<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:webfeeds="http://webfeeds.org/rss/1.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>lifematrix GmbH Basın Bültenleri</title>
        <link>https://basinv1.lond.net/lifematrix/pr/feed</link>
        <description><![CDATA[My feed description]]></description>
        <atom:link href="https://basinv1.lond.net/kategori/%7Bcategory_slug%7D/rss" rel="self"></atom:link>
                                                                <language>tr</language>
        <lastBuildDate>Fri, 02 Feb 2018 18:29:10 +0300</lastBuildDate>
                <item>
            <title><![CDATA[Büyükannemizin mutfağı geri geliyor]]></title>
                        <link>https://basinv1.lond.net/lifematrix/pr/buyukannemizin-mutfagi-geri-geliyor-577</link>
            <guid isPermaLink="true">https://basinv1.lond.net/lifematrix/pr/buyukannemizin-mutfagi-geri-geliyor-577</guid>
            <description><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme konusunda birbirinden farklı bir&ccedil;ok g&ouml;r&uuml;ş &ouml;ne s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor, bu da doğal olarak kafamızı karıştı]]></description>
                        <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı beslenme konusunda birbirinden farklı bir&ccedil;ok g&ouml;r&uuml;ş &ouml;ne s&uuml;r&uuml;l&uuml;yor, bu da doğal olarak kafamızı karıştırıyor. Hangi besinleri mutfağımıza almamız, hangilerinden uzak durmamız konusunda bocalıyoruz. Oysa &ccedil;&ouml;z&uuml;m &ccedil;ok basit: B&uuml;y&uuml;kannenize g&uuml;venin ve onun yemeyi d&uuml;ş&uuml;nmeyeceği ne varsa, onları ağzınıza s&uuml;rmeyin!</p>

<p>D&uuml;nya n&uuml;fusunun artması ve teknolojideki hızlı ilerleme, &ccedil;ok daha kısa s&uuml;rede, d&uuml;ş&uuml;k maliyetli besin maddeleri &uuml;retilmesi i&ccedil;in yeni &ccedil;alışmalar yapılması ihtiyacını doğurdu. Doğal &uuml;retim hem zahmetli hem de olduk&ccedil;a maliyetliydi. Tarlaların s&uuml;r&uuml;lmesi, sebzelerin ekilmesi, ağa&ccedil;ların dikilmesi, sulanması, toprağın &ccedil;apalanması ve nihayet meyvelerin, sebzelerin yetişmesi&hellip; Sonu&ccedil;ta insan metabolizmasının ihtiyacı olan şey proteinler, karbonhidratlar, yağlar, vitaminler, mineraller değil miydi? Bunlar, v&uuml;cudun ihtiyacı olan miktarlarda bir araya getirilip yapay besinler &uuml;retilemez miydi?</p>

<p>&Uuml;retildi zaten. B&ouml;ylece, sanayi &uuml;r&uuml;n&uuml; gıda maddeleri ortaya &ccedil;ıktı. Ama unutulan bir şey var: İnsan metabolizması akla hayale sığmayacak kadar karmaşık bir mekanizmadır ve sindirim sistemi, ağızdan başlayıp mideye, ince bağırsağa, kalın bağırsağa uzanan mucizevi bir yapıdır. Doğadaki her meyveyi, sebzeyi, proteini sindirim sisteminin farklı kısımları par&ccedil;alar, emer, bin bir işlemden ge&ccedil;irip &ccedil;ok farklı kanallardan kana karıştırır ve onlardan maksimum yararı sağlayacak şekilde d&ouml;n&uuml;şt&uuml;r&uuml;r ya da depolar. İnsan metabolizması fabrikasyon bir besin maddesini doğal besin maddesi gibi algılamaz. V&uuml;cudu kandıramayız; kendimizi kandırırız ancak!</p>

<p>Peki doğal olarak adlandırdığımız &uuml;r&uuml;nlerde durum ne? İ&ccedil;inde bulunduğumuz sistemde, k&acirc;rlılığı arttırmak i&ccedil;in &ccedil;ok hızlı ve seri &uuml;retim yapılması gerekiyor. İster istemez besinler de bu ticari bakışın kurbanı oluyor. Kimsenin bir tavuğun yavaş yavaş b&uuml;y&uuml;mesini, gelişmesini bekleyecek kadar zamanı yok. Domates i&ccedil;in, karnabahar i&ccedil;in de &ouml;yle. T&uuml;m hayvanlar, t&uuml;m sebze ve meyveler doğal gelişim s&uuml;recini beklemeden hızla b&uuml;y&uuml;t&uuml;l&uuml;p t&uuml;ketilecek duruma getirilmek zorunda. Burada da hormonlar ya da kimyasal bileşimler imdadına yetişiyor &uuml;reticilerin. Yine d&ouml;n&uuml;p dolaşıp aynı konuya geliyoruz: Doğal besinlerin yapay kimyasallarla kombine edilmiş bi&ccedil;imlerini biz g&ouml;z&uuml;m&uuml;zle ayırt edemesek bile, metabolizmamız bunu ayırt edebiliyor. V&uuml;cudu kandıramıyoruz; kendimizi kandırıyoruz ancak!</p>

<p>İnsan zek&acirc;sı doğayı taklit ederek yeni buluşlar yapabilir. Doğanın eksiklerini tespit ederek onları tamamlamaya &ccedil;alışmak, eksikleri gidermek gibi bir g&uuml;c&uuml; yoktur insanoğlunun. &Ouml;rneğin &ldquo;yağ insan v&uuml;cudu i&ccedil;in zararlıdır, s&uuml;t&uuml;n i&ccedil;indeki yağ yanlışlıkla koyulmuştur, elimizdeki teknolojik olanaklar sayesinde yağı s&uuml;t&uuml;n i&ccedil;inden ayrıştırarak daha sağlıklı bir besin elde edebiliriz&rdquo; d&uuml;ş&uuml;ncesi doğru değildir. Benzer bi&ccedil;imde, meyveyi &ccedil;iğneyerek zaman kaybetmeyelim, suyunu sıkıp i&ccedil;ersek meyvenin b&uuml;t&uuml;n i&ccedil;eriğini hızlıca ve zahmetsiz bi&ccedil;imde midemize almış, b&ouml;ylece doğanın yaptığı bu hatayı da d&uuml;zeltmiş oluruz diye d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. Yine kendimizi kandırırız. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; meyvelerin kendisini yediğimizde sindirim sistemimiz i&ccedil;in son derece &ouml;nem taşıyan posayı da v&uuml;cudumuza alırken, sadece suyunu sıkıp t&uuml;kettiğimizde meyve şekerinin sindirime girmeden doğrudan kana karışmasına ve kan şekerinin hızla y&uuml;kselmesine neden oluruz.</p>

<p>B&uuml;y&uuml;kannemizin, marketten aldığımız gıda maddelerini masanın &uuml;st&uuml;ne dizip hangilerini mutfağa, hangilerini &ccedil;&ouml;pe g&ouml;t&uuml;receğine karar vermesi de yeterli değil. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; b&uuml;y&uuml;kannemiz, onları g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml;nde beynindeki gıda maddesi kodlarına g&ouml;re bir se&ccedil;im yapıyor. Oysa biliyoruz ki tek duyu organımız g&ouml;z değil. Mesela, haftalarca ekşimeyen bir yoğurdu ilk bakışta mutfağa g&ouml;t&uuml;r&uuml;p dolaba koyabilir b&uuml;y&uuml;kannemiz. Ama tadına bakınca, bunun doğal yoğurt olmadığını hemen fark edecektir. Sepette duran elmanın neden kurtlanmadığını da merak edecektir. Emin olun elma kurdunu uzak tutmayı başaran maddelerden b&uuml;y&uuml;kanneniz de uzak durmayı tercih edecektir.</p>

<p>B&uuml;y&uuml;kannemize garip gelecek Fast food&rsquo;dan ya da gazlı i&ccedil;eceklerden s&ouml;z etmeye bile gerek yok. Belki pekmezi sulandırıp i&ccedil;miş olabilir b&uuml;y&uuml;kannemiz, ama suyun şekerle, asitle, boyalarla karıştırılmasıyla elde edilen renkli i&ccedil;ecekler hem g&ouml;r&uuml;nt&uuml; hem de tat olarak ona tamamen yabancı gelecektir. &nbsp;</p>

<p>Bizler, gıda maddesi g&ouml;r&uuml;n&uuml;m&uuml;ndeki fabrikasyon &uuml;r&uuml;nleri, rafine &uuml;r&uuml;nleri t&uuml;keterek v&uuml;cudumuzu kandırdığımızı, bir şekilde beslendiğimizi, ihtiya&ccedil;larımızı karşıladığımızı d&uuml;ş&uuml;nebiliriz. Ama v&uuml;cudu kandırmak ger&ccedil;ekten kolay değil. V&uuml;cudumuz bize gereken cevabı veriyor: Aşırı yağlanmayla, ins&uuml;lin direnciyle, diyabet başta olmak &uuml;zere hipertansiyon, kolesterol y&uuml;ksekliği, tiroid bozuklukları gibi metabolik hastalıklarla bize gerekli mesajı iletiyor.</p>

<p>metabolic balance&reg;, b&uuml;y&uuml;kannemizin mutfağını geri getiriyor. M&uuml;mk&uuml;n olduğunca doğal şartlarda &uuml;retilmiş sebzeleri, meyveleri, baklagiller gibi bitkisel proteinleri ve et, k&uuml;mes hayvanları, balık, s&uuml;t, yumurta, peynir gibi protein &ccedil;eşitlerini; yani doğal &uuml;r&uuml;nleri t&uuml;ketmemizi &ouml;neriyor. Doğal yapısıyla oynanmış, işlem g&ouml;rm&uuml;ş &uuml;r&uuml;nlerden, rafine edilmiş gıdalardan uzak durulmasını tavsiye ediyor. B&uuml;y&uuml;kannemizin mutfağına d&ouml;nerek, v&uuml;cudumuzun asıl ihtiya&ccedil; duyduğu besinleri alacağımızı, zararlı olanlardan uzak duracağımızı ve sağlıklı beslenmenin bu olduğunu s&ouml;yl&uuml;yor.</p>

<p>T&uuml;kettiğimiz besinler kadar g&uuml;n&uuml;m&uuml;zdeki yaşam şeklimiz, beslenme alışkanlıklarımız da tuhaf gelecektir b&uuml;y&uuml;kannemize. B&uuml;y&uuml;k ihtimalle hem b&uuml;y&uuml;kannemiz hem de &ccedil;evresindekiler tarlada &ccedil;alışır, ekin eker, hayvan otlatır, işleri bittiğinde de evlerine y&uuml;r&uuml;yerek d&ouml;nerlerdi. Bu kadar hareketli yaşarken 3 &ouml;ğ&uuml;n yemek yerlerdi. 5 &ccedil;ayı diye bir kavramı bile bilmiyorlardı b&uuml;y&uuml;k ihtimalle. Birisi b&uuml;y&uuml;kannemize g&uuml;n boyu yerinden hi&ccedil; kalkmadan oturmasını, alışverişe arabayla gitmesini, akşam saatlerce televizyon karşısında oturmasını, bu arada da s&uuml;rekli bir şeyler yemesini s&ouml;ylese herhalde şaşkınlığını gizleyemezdi.&nbsp;</p>

<p>&Ccedil;ağımızın en b&uuml;y&uuml;k sorunlarından olan obeziteyle ve onun yol a&ccedil;tığı metabolik hastalıklarla başa &ccedil;ıkmanın yolu doğru beslenmeden ge&ccedil;iyor. Bunu başarmak i&ccedil;in de elimizde altın bir anahtar var: Geleneksel yaşam tarzımızı ve geleneksel beslenme alışkanlıklarımızı m&uuml;mk&uuml;n olduğunca korumak.</p>

<p>2003 yılında Almanya&rsquo;da kurulan ve şu anda 30&rsquo;a yakın &uuml;lkede hizmet veren metabolic balance&reg; beslenme programının temelini bu geleneksel beslenme tarzı oluşturuyor. 2009&rsquo;dan itibaren T&uuml;rkiye&rsquo;de ve KKTC&rsquo;de faaliyetlerini s&uuml;rd&uuml;ren metabolic balance&reg;&rsquo;ın b&uuml;nyesinde, bu beslenme programının eğitimini alan ve temsilciliğini yapan &ccedil;ok sayıda doktor bulunuyor. metabolic balance&reg;, 2017 yılından itibaren de Azerbaycan&rsquo;da ve T&uuml;rki Cumhuriyetleri&rsquo;nde hizmet vermeye başlayacak. Kısacası b&uuml;y&uuml;kannemizin sağlıklı yaşam sırları g&uuml;n ge&ccedil;tik&ccedil;e daha fazla &uuml;lkeye, daha fazla insana ulaşarak geri geliyor ...</p>
]]></content:encoded>
                        <dc:creator xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">Author</dc:creator>
            <pubDate>Fri, 02 Feb 2018 18:29:10 +0300</pubDate>
                                                                                                        </item>
            </channel>
</rss>
