatalarını fark etmeli ve bu bilişsel hataların d&uuml;zeltilmesi i&ccedil;in yardım alınmalıdır.</p>

<p>7. Ek medikal hastalıklar değerlendirilmeli, bu konuda destek sağlanmalıdır</p>

<p><strong>Sigara bağımlılığı i&ccedil;in toplum olarak hareket edilmeli</strong></p>

<p>Sigara bağımlılığı &ccedil;ok ciddi bir halk sağlığı sorunudur ancak bırakma aşaması ne kadar zor olsa da &ouml;nlenebilir bir durumdur. Bu konuda t&uuml;m sağlık profesyonellerine &ccedil;ok fazla g&ouml;rev d&uuml;şmektedir. Sigara bırakma tedavisinde hem farmakolojik tedaviler hem de ruhsal yaklaşımlar iyi bilinmelidir ve tedavi s&uuml;recinde her iki y&ouml;ntem de kullanılmalıdır. Sigara bırakma poliklinikleri yaygınlaştırılmalı, bu anlamda &ouml;zelleşmiş uzman sağlık personelleri yetiştirilmelidir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 08 Feb 2024 20:30:17 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Cildinize altın dokunuşun 5 faydası]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cildinize-altin-dokunusun-5-faydasi-1497</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/cildinize-altin-dokunusun-5-faydasi-1497</guid>
            <description><![CDATA[<p>Cilt sağlığı ve g&uuml;zelliği genel sağlığımızın &ouml;nemli bir g&ouml;stergesi olarak kabul ediliyor. Sağlıklı bir cilt, v&uuml;cut fonksiyonlar]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Cilt sağlığı ve g&uuml;zelliği genel sağlığımızın &ouml;nemli bir g&ouml;stergesi olarak kabul ediliyor. Sağlıklı bir cilt, v&uuml;cut fonksiyonlarının d&uuml;zg&uuml;n &ccedil;alıştığını ve dış etkenlere karşı korunduğunu g&ouml;steriyor. Cildin parlak ve p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z g&ouml;r&uuml;nmesi i&ccedil;in son d&ouml;nemlerde bazı kozmetik uygulamalar &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. Bunlardan biri olan ve &ldquo;Altın iğne&rdquo; olarak bilinen Fraksiyonel radyofrekans y&ouml;ntemi kısa s&uuml;rede cildiniz i&ccedil;in doğal ve kalıcı &ccedil;&ouml;z&uuml;mler sunuyor. Memorial Ankara Hastanesi Dermatoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&#39;nden Uz. Dr. İbrahim &Ouml;zcan, cilt sağlığını korumak i&ccedil;in dikkat edilmesi gerekenler ve &ldquo;Altın iğne radyofrekans y&ouml;ntemi&rdquo; hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Cildiniz i&ccedil;in bu adımları takip edin</strong></p>

<p>Uzmanlar aynada daha sağlıklı ve parlak bir y&uuml;z g&ouml;rmek isteyenlere şu adımları takip etmelerini &ouml;nermektedir;</p>

<p>&bull;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sabah ve akşam olmak &uuml;zere g&uuml;nde iki kez y&uuml;z temizliği<br />
&bull;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Cilt tipine uygun tonik ve nemlendirici kullanımı<br />
&bull;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yaz-kış g&uuml;neş koruyucu kullanımı</p>

<p>Bu basit ama etkili temel bakım rutinleri, cildin nem dengesini koruduğu gibi, yaşlanma belirtilerini azaltarak, cilt sağlığını da desteklemektedir. Ancak evde yapılan bakımın yeterli gelmediği ya da kişinin farklı beklentilere y&ouml;neldiği durumlarda ise devreye daha etkili sonu&ccedil;lar elde edilmesine olanak tanıyan teknolojik cihazlar girmektedir. Bunlar arasında ameliyatsız, g&uuml;venli uygulamalarla, kısa iyileşme s&uuml;releri i&ccedil;erisinde, etkili ve doğal &ccedil;&ouml;z&uuml;mler sunan y&ouml;ntemler ise her ge&ccedil;en g&uuml;n daha pop&uuml;ler hale gelmektedir.&nbsp;</p>

<p><strong>Fraksiyonel radyofrekans ile cildiniz altın gibi ışıldayabilir</strong></p>

<p>&lsquo;&rsquo;Altın İğne&rsquo;&rsquo; olarak da bilinen Scarlet X Fraksiyonel Radyofrekans tedavisi, estetikte &ccedil;eşitliğe imkan tanıyan farklı uygulama alanları, ilk seanstan itibaren ciltte g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r değişiklikler sağlayan, hızlı ve etkili sonu&ccedil;ları sayesinde son yılların &ouml;ne &ccedil;ıkan g&uuml;zellik sırlarından biri olarak kabul edilmektedir. Cihaz başlığındaki mikro iğnelerin cilde ani giriş-&ccedil;ıkışlar yapmasıyla eş zamanlı olarak radyofrekans enerjisi verilmesini kapsayan y&ouml;ntem cilt lekelerinden, sivilce izlerine, ton farklılıklarından, g&ouml;zenek sorunlarına ve ince kırışıklıklara kadar pek &ccedil;ok cilt problemine &ccedil;&ouml;z&uuml;m sunabilmektedir.</p>

<p><strong>Ameliyatsız, ağrısız y&uuml;z gen&ccedil;leştirme</strong></p>

<p>Altın İğne uygulaması &ouml;ncesi anestezik krem s&uuml;r&uuml;lerek kişinin duyabileceği ağrının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilir. İşlem &ouml;zel olarak tasarlanmış mikroiğnelerin olduğu bir başlık yardımıyla cildin farklı b&ouml;lgelerine 0.1 ila 4.0 mm arasında değişen derinliklerde ve gerektiği kadar radyofrekans enerjisi verilmesiyle ger&ccedil;ekleştirilir. Altın u&ccedil;lu mikroiğneler yardımıyla ciltte oluşturulan mikrotedavi kanalları ve hasarlı dokuya verilen radyofrekans enerjisi kolajen ve elastin &uuml;retimini başlatarak cilt y&uuml;zeyinin ve cilt altı dokuların iyileşmesini sağlar. Bu sayede işlem sonrası g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;lebilen şu etkiler oluşur:</p>

<p>1.&nbsp;&nbsp; &nbsp;G&ouml;zeneklerde sıkılaşma<br />
2.&nbsp;&nbsp; &nbsp;İnce kırışıklıklarda ve sivilce izlerinde azalma<br />
3.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Skar doku (yara izi) ve lekelerde hafifleme<br />
4.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ciltte toparlanma<br />
5.&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aydınlanma ve ışıltılı bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m</p>

<p><strong>&Ouml;ğle molasında bile g&uuml;zelleşebilirsiniz</strong></p>

<p>Uygulama sonrası hafif bir kızarıklık g&ouml;r&uuml;lse bile cilt hızla normale d&ouml;ner, morarma veya kanama gibi istenmeyen etkiler yaşanmaz. Bu y&ouml;n&uuml;yle daha g&uuml;zel ve sağlıklı bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me kavuşmak isteyip, estetik uygulamalara vakit ayıramayan ve g&uuml;nl&uuml;k yaşantısına aynı şekilde devam etmek isteyen kişiler i&ccedil;in &ouml;ğle molasında bile uygulanabilecek kadar pratik bir y&ouml;ntemdir.&nbsp;</p>

<p><strong>İlk seanstan itibaren ciltte g&ouml;zle g&ouml;r&uuml;l&uuml;r iyileşme</strong></p>

<p>Scarlet X Altın İğne teknolojisinin ciltte yarattığı fark ilk seanstan itibaren g&ouml;r&uuml;lmeye başlar ve bu etki kademeli olarak her seansla birlikte daha da etkin hale gelir. &nbsp;Yeni kolajen &uuml;retimine paralel olarak cilt s&uuml;ratle hacim kazanır, olduğundan daha gen&ccedil; bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me kavuşur. Toplamda 3 seans &ouml;nerilen altın iğne tedavisi ayda bir yapılır. Kişisel tercihe bağlı olarak PRP ve mezoterapi gibi uygulamalarla kombinlenir ise daha başarılı bir sonu&ccedil; elde edilebilir.</p>

<p><strong>V&uuml;cudun diğer b&ouml;lgeleri i&ccedil;in de g&uuml;venli</strong></p>

<p>Cilde gen&ccedil;lik ve g&uuml;zelliğini yeniden kazandırarak zamanın izlerini silmeye yardımcı olan Altın İğne teknolojisi aynı zamanda kişiyi rahatsız eden yara ve ameliyat izleri ile gebelikte ve sık kilo alıp vermeye bağlı v&uuml;cudun &ccedil;eşitli b&ouml;lgelerinde oluşabilen &ccedil;atlakların tedavisinde de etkili sonu&ccedil;lar verir.&nbsp;</p>

<p><strong>İşlem her mevsim uygulanabilir&nbsp;</strong></p>

<p>Altın İğne teknolojisi yaz d&ouml;nemi de dahil olmak &uuml;zere her mevsim uygulanabilir. Ancak takip eden g&uuml;nlerde mutlaka cilt tipine uygun 50 fakt&ouml;r bir g&uuml;neş koruyucu ile nemlendirici kullanılması gerekir.&nbsp;</p>

<p><strong>Hamilelik ve emzirme d&ouml;neminde kullanılmaz</strong></p>

<p>Enfeksiyonu, u&ccedil;uğu, egzaması, sedefi ve a&ccedil;ık yarası olanlara Altın İğne uygulaması yapılmaz ya da hastalığın seyrine ve tedavi planına g&ouml;re ertelenebilir. Ayrıca işlem radyofrekans i&ccedil;erdiğinden kalp pili bulunan kişiler, hamileler ve emzirme d&ouml;nemindekiler i&ccedil;in de uygun bir tedavi se&ccedil;eneği değildir.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 07 Feb 2024 19:00:25 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Gözde sinek uçuşmasının 3 nedenine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gozde-sinek-ucusmasinin-3-nedenine-dikkat-1494</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gozde-sinek-ucusmasinin-3-nedenine-dikkat-1494</guid>
            <description><![CDATA[<p>G&ouml;zde sinek u&ccedil;uşması olarak tanımlanan durumla bir&ccedil;ok insan sıklıkla karşılaşıyor. Genellikle ciddi bir sağlık sorunu oluşturmay]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>G&ouml;zde sinek u&ccedil;uşması olarak tanımlanan durumla bir&ccedil;ok insan sıklıkla karşılaşıyor. Genellikle ciddi bir sağlık sorunu oluşturmayan bu durum g&ouml;z&uuml;n i&ccedil;indeki vitreus jelinde oluşan k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;acıkların g&ouml;lgesinin retinaya d&uuml;şmesiyle ortaya &ccedil;ıkıyor. Kalıcı hale gelen g&ouml;zde sinek u&ccedil;malarına bir&ccedil;ok insan zamanla alışıyor ve daha az fark edilir hale geliyor. Ancak u&ccedil;uşan cisimlerin sayısının artması ve ışık parlamaları şeklinde başlayan g&ouml;rmede bulanıklaşma s&ouml;z konusu ise retina yırtılması ya da ayrılması s&ouml;z konusu olabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>U&ccedil;uşan cisimler yaşlılıkla ortaya &ccedil;ıkabilir</strong></p>

<p>U&ccedil;uşan bu cisimler, &ccedil;oğu zaman g&ouml;zlerdeki jel benzeri sıvı olan vitreusun yaşlılığa bağlı olarak k&uuml;&ccedil;&uuml;lmeye başlaması ve g&ouml;zlerde k&uuml;&ccedil;&uuml;k par&ccedil;acıklar oluşturması sonucu kendini belli etmektedir. Bu lekeler g&ouml;zlerinizin i&ccedil;inde dolaşabilmekte, retina makulasının &ouml;n&uuml;nde hareket ederek fark edilmektedir. Yaşlılarda daha &ccedil;ok g&ouml;r&uuml;len bu burum bir veya iki g&ouml;zde gelişebilmektedir. &Ccedil;oğu zaman tedavi gerekli g&ouml;r&uuml;lmemektedir. G&ouml;zde u&ccedil;uşan cisimler, zamanla g&ouml;z&uuml;n dibine &ccedil;&ouml;kmekte ve daha az fark edilir hale gelebilmektedir.</p>

<p><strong>Sayısı artarsa g&ouml;z muayenesi gerekiyor</strong></p>

<p>Bu cisimler, a&ccedil;ık bir g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne, boş bir kağıt par&ccedil;asına veya beyaz bir duvara bakıldığında fark edilebilen d&uuml;zensiz şekiller veya noktalardır. Hastalar, genellikle hareket eden siyah veya gri lekeler olarak tanımladıkları bu g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leri, parlak ışıkta veya beyaz y&uuml;zeylere bakarken fark ettiklerini belirtmektedir. Bu şekiller veya noktalar &lsquo;miyodesepsi&rsquo; olarak tanımlanmaktadır. Bazen de ışık parlamaları da olabilmektedir. &Ouml;zellikle yaşlılarda ve miyop hastalarında yaygın bir durumdur. Bu lekelerin sayısında ani bir artış, g&ouml;rme kaybı veya ışık &ccedil;akmaları gibi belirtiler fark edildiğinde, detaylı bir g&ouml;z muayenesi yapılması gerekmektedir. Bu belirtiler, retinada yırtılma veya ayrılma gibi daha ciddi durumların belirtisi olabilmektedir. Aslında normal olarak tanımlanan bu durum g&ouml;zlerin sağlıklı olmadığı anlamına gelmez.</p>

<p><strong>&Ouml;r&uuml;mcek ve bulutlara benzetilebiliyor</strong></p>

<p>Bu cisimleri tanımlamanın bir&ccedil;ok yolu bulunmaktadır. Bazı insanlar bu cisimleri &ouml;r&uuml;mcek, amip veya bulutlara benzetmektedir. Yapılan araştırmalarda hastaların b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml; bu cisimleri tanımlarken aşağıdaki benzetmeleri kullanmaktadır.</p>

<p>&bull; Kıvırcık &ccedil;izgiler</p>

<p>&bull; Noktalar</p>

<p>&bull; &Ouml;r&uuml;mcek benzeri şekiller</p>

<p>&bull; İplik benzeri teller</p>

<p>&bull; K&uuml;&ccedil;&uuml;k g&ouml;lgeli şekiller</p>

<p>&bull; Siyah veya &ccedil;ok koyu lekeler</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Belirti başlangı&ccedil;ta tek g&ouml;zde olabilir</strong></p>

<p>Sağlıklı g&ouml;zlerde yaşlandık&ccedil;a g&ouml;zde u&ccedil;uşan cisimler ortaya &ccedil;ıkabilmektedir.</p>

<p>&bull; Koyu lekeler veya g&ouml;z kırptığınızda veya başka bir yere baktığınızda varlığını s&uuml;rd&uuml;ren şeffaf bir iplik gibi k&uuml;&ccedil;&uuml;k şekiller.</p>

<p>&bull; Beyaz bir duvara, mavi g&ouml;ky&uuml;z&uuml;ne veya diğer d&uuml;z parlak arka planlara bakıldığında en belirgin olan lekeler.</p>

<p>&bull; &Ouml;zellikle loş veya karanlık alanlarda şimşek veya kamera feneri gibi flaşlar.</p>

<p>G&ouml;z u&ccedil;uşması her iki g&ouml;zde de meydana gelebilir. Ancak başlangı&ccedil;ta tek g&ouml;z&uuml; etkileyebilirler &ccedil;&uuml;nk&uuml; her g&ouml;z eşit olmayan bir şekilde dejenere olabilmektedir. Bir g&ouml;zdeki vitreus daha hızlı b&uuml;z&uuml;lmekte, dolayısıyla u&ccedil;uşan cisimler ilk &ouml;nce o g&ouml;zde fark edilmektedir.</p>

<p><strong>Ne zaman doktora gitmeli?</strong></p>

<p>Aşağıdaki durumlar s&ouml;z konusu ise bir g&ouml;z doktoruna vakit kaybetmeden muayene olunmalıdır.</p>

<p>&bull; U&ccedil;uşan cisim sayısında artış olduysa</p>

<p>&bull; Işık parlamaları g&ouml;r&uuml;yorsanız veya g&ouml;rmede bulanıklaşmada arttıysa, g&ouml;r&uuml;ş&uuml; engelleyen gri bir perde varsa.</p>

<p>&bull; Periferik (&ccedil;evresel) g&ouml;rme kaybınız oluştuysa.</p>

<p>Bu belirtiler ağrısız olmasına rağmen, g&ouml;rme yeteneğini olumsuz y&ouml;nde etkileyecek bir retina yırtılması veya ayrılmasına işaret edebilmektedir. Ayrıca g&ouml;z yaralanmaları veya iltihaplanma da sinek u&ccedil;uşmalarına neden olabilmektedir.</p>

<p>G&ouml;z doktoru genellikle muayene sırasında bu cisimleri teşhis edecektir. Muayene sırasında, g&ouml;zlerin i&ccedil;ini net bir şekilde g&ouml;rebilmek i&ccedil;in g&ouml;zler damlayla genişletilecektir. Bu işlem retinada hasar olmadığından emin olmak i&ccedil;in yapılmaktadır. G&ouml;z doktoru doğru teşhis yapabilmek i&ccedil;in şu soruları sormalıdır;</p>

<p>&bull; U&ccedil;uşan cisimleri ilk ne zaman fark ettiniz?</p>

<p>&bull; Cisimler neye benziyor ve genellikle aynı anda ka&ccedil; tane g&ouml;r&uuml;yorsunuz?</p>

<p>&bull; Cisimleri ne sıklıkla yaşıyorsunuz?</p>

<p>&bull; Hi&ccedil; g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;zde flaşlar g&ouml;rd&uuml;n&uuml;z m&uuml;?</p>

<p>&bull; Ge&ccedil;mişte herhangi bir g&ouml;z ameliyatı ge&ccedil;irdiniz mi?</p>

<p>&bull; Hi&ccedil; g&ouml;z yaralanması ge&ccedil;irdiniz mi?</p>

<p>&bull; G&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;z&uuml;n herhangi bir kısmı kapalı mı? (G&ouml;zlerinizin &ouml;n&uuml;nde bir perde olduğunu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;n)</p>

<p>&bull; G&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml;z&uuml;n yan tarafında (&ccedil;evresel) herhangi bir g&ouml;lge g&ouml;r&uuml;yor musunuz?</p>

<p>&bull; Herhangi bir otoimm&uuml;n hastalığınız var mı?</p>

<p>&bull; Şeker hastalığınız var mı?</p>

<p>&bull; Ailenizde veya kişisel retina sorunları ge&ccedil;mişiniz var mı?</p>

<p><strong>Nedeni bu sorunlar olabiliyor;</strong></p>

<p>&bull;&nbsp;<strong>Yaş:</strong>&nbsp;Yaşlandık&ccedil;a, vitreus sıvısı b&uuml;z&uuml;lmeye başlamakta ve g&ouml;zde u&ccedil;uşan cisimler olarak bilinen vitreus sıvısında y&uuml;zen lekeler veya kalıntılar oluşturmaktadır. Zamanla, bu u&ccedil;uşan cisimler g&ouml;z&uuml;n dibine &ccedil;&ouml;kecektir. Beyin ise bunları ayarlamayı ve g&ouml;rmezden gelmeyi &ouml;ğrenecektir.</p>

<p>&bull;&nbsp;<strong>Diyabetik retinopati:</strong>&nbsp;Bu daha az yaygın bir nedendir, ancak retinadan gelen kan vitreusa yayıldığı i&ccedil;in koyu &ccedil;izgiler g&ouml;rebilmektedir.</p>

<p>&bull;&nbsp;<strong>&Uuml;veit hastalığı</strong>&nbsp;ise daha az yaygın olmasına rağmen neden olabilmektedir.</p>

<p>Tedavi konusunda ise &ccedil;oğu hastanın zamanla kendi kendine iyileştiği veya hastaların bu duruma uyum sağladığı belirlenmiştir. Nadiren, g&ouml;z&uuml;n i&ccedil;indeki vitreus jelin temizlenmesi gerekebilecek cerrahi m&uuml;dahaleler de yapılabilmektedir. Ancak bu, genellikle daha ciddi vakalar i&ccedil;in ge&ccedil;erli bir durumdur. G&ouml;z sağlığını korumak ve olası g&ouml;z sorunlarını erken teşhis etmek i&ccedil;in d&uuml;zenli g&ouml;z muayenesi yaptırmak &ouml;nemlidir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 14:12:45 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kadınların meme kanserinde en merak ettiği 5 nokta]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kadinlarin-meme-kanserinde-en-merak-ettigi-5-nokta-1490</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kadinlarin-meme-kanserinde-en-merak-ettigi-5-nokta-1490</guid>
            <description><![CDATA[<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Me]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Meme kanseri kadınlarda en sık g&ouml;r&uuml;len kanserlerden biri olarak &ouml;ne &ccedil;ıkıyor. Aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, &ouml;zellikle gen&ccedil; olan birinci derece akrabalarında meme kanseri gelişen kadınlarda, ilk risk fakt&ouml;r&uuml; olarak biliniyor. Meme kanseri erken evrede yakalandığında tedavide daha başarılı sonu&ccedil;lar elde ediliyor.&nbsp;</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><strong><span style="font-size:11pt">1-) Gen&ccedil; kadınlarda meme kanseri artışı ne durumda?</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Gen&ccedil;lerde meme kanseri riski&nbsp;45 yaş &uuml;st&uuml;ndeki kadınlara g&ouml;re daha azdır. Yirmili yaşlarda ortalama meme kanseri gelişim riski&nbsp;1/1800, otuzlu yaş gruplarda 1/230 şeklindedir.&nbsp;Aile &ouml;yk&uuml;s&uuml;, &ouml;zellikle gen&ccedil; olan birinci derece akrabalarda meme kanseri gelişen kadınlarda, ilk risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Sadece yaş g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurulduğunda meme kanseri tanısı almış gen&ccedil; kadın hasta BRCA (meme kanserine yatkınlık genleri) mutasyon taşıyıcı olma olasılığı daha fazladır. Ancak her yaş grubundaki kadınlara rutin kendi kendine meme muayenesi veya klinik muayene yapılması tıbbi kuruluşlar tarafından mutlaka &ouml;nerilmelidir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><strong><span style="font-size:11pt">2-) Gen&ccedil; anne olmak meme kanserinin risk fakt&ouml;rlerinden biri midir?</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">İlk &ccedil;ocuğunu 35 yaşında veya daha gen&ccedil; yaşta doğuran kadınların meme kanseri riski azalma eğilimindedir. İlk &ccedil;ocuğunu daha ileriki yaşlarda doğuran kadınların ise meme kanserine yakalanma riski, ilk &ccedil;ocuğunu daha gen&ccedil; yaşta doğuran kadınlara g&ouml;re y&uuml;ksektir. Hamilelik sırasında meme h&uuml;creleri hızla b&uuml;y&uuml;r. Hamilelikten &ouml;nce meme h&uuml;crelerinde herhangi bir genetik hasar varsa, h&uuml;creler b&uuml;y&uuml;d&uuml;k&ccedil;e kopyalanır. H&uuml;crelerdeki bu artan genetik hasar meme kanserine yol a&ccedil;abilir. B&ouml;yle bir genetik hasara sahip olma ihtimali yaşla birlikte artar. Bu durum y&uuml;ksek yaşta anne olanların kanser riskinin endişe edici olma sebebini a&ccedil;ıklamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><strong><span style="font-size:11pt">3-) Meme kanserine yakalanan bir kadın anne olabilir mi?</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Meme kanserine y&ouml;nelik bazı tedaviler kadının doğurganlığını etkileyebilir. &Ouml;rneğin, meme kanseri i&ccedil;in kemoterapi yumurtalıklara zarar verebilir ve bu da bazen tedavi aldığı sırada veya sonrasında kısırlığa neden olabilir. Yine de bir&ccedil;ok kadın tedavi sonrasında hamile kalabilmektedir. Meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalmak g&uuml;venli olsa da bazı kadınlar hamilelik sırasında &ouml;strojen hormonu seviyelerinin y&uuml;kselip tekrar kanserin n&uuml;ksetmesine (kanserin geri gelmesine) neden olacağından endişe duymaktadır. Ancak meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalan kadınlarda meme kanserinin tekrarlamasına veya &ouml;l&uuml;m riskinin daha y&uuml;ksek olmasına sebep değildir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><strong><span style="font-size:11pt">4-) Tedavi s&uuml;resince hamile kalınabilir mi?</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Tedavi sırasında kullanılan ila&ccedil;ların hastanın v&uuml;cudundan temizlenmesi gerekmektedir. Ancak meme kanseri tedavisinden sonra hamile kalmadan &ouml;nce beklenecek s&uuml;renin kesin uzunluğunu vermek zordur. Kemoterapi yumurtaların bazılarında genetik mutasyonlara (genlerdeki değişikliklere) neden olabilir. Bu mutasyonlar, bu yumurtalardan doğan &ccedil;ocukta sağlık sorunlarına neden olabilir. Kemoterapiyi tamamladıktan sonra hamile kalmaya &ccedil;alışmadan &ouml;nce en az 1 yıl beklenmelidir, b&ouml;ylece v&uuml;cudun hasarlı yumurtaları temizlemeye zamanı olur. Kemoterapi ve diğer bazı kanser tedavileri b&uuml;y&uuml;yen embriyoya veya fet&uuml;se zarar verebilir. Bu tedavilerden birini kullanırken hamile kalınırsa d&uuml;ş&uuml;k yapma ihtimali y&uuml;ksektir veya &ccedil;ocukta doğumsal kusurlar olabilir. Her ilacın v&uuml;cuttan temizlenmesi farklı bir s&uuml;re alır; bu nedenle beklenilmesi gereken s&uuml;re, uygulanan tedavinin t&uuml;r&uuml;ne bağlıdır. Tedavisi kesilirse, &ccedil;ocuk doğduktan sonra veya emzirmeyi bıraktıktan sonra tedaviye yeniden başlanılmalıdır.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><strong><span style="font-size:11pt">5-) Ailesinde meme kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; olan kadınlar korunma ama&ccedil;lı nasıl bir yol izlemeli?</span></strong></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Yakın akrabalarında meme kanseri tanısı olan kadınların bu hastalığa yakalanma riski daha y&uuml;ksektir. Birinci derece bir kadın akrabanıza (kız kardeş, anne, kız) meme kanseri tanısı konmuşsa riskiniz iki katına &ccedil;ıkar. Birinci derece akrabalardan ikisinde teşhis konmuşsa riskiniz ortalamanın 5 katıdır. Bazı durumlarda ailede g&uuml;&ccedil;l&uuml; meme kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; BRCA1 veya BRCA2 geni gibi y&uuml;ksek meme kanseri riskiyle ilişkili anormal bir gene sahip olmakla bağlantılıdır. Bu y&uuml;zden meme kanserine yakalanma riskinin y&uuml;ksek olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;len kişilere genetik danışmanlık mutlaka &ouml;nerilmektedir.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:0px; margin-right:0px; text-align:left"><span style="font-size:14px"><span style="color:#333333"><span style="font-size:11pt">Bu bireylere sağlıklı kiloyu korumak, d&uuml;zenli egzersiz yapmak, alkol&uuml; sınırlamak, sağlıklı yiyecekler yemek, sigara i&ccedil;memek gibi yaşam tarzı değişiklikleri &ouml;nermektedir. Bu yaşam tarzını benimsemelerinin yanı sıra, ailesinde meme kanseri &ouml;yk&uuml;s&uuml; olan kadınlar i&ccedil;in hormonal tedavi ila&ccedil;ları ve risk azaltıcı cerrahi gibi başka risk azaltma se&ccedil;enekleri de vardır. Ayrıca hastaya, doktoru ile iletişime ge&ccedil;mesi, mutlaka kişiye &ouml;zel ve uygun bir tarama programına girmesi &ouml;nerilmektedir.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 05 Feb 2024 17:06:14 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[En sık görülen kanserlerden 4 tarama ile korunun]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/en-sik-gorulen-kanserlerden-4-tarama-ile-korunun-1489</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/en-sik-gorulen-kanserlerden-4-tarama-ile-korunun-1489</guid>
            <description><![CDATA[<p>Kanser hem T&uuml;rkiye hem de d&uuml;nyada &ouml;l&uuml;m nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. D&uuml;nya genelinde yaklaşık her 6 &ouml;l]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser hem T&uuml;rkiye hem de d&uuml;nyada &ouml;l&uuml;m nedenleri arasında ikinci sırada yer alıyor. D&uuml;nya genelinde yaklaşık her 6 &ouml;l&uuml;mden birinin, T&uuml;rkiye&rsquo;de ise her 5 &ouml;l&uuml;mden birinin kanser nedeniyle olduğu tespit ediliyor. Erkeklerde akciğer ve prostat kanseri, kadınlarda ise meme kanseri en sık belirlenen kanser t&uuml;rleri arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>Sigara ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nleri kansere neden olabiliyor</strong></p>

<p>Kanserin %90&#39;ı &ccedil;evresel fakt&ouml;rler ile ortaya &ccedil;ıkmaktadır. Sadece %10&#39;u genetik fakt&ouml;rlerden kaynaklanmaktadır. &Ouml;zellikle sigara ve t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerinin kullanımı,y&uuml;ksek beden k&uuml;tle indeksi (fazla kilolu ya da şişman/obez olmak),yetersiz fiziksel aktivite, iyonizer radyasyon, kurşun, civa, arsenik gibi maruziyetlerin yanı sıra hava kirliliği ve asbest maruziyeti,meyve ve sebzeden fakir beslenme de başlıca nedenleri arasında g&ouml;sterilebilmektedir.</p>

<p>2005 yılından beri Uluslararası Kanser Kontrol &Ouml;rg&uuml;t&uuml;, &uuml;lkemizde de T&uuml;rk Kanser Araştırma ve Savaş Kurumu Derneği tarafından toplumsal bilinci artırılması amacı ile 4 Şubat tarihi D&uuml;nya Kanser G&uuml;n&uuml; ilan edilmiştir.2020 yılı verilerine g&ouml;re; d&uuml;nyada 19 milyon 292 bin 789 kişi yeni kanser tanısı almış, 9 milyon 958 bin 133 hasta yıl i&ccedil;inde hayatını kaybetmiştir. T&uuml;rkiye&#39;de de her yıl yaklaşık 250 bin kişi kansere yakalanmaktadır.</p>

<p>G&uuml;n&uuml;m&uuml;z şartlarında kanserlerin yaklaşık &uuml;&ccedil;te birinin, risk fakt&ouml;rlerinden ka&ccedil;ınma ve mevcut kanıta dayalı &ouml;nleme stratejilerinin uygulanması yoluyla &ouml;nlenebilir durumda olduğu bilinmektedir. Ayrıca, erken tanı konmuş ve uygun şekilde tedavi edilmişse bir&ccedil;ok kanserin iyileşme olasılığının da y&uuml;ksek olduğu bilinen bir ger&ccedil;ektir.</p>

<p><strong>Kansere yakalanamamak i&ccedil;in risk fakt&ouml;rlerinden ka&ccedil;ınmak gerekiyor</strong></p>

<p>Kanserleri &ouml;nlemek i&ccedil;in risk fakt&ouml;rlerinden ka&ccedil;ınılması ve bazı &ouml;nerilerin dikkate alınması &ouml;nerilmektedir. Bunlar ş&ouml;yle sıralanmaktadır:</p>

<p>Sigara ve dumansız t&uuml;t&uuml;n &uuml;r&uuml;nlerini de i&ccedil;eren t&uuml;t&uuml;n kullanımından uzak durulması Fazla kilolardan veya obeziteden korunmak Sağlıklı ve dengeli beslenmek Fiziksel aktivitenin artırılması ( Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş, bisiklet kullanımı vs&hellip;) Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonu a&ccedil;ısından yıllık pap-smear kontrol&uuml; yaptırılması İyonlaştırıcı ve ultraviyole radyasyon uzak durmak Kentsel hava kirliliği azaltılması</p>

<p><strong>Erken teşhis hayat kurtarıyor!</strong></p>

<p>Kanser hastalıklarının her bir tipinin kendine g&ouml;re risk fakt&ouml;rleri, tanı ve tedavi y&ouml;ntemleri vardır. Bu y&uuml;zden erken tanı ve tarama stratejileri de kanser tiplerine g&ouml;re değişmektedir.</p>

<p>&middot; Meme kanseri taramaları:20 yaşından itibaren evde kendi kendine meme muayenesi &ouml;nemlidir. 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir kez klinik meme muayenesi, yılda bir mamografi &ouml;nerilmektedir.</p>

<p>&middot; Rahim ağzı kanseri taraması:30- 65 yaş arası kadınlara yılda bir HPV-DNA ve smear testi ile yapılmaktadır.</p>

<p>&middot; Kalın bağırsak kanseri taraması. 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere yılda bir gaitada gizli kan testi (GGK) yapılmakta, 10 yıl da birde kolonoskopi &ouml;nerilmektedir.</p>

<p>&middot; Prostat kanseri taraması: 50 yaşından sonraki erkeklerde yılda bir doktor muayanesi ve PSA bakılması gerekmektedir.</p>

<p>Unutmayın! Kanser hastalığı &ouml;nlenebilir, erken yakalanabilir, durdurulabilir ve iyileştirilebilir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 02 Feb 2024 17:53:12 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Memorial Ankara Kardiyoloji Bölümü 10 Yılda, 10 Bin Hastanın Kalbini Kazandı]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/memorial-ankara-kardiyoloji-bolumu-10-yilda-10-bin-hastanin-kalbini-kazandi-1483</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/memorial-ankara-kardiyoloji-bolumu-10-yilda-10-bin-hastanin-kalbini-kazandi-1483</guid>
            <description><![CDATA[<p>Girişimsel kardiyoloji ile ger&ccedil;ekleşebilen işlemler arasında ge&ccedil;mişte sadece g&ouml;ğ&uuml;s kafesi kesilerek a&ccedil;ık ameliyatla ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Girişimsel kardiyoloji ile ger&ccedil;ekleşebilen işlemler arasında ge&ccedil;mişte sadece g&ouml;ğ&uuml;s kafesi kesilerek a&ccedil;ık ameliyatla &ccedil;&ouml;z&uuml;lebilen pek &ccedil;ok rahatsızlık yer alıyor. Kalpte delik, kapak değişimleri, damar tıkanıkları, aort balonu, ritim bozuklukları, nedensiz bayılmalar, diren&ccedil;li hipertansiyon ve kalp pili uygulamaları girişimsel kardiyoloji denilince akla ilk gelenlerden oluyor. G&ouml;ğ&uuml;s kafesi a&ccedil;ılmadan damardan girilerek yapılan girişimsel tedavi y&ouml;ntemleri sayesinde hastalar aynı g&uuml;n ya da bir gece yatış sonrası taburcu olabiliyor. Ayrıca Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji Ekibi 7/24 hizmet anlayışı ile kalp krizlerine de anında m&uuml;dahale ederek, krize yol a&ccedil;an tıkanık damarı anında a&ccedil;ıyor.</p>

<p>Kalp ritim bozuklukları konusunda &ouml;nc&uuml; rol oynayan merkezde her t&uuml;rl&uuml; ritim bozukluğunun tedavisi yapılabiliyor. Ayrıca kalp pilleriyle ilgili sorunların &ccedil;&ouml;z&uuml;m&uuml;nde (kırılan elektrot tellerin &ccedil;ıkarılması vb.) &uuml;lke &ccedil;apında hizmet veriliyor. Son d&ouml;nemde g&uuml;ncellik kazanmış olan bazı bayılmaların kalbin sinirlerini yakarak tedavisi ise merkezin başarılı uygulamaları arasında yer alıyor.</p>

<p>Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;, gelişen teknolojinin de yardımıyla son yıllarda b&uuml;y&uuml;k ivme kazanan, kalbi besleyen koroner damarlardaki darlıklar ve tıkanıklıklarla ilgili girişimsel tedavi y&ouml;ntemleriyle de hastalara şifa oluyor. Ana damarlara m&uuml;dahale, &ccedil;oklu damar hastalıklarına m&uuml;dahale ya da ileri derecede kire&ccedil;li ve tam tıkalı damarlara m&uuml;dahalenin (damarda taş kırma ve y&uuml;ksek hız d&ouml;ng&uuml;l&uuml; matkap sistemleri de dahil) m&uuml;mk&uuml;n hale geldiği girişimsel kardiyolojinin t&uuml;m teknikleri merkeze başvuran hastalarda gerektiğinde uygulanabiliyor.</p>

<p>35 yıl kadar &ouml;nce, daralan kapakların balonla a&ccedil;ılması ile başlayan ve bug&uuml;n artık kapağın ameliyatsız değişimine ve kapak ka&ccedil;ağının mandalla tedavisine kadar uzanan kalp kapak hastalıklarının girişimsel yolla tedavisi de (TAVI, mitral ve trik&uuml;spit kapak değişimleri, mitral klip ve triklip) Prof. Dr. Ali Oto başkanlığındaki deneyimli ekibin ger&ccedil;ekleştirdiği işlemler arasında yer alıyor.</p>

<p><strong>&lsquo;&rsquo;10 bin hasta ve yakınlarına nice 10 yıllar hediye&rsquo;&rsquo;</strong></p>

<p>Memorial Ankara Hastanesi Kardiyoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;n&uuml;n uzman hekim kadrosu; Kardiyoloji B&ouml;l&uuml;m Başkanı Prof. Dr. Ali Oto, Prof. Dr. Ebru Akg&uuml;l Ercan, Prof. Dr. Hakan Aksoy, Do&ccedil;. Dr. Beg&uuml;m Yetiş Sayın ve Uz. Dr. Cansu Selcan Akdeniz&rsquo;den oluşuyor. Prof. Dr. Ali Oto son 35 yıldaki teknolojik gelişmelerle birlikte girişimsel kardiyolojide de devrim niteliğinde yenilikler yaşandığını belirterek, &ldquo;Bu b&uuml;y&uuml;k değişimin par&ccedil;ası olmaktan &ccedil;ok mutluyuz ve 10 bin hasta ile ailelerine sağlık dolu nice 10 yıllar hediye edebildiğimiz i&ccedil;in gururluyuz&rsquo;&rsquo; diyor.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 30 Jan 2024 16:52:55 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[4D yüz gençleştirme cilde sağlık ve ışıltı veriyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/4d-yuz-genclestirme-cilde-saglik-ve-isilti-veriyor-1480</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/4d-yuz-genclestirme-cilde-saglik-ve-isilti-veriyor-1480</guid>
            <description><![CDATA[<p>Lazer teknolojileri tıbbın bir&ccedil;ok alanında kullanılıyor ve estetik uygulamalar bu alanların başında geliyor. Cilt gen&ccedil;leştirme, sıkıl]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Lazer teknolojileri tıbbın bir&ccedil;ok alanında kullanılıyor ve estetik uygulamalar bu alanların başında geliyor. Cilt gen&ccedil;leştirme, sıkılaştırma, leke, yara izi, doğum &ccedil;atlakları, kılcal damar tedavileri, &ccedil;eşitli cilt hastalıkları ve epilasyon uygulamalarında lazer tedavi y&ouml;ntemleri yıllardır g&uuml;venle kullanılıyor. Son d&ouml;nemlerde lazer teknolojileri &ouml;zellikle cilt gen&ccedil;leştirme ve sıkılaştırma gibi kozmetik uygulamalarda daha &ouml;n plana &ccedil;ıkıyor.</p>

<p><strong>Cildi alt ve &uuml;st katmanlarına etki ederek sıkılaştırıyor</strong></p>

<p>Bu lazer kombinasyonu birbirini tamamlayan iki dalga boyunu birleştirmekte ve etkili tedaviler sunmaktadır.Erbium-YAG ve Nd-YAG lazer sistemleri cildin &uuml;st ve alt tabakalarına etki ederek birbirini tamamlayan bir tedavi sağlamaktadır.Cerrahi m&uuml;dahale gerektirmeyen, ağrısız ve ayaktan tedavidir, kişi tedavi sonrası g&uuml;ndelik hayatına rahatlıkla d&ouml;nebilmektedir. Anti-aging lazer tedavileri dolgu ve botoks gibi enjeksiyon uygulamaları tercih etmeyen hastalar i&ccedil;in de uygundur. Bu tedavinin amacı ciltte kırışıklık ve doku azalmalarını gidererek dolgunluk ve sıkılaşma sağlamaktır. Tedavi sonrası y&uuml;z ve boyun yeniden şekillenir, sıkılaşır, parlak, p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z ve canlı g&ouml;r&uuml;n&uuml;r.</p>

<p><strong>Cildiniz 4 adımda gen&ccedil;liğine kavuşuyor</strong></p>

<p>4 boyutlu cilt gen&ccedil;leştirme, g&uuml;&ccedil;l&uuml; bir lifting etkisi olan cerrahi işlem gerektirmeyen (non-invaziv) bir tedavidir. Bu tedavide y&uuml;z ve boyun aynı anda yenilenmektedir. Alın, yanaklar, ağız &ccedil;evresi, dudaklar, burun, kulak &ouml;n&uuml;, &ccedil;ene, g&ouml;z &ccedil;evresi ve kapakları, gıdı, boyun ve dekolte b&ouml;lgesine uygulanabilmektedir.</p>

<p>4D y&uuml;z gen&ccedil;leştirme aşamalı bir tedavidir. Her adımı cildi gen&ccedil;leştirir ve cilde daha sıkı, daha hacimli ve daha gen&ccedil; bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;m kazandırır.</p>

<p>1.Erbium-YAG Smoothlifting</p>

<p>Smoothlifting aşaması y&uuml;z b&ouml;lgesinde derinin &uuml;st tabakasını, ağız i&ccedil;inden de dudak diş etleri ve yanak mukozasını ısıtır. Isınan dokuda kolajen yapımı tetiklenir, belirli ısıya erişince kas iplikleri kasılır ve gerilme sağlanır. T&uuml;m y&uuml;z b&ouml;lgesi, g&ouml;z kapakları dahil ve ağız i&ccedil;i b&ouml;lgesine uygulama yapılmaktadır.</p>

<p>2. FFAC3 Nd-YAG rejuvenasyon</p>

<p>2. aşamada orta deri hedeflenir derin ısınma ile non-ablatif kolajen uyarımı tetiklenir.</p>

<p>3. PIANO Nd-YAG sıkılaşma ve sıcak lipoliz</p>

<p>Piano modu ile alt deri tabakası ve cilt altı yağ dokusunun ısıtılması hedeflenir. &Ouml;zellikle g&ouml;z altı yağ torbaları, gıdı sarkmaları, boyun b&ouml;lgesi, i&ccedil; kol ve i&ccedil; bacak cildinin sıkılaşmasında etkilidir.</p>

<p>4. Erbium-YAG y&uuml;zeyel peeling</p>

<p>Son aşamada cilde ufak delikler a&ccedil;arak y&uuml;zeysel bir soyma yapılır. Hafif lekelerin giderilmesi ince kırışıklıkların a&ccedil;ılması sağlanır ve cildin nem yağ dengesi kontrol altına alınır.</p>

<p><strong>Ağız i&ccedil;inden yapılan uygulama tedavinin etkisini artırıyor</strong></p>

<p>4 boyutlu y&uuml;z gen&ccedil;leştirmede cilde sadece dışarıdan değil, ağzın i&ccedil;inden de uygulama yapılır. Y&uuml;z b&ouml;lgesine hem i&ccedil;erden hem dışardan yapılan bu tedavi cildin en derinine n&uuml;fuz eder ve sıradan lazer veya non-invaziv cihazların n&uuml;fuz edemediği derinin daha derin katmanlarında da kolajen oluşumunu uyarır. 4D y&uuml;z gen&ccedil;leştirme v&uuml;cudun doğal kolajen &uuml;retimini uyarır, bu da artan elastikiyet ile daha sıkı bir cilt ile sonu&ccedil;lanır. Cilt daha parlak, p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z hale gelir. Her seans yaklaşık 45 &ndash; 60 dakika s&uuml;rer ve rahatsızlığı azaltmak i&ccedil;in işlem &ouml;ncesinde lokal anestezi uygulanır. Ortalama 3-4 haftada bir tekrarlanan 4-6 seansın sonunda cilt sıkılaşarak gen&ccedil; bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;me kavuşur. Tedavi bittikten sonra hatırlatma seansları uygulanması etkinin daha uzun s&uuml;reler s&uuml;rmesini sağlayabilmektedir.</p>

<p>Herhangi bir kesiye gerek olmayan bu uygulama; iple gerdirme, dolgu, botoks veya cerrahi tercih etmeyen kişiler i&ccedil;in konforlu ve uygun bir se&ccedil;imdir. Hastalar tedaviyi takiben g&uuml;nl&uuml;k aktivitelerine devam edebilirler.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 26 Jan 2024 18:14:11 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Hemanjiyom prematüre bebeklerde daha sık görülüyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/hemanjiyom-premature-bebeklerde-daha-sik-goruluyor-1476</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/hemanjiyom-premature-bebeklerde-daha-sik-goruluyor-1476</guid>
            <description><![CDATA[<p>Hemanjiyom t&uuml;m yenidoğanların yaklaşık %2- 3&#39;&uuml;nde meydana gelen iyi huylu damar b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanıyor. Damar beni ol]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Hemanjiyom t&uuml;m yenidoğanların yaklaşık %2- 3&#39;&uuml;nde meydana gelen iyi huylu damar b&uuml;y&uuml;mesi olarak tanımlanıyor. Damar beni olarak da adlandırılan hemanjiyomlar v&uuml;cudun herhangi bir yerinde oluşabiliyor, ancak sıklıkla baş ve boyun b&ouml;lgesinde yerleşiyor. Premat&uuml;re bebeklerde, hemanjiyom oluşumu daha fazla g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor. Hemanjiyomun tedavi edilip edilmeyeceğine bazı fakt&ouml;rler g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurularak karar veriliyor. İla&ccedil; tedavisi, lazer ve cerrahi gibi &ccedil;eşitli tedavi se&ccedil;enekleri bulunuyor.</p>

<p><strong>Deri hemanjiyomların &ccedil;oğu k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;r ve tedavi gerektirmez</strong></p>

<p>Hemanjiyom deri &uuml;st&uuml;nde, organlarda ve deri altında herhangi bir yerde meydana gelebilir. Hemanjiyom, doğumsal olabilir, daha sonra ortaya &ccedil;ıkabilir ve kendiliğinden ge&ccedil;ebilir. Genellikle zararsızdır ve v&uuml;cudun bir kısmıyla sınırlıdır. Derideki hemanjiyomların &ccedil;oğu k&uuml;&ccedil;&uuml;kt&uuml;r ve tedavi gerektirmez. Nadir durumlarda, lokalizasyonu elverişsiz olduğunda ve hemanjiyom &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k olduğunda, organ fonksiyonlarını etkileyebilir. Bu gibi durumlarda ise tedavi gereklidir.</p>

<p><strong>En yaygın baş ve boyun b&ouml;lgesinde g&ouml;r&uuml;l&uuml;yor</strong></p>

<p>T&uuml;m bebeklerin %2-3&#39;&uuml;nde hemanjiyom vardır.Premat&uuml;re bebeklerde, hemanjiyom oluşumu yaklaşık %10 oranında daha sık g&ouml;r&uuml;l&uuml;r.Hemanjiyomlar v&uuml;cudun herhangi bir yerinde oluşabilir, ancak en yaygın olarak baş ve boyun b&ouml;lgesinde yerleşir. Hemanjiyomlar tipik olarak doğumdan sonraki ilk birka&ccedil; g&uuml;n veya hafta i&ccedil;inde ortaya &ccedil;ıkar ve karakteristik olarak &uuml;&ccedil; aşamadan ge&ccedil;erler. Lokalizasyona, forma ve seyire bağlı olarak aktif tedavi veya bekle-g&ouml;r yaklaşımı tercih edilir.</p>

<p><strong>Hemanjiyomun 4 tipi bulunuyor</strong></p>

<p>İnfantil hemanjiyom, bebeklerde g&ouml;r&uuml;len en yaygın vask&uuml;ler lezyondur. 1 yaşından k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocukların yaklaşık %4,5&#39;ini etkilemektedir. İnfantil hemanjiyomlar genellikle mavimsi veya ağırlıklı olarak kırmızı renkte kabarık bir lezyon oluşturur. Doğumdan birka&ccedil; g&uuml;n hatta birka&ccedil; hafta sonra bebeğin cildinde belirir. &Ouml;zellikle bebeklerde ve k&uuml;&ccedil;&uuml;k &ccedil;ocuklarda hemanjiyomlar (infantil hemanjiyomlar), vask&uuml;ler t&uuml;m&ouml;rlerden ve vask&uuml;ler malformasyonlardan ayırt edilmelidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; aktif tedavi ya da bekle-g&ouml;r yaklaşımı kararında erken ayrım &ouml;nemlidir.</p>

<p>Hemanjiyomlar tipleri şunlardır;</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Y&uuml;zeysel hemanjiyomlar;</strong>&nbsp;ciltte, parlak kırmızı renkte, p&uuml;r&uuml;zs&uuml;z g&ouml;r&uuml;n&uuml;mde ve iyi tanımlanmışlardır.</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Derin hemanjiyomlar;</strong>&nbsp;derinin altındadırlar ve genellikle mavimsi renkte bir &quot;top&quot; gibi g&ouml;r&uuml;n&uuml;rler. Genellikle y&uuml;zeysel hemanjiyomdan daha sonra saptanır ve hematom ile karıştırılabilir.</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Senil hemanjiyom;</strong>&nbsp;30 yaşından sonra g&ouml;r&uuml;len hemanjiyomlara denmektedir. Deriy&uuml;zeyine yakın damarların genişlemesinden kaynaklanır. A&ccedil;ık kırmızı renklerinden dolayı kiraz anjioyumu olarak da adlandırılırlar.</p>

<p>&middot;&nbsp;<strong>Karaciğer hemanjiyomu;</strong>&nbsp;hemanjiyomlar i&ccedil; organlarda da g&ouml;r&uuml;lebilir. İ&ccedil; organlarda g&ouml;r&uuml;len hemanjiyomlardan en yaygını karaciğer hemanjiyomudur. Karaciğer hemanjiyomu karaciğerdeki kan damarlarında meydana gelen&nbsp;<strong>iyi huylu oluşumlardır. İ&ccedil;i</strong>&nbsp;kanla dolu k&uuml;&ccedil;&uuml;k boşluklardan oluşur ve &ccedil;oğunlukla &ccedil;apı 3 cm&#39;den k&uuml;&ccedil;&uuml;k yuvarlak lezyonlar olarak g&ouml;r&uuml;n&uuml;r. Karaciğerde hemanjiyom varlığını kontrol etmek amacıyla abdominal ultrasonografi yapılmalıdır.</p>

<p><strong>&Ccedil;ocuklarda en &ccedil;ok tercih edilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemi ultrasonografidir</strong></p>

<p>Deri &uuml;st&uuml;ndeki hemanjiyomlar &quot;g&ouml;rsel tanı&quot; ile belirlenebilir, ancak derinliğin kesin olarak belirlenmesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemleri yoluyla m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.Yayılımın derinliğini değerlendirmek, vask&uuml;ler malformasyonlar veya habis t&uuml;m&ouml;rler gibi diğer hastalıkları ekarte etmek i&ccedil;in ultrasonografi, r&ouml;ntgen, MR, Bilgisayarlı Tomografi ve biyopsi gibi daha ileri tetkikler gerekli olabilir. Y&uuml;zeyel ultrasonografi, non-invaziv olması ve &ccedil;ocuğa radyasyon vermemesi nedeniyle en fazla tercih edilen g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme y&ouml;ntemidir.</p>

<p><strong>G&ouml;vdede yer alan hemanjiyomlar d&uuml;zenli olarak kontrol edilmelidir</strong></p>

<p>Hemanjiyomun tedavi edilmesi gerekip gerekmediği &ccedil;eşitli fakt&ouml;rlere bağlıdır. Hemanjiyomların &ccedil;oğu komplike değildir. Organ fonksiyonlarını etkileyen ve/veya g&ouml;rsel olarak y&uuml;zde/ g&ouml;z &ccedil;evresinde lokalize olan hemanjiyomları tedavi etmek tercih edilir. Tedavi başlandıktan sonra hasta d&uuml;zenli olarak kontrol edilir.&Ouml;zellikle g&ouml;vde, kol ve bacaklardaki k&uuml;&ccedil;&uuml;k hemanjiyomlar başlangı&ccedil;ta tedavi gerektirmez ve sadece d&uuml;zenli olarak kontrol edilmelidir.</p>

<p><strong>Tedavi gerektiren hemanjiyomlarda erken aşamada tedaviye başlanmalıdır</strong></p>

<p>Hızlı b&uuml;y&uuml;yen hemanjiyomlar veya zaten komplikasyonlarla ilişkili olan hemanjiyomlar erken bir aşamada tedavi edilmelidir. Tedaviye &ouml;zellikle ilk bir yılda başlanması durumunda tedaviye yanıt &ccedil;ok iyi olmaktadır. Bu &ouml;zellikle g&ouml;z, dudak ve burun gibi sorunlu b&ouml;lgelerdeki hemanjiyomlar i&ccedil;in ge&ccedil;erlidir. Bir hemanjiyomun yeri ve boyutuna bağlı olarak kriyoterapi, lazer tedavisi, cerrahi tedavi ve ila&ccedil; tedavisi gibi &ccedil;eşitli tedavi se&ccedil;enekleri mevcuttur.</p>

<p>Hangi hastalara tedavi verileceği; tedavi s&uuml;resinin ne kadar olacağına &ccedil;ocuk hematoloji onkoloji uzmanı izlem s&uuml;recinde karar verecektir. &Ccedil;ocukta bir hemanjiyom fark edildiğinde vakit kaybetmeksizin &ccedil;ocuk hematoloji onkoloji uzmanından g&ouml;r&uuml;ş alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 15:39:08 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Doğal doğum ile ilgili bilmeniz gerekenler]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/dogal-dogum-ile-ilgili-bilmeniz-gerekenler-1473</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/dogal-dogum-ile-ilgili-bilmeniz-gerekenler-1473</guid>
            <description><![CDATA[<p>Doğal ( fizyolojik) doğum, tıbbi bir gerek&ccedil;e olmadığı s&uuml;rece; kendiliğinden başlayan, m&uuml;mk&uuml;n olduğunca m&uuml;dahale edilmede]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Doğal ( fizyolojik) doğum, tıbbi bir gerek&ccedil;e olmadığı s&uuml;rece; kendiliğinden başlayan, m&uuml;mk&uuml;n olduğunca m&uuml;dahale edilmeden ger&ccedil;ekleşen, annenin doğal kasılmaları beklenerek takip edilen, bebeklerin doğar doğmaz anne kucağı ile buluştuğu doğum olarak tanımlanıyor.&nbsp;Anneliğe adım atılan bu &ouml;zel anda, kadınlar yeni bir deneyim olan doğum eylemini ger&ccedil;ekleştirdiklerinde kaygı ve endişe durumu ortaya &ccedil;ıkabiliyor veya zaten var olan bu tarz duygular artabiliyor. Doğal (fizyolojik) doğumu diğer doğum şekillerinden ayrı tutan bazı &ouml;nemli noktalar bu s&uuml;re&ccedil;te anne adayının daha konforlu bir doğum s&uuml;reci ge&ccedil;irmesini sağlıyor.</p>

<p><strong>Anne adayının başrolde olduğu bir ekip işi</strong></p>

<p>Doğal doğum felsefesinin ama&ccedil;ları ş&ouml;yle sıralanabilir: Ailelere huzurlu ve mahrem bir alan oluşturmak, ailelerin sağlık hizmeti sunucuları ve doğum destek&ccedil;ileri ile &ouml;nceden tanışmalarını sağlamak, ve aralarında karşılıklı g&uuml;ven ilişkisinin bulunması gerektiğini telkin etmek. Ailelerin doğum s&uuml;reciyle ilgili &ouml;nceden eğitim almaları ve bilin&ccedil;lenmeleri, varsa gebenin ge&ccedil;mişten getirdiği korkularının giderilmesi, doğum anında doğuma yeterli zamanın tanınması, doğum eyleminin v&uuml;cudun doğal hormonlar etkisi altında ger&ccedil;ekleşmesi, gebenin doğum eylemi s&uuml;resince serbest hareket edebilmesi, istediği aktif pozisyonlarda doğumunu ger&ccedil;ekleştirebilmesi, gebeye fiziksel ve duygusal desteğin s&uuml;rekli olarak verilmesi, doğum sonrası tentene&nbsp;&nbsp;temas emzirme ve anne baba bağının g&uuml;&ccedil;lenmesi i&ccedil;in gereken yeterli s&uuml;renin ailelere verilmesidir.&nbsp;Doğal doğum, bir ekip &ccedil;alışmasıdır. Bu ekipte anne başroldedir. Doğal doğumu destekleyen bir doğum doktoru ve doğum ebesinin yanı sıra doğum psikoloğu ve doula da bu ekipte bulunabilmektedir.</p>

<p><strong>Anne ile bebek arasında bağı g&uuml;&ccedil;lendirir</strong></p>

<p>Doğumunu kendi doğal hormonları etkisi altında doğal doğum felsefesine uygun olarak ger&ccedil;ekleştiren ailelerin bebeği ile kuracağı bağ g&uuml;&ccedil;l&uuml; olmaktadır.&nbsp;Tıbbi gerek&ccedil;eler nedeni ile ger&ccedil;ekleştirilen sezaryen doğumlarında da, aynı ilkelere bağlı kalınarak anne bebek dostu sezaryen uygulamaları ile ailelere tatminkar ve coşkulu doğum deneyimi i&ccedil;in fırsat sunulmaktadır.&nbsp;Doğumun fiziksel ve psikolojik olarak bırakabileceği olumsuz deneyimlemeler azaltılır hatta tamamen ortadan kaldırılması hedeflenir, annenin kendisine ve hayattaki rol&uuml;ne olan g&uuml;veni artar, anne başarma hissini yaşar, babalar s&uuml;rece dahil oldukları i&ccedil;in daha tatminkar bir deneyim yaşar b&ouml;ylece aileler doğum anının coşkusunu sınırsızca deneyimlemiş olurlar. Doğum sonrası depresyon oranları azaltılmış olur. Doğal doğumun ger&ccedil;ekleşmesi i&ccedil;in D&uuml;nya Sağlık &Ouml;rg&uuml;t&uuml; (WHO) kanıta dayalı &ouml;nerilerde bulunmuştur, Bu &ouml;neriler;</p>

<p>1. Doğum kendiliğinden başlamalıdır.</p>

<p>3. Doğum yapan kadınlara duygusal ve fiziksel destek verilmelidir.</p>

<p>4. Doğum boyunca rutin m&uuml;dahalelerden ka&ccedil;ınılmalıdır.</p>

<p>5. Doğumda doğal ve aktif ıkınma teknikleri tercih edilmelidir.</p>

<p>6. Doğumdan sonra anne ve bebeği bir arada tutulmalıdır ve emzirme i&ccedil;in limitsiz imkan tanınmalıdır.</p>

<p><strong>Doğal bir doğum deneyimi imkanı sunar</strong></p>

<p>Ailelerin kendi doğumları ile ilgili s&uuml;re&ccedil;te yapılacak tercihlere ve alınacak kararlara aktif katılabilmeleri &ouml;nemlidir. Doğumla ilgili yeterli bilgi ve bilin&ccedil; d&uuml;zeyleri olmayan aileler, gebelik s&uuml;recinde ve doğum anında alınacak dinamik kararlara yeterince katılamayabilir.&nbsp;Doğal ve keyifli bir doğum deneyimi yaşamak isteyen aileler doğum &ouml;ncesi eğitim programlarına katılarak istedikleri doğum deneyimini yaşamak i&ccedil;in tercihlerini ortaya koyma fırsatı bulurlar. Doğumla ilgili istek ve beklentilerini belirlerler ve bu beklentilerini doğal doğum ekibiyle paylaşabileceklerini &ouml;ğrenirler. B&ouml;ylece doğum tercihleri ile ilgili bu talepler doğum &ouml;ncesinde aile tarafından belirlenmiş ve sağlık ekibine iletilmiş olur. Ekip birbirinin talep ve isteklerini doğum eylemi başlamadan &ouml;nce &ouml;ğrenmiş olur. Ayrıca bu eğitim sayesinde doğum esnasında dinamik s&uuml;re&ccedil;lerde alınacak kararlara aileler aktif olarak katılım imkanı bulur. Kendi doğumunun y&ouml;netiminde aktif rol alma fırsatı sunulur. B&ouml;ylece aileler fiziksel,&nbsp;&nbsp;zihinsel ve psikolojik olarak doğuma hazırlıklı hisseder, kendi tercihlerini yaşadığı i&ccedil;in daha tatminkar ve daha coşkulu bir doğum deneyimlemiş olur. Lohusalık ve ebeveynlik yolculuğunda daha g&uuml;&ccedil;l&uuml; aile i&ccedil;i bağlara sahip olurlar.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 18 Jan 2024 17:13:03 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Günde 1-2 yemek kaşığı chia, Omega-3 ihtiyacının tümünü karşılıyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gunde-1-2-yemek-kasigi-chia-omega-3-ihtiyacinin-tumunu-karsiliyor-1470</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/gunde-1-2-yemek-kasigi-chia-omega-3-ihtiyacinin-tumunu-karsiliyor-1470</guid>
            <description><![CDATA[<p>Eski &ccedil;ağlardan bu yana kullanılan chia (&ccedil;iya) tohumu i&ccedil;erdiği y&uuml;ksek lif ve Omega-3 yağ asidi ile enerji ve g&uuml;&ccedi]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Eski &ccedil;ağlardan bu yana kullanılan chia (&ccedil;iya) tohumu i&ccedil;erdiği y&uuml;ksek lif ve Omega-3 yağ asidi ile enerji ve g&uuml;&ccedil; sağlayarak sağlıklı beslenmeyi destekliyor. Antioksidan &ouml;zellikleri sayesinde kanser ve inflamatuar hastalıklara karşı koruma sağlayan chia tohumu; diyabet, kalp damar ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına karşı da v&uuml;cudu g&uuml;&ccedil;l&uuml; kılıyor, cilt sağlığına ise yaşlanma karşıtı olarak etki ediyor. Ancak aşırı t&uuml;ketimi mide ve bağırsak sorunlarına yol a&ccedil;abileceğinden dikkatli kullanılması tavsiye ediliyor.</p>

<p><strong>Y&uuml;ksek besin değeri nedeniyle vegan beslenmede sık kullanılıyor</strong></p>

<p>Chia tohumu G&uuml;ney Amerika, Guetemala ve G&uuml;ney Meksika&rsquo;ya &ouml;zg&uuml;, salvia hispanica ailesine bağlı, nanegillerden olan &ccedil;i&ccedil;ekli bir bitkidir. Aztek ve Mayalılar tarafından geleneksel tıbbın bir par&ccedil;ası olarak kullanılmıştır. G&uuml;n&uuml;m&uuml;zde ise pop&uuml;ler bir fonksiyonel besindir. 100 gramında 42.1 gr karbonhidrat, 30.7 gr yağ ve 16.5 gr protein i&ccedil;eren bu mucizevi besin &ouml;zellikle veganlar i&ccedil;in iyi bir bitkisel Omega-3 kaynağıdır. Ayrıca kalsiyum, fosfor, potasyum, magnezyum, niasin, A vitamini ve posa bakımından da olduk&ccedil;a zengindir. Ortalama 1-2 yemek kaşığı chia tohumu g&uuml;nl&uuml;k lif ihtiyacının %39&#39;unu, Omega-3 ihtiyacının ise tamamını karşılayabilir.&nbsp;</p>

<p><strong>Zayıflama diyetlerinde chia etkisi</strong></p>

<p>Chia tohumundaki fenolik bileşikler, antioksidan etki g&ouml;stererek v&uuml;cuttaki serbest radikallerle m&uuml;cadele eder. &Ccedil;oklu doymamış yağ asitleri ve omega-3 i&ccedil;eriği nedeniyle kalp damar sağlığını destekleyen chia tohumunun &ccedil;&ouml;z&uuml;n&uuml;r lif i&ccedil;eriği bağırsak hareketlerini d&uuml;zenler, kan şekerini dengeler, tokluk s&uuml;resini uzatır ve kilo vermeyi kolaylaştırır. S&uuml;tten altı kat fazla kalsiyum i&ccedil;erdiği bilinen mucizevi tohum bu y&ouml;n&uuml;yle de kemik erimesi hastalığı olanlar ile s&uuml;t ve s&uuml;t &uuml;r&uuml;nlerine karşı duyarlı kişilerin kalsiyum ihtiyacını &ouml;nemli &ouml;l&ccedil;&uuml;de karşılar. Ayrıca gluten i&ccedil;ermediği i&ccedil;in &ccedil;&ouml;lyak hastaları tarafından da g&ouml;n&uuml;l rahatlığıyla tercih edilebilir.</p>

<p><strong>G&uuml;nde en fazla 2 yemek kaşığı &ouml;neriliyor</strong></p>

<p>Gıda sanayinde su tutucu ve kıvam artırıcı olarak kullanılabilen chia tohumunun bireysel t&uuml;ketiminde miktar &ccedil;ok &ouml;nemlidir. Aşırı t&uuml;ketimi mide sorunlarına ve bağırsaklarda fazla hareketliliğe yol a&ccedil;abileceğinden g&uuml;nl&uuml;k 2 yemek kaşığı sınırlamasına &ouml;zen g&ouml;sterilmelidir. Ayrıca hipotansiyonu olanlar ve kan basıncını d&uuml;ş&uuml;ren ila&ccedil; kullananlar da chia tohumu kullanımı konusunda mutlaka bir uzmana danışmalıdırlar. Chia tohumu alerjik bir b&uuml;nyeye sahip olanlar i&ccedil;in de dikkatli t&uuml;ketilmesi gereken bir besindir.&nbsp;</p>

<p><strong>İster &ccedil;iğ t&uuml;ketin, ister yemeklerle pişirin</strong></p>

<p>Doğrudan &ccedil;iğ şekilde yoğurda, salataya, pudinge, kahvaltılık mısır gevreğine ve yemek &uuml;zerine serpilerek t&uuml;ketilebilen chia tohumu, &ouml;ğ&uuml;t&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde ise ekmekten tatlıya, smoothieden &ccedil;orbaya kadar pek &ccedil;ok tarife eklenerek pişirilebilir. &nbsp;</p>

<p><strong>5 yaşın altındakiler ve hamileler dikkat!&nbsp;</strong></p>

<p>Bilimsel &ccedil;alışmalarda kesin bir yaş belirtilmese de chia tohumu genellikle 5 yaş altındakilere &ouml;nerilmemektedir. 5-18 yaş arası &ccedil;ocuklarda ise g&uuml;nl&uuml;k t&uuml;ketimi 2 yemek kaşığından az olmalıdır. Hamilelere ve emziren annelere gelince; bu gruptakilerin chia tohumu kullanmaları pek tavsiye edilmemektedir.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 17 Jan 2024 13:09:54 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kalp dostu 10 önemli alışkanlık]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kalp-dostu-10-onemli-aliskanlik-1466</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kalp-dostu-10-onemli-aliskanlik-1466</guid>
            <description><![CDATA[<p>Kalp rahatsızlıkları d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde en sık rastlanan hastalıklar arasında bulunuyor. Genetik yatkınlığı olanlar ve erkeklerde daha ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp rahatsızlıkları d&uuml;nyada ve &uuml;lkemizde en sık rastlanan hastalıklar arasında bulunuyor. Genetik yatkınlığı olanlar ve erkeklerde daha sık g&ouml;r&uuml;len kalp hastalıkları yanlış beslenme alışkanlıkları, aşırı kilolar, stres, diyabet, alkol t&uuml;ketimi ve hareketsiz yaşam nedeniyle de hızla yaygınlaşıyor. Her yaşta yapılabilecek yaşam tarzı değişiklikleri ve bilin&ccedil;li yaklaşımlar ile kalp hastalıklarından korunmak b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor.</p>

<p><strong>Ani kalp krizini tetikleyen y&uuml;ksek stresten uzak durulmalı</strong></p>

<p>Adrenalin ve hormon seviyelerini y&uuml;kselten stres, akışkan olan kan yapısını bozarak damarların i&ccedil;inde pıhtı oluşturabilmektedir. Strese dayalı ortaya &ccedil;ıkan kalp ritim bozukluğu kalbin normal fonksiyonundan &ccedil;ok daha hızlı ya da yavaş atması ile ortaya &ccedil;ıkabilmektedir. Baş d&ouml;nmesi, bayılma hissi, bayılma, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı, nefes darlığı gibi şik&acirc;yetlerle hekime başvuran kişiler aşırı kasılan kalp ve kalp damarları stres kaynaklı nabız y&uuml;kselmesi veya d&uuml;şmesiyle birlikte kalp krizi ge&ccedil;irebilmektedir. Ani ger&ccedil;ekleşen aritmi ataklarıyla birlikte kişilerde hayati risk oluşturan olasılıklar bulunabilmektedir.</p>

<p><strong>Zengin antioksidan kaynağı ceviz t&uuml;ketilmeli</strong></p>

<p>Yararlı yağlar ile antioksidan deposu ceviz kalp dostu olarak bilinmektedir. Her iklim koşulunda &uuml;retilebilen ceviz D&uuml;nya&rsquo;da &Ccedil;in ve ABD&rsquo;den sonra T&uuml;rkiye&rsquo;de &uuml;retilmektedir. Kan dolaşımını d&uuml;zenleyerek kan damarlarının işlevini sağlayıp arterlerde plak oluşumunu &ouml;nleyerek iltihabı azaltabilmektedir. K&ouml;t&uuml; kolesterol olarak bilinen Ldl seviyelerinde ceviz t&uuml;ketenlerde d&uuml;ş&uuml;ş g&ouml;r&uuml;lebilmektedir. Kan şekerini d&uuml;zenleyen ceviz beslenmeyi ve diyabeti kontrol altına alabilmektedir.</p>

<p><strong>Azaltılması gereken besinler</strong></p>

<p>Kalp sağlığının korunması ve daima sağlıklı bir kalp atımı i&ccedil;in g&uuml;nl&uuml;k yaşamda t&uuml;ketilmemesi gereken veya olabildiğince t&uuml;ketiminde ka&ccedil;ınılması gereken yiyecek ve i&ccedil;ecekler bu şekilde sıralanabilir;</p>

<p>&middot; Doymuş yağlar (kuyruk yağları, tereyağları, margarinler, yağda yapılan kızartma &uuml;r&uuml;nleri, yağda pişirilmiş kavurma &uuml;r&uuml;nleri)</p>

<p>&middot; Marketlerde satılan tavuk suyu ve et suyundan yapılan lezzet verici bulyonlar</p>

<p>&middot; Tam yağlı etler ( sucuk, salam, sosis, pastırma, tavuk veya hindi derisi)</p>

<p>&middot; Yağlı gıdalar (kaymak, krema, mayonez, &ccedil;ikolata ve yağlı soslar)</p>

<p>&middot; Alkol &uuml;r&uuml;nleri</p>

<p>&middot; Marketlerde satılan asitli ve asitsiz meşrubatlar, hazır meyve suları</p>

<p>&middot; Hazır gıda &uuml;r&uuml;nleri (genellikle i&ccedil;erikleri bilinmemekte)</p>

<p><strong>G&uuml;nl&uuml;k y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerinizi yaparak kilo verme s&uuml;recini hızlandırın</strong></p>

<p>Kalp sağlığını korumak isteyen ve kalp rahatsızlığı bulunan kişiler g&uuml;nde yarım saat tempolu y&uuml;r&uuml;yerek diyabet, kolesterol, ins&uuml;lin direnci, hipertansiyonun gerilemesini sağlamaktadır. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yaparak kilo veren kişiler egzersiz planlarını oluştururken yaşam kalitelerini arttırmayı hedeflemektedir. Yapılan araştırmalar g&uuml;nl&uuml;k y&uuml;r&uuml;y&uuml;şlerini yapıp, sağlıklı spor aktivitelerini yorucu olmadan eğlenceli bir şekilde rutine d&ouml;n&uuml;şt&uuml;ren kişilerde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinin ortadan kalkabileceğini kanıtlayabilmektedir. İş hayatı hareketsiz yaşamı normalleştirerek bazı bireylerde tamamen masa başı olan iş koşulları ile birlikte g&uuml;nl&uuml;k rutinler i&ccedil;inde y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş&uuml; unutmaya neden olmaktadır. Y&uuml;r&uuml;y&uuml;şleri yapmadan &ouml;nce hafif ve sağlıklı gıdalar t&uuml;ketmekte olduk&ccedil;a faydalı olacaktır.</p>

<p><strong>Sağlıklı bir kalp i&ccedil;in bu 10 maddeye dikkat edin</strong></p>

<p>Kalp sağlığının korunması ve daha konforlu bir yaşam s&uuml;reci i&ccedil;in alışkanlık haline getirilmesi gereken bazı &ouml;nemli hususlar bulunmaktadır. Bu &ouml;nemli noktalar şu şekilde sıralanabilir;</p>

<p>1. Kalp kontrollerini ihmal etmeden belirli rutinlerle ger&ccedil;ekleştirmek,</p>

<p>2. Egzersiz yaparak sağlıklı yaşam i&ccedil;in y&uuml;r&uuml;y&uuml;şleri aksatmamak,</p>

<p>3. Tansiyonu, kan şekerini, stresi kontrol altında tutmak</p>

<p>4. Beslenmeyi d&uuml;zenleyip sağlıklı gıdalar t&uuml;ketmeye &ouml;zen g&ouml;stermek, varsa fazla kilolardan kurtulmaya &ccedil;alışarak ideal kiloya ulaşma hedefi koymak</p>

<p>5. G&uuml;nl&uuml;k su t&uuml;ketimine &ouml;nem vererek, yararlı maden sularını t&uuml;ketmek olduk&ccedil;a sağlıklı ve kalbe yararlı olabilmekte</p>

<p>6. Alkol ve sigara gibi zararlı alışkanlıkları en aza indirgeme veya bırakma</p>

<p>7. Yağlı besinler ve kırmızı sakatatları t&uuml;ketmemek ve bu besinlerle birlikte i&ccedil;tiğimiz hazır meşrubatları hayatımızdan olabildiğince uzak tutmak</p>

<p>8. Karaciğer yağlanmasına neden olan hazır işlenmiş gıdaları kalp sağlımız i&ccedil;in t&uuml;ketmemek</p>

<p>9. Meyve ve sebzeleri mevsiminde t&uuml;ketmek, yemeklerde zeytinyağı tercihi, yağ bakımından zengin balıkları yemek</p>

<p>10. Aşırı sıcaklardan ve aşırı soğuklardan ka&ccedil;ınmak veya &ouml;nlem almak. Bağışıklık sistemini bozabilecek hastalıklardan ve vir&uuml;slerden korunma y&ouml;ntemleri belirleyerek kalp sağlığını koruyabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 12 Jan 2024 15:19:58 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bu besinler demir eksikliğine iyi geliyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-besinler-demir-eksikligine-iyi-geliyor-1462</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bu-besinler-demir-eksikligine-iyi-geliyor-1462</guid>
            <description><![CDATA[<p>V&uuml;cut; kırmızı kan h&uuml;cresi, kas h&uuml;cresi ve &ccedil;ok sayıda enzimi oluşturmak i&ccedil;in demire ihtiya&ccedil; duyuyor. Demir a&cc]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>V&uuml;cut; kırmızı kan h&uuml;cresi, kas h&uuml;cresi ve &ccedil;ok sayıda enzimi oluşturmak i&ccedil;in demire ihtiya&ccedil; duyuyor. Demir a&ccedil;ısından zengin ve dengeli bir beslenme ile v&uuml;cut demir teminini yeterli derecede sağlayabiliyor. Demirin yeterli derecede temin edilemediği durumlarda ise demir eksikliği meydana gelebiliyor. Bu da bir&ccedil;ok sağlık sorununu beraberinde getiriyor. Bu nedenle demirden zengin gıdaları tercih etmek ve g&uuml;nl&uuml;k beslenmede bazı kurallara uymak &ouml;nem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Uz. Dyt. Nur Sinem T&uuml;rkmen, demirin faydaları ve demir i&ccedil;eren besinler hakkında bilgi verdi.</p>

<p><strong>Demir v&uuml;cutta depolanabiliyor</strong></p>

<p>V&uuml;cudun kan oluşumu ve h&uuml;crelere oksijen sağlamak gibi bir dizi metabolik s&uuml;re&ccedil; i&ccedil;in demire ihtiyacı vardır.Kandaki oksijenin taşınmasında,oksijenin kaslarda depolanmasında,hormonların &uuml;retiminde, enzimlerin oluşumuna yardımda,enfeksiyonlara karşı bağışıklığı desteklenmesinde ve bağışıklık sistemini g&uuml;&ccedil;lenmesinde rol alır. Demir v&uuml;cutta depolanabilen bir mineraldir. Demirin yaklaşık y&uuml;zde 60&#39;ı kanda (hemoglobin), y&uuml;zde 25&#39;i karaciğer, dalak ve kemik iliğinde (ferritin ve hemosiderin) depolanır ve diğer y&uuml;zde 15&#39;i kas proteini (miyoglobin) ve enzimlere bağlıdır.C vitamini yiyeceklerden demir emilimini artırır.</p>

<p><strong>Vejetaryen ve veganlar dikkat!</strong></p>

<p>V&uuml;cut demiri kendisi &uuml;retemez, bu nedenle yiyeceklerden elde etmektedir.K&ouml;t&uuml; beslenme veya hastalıklar nedeniyle demir eksikliği oluşabilir.Demir eksikliği, gıda yoluyla yetersiz demir tedarikine dayanıyorsa etkilenen kişiler yeterli demirin emilimi i&ccedil;in diyetlerini değiştirmelidir.Demir eksikliği genellikle kan kaybından sonra (&ouml;rneğin ameliyatlardan, kan bağışlarından ya daadet kanamalarındansonra) ortaya &ccedil;ıkabilir. Demir eksikliği demir eksikliği anemisine d&ouml;n&uuml;şebilir. Bu kalıcı bir demir eksikliği nedeniyle yeterli kan oluşumuna izin vermeyen bir hastalığı da ifade edebilir.Demir eksikliği i&ccedil;in risk grupları şunları i&ccedil;erir; vejetaryenler, veganlar, &ccedil;ocuklar, gen&ccedil;ler, ağır adet kanaması ge&ccedil;iren kadınlar, hamilelik ve emzirme d&ouml;neminde kadınlar, Crohn hastalığı veya &uuml;lseratif kolit gibi demir emilimini zorlaştıran kronik bağırsak hastalığı olan kişiler, demir emilimini bozabilecek ila&ccedil;lar kullanan hastalardır.Demir eksikliğinin neden olabileceği bir&ccedil;ok belirti bulunmaktadır. Bunlar arasında;</p>

<p>&middot; Yorgunluk, bitkinlik, solgun g&ouml;r&uuml;n&uuml;m,</p>

<p>&middot; Zayıf ve kırılgan tırnaklar,</p>

<p>&middot; P&uuml;r&uuml;zl&uuml; ve &ccedil;atlamış bir cilt,</p>

<p>&middot; Mat ve cansız sa&ccedil;lar,</p>

<p>&middot; Baş d&ouml;nmesi,</p>

<p>&middot; &Ccedil;arpıntı,</p>

<p>&middot; Uyku bozuklukları,</p>

<p>&middot; Odaklanma g&uuml;&ccedil;l&uuml;ğ&uuml;,</p>

<p>&middot; Yavaş metabolizma hızı bulunmaktadır.</p>

<p><strong>Hayvansal besinler y&uuml;ksek oranda demir i&ccedil;eriyor</strong></p>

<p>Demir, bir&ccedil;ok gıdada doğal olarak bulunan bir mineraldir. Bunlar ş&ouml;yle sıralanabilir:</p>

<p>&middot; Kırmızı ve beyaz et, balık ve deniz &uuml;r&uuml;nleri gibi hayvansal besinler</p>

<p>&middot; Baklagiller, meyveler, kuruyemişler, tahıllar ve sebzeler</p>

<p>&middot; Demir a&ccedil;ısından en zengin meyveler &ouml;zellikle incir ve kayısı olmak &uuml;zere kuru meyvelerdir. Ciğer de y&uuml;ksek oranda demir i&ccedil;ermektedir.</p>

<p>*Bitkilerde de y&uuml;ksek oranda demir bulunur fakat v&uuml;cut tarafından et veya balıkta bulunan demirden daha az emilir.</p>

<p>&middot; Susam, tahin, fındık, Antep fıstığı, kaju fıstığı, yulaf, kuru kayısı, kuru &uuml;z&uuml;m demir oranı y&uuml;ksek bitkisel besinler arasında yer alır.</p>

<p>&middot; Sakatatlar, k&uuml;mes hayvanları &ouml;zellikle hindi, balık ve deniz &uuml;r&uuml;nleri</p>

<p>&middot; Yumurtalar,s&uuml;t &uuml;r&uuml;nleri, koyu yeşil yapraklı sebzeler, tam tahıllar ve meyveler</p>

<p>&middot; Kekik, kimyon, k&ouml;ri, zencefil veya kişniş gibi baharatlar da demir a&ccedil;ısından zengindir.</p>

<p>*Bitkisel kaynaklı demir seviyesinin v&uuml;cutta emilimini artırmak i&ccedil;in C vitamini a&ccedil;ısından zengin bir besinle (&ouml;rneğin domates, kivi, turun&ccedil;giller) t&uuml;ketilmelidir.</p>

<p><strong>Yemeklerle birlikte kahve ve &ccedil;ay t&uuml;ketilmemeli</strong></p>

<p>Dengeli ve bilin&ccedil;li beslenmeye dikkat edildiğinde demir ihtiyacı genellikle taze yiyeceklerle karşılanır. &Ccedil;eşitli besinlerle birlikte demirin emilimini desteklemekte fayda vardır. &Ouml;rneğin yemekle birlikte C vitamini a&ccedil;ısından zengin bir portakal suyu i&ccedil;ebilir veya bol limonlu bir salata t&uuml;ketilebilir. Kahve ve &ccedil;ayın i&ccedil;erdiği tanenler demir emilimini engellemektedir bu y&uuml;zden &ouml;ğ&uuml;n sırasında ve en az 2 saat sonrasına kadar kahve, &ccedil;aydan ka&ccedil;ınılmalıdır. S&uuml;t ve kakao, asitli i&ccedil;ecekler ve bazı alkoll&uuml; i&ccedil;ecekler de demir emilimini engeller. &Ouml;zellikle yemeklerle birlikte m&uuml;mk&uuml;nse bu i&ccedil;eceklerden de ka&ccedil;ınılmalıdır.Besinler demir alımında yeterli gelmediğinde demir takviyesi de kullanılabilir. Demir takviyeleri uzman hekim ve beslenme uzmanının &ouml;nerdiği şekilde alınmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 11 Jan 2024 15:08:42 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Ofis yaşamında bel ve boyun fıtıklarına karşı önleminizi alın]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ofis-yasaminda-bel-ve-boyun-fitiklarina-karsi-onleminizi-alin-1458</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/ofis-yasaminda-bel-ve-boyun-fitiklarina-karsi-onleminizi-alin-1458</guid>
            <description><![CDATA[<p>Bel ağrısı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde insan hayatında en sık karşılaşılan problemlerin başında geliyor. Sağlık sistemleri i&ccedil;in de ciddi bir ek]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Bel ağrısı g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde insan hayatında en sık karşılaşılan problemlerin başında geliyor. Sağlık sistemleri i&ccedil;in de ciddi bir ekonomik y&uuml;k oluşturuyor. ABD&rsquo;de bel ağrısının tedavisine yıllık 100 milyar dolar harcanırken, buna bağlı iş g&uuml;c&uuml; kaybı maliyetinin de yaklaşık 700 milyar dolar olduğu hesaplanıyor. &Uuml;lkemizde de bunun i&ccedil;in ciddi bir harcama yapıldığı tahmin ediliyor. Boyun ağrıları da son yıllarda &ouml;zellikle uzun s&uuml;re bilgisayar başında &ccedil;alışan kişileri tehdit ediyor. Pandemi s&uuml;recindeki hareketsizliğin etkileri halen bel ve boyun şikayetleri ile genel sağlığımıza yansıyor. Memorial Bah&ccedil;elievler Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi (N&ouml;roşirurji) B&ouml;l&uuml;m&uuml;&rsquo;nden Do&ccedil;. Dr. Salim Şent&uuml;rk, iş yaşamında bel- boyun fıtıkları hakkında bilgi verdi.&nbsp;</p>

<p><strong>Kadınlarda ve 40 yaş &uuml;st&uuml;nde risk daha y&uuml;ksek</strong></p>

<p>Ağır işlerde ve uzun s&uuml;re &ccedil;alışan insanlarda bel ve boyun ağrısı g&ouml;zlenme olasılığı y&uuml;ksektir. Ofis &ccedil;alışanlarında ise; uzun s&uuml;re oturarak &ccedil;alışmak, hareketsiz kalmak bel ağrısı i&ccedil;in ciddi bir risk fakt&ouml;r&uuml;d&uuml;r. Ayrıca boynun &ouml;ne eğik bir şekilde kalması ve hareketsizlik de boyun ve sırt ağrısı i&ccedil;in risk oluşturmaktadır. Kadınlar ve 40 yaş &uuml;st&uuml; &ccedil;alışanlarda sorun &ccedil;ıkma olasılığı daha y&uuml;ksektir.</p>

<p><strong>Egzersiz bel ve boyun ağrılarına da iyi geliyor</strong></p>

<p>İş yaşamına ek olarak psikolojik stres ve fazla kilo omurga ile ilgili sorun yaşanma olasılığını artırmaktadır. Stresli bir iş hayatı, kaygı, mutsuzluk ve &uuml;z&uuml;nt&uuml; omurga ile ilgili şik&acirc;yetlerin daha sık g&ouml;zlenmesine ortam hazırlamaktadır. D&uuml;zenli spor yapmak problem &ccedil;ıkma olasılığını azaltırken haftada 5 g&uuml;n ve g&uuml;nl&uuml;k yarım saatlik bir egzersiz programı bile koruyucudur. Bel ağrısı &ccedil;oğunlukla istirahat, sıcak uygulama, ila&ccedil; tedavisi ile 5-7 g&uuml;n i&ccedil;inde ge&ccedil;mektedir.</p>

<p><strong>Endoskopik y&ouml;ntemle iş ve sosyal yaşama d&ouml;n&uuml;ş &ccedil;ok daha kısa oluyor</strong></p>

<p>Bazı hasta gruplarında omurga şikayetlerinin sorumlusu bel fıtığıdır. Bel fıtığı olan hastaların da %2-3&rsquo;l&uuml;k bir kısımında cerrahi tedaviye ihtiya&ccedil; duyulmaktadır. Şiddetli bacak ağrısı, bacaklarda kuvvet kaybı, tuvaletini kontrol edememe gibi durumlarda cerrahi d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmelidir. Cerrahi se&ccedil;enek olarak farklı y&ouml;ntemler uygulanmakla birlikte g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde en ileri teknik minimal invaziv y&ouml;ntem endoskopik diskektomi y&ouml;ntemidir. Bu y&ouml;ntemde hastalar 7 mm&rsquo;lik bir cilt kesisinden ameliyat edilir. &Ccedil;oğunlukla hastaların kemik anatomisine dokunulmaz, kaslar arasından girilerek ameliyat yapılır. &nbsp;Ucunda kamera ve i&ccedil;inde boşluk olan kalem kalınlığındaki bir endoskop i&ccedil;inden ameliyat ger&ccedil;ekleştirilir. &nbsp;Ameliyat s&uuml;resi 10-50 dakika arasında değişmekle birlikte hastalar &ccedil;oğunlukla aynı g&uuml;n i&ccedil;inde taburcu edilirler. Beldeki kemik dokuya &ccedil;oğunlukla dokunulmadığı, kas dokusu sıyrılmadığı i&ccedil;in ameliyat sonrası, hastalarda bel ağrısı minimal d&uuml;zeyde g&ouml;r&uuml;lmekte hatta hastalar &ccedil;oğunlukla ağrı kesici kullanmaya gerek duymamaktadır. Ameliyattan 2-3 saat sonra hastalar y&uuml;r&uuml;t&uuml;lerek aynı g&uuml;n taburcu edilmektedir. Hastaların iş hayatına d&ouml;nme s&uuml;resi ortalama 1 haftadır. Diğer cerrahi y&ouml;ntemlerle karşılaştırıldığında endoskopik y&ouml;ntem hastaların normal hayata ve iş hayatına d&ouml;nmeleri a&ccedil;ısından belirgin avantajlıdır. &Ouml;zellikle kasları korunması gereken sporcular, iş hayatına erken d&ouml;nmesi gereken &ccedil;alışanlar i&ccedil;in ilk tercihtir.&nbsp;</p>

<p>Bel fıtığında olduğu gibi boyun fıtığında da ameliyat belirli bir hasta grubuna uygulanmaktadır. Şiddetli kol veya boyun ağrısı, kollarda kuvvetsizlik, bacaklarda kuvvetsizlik gibi durumlarda ameliyat d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmelidir. Boyun fıtığı ameliyatları da değişik y&ouml;ntemlerle yapılabilmektedir. Hastaların &ccedil;oğu boynun &ouml;n tarafından 3-4 cm&rsquo;lik bir cilt kesisinden mikroskop altında ameliyat edilebilirken bir kısmı da boynun &ouml;n&uuml;nden veya boynun arkasından endoskop ile ameliyat edilebilir. Mikroskop ile yapılan ameliyatta &ccedil;ıkarılan disk dokusu yerine bir kafes konurken endoskopik cerrahide sadece basıya neden olan disk dokusu &ccedil;ıkarılarak kafes koymaya gerek kalmamaktadır. Hem mikrocerrahi hem de endoskopik y&ouml;ntemle boyun fıtığı ameliyatı olan hastaların ameliyat sonrası 1 hafta kadar boyunluk kullanması istenir. Ameliyat sonrası da hastaların boyun &ouml;ne eğik bir şekilde &ccedil;alışmaması, ofis &ccedil;alışanı ise bilgisayar ekranını g&ouml;z seviyesine getirmesi istenir. Dik oturması, sırtına yastık koyması ve &ccedil;alışırken boynu &ouml;ne eğik bir şekilde kalmaması tavsiye edilir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 09 Jan 2024 14:18:16 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Bebek bağışıklığını güçlendiren 5 adım]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bebek-bagisikligini-guclendiren-5-adim-1457</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/bebek-bagisikligini-guclendiren-5-adim-1457</guid>
            <description><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukların ya da yetişkinlerin bağışıklık sisteminin g&uuml;&ccedil;lenmesi s&uuml;recinde beslenmenin ve &ccedil;eşitli egzersizlerin &ouml]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>&Ccedil;ocukların ya da yetişkinlerin bağışıklık sisteminin g&uuml;&ccedil;lenmesi s&uuml;recinde beslenmenin ve &ccedil;eşitli egzersizlerin &ouml;nemi &ccedil;ok b&uuml;y&uuml;k. Ancak iş, bebeklerin bağışıklık sistemine gelince kafalar karışabiliyor. Ebeveynlerin merak ettiği bebek bağışıklığının g&uuml;&ccedil;lenmesinde ise anne s&uuml;t&uuml; b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor.</p>

<p>&ldquo;Yine mi burnu akıyor?&rdquo;, &ldquo;Bebeğim &ouml;ks&uuml;r&uuml;yor&rdquo;, &ldquo;Acaba doğru giydiremiyor muyum da hasta oluyor?&rdquo;, &ldquo;İlk zamanlar hastalanmamıştı&rdquo;, &ldquo;Ne yapabilirim de hastaneye gitmeyiz?&rdquo; gibi c&uuml;mleler pek &ccedil;ok ebeveynin ortak s&ouml;ylemi. Genellikle ebeveynler, bebeklerinin hastalanmaması i&ccedil;in ellerinden geleni yapıp, hekimlere de vitamin takviyelerinden, beslenme programına kadar pek &ccedil;ok soru sormaktadır. Bebek bağışıklığının g&uuml;&ccedil;lenmesi ve onların hastalıklardan korunmasını sağlamak i&ccedil;in bir&ccedil;ok yol bulunmaktadır. Bu yolları ş&ouml;yle sıralamak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r:</p>

<p><strong>1)&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anne s&uuml;t&uuml;:</strong> Antikor olarak adlandırılan savunma sistemi askerleri, bebeklere annelerinden plasenta aracılığı ile ge&ccedil;mekte ve bebekleri yaklaşık 6 aylık oluncaya kadar &ccedil;eşitli hastalıklara karşı korumaktadırlar. Bundan sonraki koruma ise bebeklerin anne s&uuml;t&uuml;yle aldıkları antikorlar tarafından sağlanmaktadır. Anne s&uuml;t&uuml;nde bulunan &ldquo;imm&uuml;noglobulin A&rdquo; bağışıklık ve hastalıklardan korunma i&ccedil;in &ouml;nemlidir. Ayrıca &nbsp;&ldquo;laktoferrin&rdquo; &nbsp;olarak adlandırılan başka bir anne s&uuml;t&uuml; bileşeni ise; gelişmek i&ccedil;in demire ihtiya&ccedil; duyan bakterilerin &ccedil;oğalmasını demiri bağlayarak &ouml;nlemektedir. Bir başka &ouml;nemli bileşen ise anne s&uuml;t&uuml;n&uuml;n prebiyotik i&ccedil;eriğidir. &nbsp;Anne s&uuml;t&uuml;ndeki prebiyotikler; bebek bağırsağında bulunan &nbsp;&ldquo;Bifidobacterium bifidum&rdquo; olarak isimlendirilen faydalı bakterilerin gelişimini destekler. B&ouml;ylece bebek bağırsağına yerleşerek olası hastalık yapabilecek bakteriler &ouml;nlenir. &nbsp;Anne s&uuml;t&uuml;n&uuml;n sadece bağışıklık &uuml;zerine yazılsa bile uzayıp giden bilgileri mevcuttur. Hala da bu konuda bilimsel pek &ccedil;ok &ccedil;alışma devam etmektedir. İlk 6 ay olabildiğince anne s&uuml;t&uuml; ile bebekleri beslemek gerekir.</p>

<p><strong>2)&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anne ve babalar sigara kullanmamalı:</strong> Sigara dumanında 4000&rsquo;den fazla kimyasal bileşen vardır. Bu kimyasallardan &ouml;zellikle nikotinin ve karbonmonoksitin gebelikte bebeğin i&ccedil;inde barındığı rahim, kan ve g&ouml;bek kordonu damarlarında da daralmaya neden olur. Bebek ve anne arasındaki besin ve gaz alışverişinin azalması ile sonu&ccedil;lanan bu durumda anne karnındaki bebek yetersiz beslenir ve bebekte gelişim geriliği, ileriki yaşlarda alerji, astım, orta kulak iltihabı gelişimi ve bağışıklık sistemine y&ouml;nelik sorunlar oluşabilir.</p>

<p><strong>3)&nbsp;&nbsp; &nbsp;Probiyotik alımı, s&uuml;t &ccedil;ocuğu beslenmesinde artırılmalıdır:</strong> Probiyotik kısaca &ldquo;Belirli miktarlarda alındıklarında sağlığı olumlu y&ouml;nde etkileyen mikroorganizmalar&rdquo; şeklinde tanımlanabilir. &Ccedil;ocuklarda da kullanabileceğimiz; probiyotikler başlıca yoğurtlar, peynir, kefir, turşudur. Bu fermente gıdalarda probiyotik olarak Laktobasiller, Bifidobakteriler ve diğer pek &ccedil;ok probiyotik &ouml;zellikte mikroorganizma bulunmaktadır.</p>

<p><strong>4)&nbsp;&nbsp; &nbsp;Probiyotiklerin yanında prebiyotik gıdalara da beslenmede yer vermek gerekmektedir:</strong> &nbsp;S&ouml;yleniliş şekli benzese de Probiyotiklerden farklı olarak prebiyotikler; kalın bağırsakta yaşayan probiyotik &ouml;zellikte faydalı bakterilerinin artışını destekleyerek insan sağlığını olumlu y&ouml;nde etkileyen, fermente olabilen sindirilmeyen karbonhidrat grubu besin bileşenleridir. D&ouml;rt ana grupta prebiyotik vardır: İnulin, fruktooligosakkaritler (FOS), laktuloz (LOZ) ve galaktooligosakkaritler (GOS). &Ccedil;ocuklarımızın beslenmesinde başlıca yer verebileceğimiz prebiyotik &ouml;zellikte gıdalar ise soğan, sarımsak, muz, enginar, pırasa, kuşkonmaz, baklagillerdir.&nbsp;</p>

<p><strong>5)&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hijyen hipotezi:</strong> Yapılan araştırmalar g&ouml;stermiştir ki; bir &ccedil;ocuğun bağışıklık sistemi ile ilgili hayat seyrini değiştirebilen &ccedil;evresel etkenler; ge&ccedil;irdiği enfeksiyonlar, aşılar, beslenme şartları, bağırsak mikrobiyotası &ccedil;eşitliliğidir. Bu noktada değinilmesi gereken &ouml;nemli bir konuda &ldquo;hiyen hipotezi&rdquo;dir. Basit anlatış ile &ldquo;K&ouml;yde, tarlada toprak &nbsp;i&ccedil;inde oynayan, her d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;nde eli dezenfektanla silinmeyen &ccedil;ocuklarımız daha az hastalanırken; el bebek g&uuml;l bebek b&uuml;y&uuml;tt&uuml;ğ&uuml;m&uuml;z ama apartman dairesi i&ccedil;ine hapsolan, elinde s&uuml;rekli tablet olan sokak oyunu pek bilmeyen &ccedil;ocuklarımız &ccedil;ok daha sık &nbsp;hasta...&rdquo; &nbsp;Hijyen hipotezine g&ouml;re ekonomik ve sosyal gelişime paralel olarak gitgide doğal yaşamdan uzaklaşmak bağışıklık sistemimizin farklı y&ouml;nde davranışlarına neden olmaktadır. Kalabalık aile yaşamından &ccedil;ekirdek aile yaşamına ge&ccedil;iş, t&uuml;t&uuml;n dumanı ve şehirlerde kirli hava maruziyetinin artması, genetiği değiştirilmiş gıdalar ve paketlenmiş gıdalarla beslenmenin ister istemez artması alerjik hastalıkların &ccedil;oğalmasına zemin hazırlamaktadır. Bu s&uuml;re&ccedil; uzadık&ccedil;a yabancı maddelere karşı bağışıklık sistemimizin vermesi gereken cevaplarda farklılaşmalar meydana gelmektedir ve v&uuml;cudumuza zararı olmayan yabancı maddelere karşı da ımmunglobulin E olarak adlandırılan antikorlar &uuml;retilmeye başlar. Kalabalık şehirlerdeki &ldquo;alerjik &ccedil;ocuk&rdquo; tanılarını biraz da bu nedenle artık sık g&ouml;rmekteyiz...&nbsp;<br />
&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Mon, 08 Jan 2024 17:31:26 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Vitamin deposu turpun faydalarını biliyor musunuz?]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/vitamin-deposu-turpun-faydalarini-biliyor-musunuz-1452</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/vitamin-deposu-turpun-faydalarini-biliyor-musunuz-1452</guid>
            <description><![CDATA[<p>Turp i&ccedil;eriğindeki vitamin, mineral ve lifler sayesinde d&uuml;zenli olarak t&uuml;ketilmesi &ouml;nerilen bir besin kaynağıdır. Salataların ]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Turp i&ccedil;eriğindeki vitamin, mineral ve lifler sayesinde d&uuml;zenli olarak t&uuml;ketilmesi &ouml;nerilen bir besin kaynağıdır. Salataların vazge&ccedil;ilmezi olan turp, bir&ccedil;ok yemeğin yanında garnit&uuml;r olarak yenmekte, tokluk hissi verdiği i&ccedil;in de diyetlerde kullanılmaktadır. Antioksidan i&ccedil;eriğiyle bir&ccedil;ok sağlık sorununun oluşmasını engelleyen turp,i&ccedil;erdiği k&uuml;k&uuml;rtl&uuml; bileşiklerden dolayı gaz yapma ihtimali nedeniyle dikkatli t&uuml;ketilmelidir.</p>

<p><strong>Siyah turp</strong><strong>antioksidan deposu</strong></p>

<p>Turp (Raphanus sativus L.) Brassicaceae familyasından sebze olarak t&uuml;ketilen; ilk olarak &Ccedil;in, Japonya, Kore ve G&uuml;ney Asya&rsquo;da yetiştirildikten sonra g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde d&uuml;nyadaki bir&ccedil;ok iklim kuşağında yetiştirilebilen faydalı bir bitkidir. Askorbik asit (C vitamini), folik asit, magnezyum, kalsiyul ve potasyum gibi minarel zengini olan turp, aynı zamanda B6, riboflavin kaynağıdır. Turpta; kuru madde, ham lif, toplam &ccedil;&ouml;z&uuml;nebilir şekerler, C vitamini, protein ve nitrat bulunmaktadır. Turpun % 90-95 su, %5-10 kuru maddeden oluşur. 100 gramında 17 Kcal enerji, 1 gramı protein, 0,1 gramı yağ, 3,6 gramı karbonhidrat, 10 IU A vitamini, 26 miligramı C vitamini, 0,03 miligramı tiamin ve riboflavin, 0,3 miligramı niasin, 30 miligramı kalsiyum, 31 miligramı fosfor, 1 miligramı demir, 18 miligramı sodyum ve 322 miligramı potasyum i&ccedil;ermektedir. Bazı t&uuml;rlerinde ise % 3-4&rsquo;e oranında şeker olduğu bilinmektedir. Yapılan araştırmalarda &ouml;zellikle siyah turpun k&ouml;klerinde y&uuml;ksek oranda antioksidan, beyaz ve kırmızı turpta ise karotenoid olduğu belirlenmiştir.</p>

<p><strong>Sindirimi rahatlatıyor, iştah a&ccedil;ıyor</strong></p>

<p>Sindirim sistemini g&uuml;&ccedil;lendirici etkisi olan turp aynı zamanda iştah a&ccedil;ıcı &ouml;zelliğe sahiptir. Kabızlığa iyi gelen turp, lif i&ccedil;eriği sayesinde sindirimi rahatlatmaktadır. Bağırsakları &ccedil;alıştırdığı i&ccedil;in sindirimi kolaylaştırmakta, iltihap s&ouml;k&uuml;c&uuml; &ouml;zelliği nedeniyle astıma iyi gelmektedir. Bitkisel &ouml;ks&uuml;r&uuml;k şuruplarının b&uuml;y&uuml;k bir b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde beyaz turp suyu kullanılmaktadır. Tarihsel s&uuml;re&ccedil;te cinsel g&uuml;c&uuml; artırdığına inanılan turpun; mesane hastalıkları, romatizma, damar sertliği ve migren &uuml;zerinde olumlu etkiye sahip olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. DNA sarmal kırılmaları &ouml;nlediği ve kanser &ouml;nleyici etkisi olduğu, oksidatif kaynaklı hasarı &ouml;nemli d&uuml;zeyde azalttığı bilinmektedir. K&ouml;klerinin ekstrakte edilen hekzanın kanserli h&uuml;creler &uuml;zerinde potansiyel kemopreventif etkiye sahip olduğu belirlenmiştir.</p>

<p>&middot; Her ne kadar C vitamini s&ouml;z konusu olduğunda akla ilk portakal, mandalina ve greyfurt gibi meyveler gelse de kırmız turpta da hatırı sayılır miktarda C vitamini bulunmaktadır. V&uuml;cudu bir&ccedil;ok hastalıktan koruyan C vitamini aynı zamanda kıkırdak oluşumunda etkili olan kolajen yapımına katkı sağlamaktadır. C vitamini, bağışıklığı destekleyerek v&uuml;cudu soğuk algınlığından da korumaktadır.</p>

<p>&middot; Kana oksijen sağlayan kırmızı turp, kırmızı kan h&uuml;crelerinin hasarını kontrol edebilmektedir. Kalp damar sisteminin korunmasında rol oynayanturp, antioksidan &ouml;zelliği sayesinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskinin d&uuml;ş&uuml;r&uuml;lmesine katkıda bulunmaktadır. Kırmızı turpta, folik asit ve flavonoid i&ccedil;eriği y&uuml;ksektir.</p>

<p>&middot; Tansiyonu d&uuml;ş&uuml;rme etkisi olan potasyum, turpta &ccedil;ok&ccedil;a bulunmaktadır.</p>

<p>&middot; D&uuml;zenli olarak t&uuml;ketildiğinde cilt &uuml;zerinde olumlu etkileri olduğu belirlenmiştir. Ayrıca turpun kaynatılarak elde edilen suyu sa&ccedil;lı derideki kepeğe ve sa&ccedil; d&ouml;k&uuml;lmesine karşı etkilidir.</p>

<p>&middot; Turp iyot eksikliği sonucunda ortaya &ccedil;ıkan guatır i&ccedil;in d&uuml;zenli olarak t&uuml;ketilmesi gereken bir besindir. Tiroid hastalıklarına karşı da t&uuml;ketilebilir.</p>

<p><strong>Turp nasıl t&uuml;ketilmeli?</strong></p>

<p>T&uuml;rkiye&rsquo;de &ouml;zellikle et ve balık t&uuml;r&uuml; besinlerin yanında vazge&ccedil;ilmez bir garnit&uuml;r olarak servis edilen, bunun yanı sıra deniz &uuml;r&uuml;nleri ile birlikte t&uuml;ketilen turp her yemeğin yanında yenebilen vazge&ccedil;ilmez bir besin kaynağıdır. Salataların s&uuml;s&uuml; olan turp, besin değerlerinin kaybolmaması i&ccedil;in &ccedil;iğ olarak t&uuml;ketilmelidir. Fazla olmamak şartıyla &ouml;zellikle siyah turpu bal ile karıştırarak yemek bir&ccedil;ok soruna iyi gelmektedir. Siyah turpu bal ile karıştırarak 1 g&uuml;n soğukta muhafaza işlemi sonrasında sulu kısımdan sabah akşam birer fincan i&ccedil;ilmesi gayet sağlıklıdır. &lsquo;Turp gibi olmak&rsquo; deyiminin hakkını veren bu turpu &ccedil;ocuklara d&uuml;zenli olarak yedirmek gerekir.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 05 Jan 2024 15:59:20 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Tansiyon ve diyabete karşı egzersiz yapın, sağlığınızı koruyun]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/tansiyon-ve-diyabete-karsi-egzersiz-yapin-sagliginizi-koruyun-1447</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/tansiyon-ve-diyabete-karsi-egzersiz-yapin-sagliginizi-koruyun-1447</guid>
            <description><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları, tansiyon ve diyabet d&uuml;nyada sık g&ouml;r&uuml;len rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Hareketsiz yaşam ve fazla kilo sebebi]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Kalp hastalıkları, tansiyon ve diyabet d&uuml;nyada sık g&ouml;r&uuml;len rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Hareketsiz yaşam ve fazla kilo sebebiyle bu hastalıkların g&ouml;r&uuml;lme yaşı giderek daha da d&uuml;ş&uuml;yor. Egzersiz ve spor bu hastalıkların kontrol altına alınabilmesi i&ccedil;in kullanılan etkili y&ouml;ntemler arasında bulunuyor. D&uuml;zenli egzersiz sağlığın korunmasını sağlıyor ve hastalıkları &ouml;nl&uuml;yor.</p>

<p><strong>Egzersiz kas ve iskelet sistemi koruyor</strong></p>

<p>Diyabet d&uuml;nyada g&ouml;r&uuml;lme sıklığı nedeniyle &ouml;nemli bir halk sağlığı problemidir. T&uuml;rkiye&rsquo;de yaklaşık 7 milyon diyabet hastası olduğu tahmin edilmektedir. Her 3 kişiden birinin ise tansiyon hastası olduğu d&uuml;ş&uuml;n&uuml;lmektedir. Orta şiddette ve d&uuml;zenli yapılan egzersizlerin tansiyon, Tip 1 ve Tip 2 diyabet hastalıklarında fayda sağlamaktadır. Egzersiz ins&uuml;lin duyarlılığını artırır. Kan şekeri seviyelerini d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r. V&uuml;cut yağ oranını azaltır. Kalp ve damar fonksiyonlarını geliştirerek kalp dolaşım sistemi, solunum sistemi, kas ve iskelet sistemini korur ve g&uuml;&ccedil;lendirir, tansiyonun kontrol altında tutulmasına ve buna bağlı rahatsızlıkların engellenmesinde &ouml;nemli derecede rol oynar.</p>

<p><strong>Tansiyonu kontrol altında tutuyor</strong></p>

<p>Yapılan &ccedil;alışmalarda haftada en az 2 kere orta şiddette d&uuml;zenli yapılan egzersizler, uygun nabız aralığı, kişiselleştirilmiş ve kontroll&uuml; m&uuml;dahaleler ile egzersizin tansiyon (kan basıncı) kontrol&uuml;ne katkıda bulunduğunu g&ouml;stermektedir. Egzersizin kan basıncını azaltması (tansiyonun optimal d&uuml;zeyde olması) i&ccedil;in şiddeti, tipi, sıklığı ve s&uuml;resi &ouml;zellikle diyabet ve tansiyon hastalarında belirlenmeli ve uygun y&uuml;klenme aralıkları ile planlaması yapılmalıdır.</p>

<p><strong>D&uuml;zenli egzersiz ve spor hastalıklardan koruyor</strong></p>

<p>Yaş ilerledik&ccedil;e v&uuml;cudun kendini yenileme hızında d&uuml;ş&uuml;şler oluşmaya başlar. Dolaşım ve solunum sistemi verimsizleşirken, kemik yoğunluğunda azalma, yaş ilerledik&ccedil;e g&ouml;r&uuml;len iskelet kası k&uuml;tlesi kaybı ve fonksiyonelliğin azalması olarak tabir edilen &ldquo;sarkopeni&rdquo; kalp ve damar hastalıklarına bağlı dolaşım bozuklukları, kan şekeri dengesizlikleri g&ouml;r&uuml;lebilir. D&uuml;zenli spor yapan ileri yaşlılarda kan şekeri ve dolaşıma bağlı bozukluklar da azalma g&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş, kas oranına bağlı, hareket kısıtlılığının azalmış olduğu tespit edilmiştir. D&uuml;zenli spor yapan 70 yaşındaki bir bireyin 40 yaşındaki birey ile aynı fiziksel durumda olabileceği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;rsek, d&uuml;zenli ve bilin&ccedil;li yapılan spor yaşam kalitemizi arttırmada etkili &ouml;nemli parametrelerden olacaktır</p>

<p><strong>Egzersiz her yaş i&ccedil;in kişinin sağlık durumuna g&ouml;re &ouml;zel planlanmalı</strong></p>

<p>Her ileri yaşlı bireyin sağlık durumu farklıdır, bu nedenle kişiye &ouml;zel bir egzersiz planı oluşturulmalıdır. Ancak genel olarak, tansiyon ve kalp hastaları i&ccedil;in uygun olan bazı d&uuml;ş&uuml;k yoğunluklu egzersiz se&ccedil;enekleri şunlar olabilir:</p>

<p>&middot; Yavaş tempoda y&uuml;r&uuml;y&uuml;ş yapmak, kalp ve dolaşım sağlığını geliştirmek i&ccedil;in iyi bir se&ccedil;enektir. Başlangı&ccedil;ta kısa mesafelerle başlayabilir ve zamanla s&uuml;reyi artırabilirsiniz.</p>

<p>&middot; D&uuml;ş&uuml;k hızda ve d&uuml;z yollar &uuml;zerinde bisiklet s&uuml;rmek, kas ve kalp sağlığını destekler.</p>

<p>&middot; Y&uuml;zme bir&ccedil;ok kas grubunu &ccedil;alıştıran etkili bir egzersizdir ve kalp sağlığını geliştirmeye yardımcı olabilir. Y&uuml;zmek tansiyona da fayda sağlar.</p>

<p>&middot; Uzman hekimin de onayıyla hafif aerobik egzersizleri yapılabilir.</p>

<p>&middot; Yoga gibi d&uuml;ş&uuml;k etkili egzersizler, stresi azaltmaya, dengeyi geliştirmeye ve esnekliği artırmaya yardımcı olabilir</p>

<p><strong>Egzersize başlamadan &ouml;nce mutlaka bir doktora danışılmalı</strong></p>

<p>Egzersizi aşırıya ka&ccedil;madan ve yavaş&ccedil;a başlatın. İleri seviyelere &ccedil;ıkmadan &ouml;nce v&uuml;cudunuzu dinleyin. Sıcak havalarda veya aşırı soğuk havalarda aşırı egzersizden ka&ccedil;ının. Egzersiz sırasında belirtiler (&ouml;rneğin, nefes darlığı, g&ouml;ğ&uuml;s ağrısı, baş d&ouml;nmesi) ortaya &ccedil;ıkarsa hemen durun ve bir doktora başvurun. İla&ccedil;larınızı d&uuml;zenli olarak alın ve doktor tavsiyelerini takip edin.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Thu, 04 Jan 2024 14:07:15 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Kalça protezi sonrası bisiklet de kullanabilirsiniz]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kalca-protezi-sonrasi-bisiklet-de-kullanabilirsiniz-1446</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/kalca-protezi-sonrasi-bisiklet-de-kullanabilirsiniz-1446</guid>
            <description><![CDATA[<p>İleri yaş, romatolojik hastalıklar,kal&ccedil;a &ccedil;ıkığı, kırığı ve enfeksiyonları kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesine neden olabiliyor. Kal&cc]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>İleri yaş, romatolojik hastalıklar,kal&ccedil;a &ccedil;ıkığı, kırığı ve enfeksiyonları kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesine neden olabiliyor. Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi sonucunda da bu b&ouml;lgedeki kemik dokular birbirine s&uuml;rt&uuml;yor ve ağrı, hareket kısıtlılığı, kısalık, topallama gibi tablolar ortaya &ccedil;ıkabiliyor. Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi ya da başka nedenlerden kaynaklı kıkırdak hasarları total kal&ccedil;a protez cerrahisi ile tedavi edilebiliyor.&nbsp;T&uuml;rkiye&rsquo;nin Ortopedi ve Travmatoloji konusunda deneyimli uzmanları, başkanlığını Prof. Dr. Olcay G&uuml;ler&rsquo;in yaptığı Memorial Sağlık Grubu&rsquo;nun &ldquo;8. Ortopedi G&uuml;nleri&rdquo; etkinliğinde bir araya gelerek A&rsquo;dan Z&rsquo;ye total kal&ccedil;a protezi konusunda &ouml;nemli paylaşımlarda bulundu.&nbsp;</p>

<p>Memorial Şişli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji B&ouml;l&uuml;m&uuml; uzmanlarından Prof. Dr. Mahir Mahiroğulları, Prof. Dr. Olcay G&uuml;ler ve Op. Dr. Mehmet Halis &Ccedil;er&ccedil;i total kal&ccedil;a protezinin avantajları hakkında şu bilgileri verdi.</p>

<p><strong>D&uuml;zenli ve kontroll&uuml; egzersizle kal&ccedil;a ekleminizi koruyabilirsiniz</strong></p>

<p>Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi genellikle 50-60 yaş sonrası ortaya &ccedil;ıkan bir rahatsızlıktır. Ancak tam veya yarı kal&ccedil;a &ccedil;ıkığı, &ccedil;ocukluk &ccedil;ağında ge&ccedil;irilen kal&ccedil;a hastalıkları, kortizon kullanımına bağlı femur başı(topuz) kemiği &ccedil;&uuml;r&uuml;mesi, kal&ccedil;a sıkışma hastalığı, romatolojik hastalıklar, kal&ccedil;a kırığı veya enfeksiyonuna maruz kalan kişilerde kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi daha erken yaşlarda ortaya &ccedil;ıkabilir. T&uuml;m bu sebeplerin yanında riskli, ağır ve darbeye a&ccedil;ık spor yapan kilolu kişilerde de kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi riski y&uuml;ksektir. Fazla y&uuml;klenme eklemlerde kıkırdak doku aşınmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle kal&ccedil;a eklemini korumak i&ccedil;in v&uuml;cut ağırlığının mutlaka kontrol altında tutulması gerekir. Kal&ccedil;a &ccedil;evresi kaslarının g&uuml;&ccedil;l&uuml; olması kal&ccedil;a eklemini koruyan &ouml;nemli fakt&ouml;rlerdendir. D&uuml;zenli ve kontroll&uuml; egzersiz yapmak kal&ccedil;a eklemi kıkırdak dokusunu korumaktadır. Romatizmal hastalıkları olan hastaların doktorlarının &ouml;nerdiği ila&ccedil;ları d&uuml;zenli kullanması olduk&ccedil;a &ouml;nemlidir.</p>

<p><strong>Ayak tırnaklarınızı kesememeniz kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesinin belirtisi olabilir</strong></p>

<p>Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesinin en &ouml;nemli belirtisi ağrıdır. Erken d&ouml;nemlerde aşınma az olduğu i&ccedil;in hastalarında ağrı &ccedil;ok belirgin olmaz. Ancak kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi ilerledik&ccedil;e kasık b&ouml;lgesinden başlayan ağrı, dize doğru yayılır. Bazı hastalar sadece diz ağrısı hissedebilirler. Bu ağrı y&uuml;r&uuml;rken belirgin olmaktadır. Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi daha ileri evreye geldiği zaman ağrı hem y&uuml;r&uuml;rken hem de yatarken olur. Ağrı oturup kalkarken, merdiven inip-&ccedil;ıkarken daha da belirginleşir. Bacakta kısalığa neden olan kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi hastanın aksamasına neden olur. Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesinin diğer belirtileri ise kal&ccedil;a ekleminde s&uuml;rtme hissi, ses gelmesi, bacak bacak &uuml;st&uuml;ne atamama, &ccedil;orap giyememe ve ayak parmak tırnaklarını kesememedir.</p>

<p><strong>Kişiye &ouml;zel total kal&ccedil;a protezi hasta konforunu artırıyor</strong></p>

<p>Kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesinin başlangı&ccedil; d&ouml;neminde hastanın şikayetlerini azaltmak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak i&ccedil;in ila&ccedil; veya fizik tedavi uygulandığını belirten Prof. Dr. Olcay G&uuml;ler tedavi y&ouml;ntemlerini şu şekilde aktardı: &ldquo;Kıkırdak dokuyu desteklemek i&ccedil;in k&ouml;k h&uuml;cre, PRP, hyaluronik asit ve sitokin enjeksiyonları uygulanabilmektedir. Ancak kal&ccedil;a kire&ccedil;lenmesi ilerlediğinde ve diğer tedaviler başarısız olduğunda tek &ccedil;are total kal&ccedil;a protezi cerrahisidir. Total kal&ccedil;a protezi kal&ccedil;a ekleminde ileri derecede kire&ccedil;lenme olan hastaların kal&ccedil;a ekleminin implantlar ile değiştirilmesi yani yenilenmesi ameliyatıdır. Total kal&ccedil;a protezi, kal&ccedil;a eklemini oluşturan femur başı(topuz) kısım ile asetabulum dediğimiz yuvanın &ouml;zel implantlarla değiştirilmesidir. Kal&ccedil;a protezi 4 farklı implanttan oluşmaktadır. Femur başı kesilerek kemik i&ccedil;ine femoral metal implant ve &uuml;zerine yuvarlak seramik baş uygulanmaktadır. Asetabulum dediğimiz yuva kısmının i&ccedil;ine metal yuva ve yuva i&ccedil;ine de seramik veya polietilen kılıf uygulanır. Kal&ccedil;a protezi kemikler arası teması kestiği i&ccedil;in ağrı ve hareket kısıtlılığı ortadan kalkabilmektedir.Total kal&ccedil;a protez cerrahisinde g&uuml;n&uuml;m&uuml;zde hastaya &ouml;zel robotik kol yardımlı cerrahiyi tercih edebiliyoruz. Total kal&ccedil;a protez cerrahisinde başarının en &ouml;nemli fakt&ouml;r&uuml;, hastanın anatomisine en uygun protezin yapılmasıdır. Her hastanın anatomisi ve kemik yapısı farklı olduğu i&ccedil;in, her hastaya aynı protez cerrahisinin uygulanması sorunlara yol a&ccedil;abilmektedir. Amacımız hatasız ve hastaya &ouml;zel tedavi yapmaktır. Robotik kol yardımlı sistemle hastanın ameliyat &ouml;ncesi g&ouml;r&uuml;nt&uuml;leme tetkikleri ile hastaya protez cerrahisini &ouml;zel planlamaktayız. Bu &ouml;zel cerrahi sayesinde hasta g&uuml;nl&uuml;k hayatına daha &ccedil;abuk d&ouml;nebilmektedir. Ayrıca kal&ccedil;a protez &ccedil;ıkık riski &ccedil;ok azalmakta ve bacak boyu sorunsuz eşitlenebilmektedir. Hastalar ameliyat sonrası bir ayda bisiklet kullanmaya ve y&uuml;zmeye başlayabilmektedir. &Ouml;zellikle doğuştan kal&ccedil;a &ccedil;ıkığı olan hastalarda, daha &ouml;nce kırık ge&ccedil;irmiş hastalarda ve kemik eğriliği olan hastalarda makoplasty robotik kol sistem ile başarılı total kal&ccedil;a protez cerrahisi yapmak m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>

<p><strong>Hasta, gece ağrılarından da kurtularak normal hayata d&ouml;nebiliyor</strong></p>

<p>Total kal&ccedil;a protezi sonrası hastanın kal&ccedil;a ağrısı şikayetinin ortadan kalktığını s&ouml;yleyen Prof. Dr. Mahir Mahiroğulları, &ldquo;Hastanın ağrısı ortadan kalktığı i&ccedil;in y&uuml;r&uuml;me mesafesi artarak g&uuml;nl&uuml;k hayata d&ouml;n&uuml;şleri sorunsuz olmaktadır. Ayrıca hastalar sorunsuz merdiven inip-&ccedil;ıkabilmekte ve aksamaları ortadan kalkabilmektedir. Hastalar gece ağrılarından da kurtularak sosyal yaşam konforuna kavuşabiliyor&rdquo; dedi.</p>

<p><strong>Ameliyat &ouml;ncesi hazırlık hastaya kolaylık sağlıyor</strong></p>

<p>Total kal&ccedil;a protezinin bir maj&ouml;r cerrahi girişimi olduğunu s&ouml;yleyen Op. Dr. Mehmet Halis &Ccedil;er&ccedil;i, &ldquo;T&uuml;rkiye ve d&uuml;nyada insanların ortalama yaşam s&uuml;resi her ge&ccedil;en g&uuml;n artmaktadır. Bunun yanında yaşlı n&uuml;fusun g&uuml;nl&uuml;k aktivite beklentileri de y&uuml;kselmektedir. B&uuml;t&uuml;n bunlar her ge&ccedil;en g&uuml;n yaşlı n&uuml;fusa uygulanan total kal&ccedil;a protezi ameliyatı sayısını artırmaktadır. Yaşlı n&uuml;fus ve maj&ouml;r cerrahi girişim kavramlarının bir araya gelmesi ameliyat &ouml;ncesi hazırlığın &ouml;nemini &ccedil;ok daha fazla artırmaktadır&rdquo; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Wed, 03 Jan 2024 11:58:21 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
                <item>
            <title><![CDATA[Gençlerde de artış gösteren rahim ağzı kanseri riskine dikkat!]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/memorial/pr/genclerde-de-artis-gosteren-rahim-agzi-kanseri-riskine-dikkat-1439</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/memorial/pr/genclerde-de-artis-gosteren-rahim-agzi-kanseri-riskine-dikkat-1439</guid>
            <description><![CDATA[<p>Rahim ağzı (serviks) kanseri, genellikle HPV (Human Papilloma Virus) adı verilen vir&uuml;s nedeniyle rahim ağzındaki h&uuml;crelerin anormal şekil]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Rahim ağzı (serviks) kanseri, genellikle HPV (Human Papilloma Virus) adı verilen vir&uuml;s nedeniyle rahim ağzındaki h&uuml;crelerin anormal şekilde &ccedil;oğalması sonucu oluşuyor. D&uuml;zenli pap smear testleri ve HPV aşıları, rahim ağzı kanseri riskini azaltmada &ouml;nemli rol oynuyor. Erken teşhis &ouml;nem taşıyor &ccedil;&uuml;nk&uuml; tedavi şansını artırabiliyor.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Belirtiler kanserin evresi ilerledik&ccedil;e ortaya &ccedil;ıkıyor</strong></p>

<p>Rahim ağzı (serviks) kanseri gelişmemiş &uuml;lkelerde en sık g&ouml;r&uuml;len jinekolojik kanser iken,gelişmiş &uuml;lkelerde tarama testleri ve aşılamalar sayesinde 3. sıraya gerilemiştir. Rahim ağzı kanserinin erken evrelerinde belirtiler genellikle belirgin değildir. Ancak hastalık ilerledik&ccedil;e aşağıdaki belirtiler ortaya &ccedil;ıkabilir:</p>

<p>&bull; Menopoz sonrası d&ouml;nemde veya cinsel ilişki sırasında g&ouml;r&uuml;len kanama<br />
&bull; Cinsel ilişki sırasında ağrı veya rahatsızlık hissi<br />
&bull; Pelvik b&ouml;lgede s&uuml;rekli veya ge&ccedil;ici ağrı<br />
&bull; Kokulu, kanlı veya renkli vajinal akıntı</p>

<p>Rutin jinekolojik muayenelerini ve tarama testlerini yaptırmayan kadınlarda sıklıkla anormal kanama ve k&ouml;t&uuml; kokulu akıntı şikayetiyle hekime başvurulmakta ve maalesef rahim ağzı kanseri ileri evrelerde saptanmaktadır. İleri evre hastalıklarda b&uuml;y&uuml;k cerrahiler, kemoterapi ve radyoterapi tedavileri gerekmekte ve bu s&uuml;re&ccedil; hastalar i&ccedil;in &ccedil;oğu zaman olduk&ccedil;a yıpratıcı olmaktadır. Hastalığın evresi ilerledik&ccedil;e n&uuml;ks riski de artmaktadır. Bu sebeple her kanser t&uuml;r&uuml;nde olduğu tarama testleri ve erken teşhis b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşımaktadır.<br />
&nbsp;<br />
<strong>Tarama testleri b&uuml;y&uuml;k &ouml;nem taşıyor</strong></p>

<p>Rahim ağzı kanseri taramasında 21 yaşından sonra ya da ilk cinsel ilişkiden 3 yıl sonra başlamak &uuml;zere 30 yaşına kadar 3 yılda bir Pap Smear testi, 30 yaşından sonra ise 5 yılda bir Pap Smear ve y&uuml;ksek riskli Human Papilloma Virus (HPV) DNA testi &ouml;nerilmektedir. Bu tarama testlerinin amacı kanser &ouml;ncesi lezyonlar olan CIN2 ve CIN3&rsquo;&uuml; saptamak ve kansere d&ouml;n&uuml;şmeden &ouml;nce bu lezyonları i&ccedil;erecek şekilde rahim ağzını LEEP ya da konizasyon adı verilen işlemle &ccedil;ıkarmak ve b&ouml;ylece kanseri &ouml;nlemektir. &Uuml;lkemizde bu tarama testi aile hekimlikleri, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) be Toplum Sağlığı Merkezleri tarafından yaygın olarak yapılmaktadır. B&ouml;ylece bir&ccedil;ok kadın kanser &ouml;ncesi aşamada yakalanmakta ve tedavi edilmektedir.<br />
&nbsp;<br />
<strong>HPV aşıları kanser riskini azaltmada etkili rol oynuyor</strong></p>

<p>Rahim ağzı kanserini &ouml;nlemede ikinci &ouml;nemli ara&ccedil; ise HPV aşılarıdır. HPV aşıları, &ouml;zellikle serviks kanseri riskini azaltmada etkili bir rol oynar. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; serviks kanserinin b&uuml;y&uuml;k bir &ccedil;oğunluğu HPV enfeksiyonlarına bağlı olarak gelişir. 9&rsquo;lu HPV aşısı &uuml;lkemizde uygulanmaktadır. Bir&ccedil;ok &uuml;lkede rutin aşılama programında yer alan bu aşı maalesef &uuml;lkemizde rutin aşılama programında yer almamaktadır. 9-26 yaş aralığındaki t&uuml;m kız &ccedil;ocuğu/kadın ve erkeğe &ouml;nerilmektedir. 15 yaşına kadar 2 doz &ouml;nerilirken, 15 yaş ve &uuml;zerinde toplam 3 doz aşı gerekmektedir. Hekimliğin ana g&ouml;revlerinden biri hastalıkları oluşmadan &ouml;nlemektir. Bu sebeple rahim ağzı (serviks) kanseri tarama testleri ve HPV aşılarının mutlaka yaptırılması gerekmektedir.<br />
&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Tue, 02 Jan 2024 13:51:13 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
            </channel>
</rss>
